Ana içeriğe atla

Aşkta Başarı Yolu

Kimse, sevgi nedir bilmeyen bu toplumda
Okusun öğrensin yazdıklarımı bire birdir öğütlerim...
Bak nasıl evirir çevirir küreklerle, yelkenlerle
Oynak gemiyi gemiciler, öğrenmek gerek bu yolla
Araba sürmeyi onu bilenden, sevişmeyi sevenden.

Koşumda Automedon, gemi yürütmede Tiphys Haemonia
Eşi bulunmaz birer yöneticidir, ben de sevgide,
Beni de tek yaratmış Venüs bu yolda.
Bir gün gelecek bana da bir Tiphys,
Bir Automedon denecek sevişmede..
Oldukça dikbaştır bu çocuk, karşı koyar bana,

Oysa daha kolay gelir yola yaşı gereğince.
Kithar öğretmeni yapmıştı gençlere
Phillyra'nın oğlu Achilles'i, yumuşatırdı bu yolla
Taş yürekleri bile, korku salmışken ilkin
Birçok gönüldeşe de, yavılara da(düşmanlara),
Titremiş çocuklar gibi, ürpertmiş yaşlıları,

Hector bile sezmişti bunu, bütün dikbaşlara
Boyun eğdiren, düşmüş eninde sonunda
Sevginin ocağına. Aeacides için Chiron neyse
Öyle bir tek'im ben de sevgide.
Biri genç bir delikanlı biri de yaşlı
Kılınmış Tanrıçalara, olsun ne çıkar bundan
Boğanın boynunu koşulan boyunduruk,
Azgın aygırınkini yular aşındırır, diş diş eder.

Sevgi düşmüş bana da bu üleştirmede, varsın
Benim de gönlümü onun yayından atılan
Oklar yaralasın, delik deşik etsin.
Ne denli derinden vurursa vursun beni sevgi,
Ne denli onulmaz olursa olsun açtığı yaralar,
Bir gün gelir çıkarırım acısını kat kat.

İstemem ey Phoebus senden gelmez olsun
Böylesi öğütler bana, istemem.
Gelmez olsun bize göklerden kuşların
Kanatlarında seslerin, duyuruşların, istemem
Görünmez olsun; gözüme otarırken  Acra kırlarında
Senin kuzularını, Clio' da, kızkardeşleri de,
İş açmış başımıza, bu yüzden uymak gerek
Sözlerine sevgi yalvacının.

Doğrusunu söyleyeceğim: gel yanıma,
Yetiş, tut elinden bu işe girişenin
At yüzünden ince örtüyü, ey sevginin anası,
Kaldır o arı duru olmanın belirtisini.
At bir yana topuklarına değen etekliğini,
Senin üstüne türküler yakacağım ey Venüs,
Sen ey bir çok gönül oyunlarını gizleyen,
Kandırmam, çıkarmam kimseyi baştan.

İlkin: seç, sevmek istersen sevilmeye değeni.
Kuşan oklarını yeniden bir er gibi
İkincileyin: sev sevince gönlünün çektiği,
Sözünü dinleyen güzel bir kızı.
Üçüncüleyin: uzun sürmeli elden geldiğince sevgi.
Budur bize araba yolunu gösteren düzen.

Böyle yürür atlar, çeker arabayı.
Böyle sürebilirsin ancak arabayı epeyce,
Evet, seç gönlünün uyarınca olanı,
Sev, seni sevmişim yürekten, diyebileceğin kimseyi,
Düşmez ayağına ışıyan gökten dilediğin.
Gözlerinin önündedir sevip gönül vereceğin,

Araman bulman gerek, bilir avcının iyisi
Nerede tuzak kurulur karacalara.
O bilir bilmesine hangi boğazda vurulur
Azgın domuz, kuş kuşlayan bilir
Dizim dizim kuşlar nereden gelir
Balıkçı bilir balıkların toplandığı suları,
Öyle atar oltayı, bunlar gibi senin de
Bulup çıkarman gerek kızların kaynağını.

Önceden öğreniver nerde yuvalanır kızlar.
Ben demem araştırmalarımda sana
Akıntıya kürek çek, git boşuna yelken aç.
Boşuna dolanıp durmayasın
Upuzun çakal yollarında boyuna.
Perseus kara hindlilerden almış Andromeda'yı,
Böyle kaçırmış o Grek kızını frigialı delikanlı.

Bilsen ne güzel kızlar verecek sana Roma,
Diyeceksin onları elde edince
Olur mu bundan güzeli de şu yeryüzünde?
Evet ne denli olursa Gargara'da ekinler,
Methymna'da üzümler, sularda balıklar,
Dallarda uçuşan kuşlar, gökte yıldızlar;
Öyle olur Roma'da da yığın yığın kızlar.

Oğlu Aeneas'ın ülkesinde oturuyor Venüs bile.
Etkisin altında mısın yoksa seni yetiştiren
Erginlik yıllarının bu gün de,
Gelecek gözlerinin önüne o gerçek güzel.
Evet çeker bir genç güzeli gönlün,
Oynatır yüreğini yerinden binlerce genç,
Bilmezsin gene de hangisidir gönlünü yakan.

Yaşın geçip daha yetkin kılınca seni yıllar,
İnan bana bulacaksın daha olgunlarını.
Gez dolaş bu yolda Pompeia gölgeliklerinde,
Güneş ışıklarının Hercules arslanının
Sırtına düştüğü yerde, ya da ananın çocuğuna
Göndermeler sunduğu, duvarların el yurdundan

Gelen değerli mermerlerle donatıldığı
Yerde gez dolaş, kaçmasın gözünden
Yıllarca önceden girişlerde çepeçevre asılmış
Oranın kurucusu Livia'nın adını taşıyan yazılar.
Hani kanına girmek için kardeş çocuğunun,
O suçsuzun boynunu uçurmaya kalkışan
Kılıcını çeken babayı gösteren yerde.

Bırak artık Adonis gitmez Venüs'ün acıları
Suriye'de de vardır buna benzer
Yahudi inançları; Sabat günü derler ona.
Ortada durur dokumalara sarılmış öküz
Memphis tapınağında, bir çok kadınlar
Jupiter'e yapılanları yaparmış ona.
Öte yandan kim inanır Forum'da
Sevişmenin evdeki gibi olduğuna?

Dernek ocağının boyuna yakılı kaldığına?
Bir kaç adım uzaklaşmaya görsün kişi
Venüs tapınağından kamçılar havaları
Appias fışkıran sularla, gider oraya
Günü gününe sevginin koruyucusu,
Odur önüne gelene yardım eden
Kimseciklerden yardım görmeden.

Pek çok sözleri bırakıla kalmış orada,
Bunlar gösterir yeni yeni gönül işlerinin
Nasıl yapılması gerektiğini, neye yaradığını.
Bir kadın gelir Venüs tapınağının yanına
Güler, salınır görür ne denli seve seve
Kadın satıcıların iş yaptığını.
Sen de çıkabilirsin ava şimdi
O tiyatronun yörelerinde istediğin gün

Kolayca bulursun o yeri, besbellidir.
Orada görürsün sevip vurulduğunu,
İlkin kime dokunduğunu,
Kiminle gönül eğlemek istediğini.
Ağızlarda geçimlik ekinler dolaşan
Yığın yığın karıncalar,

Ya da arılar gelir güzel kokulu çiçekler
Kırlar arasından dolanırlar çepeçevre Thyma'yı,
İşte bunlar gibi gelir süslenmiş püslenmiş
İnce kadınlar dizim dizim, oyunları görmeye:
Bir gelenek üstüne kuruludur bu toplantılar
Bence görmek, görünmek için gelirler.

Ne ak yüzler kara çıkmış o yerde.
İlkin sen ettin oyun bozanlık ey Romulus
Neler yapmamış tutsak Sabin kadınları
Dul erkeklerle, ne baştan çıkarmalar
Bir tek tiyatro kalmamıştı asılmadık
Işıl ışıl örtüleri, dökülmedik
Işıklar Crocus'un oyun yerlerinden,

Ağaçlı Platin tepesinde olduğu gibi
Donatılmış kendiliğinden, el değmeden
Süslenmiş ağaçlarla bir oyun yeri,
Oturmuş önüne gelen dizi dizi basamaklarda,
Sarılmış, kaplanmış içlerinden birinin
Ağaç yapraklarıyla dağınık saçları.
Dört bir yandan bakıyordu biri; dikmiş
Gözlerini kıza bunlar arasından,
Bu kızdı ses çıkarmadan

Çoklarının yüreğini oynatan.
Dayamış biri değneğini yere, almış eline
Tuscus kavalını, başlamış çalmaya,
Eşit üçlü vuruşlarla uydurmuş ayaklarını
Çaldığı kavala, o gün alkışlar tutmuş
Ona önüne gelen, bu yolla geçmiş kendinden.
El etmiş topluluk içinde bulunan kral;
Beklenen de buydu gerçekten.
Sıçramış yabancılar yerlerinden

Çığlıklar koparmışlar kulakları yırtan.
Bu işte pek becerikli olmuş kız...
Kaçışmış ölüm korkusuna kapılan kalabalıklar,
Nasıl kaçışırsa kartalları görür görmez
Güvercinler, kurtları süt kuzuları,
İşte öyle kaçmış erkekleri görünce
Duyulmadık bir korkuya kapılmışlar,

Uçmuş renkleri, sapsarı kesilmiş yüzleri
Bir öyle korkuydu ki bu, kimsecikler
Yapamazdı onun yaptığını.
Kimi saçlarını yoluyordu,
Kimi olduğu yere çökmüş, geçmiş kendinden.
Kimi sus pus olmuş, gömülmüş acılara,
Boşuna çağırıp durmuş anasını kimi de.
Dili tutulmuş kiminin, donakalmış, çakılmış
Olduğu yere, kimi desen kaçıp gitmiş.

Önünde sonunda sürüklenip götürülmüş
Yakalanan kızlar eş kılınmış
Alıyor, sımsıkı tutuyor erkekler kucaklarında
Ayak direyen, gitmek istemeyenleri, öpe öpe:
Neden ağlar da bozarsın gözlerini,

Baban ne yapmışsa anana
Ben de onu yapacağım sana....
Ey Romulus sen bilirsin ancak
Erkekleri neyin sevindirdiğini.
Verirsen bu mutluluğu er olurum ben de.
İşte o yıllardan bu yana durur o tiyatro
Olduğu gibi, pek tekin değildir bugün bile
Korkulu yerdir güzel kadınlar için.

Kaçmaz soylu bir kimse yarış alanından atların,
Circus'ta toplanırlar, pek çok sevenler de
Bulunur aralarında ne bir parmak kımıldatışı,
Ne konuşma, ne bir tanıdıkla gizli
Kaş göz etmeler gerekir senin için orada
Sokul bir kadının yanına, çekinme,
Engel olmaz kimse. yanaş ona

Yanaşabildiğince, sıkış sıkıştır onu,
Sokuluver, değinin, sürünün birbirinize,
Ağız açamaz sana, neylersin dardır oturma
Yerleri, ses çıkarmaz kız, konuşmaya başla
Yavaştan yavaştan, ilkin genel konulardan
Açmak yerinde olur sözü.

Kimindir sorarsa bu gelen atlar
Onun tuttuğu yanı tutarsın boyuna
Sen de yarışta, sonra başlar savaşan
Ephebus'ların geçit töreni, alkışla orada
Tanrıça Venüs'ü, sil kızın boyun atkısını
Sözde tozlanmış gibi yapıver bir yol.

Silk parmak uçlarıyla şöyle ufaktan.
Tozlanmamışsa da yap bunu çekinme tozlanmışca.
Yararlan eline geçen bütün kolaylıklardan,
Bak, bir de eteği düşmüş, değmişse yere
Derleyip topla kaldır yerden,
Gözden ayırma, tozlanmasın iyi bak.

Ödülüdür bu yaptığının en azından kızın
Çıplak baldırlarını doyasıya görmen.
Bir yol da bakıver arkaya oturanlar olur
Dokunmasın uzanan dizleriyle kızın omuzlarına..
Çeler oynak gönülleri bu davranışlar.
Ne sevgiye tutulanlar vardır;

Düzeltivermiş eliyle kızın arkasında
Duran yastığı, böylece çeledurmuş gönlünü;
Serinletmiş onu yumuşak bir yellikle,
Bir de iskemle koymuş pamuk gibi
Yumuşak ayaklarının altına,
Kolayca bulursun böyle sevişme yollarını
Circus'ta, ya da pek acıklı işlerin
Yapılageldiği kum serili Forum'da.

Savaşır o kumsalda sevgi yolunda Venüs oğlu,
Yara görmeye gelip yaralanan olur orada
Bir yarış oldu, koşuyu kazananın avucuna
Korken ödülü, vuruldu yanında duran bir
Kadının bakışlarından atılan okla.

Başlamış inlemeye, görülmelik olmuş
Görmeye gelmişken vurulanları.
Bir gündü gene Caesar bir deniz savaşını
- Hani Perslerle Atinalılar arasında yapılan -
Göstermek için savaş gemilerini
Koymuşken oyun yerine o gün bir o denizden
Bir bu denizden bölük bölük delikanlılar,
Venüs kızları koşmuş gelmiş, sanırsın
Roma'da toplanmış bütün yeryüzü.

Neler yoktu içlerinde sevmek sevişmek için.
Ne yazık ne yazık kaç kişi yanmış sevginin
Oduna o gün, oysa bak gene derlenip düzenleniyor
Caesar almak için yeryüzünün öbür bölümünü de.
Ey uzak Doğu ülkesi bizim olacaksın sen de..
Ey Partlar siz de göreceksiniz yaptıklarınızın
Karşılığını, sevinin ey Crassus'la ölüp

Geceleyin gömülenler, ey barbar ellere
Düşen kartallar, sevinin.
Yakındır o başbuğun geleceği gün, yakın.
Yapamaz onun yaptığı savaşı değme delikanlı.
Yıllara sığmaz, onlarla sayılmaz yaşı Tanrıların.
Ölçülmez günlerle Caesar'ların yiğitliği, erdemi.

Aşar yılları gökçe yaratıcı yetiler,
Katlanamaz uzun boylu boşuna bekleyişlere
Acı gelir onlara bu, daha çocukken ezmiş
Elleriyle iki yılanı Hercules,
Ana karnındayken göstermiş Jupiter'e
Yaraşır bir soydan olduğunu....
Ey Bacchus sen de pek gençtin hani,

Çocuk denecek çağda değil miydin Thyrsus'unla
Hind ülkesini alt ettiğin, titrettiğin günler?
Baban kollayacak seni, kargı kullanacaksın
Ey çocuk, başarılar kazanacaksın
Babanın gözcülüğü altında, budur ilk işin
Taşıdığın yüce ada yaraşan budur.
Bugün gençliğin egemenisin, yarın

Yaşlılığın olacaksın, kardeşlerin yok olmuş,
Al öçlerini
Koru baban için gerekenleri.
Savutlar vermiş sana baban koruyasın diye
Anayurdunu, yavılar almak istediği gün
Başbuğluğu kutlu kargılar kullanacaksın
Yavıların kanıyla boyanacak kargılar,

Senin bayrağının altında yaşayacak
Doğruluk, düşkünlere acımak.
Ülküsü de, pusatları da aşağılıktır Partlar'ın,
Getirilsin, isterim Latium'a ey başbuğum
Onların varı yoğu, ey Mars baba,
Caesar baba esirgemeyin yardımlarınızı,
Biriniz Tanrıdır sizin, öteki de olacak.

Bildiriyorum üstün geleceğini, şimdiden
Övgüler döküyorum üstünüze, yayılacak
Bütün evrene ününüz çalınacak borularla..
Geçip önüne senin bölüklerin, türkülerimle
Yüreklendireceğim onları,
Çoğaltır güçlerini yazılarım
Anlatacağım Romalıların nesıl göğüs
Gerdiğini Partlar'a, bir bir.

Yavıların atlarına atlayıp ne denli
Kaçarken ot attıklarını anlatacağım..
Kaçan kazanır, başarırsa ne kalır geriye
Ey Partlar, çok kötü işler açacak başına
Senin bu yaptıkların yüzünden Mars ey Part.
Ey yüceler yücesi gelecek o günler
Oturacaksın dört ak at koşulu

Altın arabaya, gelip geçecek önünden
Boynu bağlara vurulu yavı önderleri,
Artık kaçmakta bulamıyacaklar
Kurtuluşu eski gibi.
Kızlar delikanlılar dizi dizi bakacak
Onlara doyasıya, o gün büyük bayrak olacak,
Bütün ulus için, işte o gün sorarsa sana
Kızlardan biri bu kralların adını

Yerleri, dağları, akan suları, bunların
Tüm nereden gelip nereye gittiğini
İrdeler, araştırırsa anlat dilin döndüğünce
Kısa olmasın karşılıkların, bilmediğin olsa
Bile, görün çok iyi biliyormuş gibi.
İşte dersin Fırat ırmağı; başı saz donanmış
Kişi biçiminde, mavi, dalgalı saçlısı da Dicle

Bu yığın geçenler tutsak Ermeniler,
Şu da Persia'yı gösteriyor, bir ülkedir
Almış adını Danae oğlunun, şu ise güzel
Oylumlarda kurulmuş bir Achamenid kenti.
Bunlar da yavı önderleri, söylersin
Bilirsen adlarını, bilmezsen uydur yakışanı.
Şölenler, donatılmış toylar kolaylık sağlar

Sevişmelere, yalnız içkinin tadını düşünme
Bu konuda, kıvrık boynuzlu Bacchus suyuyla
Dolmuş bardaklar boşaltılır orada çokluk
Gül yüzlü sevgi Tanrısının adına.
Ağırlaşınca içkiden Cupidus'un kanatları
Uçamaz, bağlanmışça kalır olduğu yerde.

Çırpar o gün hızla ıslak kanatlarını.
Yaralar açılır suları sıçrattığı gönüllerde.
Oynatır içki yürekleri, tutuşturur canları,
Dağıtır sıkıntıları, sevinç verir çoklarına.
Bir gülüş, bir tatlılık belirir yüzlerde,

Giderir acıları, can sıkıntılarını,
Alınlardaki kırışıklıkları, açılır açılmasına
Gönüller, bir açık yüreklilik doğar bizim
Çağımızda bulunmayan, karşı gelinmez Tanrı
Gücüne, çeler gönlünü gençlerin boyuna kızlar
Alev içinde alevdir şarab içinde Venüs.

Kapılma ışıldakların altında gördüklerine:
Elbir edince içkiyle geceleyin güme gittiğin gündür.
Bakmış doyasıya Tanrıçalara günün aydınlığında
Paris, sonra dönmüş: Sen ötekilerden
Çok daha güzelsin, demiş, ey Venüs.
Gizler, göstermez geceler bütün eksikleri.

Bu yüzden bütün kadınlar güzeldir geceleri.
Bir deneyegör inciyi, güzel örülmüş
Bir dokumayı, bir gövdenin alımını
Gün ışığında anlarsın ancak.
Sayıp dökecek miyim bir bir kadınların
Toplandığı, senin avcılık etmen gereken yerleri?
Kumları saymaya benzer bence bunları söylemek.

Sayıp dökeyim mi yoksa Baiae kıyılarında
Bulunan kaplıcaları da, oranın sıcak,
Kükürtlü sularından söz açayım mı dersin?
Bilirsin pek çokları dönmüş oralardan
Gönülleri yaralı, bu yüzden o sular için
İyi gelmiyor sağlığa diyenler de çıkıyor.
Roma yakınlarında, büyülü kırda
Bir Diana tapınağı vardır, oranın egemeni

Olan Tanrıça bir kanlı kılıç tutar elinde,
Kız oğlan kızdır, iğrenir Cupidus'un
Oklarından, çok kimseler yaralanmış orada,
Yaralanacak daha bir çokları besbelli.
Gösterilmiş buraya değin yazılanlarla
Nerede sevişmeyi öğreneceğin, ne soy seveceğin,
Nerede seveceğin, işte burada umulmadık
Bir yüksekliğe ulaşmış Thalia'nın arabası.

Gene göreceksin bir güzeli sevmenin
Ele geçirmenin yollarını, burda açıklayacağım,
Koyacağım ortaya öğretimi, yapıtımı...
Yeterki tutsun sözümü, dinlesin öğretimi
Can kulağıyla. Kadın gönlü çelmek, kolayca
Elde etmek isteyen kimse, bu yolda kişinin
İlkin sağlam bir güveni gerek kendine,

Böylece gerersen gönül ağlarını yakalarsın
Önüne gelen kadını bir güzelce.
Bak susar mı baharda kuşlar, yazın ağustos
Böcekleri, kaçar mı dersin Maenalius'un
Tazısı tavşandan, karşı koyamaz bir kadın da
Bunlar gibi gönlünü çelen erkeğe.
Yanar tutuşur için için "istemem" diyeni bile.

Birdir oğlanda kızda gönül çalmanın tadı, ..
Erkek gizleyemez sevgisini, kadın gizler,
İyice saklar içindekini, söz bir edipte
Boşversek kadınlara biz erkekler,
Dilsiz gelirler kollarımıza ayaklarıyla
Bütün kadınlar, yalvarır yakarırlar.
Böğürür yumuşak çayırlarda boğanın

Ardından inek, kısrak kişner, eşinir
Aygır tutkusuyla yanar boyuna..
Erkekte daha güçlüdür sevişme,
Birleşme isteği, yırtıcı değildir öylesine.
Kolay sönmez onda yalımı sevginin.
Bir de kadına gelince, anlatayım mı
Erkek kardeşine vurulan, yanan tutuşan,
Yasak tanımayan, kendini asan Byblis'i?

Myrrha gönül vermedi mi babasına?
Kızın babalık sevgisine benzemezdi bu.
Bir ağaca dönüşmüş şimdi, örtünmüş
Kabuklarla, akar göz yaşları bugün bile
Güzel kokular saçar, damlar adıyla anılan

Ağaçtan Ida'nın yeşil ormanlı oylumlarında
Sürünün süsü ak bir boğa otlardı,
Bir kara benek vardı boynuz aralarında,
Süt gibi apaktı bütün gövdesi...
Yanmış yakılmış ona Gnos'un, Cydon'un
Danaları, Pasiphae bile almış göze

Onunla birleşmeyi, tutuşmuş onun için.
Kızarmış bütün güzel ineklere,
Kıskanırmış onlardan boğayı.
Bilinir, söylenir bu olay elde günde,
Yüz kentli Girit'in bütül illeri yalan
Söylese de bunu yadsıyamaz artık.
Ağaçlardan yeni sürgünler, yapraklar

Toplarmış işe alışmamış elleriyle,
Getirir kormuş boğanın önüne...
Katılır sürüye gider, düşünmezmiş kocasından
Ayrıldığını, bir boğanın elinde ölse de Minos,
Nedendir ey Pasiphae bu süslü giyekler?
Anlamaz sevdiğin boğa bu süslenip püslenmeden.

Ne çıkacak, ne geçecek eline dağlarda
Sürünün ardısıra gitmekten?
Neden bakar durursun gözgüye, ovarırsın,
Düzeltirsin boyuna saçlarını?
Görüyorsun kendini gözgüde, dana değilsin.
Dana olsan, boynuzlar olurdu alnında...
Yok Minos'u seviyorsan nedendir onu aldatışın,

Sevmiyorsan bir erkek bul erkekler içinde.
Kalkmış yatağından ece, çekip gitmiş kırlara
Tek başına, yapmış o da Bacchus kızlarının
Tanrı Adonis için yaptıkları.
Kıskanır, iğrenir, baktıkça ineğe söylenir:
Neden seviyor bunlar benim beyimi?

Bak, bak yeşil çayırlarda sıçraşıyor
Gösteriş yapıyorlar ona, önüsıra, sanmam
Boşunadır süslenmeleri, deliliklerinden
Güzel sayıyorlar kendilerini.
Dayananamadı daha, bir korkunç buyruk saldı
Dağıttı sürüyü, boyunduruğa vurdurdu suçsuz

Sığırları, boğazlattı sunağın önünde, deşti
Eliyle sevine sevine barsaklarını.
Çok kez dolar parmaklarına barsakları
Dönerdi Tanrılara sığınırdı:
Haydi gidin, beğendirin kendinizi benimkine,
Göreyim sizi, derdi. Bir yol Europa, bir yol
İo olmayı kurardı kendince, bunlardan
Birini bir boğa kaçırmış, inek kılığına

Girmişti biri de, en sonunda ağaçtan
Yapılmış bir ineğin içine girmiş aldatmış
Boğayı, gebe kalmış çocuğa sürünün önderinden,
Çocuğu doğurunca çıkmış açığa,
Yüz karası, olmuş olanlar.
Yalnız kendi kocasının gözüne girip
Karşı duraydı Thyesteus'un sevgisine Cressa,
Durdurur arabasını yolun ortasında

Çevirmezdi atlarını Aurora'ya doğru Phoebus...
Çalınca Nisus'un kızıl saçlarını kız
Geçmiş ülkesi sürü sürü azgın köpek eline.
Mars karaya, Neptunus denizlere sürülmüş...
Karısı ekmek batırmış Atrid'in karnına.

Kim gözyaşı dökmemiş Creussa'nın odlara yanmasına?
Kim kötülemedi çocuklarının kanına giren Medea'yı?
Az mı ağlamış Amyntor oğlu Phoenix
Gözlerinin oyuluşuna, didik dikik edilmedi mi
Hippolytus ürken, gemi azıyla alan atlarınca?
Ya sen neden çıkardın suçsuz çocukların
Gözlerini ey Phineus, gelecek

Senin de başına bu yaptıkların
Aşırı tutkuları yüzünden bu yıkımlar
Daha azgın, daha süreklidir erkeğinkinden
Kadının kudurması. Bu yüzden kolay geçer ele
Kızlar, kuşkuya değer yanı yok bunun sanımca,

Verir kendini kız biraz yalvarıgör,
Bir olur, bir olmaz derler güle oynaya gelirler.
Taş attın da kolun mu ağrıdı senin de.
Neden yanar yakılır, demek, yeni sevgi
Yeni sevinç getirir gönüle bu işte
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür,
Daha yeşil gelir bize komşu tarlanın ekini

Başkasının sürüsü daha besli, daha yağlı.
Elde etmek istersen bir kadını
Uşağını kandırmanın yoluna bak ilkin..
Ondan öğrenirsin başarının kolayını.
Araştır, bilir mi bilmez mi hanımın gizlerini,
Bak içli dışlı mıdır onunla eğlentilerde.

Esirgeme parayı, söz ver, adaklar alırım de.
Yalvar, gönlünü yaptın mı oldu demek dileğin.
Hekimler gibi suyunca ver ilacı, gününü bil.
Uşaklar becerir hanımların içini boşaltmayı,
En sevinçli, kadınlık damarlarının kabardığı,
Gözlerinin ışıl ışıl yandığı gün çelinir gönlü

Kadının, oynar yüreği, kaynar kanı..
Daha kolay açılır, saçılır üzüntüsüz olunca,
O gün girer araya Venüs, yürütür işini inceden.
Savutlarla korumuş kendini acılar içinde İlion,
Açılınca yüreği almış içeri atla savaşçıları..

Başkasının yakındığı gün elde edilir kadın,
Gecikme öcünü almak için ona aracılık et.
Kızdırsın günaçımında saçını tarayan kız onu.
Tavşana kaç desin tazıya dur, iççeksin
Mırıldanıversin kendi kendine, yok yok desin,

Sanmam onun sana yaptığını ona yapabilesin.
Evirsin çevirsin sana getirsin sözü,
Andlar içsin, inandırsın, kandırsın, sevgisiyle
Yanmış yakılmışsın desin, öleceğini söylesin
Bu yolda senin, ağır tutsun elini, yele göre
Yelken açsın yel kesilmeden bitirsin işini,
Kolay eriyen buza benzer kadının hıncı...

Hizmetçiyle iş görmek yararlı mı dersen
İş açar başına, çıkmaza girersin derim:
Kimi yataktan kaçar, kimi yatağa işer.
Kimi hanımın, kimi kendinin bilir seni.
Oluruna kalmış sonu, çıkarı duruma bağlı,

Beni dinlersen biraz geri dur onlardan.
Sarp, uçurumlu yollardan götürmesin seni,
İstemem yıkıma uğrasın bana uyan gençler.
Çok bağlanma yazılarını götürüp getirene,
Açma gizemlerini güzelliği üstüne,

İlkin hanımı elde et, yoldaş ol ona,
Gönül vereyim deme yanaşma kıza sakın.
İnanırsan bana bir sözüm daha var sana:
Yele verme sözlerimi, kulağında tut,
Ya başlama bir işe ya da bitir korkma,

Hizmetçiye yükle birazını suçun...
Boşuna çabalar kanadı ökseye vuran kuş,
Uçamaz, tuzağa düşen domuz boşuna didinir.
Boşuna çırpınır yemi yutan balık, kurtulamaz.
Bırakma, başar giriştiğin işi, dönmek olmaz.

Çekinir dile düşmekten, suçlayamaz seni.
Anlatır hanım ne demiş, ne yapmışsa.
Yeter ki bil ağzını tutmayı, yanaşır,
Hizmetçi gönüldeş olur sana sen dilini tuttukça.
Kim derse güçlükler, sıkıntılar getirecek

Tarımcılara, gemicilere doğan gün içi sızlar..
Ekilmez Ceres'in ekinleri gelişigüzel toprağa,
Salınmaz yeğnik gemiler değme denize,
Ele geçmez, yola gelmez sevilen tüm kadınlar,
Bir de bakarsın gün doğar bulutun ardından:

Doğum günü, ayın ilk günleri, Venüs'ün
Mars için yanıp tutuştuğu günlerde,
Savaşta alınmış kral gömüleri Circus'ta
Gösterildiğinde, kışın acı günlerinde
Pliad'ların yarattığı soğuklarda girme,

Haedus'un güzel yüzünün sulara gömüldüğü
Günlerde sokulma yanına sevdiğinin
Engine açılmak istersen parçalanır gemin.
Seç Alia'nın Romalı yaralarıyla
Kıpkızıl olduğu, ya da işlerin pek yolunda

Gitmediği söylenen bir günü, bekle
Suriye'de Yahudilerin kutlu saydığı cumartesiyi.
Pek uğurlu gelmez sana onun doğum günü,
Göndermeler verilir o gün, uğursuzdur da.
Ne denli kaçınsan koparır koparacağını gene.

Alır erkekten gönlünün çektiğini sevilen
Kadın, bir gün bakarsın göz boyar gönül alır
Hanım bir satıcı çıkagelir, serer önüne
Ne varsa satılacak, döker ortaya.
Bir de sen bak beğenir misin der kadın,
Öper okşar seni aldırır canı çektiğini.

Andiçer, bana bu yıllarca yeter,
Çoktandır aradığım buydu der alıvermeni diler.
Param yok desen bile ödünç olsun, yaz bir yere,
Der diretir, yakınırsın okuyup yazma bilmediğine.
Bir alıştırmasın seni doğum günü öte beri

Almaya, canı çektiğince doğum günü var bilesin..
Ne yalanlar uydurur, üzülür, ağlar gizli gizli,
Bir gün küpenin taşı düşer, yüzüğü yiter,
Duyarsın bunları belirsiz belirsiz.
Neler istenir senden, geri verilmez, ödünç.
Batarsın, sağ ol bile diyen olmaz sana.

Daha durmam bu kötü, aldatıcı konu üzerinde,
On ağzım, on dilim olsa saymakla bitiremem.
Mumla yapıştır gönder yazıyı sevdiğine.
Bu mum taşır duyguları, sevenlerin sözüyle
Yaz, tatlı diller dök, anlat yana yakıla

Kim olursan ol, durumuna bakma, aldırma.
Dayanamamış yalvarışına vermiş Priamus'a
Hector'un ölüsünü Achilleus.
Yumuşatır Tanrıların bile hıncını yakarışlar.
Söz ver bol bol, ne gider elinden?
Kim olsa zengin olabilir söz verme konusunda.

Umutlar avutur, oyalar kişiyi uzun uzadıya.
Tanrıça aldatırsa kadın ne yapmaz...
Elin açık olunca bırakıldığın gündür..
Giden almış alacağını, nesi eksilmiş onun.
Verir görün de verme boyuna, çok umuda düşürür

Beyi ekini kıt veren tarla, öyle ol..
Hiç yutulmayan bir oyuncu yutulur sonunda
Bir tutku bürümüş gözlerini gelecek zar için,
Duramaz bir bir gider elinde ne varsa.
vermeden almaktır gerçek başarı, boşuna değil

Bu kazancın, onun ardından gelir başkaları da.
Gönül suyunca yazılmalı yazılar,
Birlikte gidecek göndermeler, onlarla,
Gönül alıcı, yürek okşayıcı olsun...
Yemiş üstüne yazılan yazı çıkarmış baştan
Cydippen'i, okumuş kapılmış bilmeden.
Benden size öğüt Roma delikanlıları öğrenin

Güzel söz söylemeyi, yalnız suçlular savunulmaz
Bunlarla, güzel söz nedenli etkilerse yargıcı
Ulusu, Senatörü, güzel kadını da büyüler öyle..
Gizli tutun duygularınızı, açığa vurmayın.
Can sıkıcı da olmasın yazılar, sözler,

Sıkar mı canını sevimli bir güzelin
Beceriksiz, vurdum duymaz olmayan kimse, sıkmaz.
Çokluk soğuk olur, ürkütür kadını yazının ağırı.
Alışılmış soydan olsun sözlerin, konuşman, yazın
Güven versin okuyana, tatlı olsun, gönül okşasın,
Yanında konuşuyor sansın yazını okuyan seni.

Kırılma, okunur sonunda, bugün alınmayan yazın.
Kesilmesin umudun, gün gün alıştırılır boğa
Boyunduruğa, at yavaş yavaş uyar koşuma...
Sürtünür de aşınır demir, toprağı sürümekle
Yıpranır sapan demiri, ne var taştan katı,

Ne var sudan uysal, bak nasıl aşındırır
Kayayı, yenersin dayanırsan Penelopen'i bile.
Dayattı da gene düştü sonunda Bergama, bak...
Pek diretme okunan karşılık verilmeyen
Yazıların olursa, gönder, çekinme

Gönül alıcı yazılarını varsın okusun...
Okuyan karşılık verecek demektir bir gün,
Bekleyedursun girer işler yoluna, düzelir.
Can sıkar belki ilk karşılık,
İster bakarsın ardına düşmemeni, aldırma.

Bu, yapma dediğini yap, yap dediğini yapmadır.
Olacak dileğin sonunda,
Uzanmış görürsen bir kadını yatağında gir içeri
Bilmezmiş gibi, çekinme sokul yanına,
Dinleme gizlisini mizlisini, kimse duymasın yeter.

Kolla kendini gözetle dört yanı kurnazca,
Söyle söyleyeceğini, gezerken mermer direkler
Arasında sevine sevine, git yanına,
Ayakdaş ol, dolaş oralarda sen de.
Bir önden, bir arkadan gidiver, hızlan,

Yavaşla, sıkılma yürümekten onunla yan yana
Direkler arasında, geçmekten çekinme onu.
Tiyatroda yoluna bak yanıbaşında oturmanın,
Bakarsın çıplak omuzlarına doyasıya, gözetle,
Bak, onu şaşkınlığa uğratacak konular bul.

Bir çok olay anlat kaşla gözle...
Alkışla güzel bir kadınla oynayan oyuncuyu:
Ne oyun gösterirse göstersin iyi dileklerde
Bulun oynayan bir sevgili için,
Kadın kalkınca sen de kalk, otur oturunca,
Onun isteğince geçir günü, ona uy.

Kıvırayım deme demir maşayla saçlarını,
Oğma bacaklarını sünger taşıyla kıllarını
Dökmek için, Frigia toyunları yapar bunları
Cybele ananın bayramlarında böğüre böğüre..
Bunlar kötüdür, yaraşmaz erkeğe, biraz da
Uysallığındadır erkeğin güzelliği.

Düzen nedir bilmezdi Minos kızının gönlünü
Çelen Theseus'un saçları... düzgün değildi
Kılığı Hippolytus'un gene sevmiş onu Phaedra.
Bir Tanrıça gönül vermiş ormanda yaşayan
Adonis'e, yıkanıp paklan da bakma oyunlarda
Derinin kararmasına, yakışsın sana giydiğin,
Benek benek, toz toprak olmasın yeter.

Dilin paslı, dişlerin sararmış, kızarmış
Olmasın, yüzmesin ayakların içinde
Kocaman ayakkabıların, saçların tepende diken
Diken, biçimsiz, saçın sakalın bozuk düzen,
İş bilmez bir elden çıkmış, kesilmiş olmasın.
Uzamış, pis saklama tırnaklarını,

Kıllar sarkmasın burun deliklerinden..
Ağzın kokmasın, ağır kokular yayılmasın
Üstünden başından bir sürü gibi.
Bir hoppa kadınlar, bir de erkek çocukların
Ardınca giden kötü erkekler yapar öbür süsleri.

İşte çağırıyor ozanın Bacchus, sevenler Tanrısı.
Onun da sarkmış yüreğini bu yalım, sevmiş o da.
Dolaşırken bilmediği deniz kıyılarında
Girit kralının seven kızı, Dia'nın ıssız
Kumsallarında, yeni kalkmıştı uykudan,

Göğüs bağır açık, ayaklar çıplak, dağınık
Altın sarısı saçları, üzüntülü, istiyordu
Sessiz deniz dalgalarından Theseus'u,
Yaşlar yuvarlanır pırıl pırıl yanaklarından,
Çoğalıyordu güzelliği bağırı ağlarken de.
Bozmuyordu göz yaşları bile alımını,

Hıçkırıyor, göğsünü döğüyordu yumruklarıyla..
"Çektin gittin taş yürekli, ben neyleyim,
Sensiz neyleyim ben şimdi?"
Bu sırada birden gürültüler, gümbürtülerle
Uğuldatmış kırları davullar, dümbelekler..
Dili kaçmış korkudan kızın, donakalmış,

Durmuş damarlarında kan, yığılmış yere.
Birden göründü Mimallonlar, saçları
Dağınık arkalarında, oynak Satyruslar,
Tanrı Bacchus'un bölüğü, işte Silenus
Esrük yaşlı, yalpalıyor eşeğin üstünde,
Güç tutuyor kendini, yapışmış eşeğin yelesine,

Ağır gidiyor arkasından Bacchaların,
Bir kaçıyor, bir takılıyor ona Bacchalar...
Kırbaçla beceriksiz bir binici vurunca
Eşeğe, düşmüş yere sırtından uzun kulaklının..
Bağrışıyor Satyruslar; kalk baba kalk, diye.
Birden görünüverdi yüce Tanrısı asmaların.

Kaplanlar koşulu arabasında, elinde
Altın dizginler, bet beniz gitmiş kızda,
Kesilmiş sesi, unutmuş Theseus'u bile..
Üç kez denedi kaçmayı, kaçamadı üçünde de,
Kalmış olduğu yerde, titriyordu korkudan,
Yellerin salladığı durgun sulardaki sazlarca.

Avutmaya geldim seni, daha çok bağlı kalacağım
Sana, dedi, Tanrı, korkma artık ey Minos'un kızı,
Bacchus'un karısı olacaksın... ey yıldız
Sana veriyorum gökleri, göklerde duracaksın.
Sen kılavuzluk edeceksin yolunu şaşan
Denizcilere, sen ey Cressa Corona... (Kıbrıslı kadın)
İndi arabasından, korkmasın diye kaplanlardan...

Kumlar üzerinde kalmış ayak izleri.
Almış kızı kollarının arasına, bitkindi,
Nelere yetmez Tanrının gücü. İşte bu sıra
Bir takım Hymena'lar, türküler söylüyor
"Evhoe" diye bağırışıyor bir takımı da..
Kutlu yatağa çekildiler, Tanrıyla genç karısı
Girdiler gerdeğe, sen de Bacchus verileriyle

Donatılmış şölenlerde, güzel bir kadınla
Yattığın, uzandığın yatakta ey Myctelius
An gece eğlencelerinin yüce Tanrısını,
Yalvar ona, içtiğin içkiler çarpmasın seni,
Vurmasın başına, sezdir orada üstü kapalı

Sözlerle yanındaki kadına düşüncelerini,
Anlar ne demek istediğini.
Şarapla bir kaç yazı çiziver masaya,
Anlasın okusun yazdığını
Öyle bir bak ki göz göze gelince duysun
Yüreğinin yandığını, susmak gün olur neler

Söyler kişiye, ilkin sen al içtiği sağrağı,
İçiver sen de kadının dudağı değdiği yerden.
Onun yediğinden iste, atik davran, gecikme.
Dokunsun elin eline yemek alırken.
Yap kocası yanındaysa onun da gönlünü,

Daha yararlıdır onu kazanmak senin için
Ona ver sıranı sofrada dönerken sağraklar.
Çıkar başından başlığı koy onunkine..
Senden ileri say onu, geri de olsa, iş çıkarı.
İkili birli düşünme sözlerini beğenmede,
Onaylama da konuşurken o, yararlan yakınlıktan

İş başarmanın yoludur yakınları sömürmek.
İş de açabilir başa bu sağlam, bu tutarlı yol
iyi bil onu da, çokluk ileri gittiği görülür
Gönül işlerinde aracılık edenlerin...
Benden öğüt olsun sana içki sofrasında:

Ölçüyü kaçırma, bastığın yeri gör, kendini bil..
Sakın böylesi toplantılarda çekişmelerden,
Şaraptır bunlara yol açan, unutma bunu.
Çok kolay döner çekişmeler, dövüşmelere.
Yıkılıvermiş Eurytion sunulan bütün şarabı
İçtiğinden, ölçülü olmak, işin tadını çıkarmak
İçindir içki sofraları, eğlenmek içindir.

Türkü söyle güzelse sesin, becerirsen,
Göster kendini, beğendir kalk oyna.
Esrimek kötüdür, ona özenmek güzel,
Konuş peltek peltek esrimiş gibi,
Esrikliğine verilir açık saçık ta olsa,

Çok içmişliğine yorulur yaptığın..
İyi eğlenceler dile kadına, erkeğe uykular
Sevmediğin bir kimse de olsa yap iş gereğince.
Yaklaş kadına konuklar kalkınca, şölen
Dağılınca, karış kalabalığa yararlan

Durmadan sokul kadına, gir araya
Dokun ayağınla ayağına, parmağınla beline.
Utangaç olma köylü gibi, kadınla konuşurken,
Venüs de, alın yazısı da yardımcısıdır
Atılganların, sevenlerin, korkma.
Güzel konuşma yolları değil burada işim,

Bir başlayagör, girer yoluna işler..
Seviver, göster gönülden vurulduğunu.
Bütün yolları dene, yürekten inandırmaya
Çalış, güç bir iş gelmesin sana başarı.
Güzelim sanır kadının en biçimsizi bile
Kendini, bayılır övülmeye, gerçekten

Çok olmuş sever görüneyim derken sevenler,
Sevgiye özenirken gönül kaptıranlar...
Biraz yumuşak davranın yalandan sevenlere
Kızlar, inan olsun gerçeğe döner yapmacıklar.
Aparır gönlünü yürek oynatan tatlı sözler,

Sezdirmeden, kayaları oyan sular gibi..
Güç gelmesin sana, başla güzel saçlarına,
Düzgün parmaklarına, biçimli ayaklarına
Övgüler dökmeye, pek uzatma işi, gevşer
En ağır başlı kadınlar bile güzelsin,
Denince, biraz ağırlanınca, yumuşar.
Bayılır kızlar bir övülegörsün güzellikleri

Utanç duymuyor mu bugün Juno da; Pallas da
Kazanamadık diye yarışmayı Frigia ormanlarında?
Kabarır, kanat kaldırır övülünce Juno'nun kuşu
Yok sessiz bakadurursan toplanır, göstermez
Kendini, güzelliğini, germez kanatlarını.
Eşinir, silkinir sevincinden koşularda,

Yarışlarda biraz okşayınca atların boynunu.
Yelesini, salınırlar tepeden tırnağa.
Çekinme söz vermekten, o çeker içini
Bütün kadınların, tanık göster yalnız
Sözüne Tanrıları, bak güler Jupiter bile
Boş and içmelerine sevenlerin, göklerden.
Buyruk salar toz edip dağıtmak için andları
Aeolia'nın esen yellerine, kaç kez and içmiş

Styx üzerine, Jupiter kandırmak için Juno'yu.
Gözetir bu yüzden ardından gidenleri,
Gereklidir varlığı Tanrıların, inanalım,
Günlükler yakalım, içkiler, saçılar
Sunalım onlara eski tapınaklarda.
Dalmaz Tanrılar derin uykulara, sızmazlar.

Bir Tanrılık yöntem vardır, suçsuz, eksiksiz
Yaşayın, sözünüzde durun, ululayın onları.
Yerine getirin adakları, yalan söylemeyin,
Batırmayın elinizi kana, kendini bilen
Uslu bir kişi yalnız kızlarla yapar
Gönül alış verişi, budur tatlısı, güvenlisi.

Onlar seni aldatır, aldat onları sen de,
Kazdığı kuyuya düşer kadınların çoğu,
Utanma sakın, sence nesi var bunun.
Hani yoksun kalmış, derler Mısır, tarlalarına
Bolluk veren yağmurdan, kurak olmuş dokuz yıl,
Sonra gelmiş Thrasius, yatıştırırım hıncını

Jupiter'in demiş, Busiris'e akıtabilirsen
Bir yabancının kanını Tanrı yolunda.
Öyleyse sen olacaksın ilk adanacak yabancı
Diye karşılık vermiş Busiris,
İşte senin Mısır toprağına su verecek
Yabancı, Phalarais de böyle yapmıştı, yakmıştı
Perillus'u demirden boğa içinde.
Bu mutsuz kişi kazdığı kuyuya düşmüş

Budur işin en doğrusu, daha ne olabilir
Acı çektirmek için araç yapanları
Yaptıkları araçla öldürmekten başka.
Andı bozmakla aldatılır andını bozan,
En çıkar yoldur sözünden dönen kadını
Kazdığı kuyuya düşürmek.....
Çok iş görür bu konuda göz yaşları,
Eritilir onlarla kayalar bile...

Yanakların yaşlarla ıslanmış görün.
Ağlayamaz istediği gün kişi, ağlamaklı
Olmak istersen ıslat elinle gözlerini.
Kim bilge olur da öpücükler katmak istemez
Tatlı sözlerine bu konuda, çekinme öpmekten,
Seni bir öpen olmasa bile.

İlkin karşı kor kadın: çok kötüsün, der.
Görürsün karşı koymakla yenildiğini de.
İncitme sakın incecik, güzelim dudaklarını,
Yakınmasın kabaca davranışlarından...
Bir öpücük alıp ardını getirmeyen

Yıkmış demektir yaptığını kendi eliyle.
Aşırılık değildir öpüşten sonra işi sürdürmek,
Utanılacak bir yönü yoktur onlarca bu işin.
Severek katlanır baskıya kadın, göster gücünü.
Yürekten isterler ezilmeyi, sıkılmayı.

Sevişirken içini açar kadının, ezilmek,
Bayılır tadına sıkılmanın, ezilmenin.
Bir gülüş belirir yüzünde, acı doğar içinde,
Dişilik damarı kabaran bir kadının
Gönlünü yapmayınca, sızlar yüreği.
Çok ezilmiş, tartaklanmışken Phoebus'la
Kız kardeşi gene geri kalmamışlar

Sevdikleri erkeklere bağlanmaktan.
Yeridir pek bilinen bir öyküye dönmenin
Scyras kralının kızıyla Achilleus'un evlenmesi
Tanrıca dillere düşen güzelliğine duyduğu
Saygı yüzünden üstün çıkarmış Paris'i
İda dağında savaşdaşlarına karşı.

Uzak ülkelerden bir gelin geldi Priamus'a,
İlliyon'un kalelerinde yaşıyordu bu Grek kızı...
And içmişti bütün Ispartalılar öcünü almak için
Gördükleri kötülüğün, tümünün olmuştu
Birinin acısı, iş edinmiştiler bunu.
Çok acı olurdu Achilleus'un uzun uzadıya

Annesinin isteği üzerine erkekliğini gizlemesi,
Günün birinde çıkmış açığa gizlilik.
Ne yapacaksın artık Aeacus daha yün eğirmek
Gelmeyecek elinden, ancak başka bir Pallas
Öğretisi ulaştırır seni üne, şana..
Ne ararsın bu kadın işi sepetler arasında
Senin eline kılıçtır yaraşan.
Ağırşak almış Hector'u bile yere serecek
Güçte olan sağ eline, at elinden o iği,

Güçlükle çeviriyorsun eğilmiş iplikleri.
Pelias mızrakları yakışır eline.
Neler olmuşsa olmuş günün birinde girmiş
Yatağa han kızıyla Achilleus, iş işten geçmiş,
Anlamış Achilleus'un erkek olduğunu...
Yenilmiş erkek gücüne, gitmiş elden kızlık,

Onun da gönlü çekiyordu bir erkeğin
Altında yatmayı, besbelliydi durumundan.
Ne gün kuşansa savutlarını Achilleus,
Bıraksa elinden işi, "kal, gitme" derdi.
Neresinde bunun güçlük, neden kızlığını bozanı
Yalvarır alakoymak istersin yanında Deidamia?

Olasıdır gönül oyunlarında kadının
İlkin utanışı, kalamaz ilgisiz erkeğin
Sevişlerine, içinden bir eğilim duyar...
Güveni var demektir güzelliğine,
Kadının gelmesini bekleyen delikanlının.
Erkeğe düşer ilkin sevmek, yalvarmak, yakarmak.

Sarar yüreğini kadınların tatlı sözler
Erkektir yalvarması gereken, kadın ister,
Sever kendine yalvartıp yakartmayı....
Bilmelisin yalvarmanın, yakarmanın yolunu.
Jupiter bile yalvarırdı yiğit kızlara
Boyuna, bir tek kadın yoktur ki yüce Tanrıya
İlkin eğilim göstermiş olsun, varma üstüne

Yalvarışların büyük gönüllülükle
Görürsen karşılandığını, çek ordan ayağını.
Düşer kadınların çoğu elinden kaçanın
Ardına, tiksinir ayak diretenden boyuna,
Kaçınır verilmek için dayatılandan
Azıtma işi, gitme ileri, baş ağrıtma çok..
Açıkça çıkmaz ortaya sevgi, umma bunu.

Bakarsın gönüldeşlikle girer yoluna sevgi.
Ne kızlar bilirim ele avuca sığmaz,
Kanmış böyle tatlı sözlere, aldanmış,
Sevgideş olmuş gönüldeşken, sevmiş arkadaşını..
Yakışmaz bir gemiciye aklık, sular, dalgalar.
Güneş yakar, kızartır onu, esmerleşir...

Bir tarımcıya da yakışmaz aklık, tarlayı
Ağır sapan demiriyle eşen, toprağı karana..
Evet sana da yakışmaz öyle apaklık
Ey Pallas'ın alınlığını taşıyan, başarı ardından
Koşan, solgun gerek sevenlerin yüzleri,
Budur sevgiye yakışan, deliler inanmaz

Bunun doğru olduğuna, onlar kanmaz...
Upuçuktur yüzü ormanlarda Side'yi arayan,
Sever Orion'un, solgundur yanakları
Naiad'a vurgun Daphnis'in, Bellidir
Yüreğinin acısı kişinin bitkinliğinden.
Çekinme parlayan saçlarını yaşmakla örtmekten.

Eritir, bitirir delikanlıları uykusuz geceler,
Bundan anlaşılır çekilen acıların derinliği,
Sevginin gücü, sana karşı duyulan acı
Ulaştırır seni ereğine, seviyor neylesin,
Demeli seni gören, acısın sana...
Yakınayım mı, susayım mı, bilinmez
Günümüzde doğruluk, eğrilik seçilmez.

İçi boş bir kavram sayılır gönüldeşlik...
Övemiyor kişi sevdiği kadını gönüldeşine.
Elinden almaya kalkıyor sevdiğini, güvendiğin,
İçini döktüğün bildikler, oysa göz koymamıştı
Achilleus'un karısına Actor'un oğlu,
Dokunmamış Phaedra'ya Piritheus nasıl

Sevmişse Phoebus Pallas'ı, Pylades
Hermiona'yı, Tyndaros'un kızını Castor, kardeşi...
Irmağın ortasında bal, çalıklarda yemiş
Aramaya benzer günümüzde bu doğruluk...
Yasak olanı çeker önüne gelenin gönlü:

Doyulmaz tadına başkasına acı verenin de.
Ne acıdır sevenlerin yavılardan değil
Gönüldeşlerden sakınması, çekinmesi.
Evet kaçınmak gerekiyor yakın bildiklerden,
Kardeşlerden, amca oğlundan, arkadaştan bile...
Bunlar olmuş gerçek sakınmalık kimseler.

Artık kestim sözü burada: çok kadınlar
Vardır değişik yaradılışta, bir gönüle
Bin yol bulunur öyle de olsa.
İyi gelmez bütün yemişlere toprak,
Kimi asma yetiştirir, kimi zeytin,
Kiminden bol bol alınır ürün, yer yüzünde
Kişilerin sayısınca değişiktir yaratılışlar.

Anlar gönül eri olan bunların dilinden.
Proteus gibi olmalı, duru sularca
Akmalı, bir gün arslan kesilmeli
Bir gün ağaç, bir gün kıllı domuz.
Hani balık vardır kancaya tutulur,
Yemle yakalanır, balık vardır avlanır ağla...

Evet tek ölçüye vurulmaz bütün yaşlar,
Yaşa göre yol bulmalı gönüle..
Uzaktan seçer tuzağı yaşlı geyik,
Çok bilmiş gösterme kendini toy kızlara,
Olma alaycı sakın kadınlara karşı,
Kuşkulanır dört açarlar gözlerini, kanmazlar.
Kadın vardır ünden, yükselişten kaçınır,

Düşük erkeklerin gider yollarına atılır..
Bitmiş burada bir bölümü yazımın,
Sona ermiş bir kesimi burda işimin,
Demir atıp durduralım gemiyi biraz...


Ovidius
Aşk Sanatı / Payel Yayınları /1994
Çeviren: İsmet Zeki Eyuboğlu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

Uçarken de ölür mü kuşlar

Elif'e Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Füruğ Ferruhzad Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? ’Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.” Nilgün Marmara Dünyada ne kadar kuş varsa Bir fazlası senin soluğunda Ülkü Tamer Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Metin Altıok Dön bana ve dinle, Kuşlar uçuşuyor içimde Erdem Beyazıt İsterim ki; Yanmasın kanadın, gökyüzünde süzülsün ve her kitabın yanında dağılsın  hüznün Elif'çe Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Gülten Akın Âh beni vursalar bir kuş yerine! Sezai Karakoç Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?  Nilgün Marmara Bir kıyısız zamana kanat vuruyor,  Üzer...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Şiir her okumada farklı gösterir kendisini

Şiirin, ağırlıklı olarak elitlerin etkinlik alanında bulunduğu Batı dünyasının aksine hayli uzun dizeleri ezberlemiş okuma yazma bilmeyen İranlılar vardır. İran, şairlerin mezarlarının süslendiği, televizyon kanallarında ezbere okunan şiirlerden başka bir şeyin gösterilmediği bir ülkedir. Büyükannem ne zaman bir şeyden şikâyet etmek istese veya bir şeye beslediği sevgiden bahsetse bunu şiir yoluyla yapardı. İran’ın nispeten sıradan insanları beraberlerinde hayat felsefelerini de taşırlar, bu da şiirdir. İş film yapmaya geldiğinde, teknik noksanlarımızı telafi edecek bir hazinedir bu.  Bir defasında, İran sanatının temelinin şiir olup olmadığını sormuşlardı bana. Ben de bütün sanatların temelinin şiir olduğunu söyledim. Sanat, açığa çıkarmadır, yeni bilgilerin yorumlanmasıdır. Gerçek şiir de benzer şekilde, bizi yüceltir. Her şeyi alaşağı eder ve bizim müzmin, alışılmış ve mekanik rutinlerimizden kaçmamıza yardım eder; bu da keşfe ve ilerlemeye giden ilk adımdır. Aksi durumda, insa...

VAN GOGH'DAN THEO'YA DOSTLUKLA BİTEN MEKTUPLAR

Hayatımızı bir yolculuğa benzetebiliriz; doğduğumuz yerden çok uzaktaki bir sığınağa gideriz. Gençlik yıllarımız bir nehirde yelkenli tekneyle gitmeye benzetilebilir; ama çok geçmeden dalgalar kabarır, rüzgâr sertleşir; neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar kendimizi denizde buluruz - ve yürekten Tanrı'ya seslenen yakarış kopar: Koru beni ey Tanrım, zira teknem çok küçük, Senin denizin ise çok büyük. İ nsan yüreği denize çok benzer; fırtınalar barındırır, dalgalar barındırır ve diplerinde inciler de barındırır. Tanrı'yı ve Tanrı yolunda bir hayatı arayan yürek diğerlerinden daha fırtınalı olur. Zebur'da denizdeki bir fırtınanın nasıl tasvir edildiğini görelim; yazan kişi bu tasviri yapmak için fırtınayı yüreğinde hissetmiş olmalıdır. *** Bugün birlikte olmak istiyoruz. Acaba hangisi daha iyi olur, yeniden görüşmenin sevinci mi, yoksa ayrılmanın üzüntüsü mü? Şimdiye kadar sıkça ayrılmış olsak da bu sefer, her iki tarafta da eskisinden daha fazla hüzün vardı ama aynı zamanda...

HIRAETH: VAR OLMUŞ VE ARTIK OLMAYACAK BİR ŞEYE DUYULAN ÖZLEM

Hiraeth, tek bir kelimeye sığmayan bir özlemdir. Galler dilinden gelir; ama haritası yoktur. Bir yere, bir zamana ya da bir kişiye duyulan sıradan hasret değildir bu. Hiraeth, artık var olmayan—belki de hiç var olmamış—bir eve duyulan iç sızısıdır. İnsan bazen çocukluğuna, bazen yarım kalmış bir ihtimale, bazen de sadece “orada bir yer olmalıydı” duygusuna özlem duyar. İşte o boşluğun adıdır hiraeth. Bu kelime, geri dönmenin imkânsızlığını de içinde taşır. Özlenen şeyin kapısı kilitli değildir; kapının kendisi yoktur. O yüzden hiraeth acıtır ama bağırmaz, sessizce içte kalır. Bir şarkının son notasından sonra havada asılı kalan titreşim gibidir: Ses bitmiştir ama yankı hâlâ kalptedir. Hiraeth, aidiyetin gecikmiş hâlidir. İnsan kendini dünyada biraz misafir hissettiğinde ortaya çıkar. “Ben aslında nereye aittim?” sorusunun cevapsızlığında büyür. Belki bu yüzden en çok şairlerin, göç edenlerin, kayıp yaşayanların ve içi sözcüklere sığmayanların diline yakışır. Kısacası hiraeth, hatırl...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...