Ana içeriğe atla

kardeşler arasında başlıyordu yarış dünyada

§ geride kalıyor yedi oluk, eski bir kumaş 
koyaktaki hatıradan aldığım soluk 
sadece yüzümü yıkamak istemiştim 
her zaman sevdim yüzümü yıkamayı serin suda
senden gelen bir selam vardı serin suda
derin soluk alıyordu hatıradan sızan yara 
varolanın varlıktaki eksilmesinden 
bir nesneyi kaldırınca yerindeki boşluk 
vücudu terk eder gibi bir organ 
beni henüz kendime terk etmemiştin 
bilmiyordum ne demek 
içimde varolan bir varlık tarafından terk edilmek
henüz öğrenmiştim içime çizilen haritayı izlemeyi içerden 
test edilmek nedir bilmiyordum 
terk eden terk edilemiyor dünyada
daimidir geride kalan boşluk


§ kardeşler arasında başlıyordu yarış dünyada
kardeşlik birbirine yapışık doğmak gibi bir şeydi
yan yana duran etlerin birbirine kaynaması
kaynama etin içindeki can denilen ruhtan
ayrılmakla başlıyordu yarış dünyada 
parça parça koparmakla birbirimize yapışık yerlerimizi
teste tabi tutuyorduk böyle böyle kendimizi 
bir sınava girmektense dünyayı terk etmek gerekir
"gerçekten başarılı olan ben miydim" yarası
kanamalı biçimde büyür içerden 
kardeşimizi alt ederek ileri sürerken kendimizi
böyle terk ederiz anneyle babanın kurduğu medeniyeti
ve böyle başlar uzaklarda bir gelecek arayanın hikâyesi
eksilenin sesi gözde kaynayan suda
eksiksiz olmayı istemekten
her kim istemiş ise
iner onun yüzüne kanamalı hatıra
 

§ yedi kişiydik çıktığımızda yola.. 
yedi kardeş..
çoğalmak zayıflıktan dolayı
öngörülemez zalimlikler içeri
söz gelimi yüzümüzdeki solgun yüz
hüzün yaprağı.. Pilatus'tan hatıra..
yedi kişiydik çıktımızda yola 
yedi hüzünlü yüz 
arkadaşlık birlikte yaşamak demektir 
kardeşlik, birlikte büyümekle yaral
eşitteki eşitsizlik.. 
sürgünü farklı dal
her birimiz ötekinin etini yolmakla yaralı
fakat her birimiz ayrı bir Yusuf
her Yusuf hatırası kardeşler arasındaki sınıf farkının
kimse farkında değil
dile getirilebilir değil
bir avuç toprak almış değilim babamın gövdesinden
her kardeş yayından çıkan oka benzer
yaydaki yer aynı.. fakat
varılan hedef farklı
kabul edilebilir değil onuru kardeşlikteki sınıf farkının 
nedeni sana çıkarılabilir değil ama senden gelen fark 
değildi senden her birimize gelen töz aynı kudrette
değildi aynı kudrette dile gelirken senden gelen kelam 
sanki kardeşlerimden farklı olmakla sınadı
kendini bende kelam
conatus! da diyebiliriz buna
yani büyürken içimdeki oğlan 
hasta olmayı ne denli diledim
hasta olmak kendinizi elemenin bir yoludur
kardeşler arasında
henüz senin gözlerinle bakarken dünyaya
yol alırken senin içime çizdiğin haritada
kazılan kuyulara düşmek..
şantiyede çalıştığım günlerde de
kimse bilemez ne kadar istedim hasta olmayı
hasta olmak tatile çıkmak gibi bir şeydi sanki dünyada 
sadece hasta olduğum günlerde dinlendim
dinlenmek gibiydi aynı zamanda, kuyuda 
"en iyi okuldur yenilgi yılları"
kimse bilmez gibi
yer kardeşler de birbirini
Yusuf değil, her kardeş sanki bir Mikail 
terk etmem gerekir idi içinde büyüdüğüm medeniyeti
öyle değil mi Mikail!
kardeşler de terk etmeli birbirini
senin yasan


§ inanıyor musun buna Mikail!
kardeşler de yer birbirini
Sınıf farkıyla koruyorsun dünyadaki konumunu değil mi Mikail 
bütün şer senden geliyordu Mikail! 
haset senden geliyordu, hasis senden 
nefret ve bastırılmış hınç senden... 
İsrafil bırakmazken içimi böyle, 
en çok senin gözlerine baktım Mikail! 
sen de benim gözlerimin içine bak 
istedim Mikail! gözlerimin içine bak! 
benim de güldüğümü gören olmadı hiç Mikail!
benim gördüğümü gören olmadı
terk ettiğim yere bir daha asla dönmedim hiç Mikail!
borcum yoktur kimseye diyemem fakat
alacağımın peşine düşmedim hiç Mikail!
gözlerimin içine bak!
seni sevdiğim söylenemez, bunu bilmelisin Mikail!
Dakyanus'un sarayına otağ kurdun
ve malımızı mülkümüzü saraya yediemine verdin Mikail! 
Dakyanus'un erbabına maliye defteri
münkir ile nekir ise.. bize layık gördüğün bu Mikail!
gözlerimizin içine noter 
kalbimize suçluluk duygusunu indirdin Mikail!
Atlas'tan daha büyük bir dağ yok sanırdım
başka yerde başka bir hayat var..
başka yerde başka bir hayat yok Mikail!
her Dakyanus kelamin yeni bir kılıcı 
gelecek diye bize sunduğun fıtrat
keder senin yüzünden Mikail!
yıkım senin yüzünden
böyle hikâye oluyordu etimizdeki kelam
kün ü yekün değil
sabırdan olma conatus
adaletinden kuşkumuz var Mikail!
rızkımıza uyguladığın vergiden alacağımız
gözlerimin içine bak! Mikail!
gözlerimin içinde, devrimle devrilmesi gereken solgun yüz
gözlerimin içine bak
orada, en dipte
iyi bak!
her kardeşte farklı bir medar-ı maişet motoru

Yücel Kayıran 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

SEVİNÇLER BİZİMLE GELMEZ

Sevinçler, yaşandıkları günlerin Taşınmazlarıdır, hepsi  Hepsi ardımızda kalır. Kimi sevinçler daha yüksektir  Ne zaman başımızı çevirsek  Eski siyah beyaz bir film gibi titrek, Geçmiş günlerin doruklarında  Bir anıt misali görünür.  Sevaplar, yol arkadaşlarımız  Hayat yolunda yan yana yürürüz  Vicdan azapları başımızın belası,  Çıkış kapısı yolunda bu âlemin  Bizden hızlı yürürler önümüzde;  Ölüm kapısına bizden önce varır,  Alaycı bir bakışla beklerler bizi...  Ne sevinçler, ne kitaplar  Yanımızda sadece  Sevaplarla azaplar. Hüsrev Hatemi 

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

DERTLİ YILLAR

I Demiryolu kenarı, o ahşap evde  Oturduk bir süre ve bundan böyle  Hayat uzayıp gidecek gibiydi  Demiryolu misali önümüzde.  Neydi o garın adı, sen girdin...  Kapısına dayanmıştım yağmurda  Sen içeride, terk edilmiş, boş  Korkunç ve ürpertici vitraylı  Paslanmış raylı garda kaldın. Musiki sevkiyle bu gölgelikteyim  Burda biraz vakfe mümkün mü beyim? Güzel de olsa güz hüzünlüdür;  Haydi bu sararmış tomarı sar da,  Beni en dertli yırlarla çağır.  Çünkü çirkâb ve çamur çoğalmıştır. II İnceldi keder, inceldi inceldi...  Geçti iğnesine günlerin  Ve oyasını işledi kalbimize.  Tez silindi tezhibi, laciverdi,  Sevincin, neşenin, bahtın  Bilmem saadeti resmetti mi Abidin Bey, Hayyam! Sen elemin takvimini yapar mısın? III Uzaklaş ama yavaş, bu ne telaş?  Bana bir yaklaşan var sen giderken...  Bana dönük olmalı gözlerin,  Uzaklaş ama yine bana dönük...  En sönük ışık bile fazla artık. Ardımda ...

Sen kalbi kırıkların Rabbisin Yani önce, en çok benim

Terk ettim aklımı, her yerde kalbim vardı! Engin Turgut Kalbim sırrını buldu, manalandı hayatım. Felix Arvers Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı. Soldu, günden güne sessiz, soldu! Dediler hep: “Kıza bir hâl oldu!” Tâ içindendi gelen hıçkırığı, Kalbinin vardı derin bir kırığı. Yahya Kemal Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum. Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!.. Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum. Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!.. Çisel Onat Parmaklıklar ardına konmalı laleler tehlikeli hayvanlar misali; Açılmışlar bazı dev Afrika kedilerinin ağzı gibi, Ve farkındayım kalbimin: açılır ve kapanır Kızıl goncalar kâsesinin bana duyduğu saf sevgiden. Sylvia Plath duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç dokunmuyorsun bana sen gibi bir şimşek çakıyor tam kalbime düşüyor yıldırımı ben gidiyorum Özdemi...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

ÇÜNKÜ ER YA DA GEÇ ALIR AŞK ÖCÜNÜ KENDİSİNDEN

199  Yazık! Kadınların aşkı! Sevgili  Ve korkulu bir şey olduğu bilinir ya  Çünkü bu kumara sokarlar varlarını yoklarını  Ve yitirdiklerinde onlara anımsatmaktan başka  Bir işe yaramaz yaşam geçmişin acılarını,  Bir kaplan sıçrayışı gibidir öç almaları da,  Ölümcül, çabuk ve yırtıcıdır, ancak çektikleri işkenceyi  Unutamadıkları için, duyarlar içlerinde, verdikleri cezayı. 200 Haklıdır da kadınlar, çünkü dürüst değildir erkekler  Erkeklere karşı sık sık, kadınlara karşıysa her zaman,  Kadınların değişmez yazgısı hep aldatılmaktır  Ağlayan kalpleri yitirir umudu tanrılaştırdıkları erkekten  Ve sonunda para tutkusu onları satın alır  Bir evlilikte - nedir ki geriye kalan?  Değer bilmez bir koca, vefasız bir sevgili sonra  Dikiş nakış, bakıcılık ve dua ederken biter her şey sonunda. 201 Kimi bir sevgili edinir, kimi içkiye, kimi dine  Vurur kendini, kimi eviyle barkıyla ilgilidir, dağıtır kimi,  Kimi kaçar...