Ana içeriğe atla

"Aşk böyle bir şeydir."

Isaak:

Ne güzel bir sürpriz böyle.

Dexter:

İkimiz de beni burada öldürmeyeceğini biliyoruz.

Isaak:

Öldürebilirim.
Ama öldürmeyeceğim.
Dünyanın bu köşesinde bile biraz olsun nezaket kırıntısı kalmalı.

Dexter:

Donut dükkanında bana silah sıkman nezaket mi oluyor?

Isaak:

Maalesef vaktim ve imkanlarım kısıtlıydı.
Barmen!
Arkadaşım Dexter Morgan'a bir bira verir misin?
İkimiz de rahatlayalım.
Gezegendeki pek çok yerin aksine burada herkes iyi karşılanır.

Dexter:

Düşmanlarının seni bir eşcinsel barında aramayacağını mı düşündün?

Isaak:

Hayır.
Bir eşcinsel barında daha rahat edeceğimi düşündüm.
İronik, değil mi?
Kardeşliğin, sırrımı öğrenip bana sırtını dönmesinden korkmuştum hep.
Şimdiyse bu konudan haberleri olmamasına rağmen sırtlarını bana döndüler zaten.
Bu arada, o kiralık katilin gırtlağını kestiğin için sana teşekkür etmem gerekiyor.
Hayatımı kurtarmış olabilirsin.
Ama bir ara tabancaya olan nefretini açıkla bana.

Dexter:

Karışık bir durum.

Isaak:

Tahmin edebiliyorum.

Dexter:

Buna bir son ver artık, Isaak.
Kiev'e dön.

Isaak:

Beni Kiev'de bekleyen hiçbir şey kalmadı.
Güzelce döşenmiş, geniş bir ev, ve dedikodu dönmesin diye arada sırada berabermişiz gibi davrandığımız çekici bir sekreter dışında.
Kiev'deki hayatımı değerli kılan tek şeyi birkaç hafta önce okyanusa attın.

Dexter:

Viktor'la sen...

Isaak:

Sevgiliydik.
Ondan da öte.
Paranın veya gücün geri getiremeyeceği tek şeyi aldın benden.
Sayende, şimdi de lüks hayatımdan da oldum.

Dexter:

Benim yüzümden değil.
Güttüğün kan davası yüzünden oldu.

Isaak:

Eşini öldüren adama sen ne yaptın peki.

Dexter:

Senin de yapacağın bir şeyi.
Binlerce kez yapsam bıkmayacağım bir şeyi.

Isaak:

Yardımı oldu mu?

Dexter:

Karım hâlâ ölü.
Viktor'un senin için çok önemli olduğunu anlıyorum.
Ama o bir katildi ve hak ettiğini buldu.
Karım masumdu.

Isaak:

Masum olmasaydı da aynı şekilde hissedecektin.
Aşk böyle bir şeydir.
Güçlü bir silahtır.
Bizim yararımıza da olabilir, zararımıza da.

Dexter:

Aşkı pek anlamıyorum.

Isaak:

Bilim adamısın çünkü.
Aşk mantığa meydan okur.

Dexter:

Hiçbir şey mantığa meydan okuyamaz.

Isaak:

Mantık çerçevesinde bakarsak Viktor'la birlikte olmamamız gerekirdi.
Toplum içinde yiyeceğimiz damganın dışında, Viktor düşüncesizdi, gözü karaydı hatta. Hep bir şeyleri kanıtlama peşindeydi.
Sanırım kalbimiz, bizim bilmediğimiz bir şey biliyor.

Dexter:

Belki de kalbimiz yanılıyor.

Isaak:

Sanmam..
Aşk zahmetli olabilir, hatta uygunsuz da olabilir.
Tehlikeli olabilir.
Yapmayı hayal bile etmediğimiz şeyleri yaptırır bize.
Ama yanlış mıdır?
Bu, sonumuzun nasıl olduğuna göre değişir, değil mi?


Dexter:

Bunu yapmak zorunda değiliz.

Isaak:

Ben bunu yapmak zorundayım.


Dexter:

Sonra ne olacak peki ?

Isaak:

Sonra mı?
Pek düşünmedim aslında.
Sanırım tüm paramı çekerim ve dünyanın daha mütevazi bir köşesinde günlerimi saklanarak ve huzur içinde geçiririm.

Dexter:

Arjantin gibi.

Isaak:

Ben daha çok Mikronezya gibi bir yer düşünmüştüm.
Herkesin kendi zevki tabi.
Seninle ben aykırı tipleriz.
Kenarda kalan.
Diğerlerini izleriz.
Onlar gibiymişiz gibi davranıp, olmadığımızı iyi biliriz.
En büyük umudumuz, rol yapmayacağımız bir yer bulmaktır.
Yazık gerçekten.
Başka şartlar altında çok iyi arkadaş olabilirdik.

Görüşmek üzere.




Herkes bir Arjantin arzusundadır. Temiz bir sayfa açabileceği bir yer. Ama işin aslı, Arjantin Arjantin’dir işte. Nereye gidersek gidelim kendimizi ve yaralarımızı da beraberimizde götürürürüz. Yuvamız ona kaçtığımız yer midir, yoksa ondan kaçtığımız yer midir?
Yoksa her ne koşulda olursa olsun kabul gördüğümüz sığınma yerlerimiz mi? Bize daha fazla yuvamız gibi hissettiren yerler. Sonunda olduğumuz gibi davranabildiğimiz için.


Dexter, 7. Sezon 8. Bölüm
http://dizipub.com/dexter-7-sezon-8-bolum-izle/comment-page-3/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiyle kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi geri veriyorsun hayata beni saçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun sen ağacın toprakta gördüğüsün seni ben ufalayamam sen ben dağıtamam ben sana hiç kıyamam seni toprak çürütsün ağacın toprakta gördüğüysem bilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan