Ana içeriğe atla

Çocukluk Çağı

a
Bir kalp gibi hüzünlüydüm
     omurga iliğinin duruluğunda
hayatımıgünün yirmi dört saatinde kurarım
     düşüm unutsa da böyle bir akşamı.

Gecemi gündüzüme katıp başlarım
     inşa etmeye kumdan düşleri
şiirim yoksun kalır güzellikten
     yoksa gömütün karanlığı geri mi döndü?

Düşlerimin şehri nerde kaldı
     nerde, neden görünmedi kumun tepesi?
Şimdi yansıyacak mı hayatıma
     sayıkladığım akşamın loş ışığı?

Giden bu akşamla çocukluğuma dönsem karşılaşır
     mıyım yuvasında kuşlarla her sabah
hiç bir zaman hayatım olduğu gibi
     görünmeyecek şarap bardağında eriyip giderken

Hiç bir zaman kışın çiseleyen yağmuruyla
     uyaklı olmayacak güzel küçüklüğüm
hiç bir zaman kumruların aşk yuvası dize
     dize dizilmiş şarkıların gölcükleriyle uyuşmayacak

Kaç çeşit çiçek topladım gömmek için
     onun geceme yansıyan ışığını
gerçekleşmeyen düşlerin arzusuyla kaç
     defa döndü kalbime ağlayarak gölgesi.

Ah olmadı benim benzerim olsa
     da yütüp dönmedi cennetten
hangi caninin elleri astı
     kumun güzel tapınağına.

Daha dün çadırım o kumun tepesindeydi
     şimdi bir başka tepeye bağlandı
nağmeleriyle geri dönen güvercinlerin
     yemleri hüznüm oldu.

Bu koca beden şehrimdi
     benim, işte ona geri dönüyorum
işte bu kom tepesiydi beni büyüleyen
     işte baharımla ona sığınıyorum.

Hiç bir zaman saltanatı uzun sürmedi çiçeklerin
     yıldızları yol bilip bütün gece
şimdi ben başka bir şair miyim tuhaf
     yoksa bu bozulan başka bir heykel mi?

Çocukluk çağına gittim dün
     dokundum inceliğine dünün
şimdi bütün o bedenin kederi
     bu hayat ben'imin yarası.

Rengi şekli nerde çiçeklerin hiçbiri görülmez
     sanki bir başka yerkürede
bütün bozguna uğramış çiçek sûretleri korku
     içindeki gözlerimde solar.

Nereye kapadılar güvercinleri hiçbir zaman
     karşılamadılar süzülen kalbimin bitimini
hepsi kaybolup gitti
     anımsamadan yiten yuvalarını.

Hiçbir zaman esmeyecek mi o yel okşamayacak
     mı değiştirmek için kalbimde sevgini güzelliğini?
Biliyorum yarın ölümümden sonra okşayacak
     derin bir dağın tepesinde.

Nerde geçmişin o yaz büyüsü
     ayın gölgeli perdesi nerde?
Hiçbir zaman geçmişe aşık olmayacağım gölgesinin
     altına çökerim, arasına gömütlerin.


b
Bir kalp gibi hüzünlüydüm
     omurga iliğinin duruluğunda
hayatımı kurarım günün yirmidört saatinde
     düşü unutsa da böyle bir akşamı.

Kumun tepesinde yaşıyorum
     günlerimi ve geleceğimi kuruyorum kumdan
uyandırmadan geceleri etrafımda ve de
     duyurmadan kuma binlerce sorumu

Kuşlar renk katsa uyanışıma
     rüzgarı söylediğim gün
kum tepesinin üzerinde çizdim suretini
     benzerini, benzerinin tek kusuru vardı suskunluğu

Saatler tekrarlanır bende ve ben inşa
     ederim gizli şehri düşlerimde
hangi ütopya onun kadar yücedir şimdi
     işte onu yaşadığım bu günlerimde gerçekleştiriyorum

Hangi ütopya çocukluğumu geri
     getirecek uykuya rüye olsam
kum tepesi yorgunluğumu neden görmüyor
     düşlerimin şehrinde?

İşte bu sensin şiirin doruğu gibi
     bütün bu güzelliğinle
ve ben Olimpos dağında düşlerimle
     kurduğum... kumdan yoksun.

Dünde kalan çadırımı sayıklıyorum
     şimdi hiçbir zaman olmayacak
bir başka tepe ve bu kumdan bedeni
     şiirimin bin binlerce gölgesidir.

Düne giderim hiçbir zaman karşılaşmayacağım
     çocukluğuma ve her sabah kuşların yuvasıyla
hiçbir zaman hayatta olduğu gibi göremeyeceğim
     bardağımda eriyen kokuları.

Hiçbir zaman karşılaşmayacağım yağmurun
     o güzel küçük ezgili sesiyle
hiçbir zaman olmayacak kumruların nağme
     esintisi gölün kucağına üşüşen.

Hiçbir zaman titremeyecek saltanatı
     çiçeklerin yıldızlı bütün gecelerde
hiçbir zaman bütünleştirmeyeceğim kalbimi bedenimle
     hiçbir zaman hayatımın öyküsünü çocukluğuma anlatmayacağım.

Düşüm gitti, çocukluk çağına döndü
     dünden bir hançerle ürperdi
hepsi bedenimin içinde yaralar açıyor şimdi
     hayatın o rengi dürtüyor benliğimi.

Nerede bedeni şiirin? Sararan şeylerde katmanlaşır
     gizin sararan külden
bütün o şeylerin benzeri döndü mezara
     büründü aklar yerine siyaha.

Yalınlığı yitti gelecek şarkıların
     tekrar döndüğüm o yıllara
bütün şeyler bir bir inadıma
     güzel düşlerime döker kendini.

Etrafıma kapanır tekrarlanan acı
     kendi kanatlarını parçalar akbaba
suskunluğu nerde düştüyse dingin
     bu son şefkat kimin şefkati?

Çiçeklerin hışırtısı dönse şimdi
     neşe dolu bir muştudan
sonra şeylerde acılaşmasa duyduğum
     yaklaşan hışırtıda solan çiçekler.

Güvercinlerin şarkısı dönse şimdi
     neşe dolu bir muştudan
şeylerden sonra beni de kendisiyle
     anar mutluluk adımları.

Karşı kıyıdan geri dönse o esinti şimdi
     bendeki o ferahlık gibi olsa
şeylerden sonra ansa beni ölümün
     suskunluk ve unutuluşu.

Gündüzüme yayılan dalgaları hiçbir zaman
     görmeyeceğim ve umursamayacağım sesini
şeylerden sonra kendisinde anar beni benliğimin
     derinliğinde gördüğüm bu günü.

Acılaşan günler geri dönmedi başlangıç
     baharın büyülü renkleriyle
şeylerden sonra  kendisinde anar beni
     kaderin özü kanlı ölümde.

Bedenin yüzü değişmedi
     mesire yerinin coştuğu anda
şeylerden sonra iki sözün her
     hangi tarihine: mezarın beşiğini sallayan.

Hiçbir zaman hayatın duygusu, kendisinden
     ayırmadı komediyi, dayanmadı, kısacası
şimdi anlatılan gözyaşları gördü
     ateşin kötülüklerinden surların ardı dolu?


Nazik El Melaike
Çeviren: Metin Fındıkçı
Çağdaş Arap Şiiri Antolojisi / Yom Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...

İstanbul Şiirleri Bercestem

İstanbul'u fotoğraf ve şiirlerle sevenlere Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken P...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu.

Zambak kokuluya Akdua ölülerin ak ayaklarında açar zambaklar (zambaklar) yer kurtlarının tezgâhında dokunur senin – kötüler kötüsü – yüreğin bunları bilmez ölülerin ak soluklarıyla büyür zambaklar (zambaklar) mahşerin ak bildirisidir okunur senin -yetimler yetimi- aklın bunları almaz şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar (zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur Adnan Özer Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam Sana uzun heceli bir kent vereceğim Girilince kapıları yitecek ve boş! Azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam! Ece Ayhan Bayılırım kır zambaklarına, uzak, çaresiz hep birini bekleyip duran; Rainer Maria Rilke onu vurdular, gözümle gördüm onu ak bir zambağa binmiş                            gidiyordu zambak dur, sana da bulaştı...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Sünbülzâde Vehbi Efendi

Bezm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can. Lal-u şarap içürem ve ıslatıp geçirem, Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan. Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır ? Lale ile sümbülü kakulene nevcivan. Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam, Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan. Salınarak giderken arkandan ben sokayım, Ard eteğin beline, olmasın çamur aman. Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan. Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarıda hiç, Düşmanının bağrına, hançerimi nagehan. Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman. Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman. Sen her zaman gelesin, ben Vehbi"ye veresin, Esselamün aleykum ve aleykümselam. Sünbülzâde Vehbi Efendi Sünbülzâde Vehbi, Divan Edebiyatı şairlerinden olup 18. yüzyılda yaşamıştır. Arapça ve Farsçayı lügatlerini yazacak derecede bilen, başta kadılık olmak üzere birçok...

Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür

Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür Sun cür'a-i câm-ı lebün kim âb-ı hayvan teşnedür Can la'lin eyler ârzu yâr içmek ister kanumı Yâ Rab ne vadîdür bu kim can teşne cânân teşnedür Âb-ı zülâl-i vasluna muhtâc tenhâ dil degül Hâk üzre kalmış huşk-leb deryâ-yı umman teşnedür Bezm-i gamında cân ü dil yandı yakıldı sâkıyâ Depret elün sür ayagı meclisde yârân teşnedür Cânâ zülâl-i vaslunı agyâr umar uşşak umar Âb-ı sehâb-ı rahmete kâfir müselman teşnedür Giryân o Leylî-veş nola sahrâya salsa Bâkî'yi Mecnûn'un âb-ı çeşmine hâk-i beyâbân teşnedür Bâkî

Çocuk

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk; Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk… Çocukta,uçurtmayla göğe çıkmaya gayret; Karıncaya göz atsa ‘niçin, nasıl?’ ve hayret… Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür; Biz akıl tutsağıyız, çocuktur ki asıl hür. Allah diyor ki:’Geçti gazabımı rahmetim!’ Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim… Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın! Şimdi anladığını, sonra anlayamazsın! İnsanlık zincirinin ebediyet halkası; Çocukların kalbinde işler zaman rakkası… Necip Fazıl