Ana içeriğe atla

Ateşböceklerine bakmaya gidelim

Bir gün de annenin
seni emzirirkenki
yüzünü gör düşünde

*

Ölen arkadaşlarım
yaşayanlardan çok

Sabah ağaçkakan gördüm
hafifledi acım

*

Taç yapraklar
her geçen yıl
biraz daha azalıyor

*

Fırtına

Tanıdığım bildiğim
bütün kuşların dili tutulmuş

*

Bir sarılsan
istediğin gibi

Bütün çiçeklerimi dökerim
açık gizli

*

Kelebekler
cenazelerdeki çelenklere
gelmezler

*

Bahar yağmurunu
yalnız bırakmıyorum

Soyunup dinmesini bekliyorum

*

Yaş altmışyedi

Sesini yeni duyduğum
bir kuş daha

*

Bu yaştan sonra
baharda
sırtüstü yatmam kırlarda

Ya kalkamazsam altından

*

Yeni tanıştığımızda
iç geçirirken
nefesim nefes aldı
nefesinden

*

İskele'de
bütün çiçekler
enginarın son çiçeği

*

Bahçedeki
ıtır ile sardunya
zamanında çiçek açtı

Sevdiğimi anlamışlar

*

Dağ tepe mi bıraktılar
baharda
yollarında yürünecek

*

Çiçek olsaydım
Bu dünyada
geceleri açardım

*

Teknoloji aldı başını gidiyor

Hatmiler melûl mahzun
gülümsüyor

*

Ateşböceklerine bakmaya gidelim

*

Ateşböceği olsam
ben de sevmem sabahı

Hangisi ateşböceği
belli olmuyor

*

Ay'ın umurunda değil
çevresindeki hâle
okşuyor
ıtır çiçeklerini

*

İyi ki gelmişim İskele'ye

Bahar da
İyi ki diyor

*

İğdenin altına
kursam tezgâhı
neler yazarım
kimbilir
kim bilir

*

Akşam sefası
kapıya dayanmış

Gel de uyu

*

Şehrin hercümecinde
hatmiyi gösterdim

Aşk gibi oldu yüzü

*

Yıllar önce ölen
sakamın ruhunu gördüm
zamansız kırılan
bir dalda

*

Beklemezdim bunu
dalı yaprağı kalmamış asmadan

Dolunay'ı seyrediyor

*

Itır ile sardunyanın
aşkına şahidim

Çocuklarını büyütüyorum

*

Bostan korkuluğu
bazı insanlardan
daha çok işe yarıyor

*

Nasıl biri diye
sorarlarsa

Beni baharı ve
şiiri sever de

*

Bahar
bu kadar değil

Daha açacaklar
kokacaklar var

*

Kelebekler mi uçuyor
başaklar mı

*

Ortancaların zamanı geliyor
Benim zamanım

*

Ortanca
Senin yerinde olsam
açmam

Renklerini değiştiriyor
zevk sahibi insanlar

*

Susalım
bir an susalım

Ortancaların açışını
duyarız belki

*

Li-Ta Po'nun
kayığına almak istediği
mehtap değil bu

İnanmak zorundayım

*

Ya bahçe muzu istemiyor
ya da muz bahçeyi

Aralarına giremem

*

Hosai yazmış o zamanlar

Kasaba gazetesi
okuyayım dedim
hemen bitti

Bugün de öyle

*

Bir daha
yakından bakmayacağım bahara

Yaşımı unutturuyor

*

Sabahı görmeyen
çiçek olsaydım
bu halimden iyiydi

*

Altından geçtiğimiz iğdeler
yine çiçeklendi

Bir yıl daha gençleştik

*

Sabaha karşı
ince bir ses

Baktım
sardunya yürüyor
sana ve güneşe doğru

*

Itır
yarın bir çiçek
daha verecek

Her yerimi tırmalıyor

*

İğde kokuları
dolaşmaya başladı evde

Meyveler çıkana kadar
onlara teslim

*

Bahar akşamı
aldım kendimi karşıma

Yaz diyorum
bir işe yara

*

Bahar gecesi
hangi kokuyla uyuyacağımı
bilmiyorum

*

Geçinip gidiyoyordum yalnızlığımla

Gördün
Kenara koydun

*

Yaşım
sonbaharın sonu

Aklım ilkbaharda

*

Kendini anlat diyenlere
uzun uzun anlatıyorum

Şiir ve hüsran

*

Ömrümün son güzünü
seninle yaşasam
başka sonbahar istemem

*

Ateşim çıksa
istirahate çekilsem
duyulur duyulmaz sesle
sorsam

Fırtına mı geliyor

*

Martılar
Yuvasız kuşların ayaktakımı

*

Ağustosböceği kurumuş
gövdesi ağaca yapışık
kabuğu çığlık çığlığa

*

Kargaları da ayarttı deniz

Akşam olunca yuvalarına
ağaçlardan değil
denizden gidiyorlar

*

Ayrıldık diyorlar
Yeni tanışıyorlar

*

Karın içine sindiği
kış aydınlığısın

*

Yağmur gibi yağdı yağmur

Karga
sesini tanıyamadı

*

Bahar yağmuru
kaçışan yavru kuşları
kuş yavrularını gördü

Durdu

*

Deniz çekildi

Yosunlar telaşsız
bakıyor

*

Ateşböceğini gördüm
Kayboldu

Müthiş yalnızlık

*

Örümcek ölmüş ağında

Buz gibi oldum

*

Yakışıklı sivri
ölmeden önce ısır beni

Korkma

*

Manolya
kendiliğnden koptu

Hemen düşmedi
Nazlandı

*

Bütün sonbahar
şehrin ortasındaki
yere düşmüş
çınar yaprağıdır

*

Eski
yıllanmış bir üvez

Titriyor
dudakların gibi

*

Kış biraz geciksin

Üvezler
hayatın tadını çıkarsın


Süreyya Berfe
Seferis ile Üvez / Metis Yayınları 2010

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...

İstanbul Şiirleri Bercestem

İstanbul'u fotoğraf ve şiirlerle sevenlere Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken P...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu.

Zambak kokuluya Akdua ölülerin ak ayaklarında açar zambaklar (zambaklar) yer kurtlarının tezgâhında dokunur senin – kötüler kötüsü – yüreğin bunları bilmez ölülerin ak soluklarıyla büyür zambaklar (zambaklar) mahşerin ak bildirisidir okunur senin -yetimler yetimi- aklın bunları almaz şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar (zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur Adnan Özer Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam Sana uzun heceli bir kent vereceğim Girilince kapıları yitecek ve boş! Azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam! Ece Ayhan Bayılırım kır zambaklarına, uzak, çaresiz hep birini bekleyip duran; Rainer Maria Rilke onu vurdular, gözümle gördüm onu ak bir zambağa binmiş                            gidiyordu zambak dur, sana da bulaştı...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Sünbülzâde Vehbi Efendi

Bezm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can. Lal-u şarap içürem ve ıslatıp geçirem, Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan. Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır ? Lale ile sümbülü kakulene nevcivan. Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam, Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan. Salınarak giderken arkandan ben sokayım, Ard eteğin beline, olmasın çamur aman. Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan. Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarıda hiç, Düşmanının bağrına, hançerimi nagehan. Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman. Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman. Sen her zaman gelesin, ben Vehbi"ye veresin, Esselamün aleykum ve aleykümselam. Sünbülzâde Vehbi Efendi Sünbülzâde Vehbi, Divan Edebiyatı şairlerinden olup 18. yüzyılda yaşamıştır. Arapça ve Farsçayı lügatlerini yazacak derecede bilen, başta kadılık olmak üzere birçok...

Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür

Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür Sun cür'a-i câm-ı lebün kim âb-ı hayvan teşnedür Can la'lin eyler ârzu yâr içmek ister kanumı Yâ Rab ne vadîdür bu kim can teşne cânân teşnedür Âb-ı zülâl-i vasluna muhtâc tenhâ dil degül Hâk üzre kalmış huşk-leb deryâ-yı umman teşnedür Bezm-i gamında cân ü dil yandı yakıldı sâkıyâ Depret elün sür ayagı meclisde yârân teşnedür Cânâ zülâl-i vaslunı agyâr umar uşşak umar Âb-ı sehâb-ı rahmete kâfir müselman teşnedür Giryân o Leylî-veş nola sahrâya salsa Bâkî'yi Mecnûn'un âb-ı çeşmine hâk-i beyâbân teşnedür Bâkî

Çocuk

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk; Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk… Çocukta,uçurtmayla göğe çıkmaya gayret; Karıncaya göz atsa ‘niçin, nasıl?’ ve hayret… Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür; Biz akıl tutsağıyız, çocuktur ki asıl hür. Allah diyor ki:’Geçti gazabımı rahmetim!’ Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim… Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın! Şimdi anladığını, sonra anlayamazsın! İnsanlık zincirinin ebediyet halkası; Çocukların kalbinde işler zaman rakkası… Necip Fazıl