Ana içeriğe atla

Kız Kardeşim İçin

-Anneme-

Biz çocuktuk seni gömdüler
Vefasız kumlara ilgisiz eller;
O zamandan beri güçsüz ve özlemle
Ne zam an kıbleye dönsem kırık gönlümle.

Seni bir deve sırtında gidiyorken görürüm;
Sonra kumlarda şaşkın görürüm.
Bir diken belki işareti mezar yerinin
Develer belki ziyaretçilerin;

Kim bilir, belki de, altında tozların,.
Ne diken var ne gelen var ne de mezann;
Ne de sen... Bense bu gün denlimle
Seni ağlatmaya geldim, dinle.

Dinle her nerde isen, her ne isen;
Toz, bulut, ruh, melek, taş ya da diken;
Bunların hepsini ağlatıp, inletecek
Bir cinayet ki... Cinayet gerçek!
Bir cinayet ki diriler, yasalar
Koymamış adını; am a vicdan.
O büyük yargıç, o belli yasa
Veriyor yargısını: ilenç, beddua!

Bu ilenmesiyle ama sızlıyor mu vicdanın?
Sorun erdemi aşağılayan alçaklardan,
Sorun doğayı karalayan utanmazlardan;
Bu ilenmesiyle evet sızlıyor mu vicdanın?
Sorun şu temizliği zehirleyen o caniden.

Zavallı kardeşim! İnsan tasavvur ettikçe
Sonunda toprak olan sergüzeşt-i mü’limini.
Şu on sekiz senelik dehşet-i mezâhimini.
Tahammül etmiyor... Artık bu böyle gittikçe
İçim zehirlenecek yâd edip mekârimini.

Koşardı pîş-i mehâsinde dâ'imâ hevesin,
Küçüklüğünde henüz mâ'il-i lezâ’ildin.
Ulüvv-i kalbe, ulüvv-i hayâle naildin...
En ibtidâ bana telkin-i şi'r eden sensin;
Çocukluğunda beraber zarif ve âkildin.

Zarif ve âkil idin, düşmesen bu â’ileye.
Kalırdı belki kadınlıkta bir büyük yâdın.
Yaşardı belki onun gölgesinde ahfâdın.
Sen inmedin, seni indirdiler o mezbeleye;
Sen ölmedin, seni öldürdüler, zavallı kadın!

Öldürdüler... Bu hem de bugün, şimdi olmadı;
Çoktan gömüldü hüsn-i şebâbm, zarâfetin,
Kalbin, kadınlığın, şerefin, istirahatın.
Bir ân didiklemekten o hâ'in yorulmadı.
Bittin çamurlu tırnağı altında gılzatin!

Tırnak, çamur, tokat... Bu senin kısmetin değil
Ey ismet-i mübâreke, ey hüsn-i zî-hicâb.
Ey hande-i tulu'-ı hayâ, bikr-i gül-nikaab...
Tırnak, çamur, tokat... Sonu bir ömr-i mübtehil
Tırnak, çamur, tokat... Sonu mahv-ı ebed. türâb!

Elbet değil nasibi mezellet kadınlığın,
Elbet değil melekligin ümmîdi zulm ü şer.
Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer;
Lâkin bugün hep onlara â'id yığın yığın
Endişeler, kederler, eziyyctler, iğneler!

Zavallı kardeşim! İnsan, düşündükçe
Sonunda toprak olan acı serüvenini.
Şu on sekiz yıllık çektiklerinin derecesini.
Dayanmıyor... Ama bu böyle gittikçe
İçim zehirlenecek anıp iyiliklerini.

Her zaman güzelliklerin önünde koşardın.
Henüz küçüklüğünde erdemlere eğilimli idin.
Kalp yüksekliğine, hayal yüksekliğine ulaşmıştın...
Bana şiiri aşılayan en önce sensin;
Çocukluğunda bile ince ve akıllıydın.

İnce ve akıllıydın, düşmesen bu aileye.
Kalırdı belki kadınlıkta büyük bir anın.
Yaşardı belki onun gölgesinde torunların.
Sen inmedin seni indirdiler o çöplüğe;
Sen ölmedin, seni öldürdüler, zavallı kadın!

Öldürdüler... Bu hem de bu gün, şimdi olmadı;
Çoktan gömüldü gençliğinin güzelliği, inceliğin.
Yüreğin, kadınlığın, onurun, dirliğin,
Seni bir an didiklemekten o hayın yorulmadı.
Bittin çamurlu tırnağı altında ilkelliğin!

Tırnak, çamur, tokat... Senin payın değil ağlamak
Ey güzel çocukluk, ey utangaç güzellik.
Ey utanışın gülüşü, gül peçeli kız oğlan kızlık...
Tırnak, çamur, tokat... Sonu yalvaran, yakaran bir yaşamak;
Tırnak, çamur, tokat... Sonu yok olup gidiş, toprak!

Elbet aşağılanmak hakkı değil kadınlığın.
Elbet değil nıelekliğin umudu, kötülük ve zorbalık,
Elbet yoksul olursa kadın alçalır insanlık;
Ama bu gün onlann hep yığın yığın
Kaygılar, kederler, çileler, iğneler!

Bî-çâre kardeşim, ezilip bittin, öyle mi?
En sonra ezdiler seni, öldürdüler seni.
Ben yıkmak istedim, yapılırken bu medieni,
Lâkin hatâ bırakmadı: Muzlim, cehennemi
Bir kuvvetin elinde müzehher fakat denî

Bir kabr olan muhitine gördüm nüzûlünü;
Cebrî, sürüklenir gibi indin adım adım!
Arkanda ben bu hâle, bilirler, çok ağladım.
Kaldındı bir ufukta ki hattâ ufülünü
Islak nazarlarımla uzaktan selâmladım.

Bilmem ki şimdi hangi tecelline ağlasak;
Bir taze mahvolup gidivermek, bu bir keder;
Mahvolmanın sebepleri hep ayn darbeler;
Lâkin bu tazenin ebedî aşka müstahak
Bir kalb iken ezilmesi... Mahvolmadan beter!

Ba'zan felâketin de olurmuş hayırlısı:
Kurtuldun işte lâhzada bin kerre ölmeden.
Öldürdüler fakat... Beni yalnız bu titreten;
Ölmek değil, bu öldürülüş en kahırlısı;
Çektiklerinle muztaribim en ziyâde ben!

Nâmınla, ey vücûdunu tezlîl eden sefil.
Kaldır taşından olsun o jeng-i hacâleti;
Gölgen karartacak bu cebîn-i şehâdeti...
Ey karha-i hayâtı olan mel'anet, çekil,
Toprakta bâri inlemesin rûh-i ismeti!

Siz toplanın başında bu na’ş-ı mükerremin,
Siz, ey kadınlığın ebedî iştikâlan.
Ey za'f u zilletin mütevahhiş bükâlan;
Siz toplanın ve ağlaşalım... Siz, bu matemin
En doğru, en yakın, en asıl âşinâları!

Zavallı kardeşim, ezilip gittin öyle mi?
En sonra ezdiler seni, öldürdüler seni.
Ben yıkm ak istedim yapılırken bu mezan,
Ama yanılgı bırakmadı; karanlık, cehennem gibi
Bir gücün elinde çiçekli ama aşağılık

Bir mezar olan çevrene gördüm inişini;
Zorla, sürüklenir gibi indin adım adım!
Arkanda ben bu duruma bilirler çok ağladım.
Kaldındı bir ufukta ki üstelik batıp gidişini
Islak bakışlarım la uzaktan selâmladım.

Bilmem ki şimdi hangi durumuna ağlasak;
Gencecik yok olup gidivermek, bu bir keder;
Yok olmanın nedenleri hep ayn çileler;
Yalnız bu tazenin sonsuz sevgiye lâyık
B ir kalp iken ezilmesi... Yok olmaktan da beter!

Bazen felâketin de olurmuş hayırlısı:
Kurtuldun işte bir anda bin kez ölmeden.
Öldürdüler ama... Beni yalnız bu titreten:
Ölmek değil, bu öldürülüş en acısı;
Çektiklerine üzülüyorum en çok ben!

Adınla, ey onun varlığını alçaltan sefil.
Kaldır taşından olsun o utanç pasım;
Gölgen karartacak bu şehitliğin alnını...
Ey onun yaşamının yarası olan kötülük, çekil.
Toprakta olsun inlemesin temiz ruhu!

Siz toplanın başında bu saygıdeğer ölünün.
Siz. ey kadınlığın sonsuz yakınışları,
Ey güçsüzlüğün, alçalışın korkak göz yaşlan;
Siz toplanın ve ağlaşalım... Siz, bu büyük üzüntünün
En doğru, en yatan, en soylu tanışları!


Tevfik Fikret


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

SEVİNÇLER BİZİMLE GELMEZ

Sevinçler, yaşandıkları günlerin Taşınmazlarıdır, hepsi  Hepsi ardımızda kalır. Kimi sevinçler daha yüksektir  Ne zaman başımızı çevirsek  Eski siyah beyaz bir film gibi titrek, Geçmiş günlerin doruklarında  Bir anıt misali görünür.  Sevaplar, yol arkadaşlarımız  Hayat yolunda yan yana yürürüz  Vicdan azapları başımızın belası,  Çıkış kapısı yolunda bu âlemin  Bizden hızlı yürürler önümüzde;  Ölüm kapısına bizden önce varır,  Alaycı bir bakışla beklerler bizi...  Ne sevinçler, ne kitaplar  Yanımızda sadece  Sevaplarla azaplar. Hüsrev Hatemi 

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

DERTLİ YILLAR

I Demiryolu kenarı, o ahşap evde  Oturduk bir süre ve bundan böyle  Hayat uzayıp gidecek gibiydi  Demiryolu misali önümüzde.  Neydi o garın adı, sen girdin...  Kapısına dayanmıştım yağmurda  Sen içeride, terk edilmiş, boş  Korkunç ve ürpertici vitraylı  Paslanmış raylı garda kaldın. Musiki sevkiyle bu gölgelikteyim  Burda biraz vakfe mümkün mü beyim? Güzel de olsa güz hüzünlüdür;  Haydi bu sararmış tomarı sar da,  Beni en dertli yırlarla çağır.  Çünkü çirkâb ve çamur çoğalmıştır. II İnceldi keder, inceldi inceldi...  Geçti iğnesine günlerin  Ve oyasını işledi kalbimize.  Tez silindi tezhibi, laciverdi,  Sevincin, neşenin, bahtın  Bilmem saadeti resmetti mi Abidin Bey, Hayyam! Sen elemin takvimini yapar mısın? III Uzaklaş ama yavaş, bu ne telaş?  Bana bir yaklaşan var sen giderken...  Bana dönük olmalı gözlerin,  Uzaklaş ama yine bana dönük...  En sönük ışık bile fazla artık. Ardımda ...

Sen kalbi kırıkların Rabbisin Yani önce, en çok benim

Terk ettim aklımı, her yerde kalbim vardı! Engin Turgut Kalbim sırrını buldu, manalandı hayatım. Felix Arvers Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı. Soldu, günden güne sessiz, soldu! Dediler hep: “Kıza bir hâl oldu!” Tâ içindendi gelen hıçkırığı, Kalbinin vardı derin bir kırığı. Yahya Kemal Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum. Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!.. Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum. Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!.. Çisel Onat Parmaklıklar ardına konmalı laleler tehlikeli hayvanlar misali; Açılmışlar bazı dev Afrika kedilerinin ağzı gibi, Ve farkındayım kalbimin: açılır ve kapanır Kızıl goncalar kâsesinin bana duyduğu saf sevgiden. Sylvia Plath duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç dokunmuyorsun bana sen gibi bir şimşek çakıyor tam kalbime düşüyor yıldırımı ben gidiyorum Özdemi...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

ÇÜNKÜ ER YA DA GEÇ ALIR AŞK ÖCÜNÜ KENDİSİNDEN

199  Yazık! Kadınların aşkı! Sevgili  Ve korkulu bir şey olduğu bilinir ya  Çünkü bu kumara sokarlar varlarını yoklarını  Ve yitirdiklerinde onlara anımsatmaktan başka  Bir işe yaramaz yaşam geçmişin acılarını,  Bir kaplan sıçrayışı gibidir öç almaları da,  Ölümcül, çabuk ve yırtıcıdır, ancak çektikleri işkenceyi  Unutamadıkları için, duyarlar içlerinde, verdikleri cezayı. 200 Haklıdır da kadınlar, çünkü dürüst değildir erkekler  Erkeklere karşı sık sık, kadınlara karşıysa her zaman,  Kadınların değişmez yazgısı hep aldatılmaktır  Ağlayan kalpleri yitirir umudu tanrılaştırdıkları erkekten  Ve sonunda para tutkusu onları satın alır  Bir evlilikte - nedir ki geriye kalan?  Değer bilmez bir koca, vefasız bir sevgili sonra  Dikiş nakış, bakıcılık ve dua ederken biter her şey sonunda. 201 Kimi bir sevgili edinir, kimi içkiye, kimi dine  Vurur kendini, kimi eviyle barkıyla ilgilidir, dağıtır kimi,  Kimi kaçar...