Ana içeriğe atla

Bir Eleştirmen Olarak Çocuk

Geçtiğimiz yıllarda Uluslararası Okuma Birliği ve Çocuk Kitapları Kurulu’nun ortak projesiyle 10.000 çocuğun o yıl yayınlanan kitapları değerlendirmeleri istendi. Çocukların tepkilerine göre her yıl için ayrı bir dosya düzenlendi ve bir araştırma kurulu tarafından kitap tahlilinde kullanılmak üzere “Çocukların Tercihleri” adı verilen bir liste oluşturuldu. Bu listedeki kategoriler şu şekildeydi: Bağımsız ilk okuma, genç okuyucu, ortaokul seviyesi, yetişkin okuyucu, bilgilendirici kitaplar ve şiir.

Çocuklar tarafından en çok sevilen kitapların yer aldığı bu liste bize kitapların hangi özelliklerinin çocuklara daha cazip geldiği hakkında fikir vermektedir.

Araştırmacı Sam Leaton Sebasta bu listeden hareketle kitapları inceler ve çocuklar tarafından rağbet görmeyen kitapların diğerlerinden ne farkı olduğunu anlamaya çalışır. Bu değerlendirme sonucunda bir takım başlıklar çıkarır:

1- Çocukların tercih ettiği kitaplar genelde diğerlerinden daha seri ilerleyen bir kurguya sahip olanlardır.
2- Verilmek istenen bilgi metnin içinde bir detay unsur olarak sunulduğu takdirde çocuklar hemen hemen her konuda okumaktan keyif alabiliyorlar.
3- Çocuklar ayrıntılı sahneleri seviyorlar; bahsi geçen bir yerin tam olarak neye benzediğini bilmek istiyor ve hikâyedeki esas olay meydana gelmeden önce onu hissetmek istiyorlar.
4- Çocukların tercihlerine tek bir kurgu tarzı hakim değil. Bazı hikâyeler titizlikle kurgulanmış, sebep sonuç ilişkisine bağlı bir odak noktasına sahipken; diğerleri bağımsız parçaların daha dolambaçlı yollardan birleştiği kurgular olabiliyor.
5- Çocuklar mutsuz kitaplardan pek hoşlanmıyor.
6- Eleştirmenler çoğunlukla didaktik anlatıma karşı çıksa da, çocukların sevdiği kitaplar arasında bariz bir biçimde ders anlatan bazı kitaplar da var.
7-Çocukların tercih ettiği kitaplar arasında en çok ön plana çıkan özellik samimiyet. Çocuklar karakterlerinin birbirini sevdiği, eylemlerinde ve söylediklerinde duygularını göstermekten çekinmediği ve fedakar davranışlar gösterdiği kitapları daha çok seviyorlar.

Araştırmacı Sam Leaton Sebasta, bütün bu bilgilerin çocukların kitap seçimine yardımcı olmak ve okumayı teşvik için kullanılması gerektiğine inanır. Mesela çocukların dikkatlerini içtenlik, tempolu bir kurgu veya tasvir üzerinden çekerek hikâyeye dahil olmalarını sağlanabileceğini belirtir.

Çocuklar nasıl kitaplar tercih ediyor?

“Çocukların Tercihleri” listesi sayesinde genç okurların ilgisini çeken belli hikâye tiplerini de sıralayabiliriz. İlk kategori olan “bağımsız ilk okuma” kategorisindeki çocuklar aile içi durum komedisi, komik hayvan hikâyeleri, duygusal gelişimi destekleyen hikâyeler, fantastik ve geleneksel hikâyelerle; tekerlemeler ve kafiyeli yazılardan hoşlanıyorlar. “Genç okuyucu” kategorisindekiler ise aile, okul, arkadaşlık ve kişisel problemler hakkında daha gerçekçi hikâyelerle, hayvan hikâyeleri, macera, kurgu, masal ve mizahi hikâyeleri tercih ediyorlar. “Ortaokul seviyesi” grubundakiler tarafından seçilen hikâyeler ise kardeşler arası rekabet, arkadaş onayı, korkular gibi konuların yanı sıra klişe olmayan kurgu ve polisiye tarzını içeriyor.

Çocukların seçimleri çok geniş bir yelpazeden beslenir. Bunlardan bazıları ‘şiddetle tavsiye edilen çocuk kitapları’ listelerinde yer alan kitaplarken, bazıları öyle değildir. Birçok eğitmen ve çocuk edebiyatı alanındaki uzman çocuklara nitelikli kitaplar seçmeyi öğretme konusuyla yakından ilgilenmektedir. Çocuklar edebi anlamda yerinde değerlendirmeler yapmayı öğrendiği takdirde, daha iyi kitaplar seçebilecek, bir kitabı kayda değer yapan özelliğin ne olduğunu araştırıp tartışabileceklerdir. Yaşça daha küçük çocuklar kitaplar hakkında yalnızca konuşabilirken biraz daha büyük olanlar edebi olarak nelerden hoşlanıp hoşlanmadıklarını tahlil etmeye başlayabilirler.

Bir ortaokul öğretmeni edebi tahliller yapma ve bir kriter listesi oluşturma konusunda öğrencilerini yüreklendirmek için bir araştırma yapar. Bu araştırmayı tetikleyen olay öğrencilerin kendi anne ve babalarının çocukken en çok hangi kitapları seviyor olabilecekleri hakkındaki sorularıdır. Bu soruyu yanıtlamak için çocuklar aileleriyle röportajlar yaparlar ve çocukken en gözde kitaplarının ve kahramanlarının hangileri olduğunu sorarlar. Sonra kitapları, karakterleri ve onları öneren kişileri geniş bir tablo haline getirirler.

Daha sonra her çocuk yetişkinlerin favorileri arasından seçtiği bir kitabı okur. (Birçok yetişkin de bu kitapları yeniden okur.) Bu okumaların ardından büyüklerle çocuklar kitapta neyi kayda değer bulduklarını ya da neyi sevmediklerini tartışırlar. Bu aşamada öğretmen kurgu, karakter oluşturma, sahne ve üslup gibi kavramları anlatır ve çocuklar okudukları her kitabı bu kavramlar açısından da değerlendirirler. Son olarak bir kitabı değerlendirirken kendilerine sormaları gereken soruları listelerler.

Bir Kitabı Değerlendirirken Kendime Sormam Gereken Sorular:

1- Okuduğum iyi bir hikâye miydi?
2- Gerçek hayatta olması muhtemel bir olay mıydı? İnandırıcı mıydı?
3- Ana karakter kolaylıkla başına gelenlerin altından kalkabildi mi?
4- Olay örgüsünün kilit noktası doğal bir şekilde mi kurgulanmıştı?
5- Karakterler gerçekçi miydi? Kişiliklerini ve eylemlerinin gerekçelerini doğru anladım mı?
6- Hikâyedeki karakterler gelişme gösteriyorlar mıydı?
7- Karakterlerin birden fazla özelliği var mıydı? Zayıflık ve güçlükleri aynı anda sunulmuş muydu?
8- Hikâyenin geçtiği yer ve dönem gerçeğine uygun muydu?
9- Karakterler hikâyenin geçtiği yerle uyumlu muydu?
10- Hikâyenin geçtiği mekanda ve o tarihteymişim gibi hissettim mi?
11- Yazar bu hikâyeyle bana ne söylemek istiyor olabilir?
12- Anafikir faydalı ve yeterli miydi?
13- Kitabı sesli okuduğumda diyaloglar kulağa gerçekçi geliyor mu?
14- Kitabın tamamının üslubu doğal mı?

Araştırmalar çocukların seçtikleri kitaba dair özel tercihleri olduğunu gösteriyor. Bir başka araştırmaya göre ise çocuklar kitapların ne zaman ve nasıl okunması gerektiği hususunda da farklı tercihlere sahip. Alicia Mendoza, yaşları 5 ile 13 arasında değişen 520 ilkokul öğrencisi arasında yaptığı bir anket sonucu bize şunu gösteriyor:

Mendoza’nın raporundan çıkan ilk sonuca göre, ilkokul çağındaki çocuklar kendilerine kitap okunmasından hoşlanıyorlar. Bu nedenle aileler ve öğretmenler çocuklara daha sık kitap okumalılar. İkinci olarak ailerle yapılan konferanslardan çıkan sonuca göre, çocuklara evde okumanın önemi öğretmenleri tarafından anlatılmalı. Üçüncü sonuca göre rol modeli çok önemli. Yani kitaplar hem anne hem baba tarafından çocuğa okunmalı. Dördüncü; çocuklar toplu bir şekilde hikâye dinlemekten hoşlandığı için aileler bunu bir grup aktivitesine dönüştürme hususunda teşvik edilmeli. Beşinci; aileler ve öğretmenler çocukların diğer çocuklara kitap okuyabilmesi için gerekli ortam ve şartları sağlamalılar. Altıncı; çocuklara kendi okuyacakları ya da başkalarının kendilerine okuyacağı kitabı seçme hakkı sunulmalı. Yedinci; okumaya başlamadan önce çocuğa kitap hakkında malumat verilmeli. Ve son olarak kitap bittikten sonra çocuğa tartışma ve değerlendirme fırsatı verilmeli.

Çocuklar kendilerine okuduklarını değerlendirme, paylaşma veya tartışma imkanı verildiği takdirde, okuma eylemini keyifli hale getirebilir, iyi hikâyeleri ve karakterleri ayırt edebilirler. Kitap hakkındaki tartışma ve paylaşımlar kütüphanede, sınıfta ya da evde yapılabilmelidir.



Donna E. Norton
Çeviren: Rumeysa Temiz

Kaynak: tazekitap.com/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MEVLÂNÂ’NIN DÜŞÜNCESİNDE KADIN

1. Mevlânâ’nın İranî-İslamî düşünce ve sanat alanındaki konumunun üstünlüğü ve kendine özgü dünya görüşünün önemi nedeniyle onun düşüncesinde kadının konum ve makamının incelenip değerlendiril-mesi üzerinde düşünülmeye değer bulunmaktadır. İnsanlık bilimi alanında böylesine etkin ve yapıcı bir kişilik çok az bulunur. Mevlânâ’nın üstatlık derecesi, onun şairlik konumundan önce gelir. Hakikatte de Mevlânâ, ilk önce görüş sahibidir, daha sonra sanatçıdır. Bundan dolayı dünyaya ve insana olan kendine özgü bakış açısı da önemlidir. Kimilerinin düşüncesine göre, Mevlânâ’nın şeffaf ve parlak sözleri –en azından Mesnevî’de– göz önünde bulundurulduğunda ona göre, kadınların kemal noktasında gözle görülür bir değere sahip olmadıkları açıktır ve Mevlânâ’nın onları değerlendirmesi açıkçası olumsuzdur. Burada konuyu değişik açılardan görmeyi ve kendi dayanak noktalarımızı da değerli okuyucuya sunmayı amaçlamaktayız. Bu satırların yazarının kafasında ve bu yazının içinde var olan tek nokta, hüküm ve...

IF THEY WANT TO LEAVE, HELP THEM GET OUT

You meet a woman, you think you are the best thing that ever happened to her. No, you are not. No matter who you are. You are just a human being relating with this person. As long as they still want to relate with you. If they reach a point where they don’t accept it anymore… Thank them for the time they gave you and walk away. That’s just the way it should happen. And then I hear, and the Chief Justice mentioned that there are many divorces being filed and people are alarmed. Why are you alarmed? You should celebrate that people who have been together and have reached a point where they no longer want to be together have taken the route that we have provided to dissolve the union. Because if it doesn’t happen this way, it may happen in other ways that we do not want. And the problem again with the law itself is that… And that is the challenge I faced with that couple. It says it is a no-fault divorce system. In other words, you don’t need to establish fault. In other jurisdictions, th...

Şem’ü Pervâne; İran Edebiyatı ve Divan Şiirinde Ateşe Uçan Kelebekler

"يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِۙ    "O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler." (Kur'an-ı Kerim Kâri’a 4. Ayet) Hatırlarım bir gece gözüme uyku girmedi Duydum ki pervâne muma şöyle dedi: Ben âşığım, eğer yanarsam yeridir, Peki ya senin ağlayıp yanman nedendir? Sa‘dî-i Şîrâzî  Hali perişan bir pervâne vardı,  Ateşe helâl kıldı tatlı canını.  Yüzlerce ateş ve dert içinde olan mumu gördü,  Sararmış yüzünün üzerinde gül rengi gözyaşı akıyordu. Kâsım-ı Envâr Kolumu kanadımı çırpıyorum pervâne gibi  Her ne kadar benim mumum görüşten uzak olsa da.  Seyf-i Fergânî Senin yanağının mumunu arzulamaktayım  Tıpkı aydınlığı arayan pervâne gibi.  Seyf-i Fergânî Tecelli mumunun nuru bizim gönlümüze kıvılcım attı  Tüm bu nuru ve ziyayı o aydınlıktan bulduk.  Ubeyd-i Zâkânî Bazen mum gibi ışıldayıp parla aşk ile  Bazense pervâne gibi yanıp tutuş aşk ile. Ubeyd-i Zâkânî Sen mum sıfatlı olduğun i...

KUR’AN’I KERİM'DE GEÇEN KALP İLE İLGİLİ AYETLER

Allah, küfürdeki inatları yüzünden onların kalplerine ve kulaklarına mühür vurmuştur. *** Kalplerinde bir hastalık vardır; Allah, hastalıklarını daha da artırmıştır. *** Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı da taş kesildi, hatta taştan daha katı oldu.  *** Onlar Peygamber’e: “Bizim kalplerimiz örtülüdür, söylediklerini anlamıyoruz” dediler. *** Çünkü inkâr etmeleri yüzünden kalplerindeki buzağı sevgisi iliklerine işlemişti. *** daha önce gönderilen kitapları doğrulayan, mü’minlere bir doğru yol rehberi ve müjdeci olan Kur’an’ı Allah’ın izniyle senin kalbine o indirmiştir. *** Bunların kalpleri birbirine ne kadar da benziyor! *** Üstelik o, pek azılı bir düşman olduğu halde kalbindekine, sözünün özüne uygunluğuna Allah’ı da şâhit tutar. *** isteğinizi üstü kapalı bir şekilde çıtlatmanızda veya bunu gönlünüzde gizlemenizde size bir günah yoktur.  *** İbrâhim: “Elbette inanıyorum, fakat kalbim iyice kanaat getirip yatışsın diye bunu istiyorum” dedi. *** Kim onu gizlerse, şüphe...

ChatGPT: ALTI ÇİZİLİ SATIRLAR ÇOĞU ZAMAN YALNIZCA "BEĞENİLEN CÜMLELER" DEĞİLDİR

Bloğumda son 3 senede paylaştığım şiir ve yazıları tekrar okuyup, altını çizdiğim satırları derleyip tek bir sayfada paylaştım . Yaptığım alıntılardan ruh halime dair nasıl bir değerlendirmen olabilir? ChatGPT: Bu kadar geniş bir seçki tek tek incelendiğinde, ortaya yalnızca “hüzünlü biri” portresi çıkmıyor. Daha karmaşık, katmanlı ve uzun süredir kendi iç dünyasını taşıyan bir zihnin izi görünüyor. Özellikle dikkat çeken şey şu: Altını çizdiğin satırlar yalnızca acıyı değil, acının nasıl yaşandığını, nasıl taşındığını ve insanın onunla nasıl birlikte yaşamaya çalıştığını anlatıyor. Sende ilk göze çarpan duygu, doğrudan mutsuzluk değil; daha çok “kaybın sürekli farkında olma hâli.” Bu kayıp yalnızca bir insanın kaybı değil. Zamanın kaybı, gençliğin kaybı, ihtimallerin kaybı, eski yakınlıkların kaybı, hatta bazen insanın kendi iç canlılığını kaybetmesi… Özellikle tekrar eden bazı eksenler var: ayrılık ama bitmeyen bağlılık, yorgunluk ama vazgeçememe, ölüm düşüncesi ama doğrudan ö...

MUTLULUK VE İÇ HUZURU

İnsan hafızası pek ilginç çalışır. Bir şeye sahip olduktan sonra, onu ne kadar çok istediğini unutur. Oysa mutluluk ve iç huzuru, yeni şeyler elde etmekten değil, sahip olduklarını yeniden fark etmekten gelir. Pek çok insan, aradığı şeyin zaten yanı başında olduğunu bilmeden bir ömür geçirir. Mehmet Gündoğdu

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...

ÜMİT KÖTÜLÜKLERİN EN KÖTÜSÜDÜR, ÇÜNKÜ İŞKENCEYİ UZATIR

“Bu, insana göre bir seçim değildir. Bu insanca bir çözüm değil, kendi dışındaki bir yanılsamaya tutunmaktır. Böyle bir seçim, başka bir şeyi, doğaüstü bir şeyi seçmek, insanı daima güçsüz kılar. Daima onu olduğundan daha fazla küçültür. Ben bizi olduğumuzdan daha yüce yapacak şeyleri severim!” “Artık soyut insan hakkında değil de,” diye ısrar etti Breuer, “Etiyle kanıyla capcanlı bir insan hakkında konuşalım, yani hastam hakkında. Onun durumunu düşünün. Birkaç haftası, hatta birkaç günü kaldı! Onunla seçimler hakkında konuşmanın ne anlamı olabilir?” Nietzsche yılmadan, anında cevabı yapıştırdı. “Ölmek üzere olduğunu bilmezse, nasıl öleceği konusunda bu adam nasıl karar verecek?” “Nasıl öleceği konusunda mı dediniz Profesör Nietzsche?” “Evet, ölümü nasıl karşılayacağına karar vermek zorundadır: Belki birileriyle konuşacak, öğütler verecek, o güne kadar sakladığı sözleri söyleyecek, çevresindekilerle vedalaşacak ya da bir köşeye çekilecek, ağlayacak, ölüme meydan okuyacak, lanetleyecek,...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Evvel Zamandı

Bir vardı bir yoktu evvel zamandı Alnı kınalı gelinlerin duvağından sızardı ay ışığı Aşk; Tavan arası rutubetinde Naftalin kokulu bir bohçada El değmemiş, simli bir duaydı Aşık; Kirli şehrin sokak aralarında hayatı tekmeleyen cananın avuçlarına ömrünü akıtan az yaşayıp çok ölendi Hayat; Gece ve gündüz kavgasında serçeleri saklayan , Öksüz çocukların saçlarını okşayan Mazlumun alnını öpen Aşıkların duasıyla ağlayandı Zaman/e ; kadir kıymet bilmeyen üstünde tepinirken son nefesini veren aşığı oldum olası hiç sevmeyendi. EzHeR