Ana içeriğe atla

Cahit Zarifoğlu Şiirleri Bercestem

açık açık çağırır aşkını
burda mı daha mı uzakta
bütün bir geceye
dayar alnını

*

Anılar defterinde gül yaprağı
Gibi unutuldum kurudum

*

Eyvah hüzün bu
Eyvah hüzün yine

*

Şunu da yaz bedeli olsun 
Sabırla titreyerek öyle yalın 
Ve kimsesiz olmadan oturacağız 
Kıyısında ayrılığın 

*

Bir miktar da elbette ağlamak istersin
Saçın kararmış yakından neşeli insanlar geçmiştir
Haydi toprağa çök de ağla
Ve bre
Başının üstüne uykular çağıran adam

*

Cennetse sevdan çık dışarı

*

Üzgün melal içre ve âşık 
Yürüdüğüm deniz sahillerindeyim 

*

Ve elbet
Gözlerin sularımdan çekilince
ürkek bir ceylanla anlaşırım
yüzünün çok yakını olan bir limana
dilinin ve ağzının verdiği baş dönmesine
bahçeni tutan tavşanlara sığınırım

*

Anlıyorum kaçmaya zaman yok
Şafak birden doğrulacak

*

bir adam bir kadın var içimde iyice anladım 
bana bunu sessizce anlatıyorlardı 

*

öyle bir gittin ki benimle 

*

Yedi adam biri bir gün
bir aşk bir gün
gereğini belledi
ölüm girse koynuna
Ayırmaz aşkı yanından

*

Ve ellerin uçuşan yapraklar gibi
Birden
Nasıl yalnız olduğumuzu anladım
Kimseler yoktu ikimizden başka birbirine bakan

*

koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından 
sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından 

*

sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle.Yalnızlıkla ben kaldım 
sevindiniz işte alın kurtulun. Aha size son atım 

*

Dönüyor burgaç,
Dünya üstten, yanlardan daralıyor.
Ovalardan,
Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
Karşısında olacaksın kaçtıklarının.

Dua et,
O gün henüz mahşer olmasın...

*

sen olabilirsin çaresi 

su içinde 
susuzluk hissinden ölen kimselerin 

*


*

O sabah bulutlar var yapma çiçekler gibi 
Görüş uzaklığı onbinlerce metre 
Elim dokunuyor her görüntünün tenine kalbine 
Bu bir köşk bu da eli çıralı adam 
Betonda bir gülümseme 
Şair bir kelime daha uzatıyor 
Saplanmıyor yine şaşkınım

*

Yaşamak bir sokak lambası gibi
Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki
Tek bir damla tek bir ses gibi
Aklıma düşüyor

*

Aşkımla boyun boyuna bir ejdarhayım 
Şehirde sen benim en çok sakladığım 
İçine girip korktuğum 
Çamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığım 
Sen benim durup durup saplandığım 
Mutlu an biraz uzun olmasın 
Yoksulluk gibi gideceğim bir yer var 
Efkarın aşılmaz yalnızlığın kaçınılmaz olduğu 

*

Ey zarif sen de ata yoluna meylettin
Korkarım binbir belaya dayanmaz sıkletin

*

Soruyoruz kiraz dudaklı kızlar durdurup kır hayvanlarını 
Hangisi sahte bu geçen dakikalardan 
Hangisi hak

*

Sen sevgileri göğüsle ve ne olur anla. 

*

Ya bu kez ölenleri görmeliysek 

*

Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.

*

bir acı mı ne gerek
öyle uykum var ki
öyle istiyorum ki

*

durup gelmeyince
iğne üzerinde yüzün gelip
kuşatmıştı beni
ama düşündükçe korkmak
yüzünle geldiğini

ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim

*

Sen hâlâ dizüstü 
Bunca anıyı besleyerek 
Sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle 
Mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla 
Görür gibi olarak açıp baktığımı 
Bense şöyle diyorum: 
Buradan bir acı kanamış boyuna 

Kuşlar hazır 
Öncü havalanmak üzre 
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar 

*

Aklımdan çıkmıyorsun dedim 
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya 

*

Evet hatırladım
Küçük basit şeyler 
Yetiyor kederlenmeye
Ya mutluluğa 

*

Seçkin bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim

*

Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim

*


*

Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum 

*

Erkenden aşındırır aşkını

*

Ve oturdu mu bir masaya
Hakkını verir çay içmenin

*

Eski şairliklerim gitti gözümden
Gayridir başka bir hal kuşanıyorum

*

De Zarif inle. Ta ki huzra vardın
Nice yıl isyan durdun gurbet kaldın 

*

Boynuma bir ip at
Kölen diye yollarda gezdir beni

*

Çıkıp geliyorsun
Kor gibisin, bir kar gibisin
Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın
Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan
'Yaşamak' bir perde gibi kalkıyor aramızdan

*

Sevgim uzanıyor
Soluk soluğa uyandırıyor menekşeleri
Görüyorum kıpırdanışlarını
Uykunda gül açan yanaklarını

*

Boğaziçi bir akımdır
Bir akan sudur
Nice dergahlar
Yeni doğan çocukların
Yamaçlarda mezarlıklar
Sever gibi bazıları
Açık havada gömülmeyi

*

Halk aşksızsa sokaklar
          banka dükkânlarıyla doludur

*

O tek kuşun yalnızca süzülüşü
Ani bir haber gibi salt bir kez ötüşünü
Dinliyor kumu balçıklı toprağı
Ağacı kayayı ve kuşu

*

Uyku beladır göç içinizedir
Sabır ve zaman içinizdedir
Kadın ve çocuk içiçedir

*

'Biz artık gitmeliyiz dağımıza anneciğim
Yorgun geldim savaşmadım ama
Bir ceset gibi ayaklarının dibindeyim'

*

korkularımız intihar dönemlerinde
kötü bir alışkanlık peyda olmuştur

*

Kolye gibi taşıyorum boynumda 
Varlığını onun 
Bir ceylan tutuyor ağzında 
Kuşlara takılıp gidiyor aklım 
Hergün kaçıyorum 
Yoksa gülüşün 

*

Koşup takıldığım çitlere bak

*

Kardeşim dedim
Acılarıma da kardeş olur musun

*

İşte
Bu çok yakıştı
Yanakları boyar elmalı şeker ve şoklarıyla
Bu son acı

*

İnsan
Yayını kurmuş telaşsız şaşmaz avcın

*

İki yol ağzında 
İşte bakın
İçimizden biri daha
Elinde dünyadan bir çıkın

*

Allahım 
Yol boyunca 
Düşerim sonra

*

Allahım 
Niçin halkettinse beni 
Kalbime söyle iyice 
Engellerden arınsın yolum

*

Allahım 
Yol boyunca 
Tarih boyunca 
Başıboş bırakma bizi 

*

Gül kokuları çocukların kaburga kırıklarından geliyor

*

Ayrılık vardı hep

*

Görevi bu olarak 
Yalnızlığımızı sesizce ortaya koyalım 
Erkeçe sesiz ve erkekçe 
Kiminki sahipse ölümü o karşılasın 
Ağırlasın

*

Aşka ne zaman veda 
Demiş ki bu topraklar 

*

Ve şimdi 
anlat bana ey can tatlısı kız ki 
Çünkü ben ödevliyim yinelemeye 
Eskiçağ ozanlarının ağız toplantısını 
Anlat bana gönüllerindeki bağ bozumunu 
Hep şarkı sancıyan dizelerini 
Kocamış dumanı ve is yüklü tavan direklerinin 
Arasından destanlara sarkan yılanı 
Kapıdaki baharı yaprak selini sarı kanaryayı 
Ölümsüzlüğünün kar yığını - granit yığınını - su yığınını 
Anlat durmadan

*

Babanın yüreği ordu yüreği 
/ Zırhını kırdı / 
Narası göğe vurdu 
Daha gür bir ses duyuldu 
Belki bir melek gülümsedi 
Çünkü sıyrıldı gergefi dizinden 
Belki ayağının dibine vuran sesten

*

Dilediğim en güzel hayat 
Çöplerin içinde rüya aradım 
Düştümse eğer sana bakarken düştüm 

*

Şimdi yoksun üstelik uzaktasın
            ellerin yapayalnız biliyorum
gözlerin dalıyor yine
            hep benim için olmalı

*

İlle gerek mi özlediğimi söylemek
ya da sevdiğimi seni 

*

Evlerle aramız açılıyor 
Çünkü savaşlardan biridir evlerimizden kaçanlar 

*

dışımda açıkça bir tazı koşuyor 
ölümlerde yorulup 
bir güle kapanan 

*

sık sık anne tekrarı 
ve kalbinde allah yazan çocuk 
kızlar hızlanan gelinler 
erkeklerde insan uğultuları 
çocuklar ki mutlaka kutupta bırakılan 
ve dönülen bayrak 

*

yağmur alınlara doğruldu 
secdeye durdu süslendi ölümle sözleşen 
ateşli hastalar gibi 

*

Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan 
Geçerdi babam 
Başında yağmur halkaları

*


*

-Bismillah, elif lâm-

Aşkım bir hüzün bulutuna dönüşüp 
Çöker dağının üstüne 
Havf ve reca makamında 
Dilimde

-İnna lillalıi ve inna ileyhi raciun-
Güzel hayatlar ve ölümler için.

*

Şiirlerin seni ele verir şehriyâr

*

-Şimdi üzgünüz arkadaş-

*

raskolnikof
müthiş bir iman ağrısı çekmektedir.

*

sırtına çevrilmiş hamalın
yorgun kalkışı

*

ama bir şarkıda geçer adımız

*

İnsanlık bizde kalsın fakat Allah 
Onları sorguya çekecek 

*

Derken 
Oğlunu gömen bir baba gördüm 
Açılıp duruyor gibi kafatası 
Elleri gidip kapanıyordu başına 

*

Üzülmüyorum korkmuyorum ağlamıyorum
Sadece
"Melenkoliniz uğradı" diyor pansiyoncu kadın
"Haber vereyim dedim yoktunuz dünden beri bekliyor odanızda"

*

Bir incelik gösterin
İncinmesin yüreğim

*

Değil mi ki kavuşmalarımız topal
Ayrılıklarımız koşar adım

*

Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
Ev meslek iş para geçim diyerek
Düşünün şimdi bir de
Şehirlerde kasaba ve köylerde
Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu

*

Artık aşk insan kalbine sığmıyor

*

Aşka değdikçe gövdesi
Nar çiçeği gibi patlasın
Şerha şerha yarılsın

*

ihtiyar kızlar kocamış oğlanlar

*

- Gecelerimi ağırlıyamaz oldum

*

Hayret ve varolma tıkandı
Hayret ve haya tıkandı
Hayret ve hayret ve hayret
İlk kez geriye dönmek gerekiyor

*

Dünya, ölünün başucunda açık kalmış radyo.

*

Tanıyınca bir hoş oldu yaşamak!


Cahit Zarifoğlu



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Ehlen ve sehlen ey gam-ı kalb-i perişân merhabâ

“Şair görmüştür, size de gösterir; gördükleri ona tesir etmiştir, o da intibalarını size nakleder; dinleyicilerin/okuyucuların hepsi de onun gibi şairdir.”   Steal  Pâmâl idüp beni sıdı gam cündi kalbümi Himmet demidür ey Şeh-i Merdân yâ Alî (Gam askerleri beni ayaklar altına alarak kalbimi kırdı;  Ey yiğitlerin şahı Ali, vakit yardım etme vaktidir.) Hayretî ** Gam leşkerinden ister isen olasın emîn Var Abdî Beğ kapusın idin âhenîn hisâr  (Eğer gam askerlerinden kurtulayım dersen,  Abdi Bey’in demirden hisar gibi olan kapısına sığın.) ** Mülk-i gam sultânıyam şâhâ ayağun toprağı Kelle-i bî-devletümde tâc-ı devletdür bana  (Ey şahlara benzeyen sevgili, ben de gam ülkesinin sultanıyım;  senin ayağının toprağı benim talihsiz başıma bir devlet tacıdır.) ** Devletinde şâh-ı aşkun ben de gam sultânıyam Ey gözüm sakkâlığ it ey âh ferrâş ol bana  (Aşk şahının devletinde ben de gam sultanıyım artık.  Ey gözyaşlarım sen gam ülkesinin su dağıtıcısı ol, ...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...