Ana içeriğe atla

"Mü'min kul (ölünce) dünyanın yorgunluk ve ağrılarından kurtulur."

Yorgunum, kırgınım, sıkıntılıyım ama,
Ondan uzaklarda ölmeği istemiyorum.

Ebu’l-Kâsım-i Lâhûtî


Aklımdan çıkmıyorsun dedim
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya

Cahit Zarifoğlu


Ve bu yorgun, bu üzünçlü yüreği
Benim değilmiş gibi, benim değilmiş gibi
Kimse görmeden şöyle bir yol kenarına bıraksam.

Edip Cansever


Uyumak istiyorum, çok yorgunum,
yorgun ve mutluluğum yaralı.
Çok yalnızım – en sevdiğim şarkı bile
yitti gitti ve geri de gelmiyor.

Selma Meerbaum-Eisinger


Öyle güzel bir yorgun adamdı ki babam,
böyle bir gülüşüyle ve susuşuyla
emeği, ekmeği, barışı
öğretiverirdi tastamam.

Dinçer Sümer


pişman olur muyum bilmem
yorgunum, bildiğim bu yalnızca.

Hermann Hesse


Hüznün kekre cemresi düşünce şiire
Sızlatıyor yüreğini gündönümleri
Ve yorgun dönüşler bıkkın serüvenlerden
hiç kaldırmıyor içi artık o hüzünleri
Bir hırsız gibi dönüyor kente

Ahmet Telli


Bir deli kuzgun gibiyim, yaşlı teleğimle
Göğü siliyorum duraksamadan,
Yorgunluktan değil, öyle sanıyorum
Yalnızlıktandır,
Hızla dökülüyor tüyüm teleğim.

Gülten Akın


Sırtınızda yılların yorgunluğu
Akşam erkenden eve.

Behçet Necatigil


-Yorgunum şimdi, yorgunum çok!
Birde sen cevap vermiyorsun.
Kolundan tutmak istiyorum, fayda yok;
Bırakıp beni gidiyorsun.

Cahit Külebi


Yorgunsam yorgunluğum benim
Size ne benim yorgunluğumdan?
Üç beş yıl yaşadım şu dünyada
Bir gün koyup giderim.

Cahit Külebi


Bozkırın yalımına direnen
solgun bir gül gibi yüzün
Acının, sabrın ve yalnızlığın
sessizliği sararıyor
yorgun güzünde alnının

Ahmet Telli


O yorgun gözlerinin ağırlaşan yaşları,
Kırgın, uyuşuk hali, hazları kasvet veren,
Hurdaya çıkmış silah gibi, mağlup kolları,
Yansıtıyordu narin güzelliğini hepten.

Charles Baudelaire


balkonuma yuva yapan kırlangıç telaş içinde,
aşk yorgunu denizde mor köpüklü sular duruldu
güneşin türküsü duyuluyor uzaktan,sabah oluyor
ışığı sönüyor iskeledeki yorgun fenerin

Bülent Güldal


‘Rüzgâr suyun üzerinde durdu, ve ben yorgunum,’
sanki kan, çocuk gözüyle, dağılıyordu göğe,
duvara asılan resim, örselenmiş bakışlar
iç-içe geçtikçe!
‘Ve ben yorgunum’ derken bir harf
yuvarlandı kan gölüne, göle. Ossessione!

Seyhan Erözçelik


Her gece yorgun kalbime trenlerin
Biri geldi, biri gitti
Başımda zonkladı vapur düdükleri
Huzurum kalmadı , umudum bitti.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Dünya
sırtına çevrilmiş hamalın
yorgun kalkışı

Cahit Zarifoğlu


ancak ben yorgun ve perişan
arzu dolu yolu bırakıyorum
yarim şiir, arkadaşım şiir
onun huzurlu eline ulaşıncaya değin gideceğim

Furuğ Ferruhzad


Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

Yahyâ Kemâl Beyatlı


Dünya gözlerimi kendi ellerimle örttüm
Değdi yorgunluğuma
Bi ölüm kaldıydı onu da gördüm
Beni pişman etmedi doğduğuma

Can Yücel


Yorgun bedenimi biraz dinlendirince
ıssız kıyıda yürümeye koyuldum yine,
sağlam basan ayağım hep daha geride.

Dante Alighieri


Gurûb vakti eşyanın yorgun huzûrunda
Görüyordu vaktin hacmini bekleyen bir bakış.

Sohrâb Sepehri


Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

Yahyâ Kemâl Beyatlı


Suda yorgun, muzî tecelliler
Ediyor bir takarrübü ifşâ:

Ahmet Hâşim


Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;

Ümit Yaşar Oğuzcan


Yolları yorgun düşüren yolcuydum ben eskiden, artık geçmiş
ve kalbim yorgun düşen.

Oya Uysal


Yalnız bir adam tanıdım,
Yüreği pamuktan.
Gönlü harap olmuş yorgunluktan.
Ellerindeydi kalbi,

Figen Yıldırım


Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Erdem Bayazıt


Utandı yorgunluktan alçalan kuşu vuran avcı

Tahir Abacı


Gözlerinin mavi limanında
Dağınık kayalara doğru
masum çocuk gibi koşarım
Geri dönerim,
ama kuş gibi yorgun.

Nizar Kabbani


mübalağa yorgunum bu ölüm bâzârında
gözlerimin akında cesedim ışıldıyor
acım dirhem etmezken ağır geldim hayata
münzevi bir gecede direnmek de hayli zor

Sefa Kaplan


Oturdu, ağır ağır bir sigara yaktı
– çoktandır. azaltmaya çalışıyordu –
içkisinden bir yudum aldı, gerindi,
esnedi, adamakıllı yorgundu.

Roni Margulies


Sessizlik yorgunluktur; yorgunluk değilse kederdir; keder değilse hasrettir; hasret değilse sızıdır; sızı değilse derin bir düşünce, bir anıdır veya bütün bunlardır veya bunlardan bazıları.

Mehmed Uzun


"insanın yüreği yorulacağına bileği yorulsun, bilek yorgunluğu geçiyor da gönül yorgunluğu çöreklenip kalıyor insanın içinde."

?


bir şey söyle, yorgunluğumu alsın
eski sevgiler ışıldayan bir şey
gülüştüğümüz günlerin aydınlığı vursun yine

Hüseyin Yurttaş


Yorgun gülüşünü tanımasan da
Sürgünde söylenmiş şarkılar gibi
Yüreğine sessiz bir yağmur düşürecek
Sana bu gece bir konuk gelecek

Haydar Ergülen


Bir akarsuydu yüzün, gülüşün çırılçıplak
duyguların insan yorgunu. Orada birikip durdun
bir karanfil usulca çizdi bugünün şafağını
şimdi bir kez daha sensizlik
boynumda yeni bir yara.

Veysel Çolak


beni güzel hatırla
sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar…
gülüşümü….
gözlerimi…
sonra sesimi bıraktım
en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka….

Okan Savcı


Özledi sizi yorgun bedenim
Komşumun küçük kızı
Nerde o yaz geceleri, kiraz bahçelerinden
Odama dolan türkülerin

Ahmet Uluçay


geri getirmişti eve. Eğere baş aşağı asılı iki beyaz
tavuk ve çok renkli bir horozla;
o baş aşağı duruşlarındaki rahatlık çok şaşırtmıştı beni –
belki de yorgunluktandı bu,
ya da yazgılarına boyun eğmekten? Kaçınılmazlığın dingin
bilgeliği!

Yannis Ritsos


Evden kaçıp gecenin bir vakti,
Sokağın sonundaki denize sığındım;
Uzun yolculuklardan yorgun, eski bir gemiyle söyleştim

Ali Asker Barut


Bir kitap gibi sonuna geldik
Yürüdüğümüz yolların.
Bir noktada ki, üzgün, yorgun
sığınmışız avuntusuna hatıraların.

Ahmet Altümsek


testisi kırık yorgun bir yolcuyum
hiç bir şey avutmuyor artık
kirpiklerimde yağmurlar duman duman
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım

Nuri Can


Çoluk çocuğuyla kendi evinde rahat ve şen
Yaşayarak yaşlanan insandır asıl mutlu olan.
Kendi koyunlarının peşinden gider,
Oğlu da kuzuların arkasından koşar,
Eve yorgun döndüğünde karısı su ısıtır.

Tibullus


Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.

Arif Nihat Asya


Sözcüklerimin heceleri döküldüğünde yorgunluktan
ve saçma sapan hatalar başladığında daktiloda
uykuya dalmak istediğim
dünyada olup biten
ve engelleyemediklerime
yas için nöbet tutmak istemediğimde artık

Erich Fried


Tedirginlik ve acı. Böyle yaşar halkım.
Evlerde, sokaklarda, yarınlardadırlar
Ağa vurmuş bir balık kadar yorgun…

Ahmet Erhan


Yüreğimin tam ortasında büyük bir yorgunluk var. Asla olamadığım kişi beni üzüyor, ondan bana kalan anılardan neye olduğunu anlayamadığım bir özlem kabarıyor.

Fernando Pessoa


kinle boğuşan yorgun yüreği
aydınlansın diye anamın.

Orhan Kotan


rakı bardağı gibi uçarı, katılmışlardı neşeyle
peçeli kırık geceye. Adam, yorgun yalnızlığının
içinden, sazların dinlendiği bir an hatırlamıştı
Kemanî Sahak efendinin o unutulmaz unutulmuş
valsini: “Git kendini çok sevdirmeden”.

Enis Batur


Buğday başaklarının
Ayakta durmaktan yorgun düşmüşler gibi
Eğilmişti başları

Erdem Bayazıt


anladım neden yorgunluk
gülümserlik getiriyor insana

İsmet Özel


Kulak verin işe gidenlerin türkülerine
Yorgun argın dönüşlerini seyredin.

Necati Cumalı


Biliyorum, dünyadaki kalbi yorgunluklarımızın ‘’ebedi istirahatgah’’ da çok tatlı bir dinlencesi var. Eğer her yorulduğumuzda bunu hatırlarsak ve ferahlatan, gönüle su serpen fırsatları kaçırmazsak. Huzursuzluğun da yorgunluğun da ümitsizliğin de şifası elimizin kalbimizin ulaşabileceği yakınlıkta. Biliyorum.
Fakat bazen, dünyanın kalbime doldurduklarını nereye boşaltacağımı şaşırıyorum.

Zehra Betül


Savaşımım amansız, ve dönüyorum
yorgun gözlerle
ara sıra değişmeyen
görünüşüne toprağın,
fakat gülüşün vardığında,
yükseliyor göğe ve arıyor beni,
ve açıyor benim için
bütün kapılarını hayatın.

Pablo Neruda


gidiyorum; yorgun, solgun, ağlamaklı
viraneme doğru
sizin şehrinizden Tanrı’ya götürüyorum
perişan ve divane gönlümü

Furuğ Ferruhzad


Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Victor Hugo


Yorgunuz artık
Göremeseniz de
Yapraklarımız ağır
Dallarımız bezgin

Oruç Aruoba


Yatak ve yorganın kuru yalnızlığında
Ve aklın dar yalnızlığında
Şehrin ve herşeyin
Ve kalabalığın yorgunluğunda
Saçların ve parmakların
Ve gözlerin ve gecenin bu bulanık çağında
Ve aynaların sığ görünümünde
Bunalıyorum.

Erdem Bayazıt


Tütün isçileri yoksul,
Tütün işçileri yorgun,
Ama yiğit
Pırıl – pırıl namuslu.
Namı gitmiş deryaların ardına
Vatanımın bir umudu…

Ahmed Arif


pencerede oturmuş
yaşlı adam
gözleri yorgun
saçları ak
ağzı kötümser
kimin yolunu bekler
ölümünden başka

Attila İlhan


Bilirim dostum, kısa bir yol var,
Bu zavallı vücut yorgun düşecek.
Bilirim: Aşk güçlü ölüm kadar.
Yok olduğum zaman, sen ol sevecek.

Zinaida Gippius


rabbim bana bir cümle
öğret ki amel edeyim
bir cümle
yorgunluk şeytanına karşı
içimdeki firavuna
kulluğumu hatırlatan bir cümle

Suavi Kemal Yazgıç


bu karanlıktan ve suskunluktan yorgun
dedim ki ey uyku, başparmağın yeşil bahçelerin anahtarı
gözlerin, dinginliğin balıklarının karanlık havuzu
ağlayan çocuğumun yarattığı yükü çekip al
ve beni unutmanın peri suretli ülkesine götür

Furuğ Ferruhzad


Bu kadar ürkek, yorgun ve güçsüz,
aç, üzgün, susamış, kör ve yitik olan ben,derinden yaralanmış kalbimle,
nasıl arzulayabilirim,
bütünüyle sana sahip olmayı?

Rabindranath Tagore


Dünyanın en uzun hüznü yağıyor
Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne
Kar yağıyor ve sen gidiyorsun
Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun

Erdem Bayazıt


Bugünlerde ben iyi gibiyim
yorgun gri kaideler arasında
hüzünlü bir yeşilim,
Ya sen…
Sen… Nasılsın?
Göğsündeki ağrılar nasıl?
İyi misin?

Birhan Keskin


Yorgun bedenlerde gizlenen hüzün gibi gizledim seni

Ferman Karaçam


Serüvenlerin yorgun yeniği
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
ya da hasta bir tanıdıktır ancak
hepsi o kadar
Unutma

Ahmet Telli


Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun…

Mehmet Akif Ersoy


Mezarlık

Dün akşam gün batmadan
Yaşlı ölülerin arasına
Bir küçük misafir geldi.
Çocuk bahçesinde kovası kalmış
Kumların üstünde küçük küreği.
Besbelli çok yorgun hemen uyudu.
Doğruldu yerinden yaşlı bir ölü
Örttü üstünü:
Madem ki annesi burada yok,
Bu küçük kız bize emanet,
İlerde yatan bir başka ölü
Yavaşça seslendi:
Başındaki kurdelayı çözüp katlayın
Ütüsü bozulmasın.

Baki Süha Ediboğlu


Yorgun gelmiş bir kedidir insan
hayatı yinelemekten.
Kalbine koy, uyuyakalır
Tırnakları gevşer,
mırıltısı damlar damardan

Mahmut Temizyürek


Kalbim, diyorum
Yorgunsa da, yaralıysa da, hepimizin aşkına sevgili.

Edip Cansever


Eski, yorgun, kırık olsa da kalbiniz,
o şimdi içinizdeki kimsesiz
kalbinizi yanınıza alın şeyhim
gece yalnız geçilmez!”

Haydar Ergülen


oradan oraya taşınmaktan yorgun kalbim
dinleniyor
kendinde

Ketayun Amuzegar


Kafam yorgun.
Kalbim dinleniyor.

Süreyya Berfe


Elimde bir çanta, şurda burda dolaşıyorum
Hep bir yerlere gideceğim sanki
Güvercinler konuyor saçlarıma bileklerime
Uçuşuyorlar
Bir çınar yaprağı düşüyor ayaklarımın dibine
Kupkuru
Elime alıyorum, çiziyorum üstüne kalbimi
Kalbim, diyorum
Yorgunsa da, yaralıysa da, hepimizin aşkına sevgili.

Edip Cansever


bu tınıyı bir yerden tanır gibiyim
gecenin bıçakları kalbime saplanırken
sözlerinden sesime dökülen yorgunluğu

Ayten Mutlu


Kim katlanırdı, bu yorgun yaşamın yükü altında
Homurdanıp terlemeye,
Ölümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı?

William Shakespeare


Yorgun bedenlerde gizlenen hüzün gibi gizledim seni

Ferman Karaçam


Bizse ılık güneşlerde
yorgun bir arzu ruhları sardığında,

Giosue Carducci


aşk yorgunu denizde mor köpüklü sular duruldu
güneşin türküsü duyuluyor uzaktan,sabah oluyor
ışığı sönüyor iskeledeki yorgun fenerin

Bülent Güldal


Ah, zaman yorgunu günebakan,
Güneşin adımlarını sayıyorsun.

William Blake


Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

İnsanlardan buz gibi soğudum,
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.

Cahit Külebi


Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk,
arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
Akşamüstünün bir saatinde,
yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
omzumuza dolanan bir kolun,
başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
belimizi kavrayan bir elin,
uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında
tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor,
biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?

Murathan Mungan


viran eylediğin gün yorgun hayallerini
ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm

Nurullah Genç


Ben kimselerin anmadığı adam
Yüz yıl yaşamış gibi yorgun
Daha dün doğmuş gibi çocuk

Afşar Timuçin


Selamını almayacak kimse
Hava sıkkın, kapılar kapalı
Başlar omuzlarda
Eller gizlenmiş
Nefesler bulut, gönüller yorgun ve kederli
Billurlaşmış ağaç iskeletleri
Toprak ölmüş
Gökyüzü kısa
Güneş ve ay toza toprağa bulanmış
İşte kış.

Mehdi Ahavan Salis


yorgunum
savrulmuş harman yeri
bitti
yitirdim bir şeyleri

Ayten Mutlu


Bu bedeni ben taşıyacağım yıllar yılı
Sen arkamdan geleceksin..
Ben yorgun düşeceğim aşkdan
Kalbimi sen yükleneceksin…

Aynur Şakman


Öyle der babam, bizimki gönül yorgunluğu
İner merdivenlerden, göğsüne tutunarak
Ekmek derdi diyorlar, dertlerin en güzeli
Hangi dağı kaldırsam, kabuk bağlıyor toprak.

Nadir Aşçı


Yazmıyorum sana bugünlerde biliyorum
Şaşkınım belki.
Belki, yorgun ama
hâlâ sevdalıyım kadınım sana

Gassan Satar


Fırtına kuşları gibi içinde uçtuğunuz sert rüzgarlarla yorgunsunuz, günahlarınızla, hiç bitmeyen hırslarınızla yorgunsunuz, kavgalarla, düşmanlıklarla, kızgınlıklarla yorgunsunuz, avucunuzda sıktığınız bir ustura gibi sizi yaralayan bencilliklerinizle yorgunsunuz.

Ahmet Altan


– Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım!
Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım.
Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun…
Hele dinlen azıcık anlaşılan yorgunsun.

Mehmet Akif Ersoy


Üşümekten değil korku, ısınır olmaktan
Yorgun savaşçılarız, sevgiler ürküttü bizi

Gülten Akın


Elleri artık titriyor eski gibi değil
Başını sanki dünyayı taşıyormuşçasına yorgun tutuyor.
Burda bir Ahmet Erhan var uzakta

Ahmet Erhan


Ben kalkıp gideyim artık. Denize eğilen bir çam biliyorum. Öğleleri, hayatımız kadar ölçülü bir gölge verir yorgun gövdeye, ve akşamları, deri ve dudak olmaya başladıkları an ölümü yürürlükten kaldıran ruhlar gibi, garip bir türkü söyler çam pürleri arasından esen rüzgârlar. Bir kere sabahlamıştım o ağacın altında. Taş ocağından kazılıp çıkarılmış gibi yepyeniydim, şafakta.

Ah, bir böyle yaşayabilse insan -ama ne çıkar-

Yorgo Seferis


Gönlünü şu zamanın güzellerine kaptıran yorulur durur.
Ey filan ağır ol ki, güzellik seni oyuncak hale getirmesin.
Ahid veren hiçbir güzel yok ki ahdine hiyarret etmiş olmasın.

İbn Şucâ


Senden söz etmekten yoruldum
Ey düğünün gülü kasidede “Bağlı” kadın
Kimsin sen?
Bitişten başka bitişten başka.
Senden söz etmenin yığıntısı bende

Abdülali Rezaki


Kimin boş vakti varsa
Beni kovalıyor
Yoruluyorum..

Mevlana İdris Zengin


Tek başıma yorulmak istemiyorum,
sen de benimle yorul istiyorum.

Pablo Neruda


Yoruldum yaşamaktan yurdumda,
İçimde engin kırlara açılma özlemi,
Bırakıp gideceğim kulübemi,
Çekip gideceğim hırsız ve hayta.

Sergey Yesenin


sevmek de yorulur

Cahit Zarifoğlu


“Yoruldum, patron.. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından yoruldum. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri.. En çokta insanların birbirine kötü davranmasından yoruldum. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan yoruldum. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun?”

Yeşil Yol / Replik


Zaman bedenleri yıpratır, dilekleri tâzeler, ölümü yakınlaştırır; umulanı uzaklaştırır, kim ona dost olur, onu elde ederse zahmete düşer, kim onu yitirirse yorulur, darlığa uğrar.

Hz. Ali (r.a.)


koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından

Cahit Zarifoğlu


ölümü düşünmekten yoruldum,
şimdi ölümü düşünerek dinleniyorum:

Cahit Koytak


Söz ver bana Soran.
Yorulmayacaksın değil mi?
Sen meylettiğinde ölümlere.
Bu sürgünlük çiçeğini ve sonbahar gecelerini gönlüne al.
Uyardım gelincikleri, üşüdüğünde gelip yaslanacaklar yüreğine.
Ama serçeler ve nergisler üzerine yemin ederim, artık yapamam dediğinde,
Ben yine gelir sırtımı sırtına veririm.

Fatma Savcı


Fakat acı çekmekten yorulan kâlbim
Bu kuşları hayranlıkla izlerken onlara imreniyor
Bu kuşlar ki hayattan sadece bilirler
Şarkı söylemeyi, sevmeyi ve ölmeyi!

François Coppée


Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı
Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı
Bana kimse sen gibi sarılmadı
Işığımız sönmeden gidiyorum

Kazım Koyuncu


Bakmaktan yorulduğum dağın ağırlığı
Usulca yayılıyordu yüreğime
Ben yükseldikçe bir şeyler okunuyordu
Önceden duyulmuş fakat neden böyle yabancı!

Tugay Kaban


Sana şimdilerde kırka bölündüm desem
Her köşede bir uzvumla seni beklesem
Sana tehirden yorulmuş saçlarımla gelsem
Görmesen de sen bu kalbi duyarsın

İdris Ekinci


"Bu iş kalbimi zayıflattı. Hepsini hatırlamaya çalışıyorum… mezarları örterken toprağın sesi… kesilmiş vücutlar ve yüzler… oğullarını asla bulamayan anneler. Hafızam benim yükümlülüğüm. Hafızam benim katkım. Yoruldum, çok yoruldum..”

Zulkarnain Banday


Boyun eğiyorum ve neredeyse mutlu
Hissediyorum kendimi
Neredeyse mutlu, üzgün olmaktan yorulmuş
Biri gibi.

Fernando Pessoa


Açtım kendimi bir zambak arzusuyla.
Bir zambak nasıl isterse çiğini sabahın
Ve gece nasıl gölgeli ve nemliyse,
Öylece açıldı ruhum.
Son arzusuyla yöneldim suya
Köklerimle bir kuyunun ıslak
Duvarlarına tutundum.
Köklerimin bana fısıldadığı yol,
Ölümümdü.
Bitti aşkım
Yoruldum.

Bitirdim aşkımı
Ve onu bir zambağın
Gövdesine sakladım.
Bir zambağın kendini açma arzusuyla,
Kapanma isteği arasında geçen an,
O andı hayatı yapan.
Ölümü ve aşkı içiçe kılıp
Bizi kuyuda tutan o an.

Bejan Matur


yorulup taşımaktan hatıraları
topukları toprakla tanışır hükümdarın

A. Ali Ural


Elimden geldiğince görevimi yaptım
Gülümsedim hıçkırıklarımı boğarak
Sonunda kimsenin yorulmadığı denli yoruldum

Aziz Nesin


Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum.
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

Çisel Onat


Şairlerin flaşları kalpleridir
Dışarıya da parlamalı biraz
Kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
Sensin, iyi anlarsın beni

Edip Cansever


Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Erdem Bayazıt


Bu nâs ile yorulma
Kalbinden ırağ olma
Nefsinle dahi kalma
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler

Erzurumlu İbrahim Hakkı


Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.

Bedri Rahmi Eyüboğlu


Yorulmaya değmiyor. Ve mehtapta dışarı çıkmak
bekleyenin yoksa değmiyor.

Cesare Pavese


uzun denizlerde yorulmazdı gözlerimiz
birbirimizin güneşine baktıkça
en yeni yerlerimizi birbirimize borçlandık
çünkü âşıktık, kararlıydık, haklıydık

Murathan Mungan


Çünkü bir ihtimal,
bir daha hiç yalnız kalınmayan bir aşk şekli var.
Ve hepimiz de onu arıyoruz yorulmadan…

Sahir Üzümcü


Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım, boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır.

Aşık Veysel


Burası Anadolu’dur
Zaman yorulur gönül yorulmaz
Ama sen
Sen uzaksın
Sen uzaksın balam, gönül özler
Beklerim, beklerim sabah olmaz.

Bahaettin Karakoç


Rûzigârın önüne düşmeyen âdem yorulur

Lâ-edrî


Yorulmaktır cihân-ı köhneyi ta‘mîre uğraşmak

İzzet Mollâ


Bir güzel uyumak istiyorum, bütün gün çok yoruldum
Ben
Gözlükten, taş hamurdan ve çarşaflardan
Ve biraz hiç çağrılmamaktan yapılmış Yakup
Uyumak istiyorum.

Edip Cansever


O’nu öğer öğerim, yorulmam ve usanmam. Affa sebep umarım;
Şairlikle, devlet memurluğuyla geçen ömrün bütün suçlarını..

İmam Bûsîrî (Kaab bin Zubeyr)


bir nehir gibi akıyorsa büyüttüğümüz düşler
yüzmeye başla, yorulduğunda seni tutmaya geldim

Pelin Onay


Sanki biraz da yorulmuşum kendimden,
sözümden,
bana benden hatıra her şeyden.

Masuma Ahadova


Kaç ölüm tasarlıyorsun çıkmazında
belli, yoruldun kendini denemekten.

Ahmet Oktay


akşamlara doğru yürümenin yoruldu adımları,
buz tuttu hayallere giden
bütün yollar

Fatma Savcı


Anne ben geldim, yoruldum artık
Her yolağzında kendime rastlamaktan
Hep acılı, sarhoş ve sarsak
Şiirler çırpıştıran bi adam

Ahmet Erhan


yoruldum. kendimi kurcalayıp duruyorum. yoruldum. kendimi
sahi ben biraz ölsem. sahi ben biraz ölsem. sahi ben biraz

İsmail Kılıçarslan


Ve Sen Tanrım!
Hâlâ çağırmadınsa İsrafil’i…

İşine karışacak değilim
Ben
Yoruldum sadece
Müsait bir yerde inebilir miyim…

Dilek Kartal


Aşkın bir adı da yorulmamaktır.

Erdem Beyazit


yoruldum seni beklerken vakit geçirdiğim dublörlerinden
sana yazdığım hikayeyi yanlış okuyorlar her seferinde

Murathan Mungan


Bir yanlışlık oldu, ömür de yoruldu
ömrümüz olmaktan. Hevesin huyu değişti,
yıldızları saymak geçmiyor içimden!…

Hüseyin Atabaş


Dinleneceksin artık ebediyen,
Yorgun yüreğim benim. Öldü artık o son hayâl,
Benim ölümsüz sandığım. Öldü o. Hissediyorum,
Yüreğim, içimizde o tatlı hayâllerden,
Arzu da söndü, yalnız umut değil.
Dinlen sonsuza dek. Fazla
Yoruldun. Yok hiçbir şey heyecanlarını
Hak eden senin, hiçbir şey lâyık değil dünyada
Acılarına senin. Acı ve sıkıntı,
Başka bir şey değil yaşam; ve çamur yalnızca dünya.

Giacomo Leopardi


yaşamaktan mı yoruldun itiraf et öyleyse
yorgunluğu duymak bile yaşama sevinci değil mi
bırak adımızı anmasın kimse

Bayram Balcı


İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur

Attila İlhan


şiir de yorar, şiir de yorulur, hiç başlanmamış, yarım kalmış şiirlerden söz etmiyorum, onlara heves yetmemiştir ya da heves o kadardır. Şu tamamlanmış gibi duran, yayımlanmaya hazır, hatta yayımlanmış şiirler de bazen ‘neyse’ yorgunluğunu taşır.
...
İnsan bazen en çok kendinden yorulur!

Haydar Ergülen


Anne ben çok yoruldum..

Erdem Arslan


Demek hepsi
Burada kalıyor öyle mi?
Boşuna yorulduk desene
Özgür bir yürek olmaktı en güzeli…

Mevlana İdris Zengin


N’olur git biraz
Yoruldu gönlüm

Selma Özeşer


Anlamakla yoruluyorum bazan
İçimde acı bir hüzün var

Annemin yüzünü hatırlıyorum bunaldıkça
Ve Allah’ı.

İlhami Atmaca


Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
An be an çöküyor, insanın içindeki güç
Işığı sönüyor…
Beyaza dönüyor rengi git gide
Hissizleşiyor…

Çisel Onat


Yoruldum küçücük rolümden
Yoruldum boyaya bulanmış yüzümden
Buhurdanların yükünden yoruldum

Nizar Kabbani


Aşk da yorulur çok bedende gezinmekten

Arife Kalender


ilk o geldi rıhtıma demirlediği umutlarıyla
durdu. artık yaşamaktan yoruldum
diye yanıtladı oğlunu

Tuğrul Asi Balkar


Adam olmaktan yorulsam,
yorulsam ki yoruluyorum
kendimden, senden, kanayan
ve temiz bir biçimde kesilemeyen her şeyden,
her şeyden sökülüp gidemeyen bir iz bırakmaksızın koyu ve kirli.

Antonio Lopez


sen de mi demekten yoruldu sezar

Perihan Baykal


bir zaman yorulursun
hayat yorucu
hayat bıktırıcı tekrarlarda

Selim Temo


intihar eden şairleri hatırla
hatırla bazen yorulur insan kendisi olmaktan

Ümit Aydın


Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi

Sabahattin Ali


O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Nazım Hikmet


yorulduğun eski tüfek kalkışından belli

Babür Pınar


Aşk biraz yorulmaktır
Al götür beni o uzak akşamlara

A. Hicri İzgören


Benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
Yorulmuyor yaşamaktan.

Midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
Ve yüzündeki çıban gibi
Yüreğinde yaralar
Taşımaktan.

Yorulmuyor yorulmuyor
Ağır işçi
Kedere ve aşka çalışmaktan

Behçet Aysan


Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.

İsmet Özel


senin bir parçan değildim ama beni aldın
yorgundum../..yorulmuştum,
omzunu yasladın

Pelin Onay


yoruldum bir gül olmaktan. Tam solacağım derken,
derin bir iç çekiş değiştiriyor her şeyi.

Mehmet Erte


Yoruldum.
Kimsesi yok kimsenin.

Bejan Matur


Soruldukça yoruldum ben
Yoruldun mu diye sormadığından

Emre Gökçe


Eve dönmek istemiyorum albayım. Ya gelmemişse. Ne dediniz? Yazacak oyunlarımız mı var? Onlarla mı uğraşırız? Nedense bugün içimden gelmiyor. Ben artık biraz çöktüm albayım: Aklıma yeni bir şey gelmiyor. Oyunlar beni de yordu galiba. Tabii Bilge’ye belli etmedim, ama ben herhalde bu oyunlara artık devam edemeyeceğim.

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay


Ve otel müşterileri, onlar
En inandırıcı ölülerimdir benim
Her biri ölümü her gün yeniden yaşar
Camlara yapıştırılmış yüzler gibi
– Unutmak utanmaktır, siz bilirsiniz –
Hüzünsüz, anlatımsız, soğuk
Akşamüstü rengindedirler ve yorgundurlar.

Esip Cansever


Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun.
Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn,
Bir cami eşiğine yatıversem diyorum
-Rabbim, şuracıkta sen bari gözlerimi yum!

Ziya Osman Saba


Attar’ın öldüğü yaşa geldim
yorgun, öfkeli; içimde belli belirsiz
bir hızla sönen mum: Fitil bitti
bitecek, yağ sürüyorum boşuna:
Belki de yarın olmayacak, diyorum.

Enis Batur


Kimi zaman asarlar kendilerini tütün dumanına
bir akşamın en ince yerinde
yorgun yorgun,

Hasan Ali Toptaş


Belki benim sana böyle sığınan
yapayalnız ve öylesine yorgun
kimliği duvarlarda kalan bir kaçak

Ahmet Telli


Büyük yorgunlukların ardından oturup sigara içerdi
En büyük zevki yalnız kalmaktı

Cesare Pavese


sevişme sonrası içilen sigaralar gibi yorgun ve uykuludur yüreğim

Pelin Onay


Geçti ömrüm iklimden iklime
Yuva yaptım kaç paket cigaranın bacasına
Yorgunum, kahvem çamur gibi
Batmaya da razıyım, artık beni anla
Yeter ki sen beni
Hiç yazamayacağım bir romanın kollarına atma.

Didem Madak


Hepsi ve her şey tuhaf ve yorgun şimdi
Yokluğum seni üzmesin
Gecenin alnına sür atını
Hayat seni korkutmasın
Uçabildiğin kadar uç
Ve şu benim çocuk yüzümü unutma…

Engin Turgut


Yorgunuz, kaybetmişiz, dalgınız, kırgınız, küsmüşüz

Mevlana İdris Zengin


Sen hangi aşkları içinde taşıdın da
Şimdi ölümün
Yorgun tayını gözlüyorsun

Mustafa Özçelik


Dinleneceksin artık ebediyen,
Yorgun yüreğim benim. Öldü artık o son hayâl,
Benim ölümsüz sandığım. Öldü o. Hissediyorum,
Yüreğim, içimizde o tatlı hayâllerden,
Arzu da söndü, yalnız umut değil.
Dinlen sonsuza dek.

Giacomo Leopardi


pencerede oturmuş
yaşlı adam
gözleri yorgun
saçları ak
ağzı kötümser
kimin yolunu bekler
ölümünden başka

Attila İlhan


Yalnız gideceğim oraya
Tanrılara ağlayacağım bu defa
–Tanrılar ağlanmaktan yorgundur oysa–

Bejan Matur


Başımı avuçlarına bırakıyorum
Avuçlarında dinleniyor ruhum, ellerin benim vatanım
Orda soluyor düşler, şiirler…

Else Lasker-Schüler


Bu garip dünyada ben yadırgadım yerimi…
Yıllardan sonra bir gün görüp çektiklerimi,
Tanrım, bir meleğine emredecek: “Yetişir!”
Gözlerimi o saat sessiz kapayacağım.
Beni bekleyedursun artık ılık yatağım,
Bütün yorgunluğumu alacak bir teneşir.
Bir yükü atmış gibi sırtımda bir hafiflik,
Oraya geçmek için aşacağım bir eşik.
Bir lâhza tutacağım bana uzanan eli.
Bir el gözlerimdeki perdeyi sıyıracak.
Onları bulacağım!.. Ve annem şaşıracak:
“Oğlum! Ne kadar da büyümüş ben görmiyeli.”

Ziya Osman Saba


Yorgunluk benim genel halim. Bana, ‘Nasılsın?’ diye soranlara, en sık verdiğim yanıtın ‘Yorgunum,’ demek olduğunu keşfettiğim günden beri, daha bilinçli olarak ‘Yorgunum’. Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğinden ne olacak, iki-üç dinlenmeyle geçer, ama ben aslında vatan yorgunuyum! Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum. Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtamaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum.

Murathan Mungan


Bu, son savaşımız olacak Olric. Sonu nasıl gelirse gelsin, yorgun ordumuz son savaşını veriyor. Askerler, yorgun ve isteksiz. Zafer ya da yenilgi onlar için aynı anlama geliyor artık. Artık savaşmak istemiyorlar.

Oğuz Atay / Tutunamayanlar


Nasıl tanıyorum bilsen geçtiğin sokakları 
Biraz mahmur oluyor bakışları, fersiz, çaresiz 
Ölü kelebekler görüyorum sokak köşelerinde 
Duvar diplerine bırakılmış acılar 
Yorgun ihtiyarlar bir de, gençliğini arayan

Nurullah Genç


Bir cenaze geçirilmişti. Resulullah (salallahu aleyhi ve sellem): "Hem o istirahata kavuştu, hem de ondan istirahata kavuşuldu" buyurdular. Bunun üzerine, yanındakiler: "Ey Allah'ın Resulü, "istirahata kavuşan" ve "ondan istirahata kavuşan" kimdir, bu ne demektir?" diye sordular. Şu açıklamayı yaptı: "Mü'min kul (ölünce) dünyanın yorgunluk ve ağrılarından kurtulur. Tacir (ölünce) ondan da kullar, memleket, ağaçlar ve hayvanlar kurtulur."

Hz. Muhammed (S.A.V.)


akşam eve yorgun ve yufka 
yüreğimi sorgulamış olarak dönmeme rağmen 
hava karardığı zaman 
kol kanat germiş bir vaziyette durmuyor 
sorgulayıcı bir edayla sarıyordu üstümü çatı 

İsmet Özel


Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi… sonsuz iri güller,
Güller ki kamıştan daha nâlân,
Gün doğdu yazık arkalarında!

Ahmet Haşim


Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar. 
Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik 
Saçlarında ilkbahar.

Yavuz Bülent Bakiler


Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı! 
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş…. 

Bekir Sıtkı Erdoğan


Gelmiş ve kalmış o yorgunluklar…

İbrahim Tenekeci


Ve kimim ben, düşe kalka dolaşan 
yorgun ruh, dolaşık gönül, som gurur?
Ve kim, beni omzumdan öpüp o siyah 
yolculuğa çağırır?

Birhan Keskin


Eski, yorgun, kırık olsa da kalbiniz,
o şimdi içinizdeki kimsesiz
kalbinizi yanınıza alın şeyhim
gece yalnız geçilmez!”

Haydar Ergülen


Sen ey güzel sesli kuş tutsaksın benim gibi,
Ağlıyorsun, yorgunsun, perişansın bak kolun kanadın yok.

Pervin-i Bamdad


fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını

Nurullah Genç


bütün savaşlardan yorgun çıkacağız ve yenik

Baki Ayhan T.


Kime yenilmeliyim söylemiyor toprak
papatyaların kehanetinden yorgunum
yorgunum yüzüme defnedilen mahşerden
niyedir bilmiyorum ama
geceyarısı şeytan deresine vuran
ayışığına teslim ediyorum seni
ilk defa kendimi yenmekten dönüyorum

Şeref Bilsel


Bakışı, gözlemekten öylesine yorgun ki 
parmaklıkları, bir şey tutmaz olmuş artık. 
Binlerce parmaklık durur önünde sanki, 
dünya yok ötede, yalnız binlerce parmaklık.

Rainer Maria Rilke


yorgunsam da bildiğiniz yorgunluklardan değil, 
yine de büsbütün yabancı değilim size
diyeceğim o ki yorgunum, 

Suavi Kemal Yazgıç


*nedir kıyı? 
dalgaların yorgunluğu için yastık.

Adonis


insanlar yorgun, 
hayat tarafından cezalandırılmış, 
ya sevgiyle ya da sevgisizlikle 
sakatlanmış.

Charles Bukowski


Dün geceydi 
Sormadan yanıma aldım seni
Göğsünde soluklandı yorgun bedenim
Korktum haber uçuramadım
Kimseler duymasın dillere dolanmasın.

Seher Keçe Türker


Ve çıktığım her yolculukta
Yorgunluğuma aldırmadan
Düşler kuruyordum.

Bejan Matur


Şimdi kavaklar budanır bizim oralarda
Rahatlar yorgun gövdeleri ağaçların
Dallarda ilkyazı muştulayan o göksel koku
Balkır babamın yüzü gibi
Güneş karşı tepelerde

A. Kadir Paksoy


Soğuk
Ve yorgunum
Gitmeliyim
Ama yorgunum
Susmalıyım artık
-ki dinleyen de kalmadı!-
Çok yorgunum

Ali Lidar


Gidelim kelimelerin anayurduna
Susmayı deneriz belki şiirlerin
koynunda
Yorgun adımlarla geçip gidelim
bizi içlerine almayan şehirlerden
Geçip gidelim sevdiklerimizin
Düşlerinden

Şehmus Ay


başlarını koymak için yorgun dizine 
sen hazır tut dizini anne 
o mükemmel güne

Nevzat Çelik


İnsanlar sokak sokak çarşı çarşı ev ev 
İnsanlar sırt sırta omuz omuza verip durmuşlar 
Boyunları bükük 
Yorgun asabi kederli kindar 
Yığın yığın olmuşlar hepsi köprünün açılmasını bekliyor 

İlhan Berk


Ah hüznü bırak
Yorgunuz bizi bekleyen başka aşklar için,

William Butler Yeats


Ah, Yaşlılık günleri yorgun, bezgin günler,
Uykusuz geceler geçiyor acılarla:
Ey gençlik günlerimin altın zamanları,
Neden dönüp gelmiyorsunuz yeniden bana!

Robert Burns


Yorgunsan, uzatamam sana elimi.
Ya da açsan, seni besleyemem.
Sanki yaşamamışım bu dünyada, hiç yokmuşum.
Unutmuşum sanki seni.

Bertolt Brecht


Akşamları getirdiğim yorgunluk beni anlatmıyor..

Gonca Özmen


Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin

Edgar Allan Poe


çünkü sevmeyi beceremiyorum artık, dünyevi bir aşkla
çünkü bana dokunma
çünkü yorgunum, bitkinim sonsuzca
çünkü çok acı çektim

Edward Stachura


yamalı bir kum torbasına dönmüşüm
kendimi dövmekten geliyorum
bir iş dönüşü saati
yorgunum, bitkinim
dargınım kendime!

Reha Yünlüel


Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim;
Artık taslarımız ayrı çeşmelerden dolmasın.

Cahit Sıtkı Tarancı


bu kadar saf bir insanın yorgun görünmesi,

Ahmet Güntan


testisi kırık yorgun bir yolcuyum
hiç bir şey avutmuyor artık

Nuri Can


Ilık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir

Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.

Attila İlhan


senin yorgunluklarını
hastanelere makbuz yaptılar
çekingen duruşunu intihara karşı
kullanıyorlar koğuşlarda

İsmet Özel


Zaman bir kum gibi akıyor ayaklarımın altından.
Kalbim bir saat gibi işliyor.
Aşk takatiyle çok yorgunluğa talibim.

Münire Daniş


Yorgunluğun o çiçekleri sulayan
Koca bir nehir olacak
Baba, acıların sürgün…

Ahmet Erhan


Uyumuş… yorgun… ya da hasta numarası yapar,

T.S.Eliot


Sırata adım atamayacak kadar yorgunum

Cihan Oğuz


şimdi ah… yorgunuz

Yelda Karataş


Yorgunum yaklaşmaktan,
Yorgunum dokunmaktan,
Yorgunum, önce sarılıp, dayanıp,
Sonra yıkılıp dağılmaktan.

Böyle iyi, böyle iyi,
Şimdilik böyle çok iyi!

Cahit Koytak


Yorgun ama hâlâ içinde o yakıp tüketen özlemi
bilinmeyenin.

Cevat Çapan


Çekildi derin bir uykuya
Artık kalmadı yorgunluğu.

Emily Dickinson


Peşinden koşmaktan yorgun düşerim

Necati Cumalı


Bedenim öylesine yorgun babam öylesine ölü

Cahit Zarifoğlu


suya sabuna sapmadan
hınzırca çekiyorum o ipi boğazımdan
gerçek nedir diye sorgulamamalısın artık
mütemadiyen yorgunum

Fulya Codal


Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum..
Biraz kırgın..

Özdemir Asaf


Ayrılık acısıdır damarlarımda kıvranan
Yorgunum, yaralıyım; no’lur, bırakma beni
Şahikasın; şavkınla tutuştu hücrelerim
Esirinim; ey nur-i nigahım, yakma beni

Nurullah Genç


Hayat bir ah çekiştir,
Umut serapa bir ufuk,
Geçmişi yüklersek,
Geleceğin yorgun sırtına,
Hüznümüze kapılarını açarsa mutluluk,
Bakarsın bir ateş rüyasıyla ıslanır sokaklar.

Muhsin İlyas Subaşı


Bir zaman, karanlıkta, bakacağım yüzüne
Ve yorgunluk göz kapaklarımı indirince
Seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğim.

N. Vaptsarov


Ağır gözkapaklarım, yorgun gece içinde
Hayalinle apaçık kalsın, dileğin bu mu?

Shakespeare


Annem yok artık. Bu kesin. Gelinecek bir yere gitmedi.
İşte geldim çocuklar demeyecek
Nasılsın yavrum demeyecek
Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını,

Ataol Behramoğlu


Elleri artık titriyor eski gibi değil
Başını sanki dünyayı taşıyormuşçasına yorgun tutuyor.

Ahmet Erhan


Artık içimi ısıtmıyorsun Aşk
Ey donmuş güneş
Gönlüm ümitsizlik çölü
Yorgunum, aşktan yorgun.

Ey aldatıcı şeytan, şiir
Senin de sevinçli goncan kurudu,

Furuğ Ferruhzad


Gözlerinin mavi limanında
Dağınık kayalara doğru
masum çocuk gibi koşarım
Geri dönerim,
ama kuş gibi yorgun.

Nizar Kabbani


Şimdi çok yorgunum.
Dinlenmek için, kendime çekiliyorum.

V. Kayra


şimdi bir masaldan bir peri
sessizce dinlesin beni,
alsın yorgun başımı
alsın cümlemi
usulca kalbine koysun.
benim cümle taşıyacak halim yok

Birhan Keskin


Sonra birden bire gözlerindeki yılgınlık yerini titrek bir umut ışığına bıraktı.. Bütün gücü ile silkinip, erkeğe yaklaştı :
-Belki de yapabiliriz. Ne dersin?

En az Onun kadar istiyordu erkek de.. Ama, ondan daha çok yol katetmişti.. Daha yorgun, daha bitkindi..”Zor” dedi.. “Çok zor…”

Dilek Kartal


güzelsin, küçük yağmurlar topladın da yüzüne
sana sığındıkça ıslandı yorgun saçlarım

Haydar Ergülen


Ben ölürsem öldü demeyin, yoruldu gitti deyin.

Neşet Ertaş


Ölüme hazır olmak benim arzum
   sadece aklımın ölümüne değil,
yorgun kalbimin, incelen kemiklerimin de.
Asıl korkum hep daha fazlasını isteyen bedenim,
   boğuşacak alevlerle
bırakmayacak beni çıkayım
   zaten açık duran kapıdan.

Ursula K. Le Guin


Uzun yoldan gelmiş gibi yorgunum
Ne kimseye küskün ne de dargınım
Bir ahu gözlüye candan vurgunum
Garip gönlüm kapısında kul gibi

Neşet Ertaş


Yorgundu göz kapakları ve belleği,
o bellek ki rüzgârda inatla aynı sayfalarını
karıştırıp bulan bir defter gibi
büyük kar sessizliğinden seçiyordu görüntüleri.

Enis Batur


Çok usul geliyor kulağıma sesler artık!
Ve bir gün, yorgun, boş yere çekmekten bu ipi
Taşı atıp ucuna asacağım kendimi.

Stephan Mallarme 


insan bir yorgunluktur sevgili babacığım
bunu sen söylemedin, kimseler söylemedi

Mehmet Aycı


Uzun yoldan gelmiş gibi yorgunum
Ne kimseye küskün ne de dargınım
Bir ahu gözlüye candan vurgunum
Garip gönlüm kapısında kul gibi

Neşet Ertaş 


Yoruluyorum artık, hepsi bu. Uykuyla dinlenemeyecek kadar yorgunum artık.

John Steinbeck
Gazap Üzümleri




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

Uçarken de ölür mü kuşlar

Elif'e Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Füruğ Ferruhzad Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? ’Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.” Nilgün Marmara Dünyada ne kadar kuş varsa Bir fazlası senin soluğunda Ülkü Tamer Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Metin Altıok Dön bana ve dinle, Kuşlar uçuşuyor içimde Erdem Beyazıt İsterim ki; Yanmasın kanadın, gökyüzünde süzülsün ve her kitabın yanında dağılsın  hüznün Elif'çe Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Gülten Akın Âh beni vursalar bir kuş yerine! Sezai Karakoç Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?  Nilgün Marmara Bir kıyısız zamana kanat vuruyor,  Üzer...

Şiir her okumada farklı gösterir kendisini

Şiirin, ağırlıklı olarak elitlerin etkinlik alanında bulunduğu Batı dünyasının aksine hayli uzun dizeleri ezberlemiş okuma yazma bilmeyen İranlılar vardır. İran, şairlerin mezarlarının süslendiği, televizyon kanallarında ezbere okunan şiirlerden başka bir şeyin gösterilmediği bir ülkedir. Büyükannem ne zaman bir şeyden şikâyet etmek istese veya bir şeye beslediği sevgiden bahsetse bunu şiir yoluyla yapardı. İran’ın nispeten sıradan insanları beraberlerinde hayat felsefelerini de taşırlar, bu da şiirdir. İş film yapmaya geldiğinde, teknik noksanlarımızı telafi edecek bir hazinedir bu.  Bir defasında, İran sanatının temelinin şiir olup olmadığını sormuşlardı bana. Ben de bütün sanatların temelinin şiir olduğunu söyledim. Sanat, açığa çıkarmadır, yeni bilgilerin yorumlanmasıdır. Gerçek şiir de benzer şekilde, bizi yüceltir. Her şeyi alaşağı eder ve bizim müzmin, alışılmış ve mekanik rutinlerimizden kaçmamıza yardım eder; bu da keşfe ve ilerlemeye giden ilk adımdır. Aksi durumda, insa...

VAN GOGH'DAN THEO'YA DOSTLUKLA BİTEN MEKTUPLAR

Hayatımızı bir yolculuğa benzetebiliriz; doğduğumuz yerden çok uzaktaki bir sığınağa gideriz. Gençlik yıllarımız bir nehirde yelkenli tekneyle gitmeye benzetilebilir; ama çok geçmeden dalgalar kabarır, rüzgâr sertleşir; neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar kendimizi denizde buluruz - ve yürekten Tanrı'ya seslenen yakarış kopar: Koru beni ey Tanrım, zira teknem çok küçük, Senin denizin ise çok büyük. İ nsan yüreği denize çok benzer; fırtınalar barındırır, dalgalar barındırır ve diplerinde inciler de barındırır. Tanrı'yı ve Tanrı yolunda bir hayatı arayan yürek diğerlerinden daha fırtınalı olur. Zebur'da denizdeki bir fırtınanın nasıl tasvir edildiğini görelim; yazan kişi bu tasviri yapmak için fırtınayı yüreğinde hissetmiş olmalıdır. *** Bugün birlikte olmak istiyoruz. Acaba hangisi daha iyi olur, yeniden görüşmenin sevinci mi, yoksa ayrılmanın üzüntüsü mü? Şimdiye kadar sıkça ayrılmış olsak da bu sefer, her iki tarafta da eskisinden daha fazla hüzün vardı ama aynı zamanda...

HIRAETH: VAR OLMUŞ VE ARTIK OLMAYACAK BİR ŞEYE DUYULAN ÖZLEM

Hiraeth, tek bir kelimeye sığmayan bir özlemdir. Galler dilinden gelir; ama haritası yoktur. Bir yere, bir zamana ya da bir kişiye duyulan sıradan hasret değildir bu. Hiraeth, artık var olmayan—belki de hiç var olmamış—bir eve duyulan iç sızısıdır. İnsan bazen çocukluğuna, bazen yarım kalmış bir ihtimale, bazen de sadece “orada bir yer olmalıydı” duygusuna özlem duyar. İşte o boşluğun adıdır hiraeth. Bu kelime, geri dönmenin imkânsızlığını de içinde taşır. Özlenen şeyin kapısı kilitli değildir; kapının kendisi yoktur. O yüzden hiraeth acıtır ama bağırmaz, sessizce içte kalır. Bir şarkının son notasından sonra havada asılı kalan titreşim gibidir: Ses bitmiştir ama yankı hâlâ kalptedir. Hiraeth, aidiyetin gecikmiş hâlidir. İnsan kendini dünyada biraz misafir hissettiğinde ortaya çıkar. “Ben aslında nereye aittim?” sorusunun cevapsızlığında büyür. Belki bu yüzden en çok şairlerin, göç edenlerin, kayıp yaşayanların ve içi sözcüklere sığmayanların diline yakışır. Kısacası hiraeth, hatırl...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...