Ana içeriğe atla

Diz çökmüş bir yargı varken, dokunulmazlıkları nasıl kaldırırsın?

Muharrem İnce'nin Sözcü gazetesinden Nil Soysal'a verdiği söyleşi şöyle:

- Türkiye bu ortamda referanduma gidiyor… Biz bu sürece nasıl geldik? 

Buna 2010 referandumundan itibaren bakmak lazım…12 Eylül 2010'da yapılan referandumda, iki ortağı vardı AKP'nin. Biri FETÖ'ydü. Diğeri ‘Yetmez ama evet'çilerdi. Bir de gizli ortağı vardı, o da HDP'ydi. HDP yargının FETÖ'ye teslim edilmesine zemin hazırladı… Boykot ederek, sandığa gitmeyerek FETÖ'nün değirmenine su taşıdı. Yani bir yandan AKP'nin, diğer yandan da FETÖ'nün ekmeğine yağ sürmüş oldu. Yargı 2010 referandumunda FETÖ'ye teslim edildi. Bu süreçte ikinci büyük yanlış da dokunulmazlıklar konusunda CHP'nin tavrı oldu. Ben “hayır” oyu verdim dokunulmazlıkların kaldırılmasına. CHP yönetimi ise burada bir taktik hata yaptı. Böyle bir ortamda, böyle bir iktidar varken, diz çökmüş bir yargı varken, dokunulmazlıkları nasıl kaldırırsın? Bugün HDP'liler içeride. Yarın CHP'liler içeride olacak! Bakın Enis Berberoğlu ile Tuğrul Türkeş aynı şeyi söyledi. Biri müebbetle yargılanıyor, biri başbakan yardımcısı!


- MHP lideri Devlet Bahçeli'nin U dönüşünü nasıl yorumluyorsunuz? Bu dönüşün altında bilmediğimiz ne olabilir?

Bir insanın böylesine bir U dönüşü yapabilmesi için, Bir; tehdit edilmiş olması lazım. İki; zengin edilmiş olması lazım. Üç; ilkesiz olması lazım. Dört; bilemediğimiz bir sebebinin olması lazım. Başka hiçbir şey olamaz. Vatanın, milletin birliği, bütünlüğü için yapıyormuş bunu. Neymiş o birlik bütünlük, bir anlatsın bakalım.


- 339 Evet'e şaşırdınız mı?

Durumu görünce şaşırmadım. Bir yurttaşımız, bir okula oy kullanmaya gittiğinde açıkta oy kullanabilir mi? Kullanamaz. Bir kere sandık görevlisi buna müsaade etmez. Ama Meclis'te en ilkel yöntemle oy kullanılıyor. Sıradan, plastikten yapılmış pullar… Hiçbir güvenliği yok. Kişinin özgür iradesiyle oy kullanması mümkün değil. Bekliyorlar orada. Göstermek zorunda kalıyorlar! O kadar aciz, o kadar aşağılık bir durum ki...


- Neden göstermek zorunda kalıyorlar?

Çünkü o gösterenler aslında FETÖ'cü! Buradan Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum; FETÖ'cü arıyorsan; açıktan oy kullanan ve kavga edip kendini ispatlama derdine düşen AKP'lilerin hepsi FETÖ'cüdür! Bu kadar basit. Böyle bir ispatlama derdine niye girsin ki bir insan. Bütün oylamalarda kapalı yere girdim, oyumu öyle kullandım. Benim CHP yönetimine kendimi ispat etmek gibi bir derdim yok. Onların da benimle böyle bir dertleri yok.

MHP'li bir milletvekili pul topladı orada! Herkesten pul topladı. Böyle bir şey olabilir mi? Bu bir milletvekiline yapılabilecek en büyük hakarettir, aşağılamaktır. O pulu verenler, şimdi hiç utanmadan gidip, bu milletin maaşını alacaklar! Bu milletin vergilerinden ödenmiş paraları alacaklar. Hiç utanmayacaklar mı? Siz milletin temsilcisi filan değilsiniz. Siz düpedüz yalakasınız! Hangi ideoloji, hangi din, hangi inanç, hangi felsefe bunu yaptırabilir?


- CHP, AYM'ye başvuracak…

İhtimal vermiyorum. Yüksek Yargı teslim olmuş zaten. Cübbelerinin önünde düğme olmadığı için, elleriyle tutan adamlar.

- Referandumda neyi oylayacağı insanlara nasıl anlatılacak?

Burada oylanacak olan şey; Cumhurbaşkanlığı sistemi filan değil. Zaten ilk başta “Başkanlık” diyeceklerdi, sonra utandılar, “Cumhurbaşkanlığı sistemi” dediler. Bu; partinin başı, yargının başı, yasamanın başı, yürütmenin başı, ordunun başı, milletin başı, her şeyin başı. Ben buna bir isim buldum.

TEKBAŞ sistemi! Her şeyin başı olduğuna göre TEKBAŞ sistemi olsun bunun adı! Dolayısıyla bu CHP ile AKP arasında bir yarış değil. Bu başka bir şey. Bu yaşam biçimimiz ve bunun telafisi yok. Ama ben iyimserim. Bu milletin sağduyusunun galip geleceğini ve sandıktan “hayır” çıkacağını düşünüyorum.


- Görünen o ki; bu anayasa değişikliği geçse bile yüzde 51 ile geçecek. Bu durumda nasıl milletin anayasası olacak? 

Yüzde 50 artı 1'i milletin benimsemesi mümkün değil. Bu çoğunluğun tahakkümü olur. Milleti bölmek olur. Partili bir cumhurbaşkanı, tam bölünmenin daniskasıdır. Bir insan düşünün; milletin birliğini temsil etmeyecek. Hem partisinin genel başkanı olacak, hem tarafsızlık yemini edecek. Bu ikisi birlikte olabilir mi? Bu bir ucube!

- Değiştirilemez ilk 4 maddeye ilişkin de tartışma çıktı…

2008'de o ilk 4 madde ile ilgili AKP ile MHP anlaştı türban için. Üniversitelerde türban serbest bırakıldı. Sonra Konya Milletvekili Hüsnü Tuna çıktı “Neden sadece üniversiteler olsun ki, kamuda da serbest bırakacağız” dedi. Der demez grup başkanvekili Nurettin Canikli çıktı “Böyle bir derdimiz yok” dedi. Hemen arkasından Tayyip Erdoğan çıktı; “Böyle bir planımız yok” dedi. Ne oldu? Hüsnü Tuna'ya erken ötme cezası verdiler. Sonra ne oldu? 4 yaşındaki çocuklara dahi türban taktılar. Şimdi Bursa milletvekili; “İlk 4 maddeyi de değiştireceğiz” dedi. Başbakan da, grup başkanvekili de yalanladı. Aynı numara. Değiştirecekler. Buradan eyalet sistemi de gelir. Memleketin geleceğini bir kişinin insafına bırakırsanız her şey olabilir. 3 milyon memurun bir kararname ile işlerine son verebilir. Yurtdışına gittiğinde oğluna Türkiye'yi teslim edebilir. Padişahlık bile değil bu! Daha kötü. Bir; padişahın partisi yoktu. İki; padişahın başbakanı, yani sadrazamı vardı. Padişah denetlenebiliyordu. Mesela padişah kadı atayamazdı. Kadıyı şeyhülislam atardı. Padişahtan 10 kat daha yetkin. Emin olun ki Kanuni Sultan Süleyman'ın bu kadar yetkisi yoktu.


- Türkiye kaosun içindeyken, başkanlıkta bunca ısrar niye? 

İki tane sebebi var bunun… Bir; Erdoğan o makamı ömür boyu kullanmak istiyor. Gittiğinde yargıda hesap vereceğini biliyor çünkü. O hesabı vermemek için yargıyı ele geçirip, yargıyı kuklası yapmak istiyor. İki; hiçbir siyasi aktör istemiyor. Obama'dan randevu istedi, Ahmet Davutoğlu'nun kafasını kopardı. Şimdi Binali Yıldırım'dan rahatsız. ‘Ola ki başkaldırabilirler' diyor. Vekillerin itibarını sıfırlıyor. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun adını bile değiştiriyor. Yüksek sözcüğünü çıkarıyor oradan. Ondan yüksek hiçbir şey olamaz. Gambiya Devlet Başkanı'ndan hiçbir farkı yok. Oraya doğru gidiyor. Şu anda Türkiye'de 80 milyonun içinde en çok korkarak yaşayan o.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Şiirdir Baba

Bir şey değişmemiş, sanki daha dün. Dışarda sükûnu yaz akşamının, Bahçemiz sulanmış, ıslak her çiçek. Kapı çalınacak, babam gelecek… Ziya Osman Saba çünkü düşünen çocuktur baba Yasin Erol Yıl göçüp gitti Gizliyorum babamdan Kırlaşmış saçlarımı! Etsujin  Bu dağlar da Babamın gözleri önündeydi                 Kış yalnızlığında Issa insan bir yorgunluktur sevgili babacığım bunu sen söylemedin, kimseler söylemedi Mehmet Aycı  Babam; terleyen alnını sildiğim dua gibi bir adam! Engin Turgut Babalar ıssız ağlar Ansızın devrilen koca çınarlar. Süleyman Çelik buyurun kibar hanımlar beyler… Babanız sizi sevdi de ne oldu? Perihan Mağden Babanız öldüğünde büyüyorsunuz. Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız, Takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz, Korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz. Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yo...

Güvenli Bölge

MART 2012 Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Olvido Heykel günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere Ayrılık Sevdaya Dahil Gözlüklü Şiir Yarın Güzeldir Fulyaların mevsimi geldi geçiyor En çok, gözlerinden korkuyorum senin.. Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya Gercekten diyaloglar Ah Fulya Resulullahla Benim Aramdaki Farklar Taş Parçaları Bahçeye Acıyorum O Kara Kırlangıçlar Dönecek Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi Alengirli Şiir yazma.. o zaman bekliyor insan Ağaran Bir Suyum Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım Satranç Dersleri Yenilgi anne beni merak et kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK... Unutmak Azize Açıkla beni kardeşim Sormuyorsun ama iyi değilim ben Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Ayrılık Nargile Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları Merak Kediyi Öldürür Yedi Beyaz Güvercin Sen türkü yak ben mermi Yaşamak Son Bir Kez Uyku Kardeşim - Fikret Kızılok Hiç Sevmedim (Neslihan)...

Veda Şiirleri Bercestem

Uzun yıllardan sonra  Sana bir daha rastlarsam Seni nasıl selamlamalıyım  Susarak mı, ağlayarak mı? Lord Byron “Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,” Sürgünlerin uzmanlığını. Bir vapur nasıl kalkar bir limandan. Tren nasıl acı acı öter, öğrendim. Cevat Çapan Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir Büyük istasyona benziyor artık bu ev Tren bir yolcu daha edinecek demektir Abdülkadir Budak Son Tren sessizce perondan ayrılırken, Baş öne eğilir hafiften, Umuda veda, Köksal Özyürek O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve. Nazım Hikmet Elveda gençlikte geçen günüme Ezirâil el atıyor canıma Yanarım gençlikte, o zamanıma Acı tatlı günler hep hayâl oldu Nerde gençlikteki geçen çağlarım Sustu bülbül gazel döktü bağlarım Her gün hatırlarım her gün ağlarım Veysel ağ...

En'am 59: "O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez."

Güneş'e aşk sevgilim ayın yüzüne yazılmış güzel bir şiirdir aşk ağacın tüm yapraklarına resmedilmiştir kazınmıştır aşk… serçelerin kanatlarına, yağmur damlalarına lakin benim ülkemde sevgilim bir kadın ne zaman bir erkeği sevse taşlara tutulur Nizar Kabbani Islak mı ıslak bir dalda kalmak için çırpınan yaprak Ahmet Necdet Döküldü fesleğenin yaprakları: Sesleri hâlâ kulağımda. Süreyya Berfe Nasıl da yaprak gibi.. Düştüm Göğüslerinin arasına ... Keşke sevgilim Yapraklarım dökülmeden önce Ulaşsaydı bana Selâmın Selâmın Ebdulrehman Mizûrî Her yıl bir yaprak daha düşüyor çınardan Yaşlı bir aslanın boynu bükük dönmesi gibi ormana Dibine kadar mağlûp, dibine kadar mağrur, dibine kadar munis Cihan Oğuz Annemin dargın Yaprağıydım ben… Arif Damar yaprak dökümü elli bin şiir roman filan okudum yaprak dökümünü anlatır elli bin film seyrettim yaprakların dökümünü gösterir elli bin kere gördüm yaprak dökümünü düşüşlerini ,sürünüşlerini, çür...

On Ölüm Şarkısı

Perdeleri sımsıkı örtünce odamda ben, En fazla yaptığım şey ağlamak, ağlamaktı! Bir melek -ne güneşe, ne aya görünmeden- Siyah bir kedi gibi yüzüme baktı, baktı. Altınımı gizlice aldı avuçlarına Karanlığın içinde çamurumu bıraktı. Nasıl çıkabilirim bu şekilde yarına? Sırtüstü yatıyorum görmesinler diyerek, Simsiyah gecelere ben sarına sarına. Esmer bir kadın gibi koynuma giren melek Beni gece yarısı çırılçıplak bıraktı, Ve böyle sabaha dek, ve böyle sabaha dek, Gece bir nehir gibi üstümden aktı, aktı! (Birinci Perde) Cevdet Kudret Solok