Ana içeriğe atla

Kayıtlar

FRIEDRICH RUCKERT Şair ve Müsteşrik

FRIEDRICH RUCKERT Şair ve Müsteşrik Annemarie Schimmel Ankara Friedrich Rückert, 16 Mayıs 1788'de Almanya'nın Schweinfurt şehrinde doğmuştur. Bu yıllar, Doğu ile Batı arasındaki münasebetlerin bir dönüm noktası sayılabilir. İslâm âlemi ile olan maddi ve manevî çatışma ve çarpışmalar, bir yandan harb ve diğer yandan da, polemik gayeler için ve gayrı kâfi vasıtalarla da olsa, İslâm dini ve arapça ile meşguliyet şeklinde aşağı yukarı 1000 yıldan beri devam edip gidiyordu. Bununla beraber Avrupa'da Doğu dünyasına karşı hakiki ve hattâ kısmen de objektif bir alâka ancak Aydınlanma Devrinden itibaren başlamıştır. 17 nci asırdan beri Doğu'yu ziyaret eden tüccar ve misyonerler yeni ve değerli bilgilerle geri dönmüşler ve âlimler Doğu kültürlerini, dünya tarihinin tasavvur edilemiyecek kadar genişliyen ufukları içine alırken sadece avrupalı ve hıristiyanlığa ait bir görüş tarzı takip etmekten vazgeçmişlerdi. Bir yandan edebiyatta Doğu kisvesi seve seve kullanılırken, diğer yanda...

Friedrich Rückert : Bir şairin ve dil dehasının dünyası

Rückert, Tanrı’nın, yaratığı her varlığa bir ses verdiğinden, bu ses ve dilde onları dinleyip anladığından emindir. Dillerin ve dinlerin farklı biçim ve kurallarının arkasında saklı bir şarkıyı aramış, Doğu’da ve Batı’da bu melodiyi müşterek bir bestede buluşturma arzusuyla yanmıştır. “İnsanların ilk ve asli lisanı şiirdir.” “Şimdinin benden çaldığı ismimi, gelecek teslim edecek bana”  diyen  Friedrich Rückert  hakkında, 150. ölüm yıl dönümünde,  “Goethe’yi bırakın Rückert okuyun”  başlığıyla  Süddeutsche Zeitung ’ta yayımlanan makale, Prusyalı şairi haklı çıkartmıştır. 1788’de doğan ünlü şair,  “İnsanların ilk ve asli lisanı şiirdir”  der. Bir milleti tanımak ve sevmek, ne o ülkeyle yapılan savaş ve siyasetle ne de o ülkeyi kitaplardan öğrenmekle mümkündür. Zira bir milleti anlamak, o milletin şiirini ve kelimelerini anlamakla olur. Bireyler gibi milletlerin de bir his ve ruh dünyaları olduğuna inanan Rückert, bu dünyalara ancak şiir yoluyla tema...

ALLAH'A KÜÇÜK BİR MEKTUP: ALLAH'IM KARDEŞİME İYİ BAKIYOR MUSUN?

Yüce Allah'ım Allah'ım sana sormak istediğim bir çok soru var.  İlk sorumla başlıyorum cennet nasıl biryer? 2. Soruma geçelim, cennette çikolata şelalesi var mı? 3. Soruma gelelim, orada  Ay, Güneş vb. gezegenler var mı?  4. Soruma geldik bu son soru: Kardeşime iyi bakıyor musun? Sevgilerle Miranur

Ne İle Oyalanır?

Ne ile oyalanır ailesi ve yurdundan uzak olan Dostu, kadehi ve meskeninden ayrı kalan Zamanımdan istediğim beni eriştirmesidir Zamanın kendisinin dahi erişemediğine (değişmezliğe) Kaderin musibetlerini kaygısızca karşıla Bedenin ruhuna eşlik ettiği müddetçe Ki ne seni sevindiren şeyin mutluluğu süregelir Ne de hüzün sana yitirdiğini geri verir Aşk ehline en büyük zararı veren de; Dünyayı tanımadan gönüllerini kaptırmalarıdır Ondandır gözleri söner ağlamaktan Ruhları ise yok olur her yüzü güzel gönlü çirkinin ardından Gidin, bütün hızlı develer sizi taşısın Hiç bir ayrılık bana zarar vermez bugün Zaten hevdeçlerinizde ne ruhumun bir bedeli bulunur Ne de değerinin bir mukâbili; hasretlerinden ölecek olsam Ey ben uzaktayken meclisine ölüm haberimin geldiği kimse Bil ki; herkesin canı ölüm fermanına rehindir Kaç defa öldüm kaç defa öldürüldüm sizin nezdinizde Sonra silkeledim toprağımı da kabrim ve kefenim kayboldu Ölümümü duyuranlardan önce birileri izlemiş (güya) defnimi Sonra ölmüşler d...

HEPİMİZ YALNIZ ÖLMEK ZORUNDAYIZ

Alain de Botton: 'Önce yalnızlığınızı kabullenin, sonra aşkı yaşamak kolay' Birbirine ölesiye âşık olanlar nasıl oluyor da iki aya kalmadan kanlı bıçaklı iki düşmana dönüşüyor? Hayatta herkesin bir ruh eşi var mı? Yalnızlık nasıl paylaşılır? Evlilik yeminleri neden baştan yazılmalı? Modern ilişkilere, aşklara dair kafadaki tüm soruları bu kez bir aşk romanı yazan ‘modern filozof’ Alain de Botton’a sorduk, yeni kitabı ‘Aşk Dersleri’nden yola çıkarak yeni nesil ilişkileri konuştuk. Yanlış insanla evlenmek, romanınızın ana damar konularından. Bir yandan da son araştırmalar, boşanma sayılarının katlanarak arttığını gösteriyor. Neden boşanmak, evlenmekten daha popüler oldu? - Etrafına bir bak, herkes birlikte olmak isteyeceği kişiyi tanımlarken ‘nazik’, ‘eğlenceli’, ‘maceraya açık’, ‘etkileyici’ gibi laflar sayar. Bunları arzulamakta bir sakınca yok. Fakat mutluluğu yakalamak için biraz gerçekdışı niyetler bunlar. Modern insan hiç olmadığı kadar defolu. Bu yüzyılda, modern hayatın i...

HATIRLAMAYI UNUTMAK

ali şiir yazıyor mu sevgilim ali de ayşe gibi salondaki peteği kapatıp kendi çapında şiir karalıyor mu ilaç alıp bunu düşünüyorum her şey ben tam uyumak üzereyken olmuş gibi net hatırlamıyorum ama kesin biliyorum seni sevmek bir suya götürdü beni bir suya gittim dönemiyorum insan bazen dönemiyor sevgilim her sabah dilinin altına bir sözcük daha bırakıp dönemiyor ben bir ilk tam uyumak üzereyken nerelerden ben bir ilk uyanır uyanmaz nerelerden dönemedim bir dağın belindeki ağaçları hınçla sallamak diye bir ilaç ambulanstan yol istemek adlı bir atak ve bir ay kadar koşmak bana iyi geldi bana iyi geldi ne demek sabahları bana içimdeki deşik etimdeki işaret sabahları bana son anda ölmemiş olmanın öfkesi sabahları bana sert sessiz harfler sabahları içimin en güzel yeri senden bana dökülen incilerim sevgilim dökülüyor kaşıma sabahları içimi dünyada çok önemli şeyler oldu ama ben de sizin eve baktım bir tayın bir taya baktığı bir tayın bir taya uzun uzun baktığı bir tayın bir tayı bıraktığı g...

SONSÖZ

Boş eller yere bakan gözlerle duruyorum yaşamın ve            ölümün eşiğinde Ve sesini duyduğum deniz boğulanları geri vermeyen           bir denizdir zaman Ve benden sonra dağıtacaklar ruhumu ezik düşlerim           kurtulamayacak açık arttırmadan Sözlerim şimdiden ıslak dudağımda bir yaprak gibi            kuruyor işte Bu dizeleri kollarım sonuna kadar açıkken yazacağım           duyulsun kalbimin orda dört kez çarptığı Geçeceğim boğazımı ve sesimi nefesimi ve şarkımı ölümü           göze alarak Biçmekten sarhoş olan orakçıyım ben yaşamını ve tarlasını           yıkarak Ve kaybedince de nefes nefese tozunu silkeler gibi vurur da           vurur tırpanını Bendim seçen bu çarmıha germe boyutunu vermeyi           dizelerime Ve şans nasıl isterse öyle düşsü...

SIGMUND FREUD’LA BİR SÖYLEŞİ

Sigmund Freud  ünyanın entelektüel hayatında önemli bir rol oynadı öyle ki tıpkı Bernard Shaw neredeyse bir insan olmanın ötesine geçti. O medeniyetin evriminde somut bir tarihsel yer verebileceğimiz kültürel bir güç oldu. Freud, psikanalizin tarihi konulu bir araştırmada, kendisi hakkında şöyle konuşmuştur;  “Beni Kolomb’la, Kepler’le, Darwin’le karşılaştırdılar ve beni bir kötürüm ilan ettiler.”  Bugün bile onu bilimsel bir maceraperest olarak gören birileri vardır. Gelecek onu Bilinçaltı’nın Kolomb’u olarak göklere çıkaracak.  Yalnızca Cathay’e yeni bir geçiş arayışında olan Kolomb yepyeni bir kıta keşfetmişti. Ruhsal sağaltım biliminde yepyeni bir yöntem bulmaya kalkışan Freud, insan zihninin gizli kıtasını keşfetti. Freud, bizi çocukluğumuza  ve ırkımızın geçmişine bağlayan özel içsel güçlerimizi önümüze serdi. Psikanalizin ışığında ilk kez insan doğasının sırrını anlayabildik.  Birkaç kez Freud’un konuğu olma şerefine eriştim. Her seferinde ...