Ana içeriğe atla

Yol Sonunda Reddiye

Kimse ihtiyaç duymasaydı sevgiye
Güzel ve kısa anlardı. Yoksa hayalim,
Hayalimle mi dolmuştu billûr şişe?
Itır yok, şişe boş, hiçlik kasırgası;
Duygu tanımaz bir karayel işte...
Bir karayel bu şimdi kasıp kavuran,
Son yolculuğunda yürek kadırgası.
Suç onun, sevgiye ne gerek vardı...
Dost sesler mutluluktur ıtır dolu ve billûr,
Bir gün boşalır içi bir sesin, mâlum olur,
Artık kalbimiz kutup denizinde ve yalnız.
Tanrım suç kimindi, nerde hata yaptık?
Keşke sevgiye muhtaç olmasaydık...
İşte ama lâkin ricâ ederim fakat,
Şimdi asla ona gerek duymasaydık...
Ne kadar uzardı düşler, günlerse çok kısaydı
Olaylar geçip gitti, yüreğim yerinde saydı
Bir yere varamadı, ölümse arkasında,
Suç onda sevgiye ne gerek vardı?
Hep başka şartlar düşlerdi, bir de uzak iklimler
Gidenlerden güzel miydi gelen mevsimler?
Yolda düşüp kaldılar şimdi unuttum kimler,
Lütfen lâkin ama tekrar söylemeliyim,
Kimse sevgiye muhtaç olmasaydı.

Hüsrev Hatemi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Dedim ki, güneşe dönen bir çiçeğim

nedir dostluk? ikinci bir güneş. Adonis Her akşam , aynı yer, aynı saatta, Güneşten eşyama düşen bir çubuk; Yangın varmış gibi , yukarı katta, Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk ! Necip Fazıl Kısakürek umut kesilmiyorsa dostlarım kesip barikatlar kurarak kangrenli gövdemizden şurda güneşe ne kaldı İlhami Çiçek Neresi yurdum? Güneş belki de. O hep duran. Çocukluğumu tanıyan eski dostum kaplumbağa. Bejan Matur Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten. Güneşle gelecek ölümden? Orhan Veli Saçı siyah salkıma benzeyip; Sanki taç gibi parlıyor, Güneşin ateşiyle yıkanıp, Doğrulardan geliyor, Yunus Emre Dünün sonsuz gönlünden, Ölen bugün yine yaşar, Doğacak başkası yeniden. Güneş yok olursa eğer, Yunus Emre her akşam tufanında harap oldu güneşim gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm Nurullah Genç Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etm...

Mandan Hoca'dan günümüze OF'Lİ HOCA: İronik Şablonun Ötesi

“Oflu Hoca’lar, Kur’an Kursları gibi faaliyetlerle İslam’ı o bölgede canlı tutmuşlardır” Prof. Heath W. Lowry İnsan topluluklarının yaşadığı yeryüzünün her coğrafî karesinde ayrı bir insan ve kültür tipi oluşmasına ve her birinin diğerlerinden farklı yapısına rağmen öne çıkan, ilginç tipoloji oluşturan insan tiplerinden birisi de Of’a mahsustur. Of’un belki de Trabzon kadar eski tarihi; insan yerleşimlerinin ve kültürünün tarihî süreçte zenginleşen muhtevasından izleri günümüze kadar taşımıştır. İnsanın olduğu her yerde onun hayatla olan ilişkisi coğrafya ve diğer unsurlarla olan etkileşimi sonucu kendine özel yerel bir kültürün ortaya çıkmasını sağlamıştır. En mühimi de bu kültürü yansıtan insan tipinin kendine özgü karakteristiğidir. Of’un Trabzon’un genel insan karakteristiğinin bir yönünü yansıtan yüzünün belirgin tiplerinden birisi Oflu Hoca’dır. Yani Of’ta yetişen, Of’un yetiştirdiği ve ülkemizin her ilinde, her ilçesinde, birçok köyünde, hatta yurtdışında bile adı ve muht...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Kalbine Gel!

Hani bazen özlersin, burnunun direği sızlar, Atlayıp bir gemiye sevdiğine varmak istersin, Hiçbir rüzgâr el vermez, Etrafında buzdağları sıralanıverir, Hani bazen sevmek istersin, kalbin yerinden çıkacakmış gibi, Tutup ellerinden yıldızlara varmak istersin, Hiçbir rüzgâr el vermez, Etrafında karadelikler sıralanıverir, Hani bazen mutlu olmak istersin, balon görmüş bir çocuk gibi, Koşup çiçeklerin üzerine atmak istersin kendini, Hiçbir rüzgâr el vermez, Etrafında dikenler sıralanıverir, İşte tam da o zaman, tam o zaman, Şöyle bir silkelen, Kalbine gel, Tozu dumana kat. Adem Özbay

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

Derin

................Gittim gençliğimin sınırında öldüm ................Tenhada bir göl kaldı ...................................(Şeref Bilsel) dünya içimde inceldi gelmeyin aşkı siftah kalbi yufka sanırdım dün geceydi adıma benzer bir şey gördüm şey dedi babam uzaktan/şeyler insana kaderdir eve üç gün gelmediğinde şiire sığınan şeyler kitabı bir dağınıklıktı babam da zaten gördüğüm bir rüyaydı anneme yordum içim değil de üçümüzden biri öldü sandım gelmeyin öyle peltek aksan dünya derin! tenhâ olmanın adı da aczi de benim dünya ilinden gelip kendime giderim ne zaman yorulsam kalbime göl derim gitsem de kalsam da her şey mesafedir ya koynuma kaçırdığım saçlarıma bakar da ânı sen yakala derim aşkı sen kalbim aşk ve kalbim ki he ya benle yatar da ikisi de benim değildir aslında âh, aşk yanlış ân yalnız Allah! Serap Aslı Araklı

Dicle Üstü Ay Bulanık

14. Bir Kardeş Mavi Canı cehenneme rahat uyuyanın Kapısını örtenin perdesini çekenin. Yüreği yalnız kendiyle dolu Duvarları ancak çarpınca görenin. Canı cehenneme başkasının yangınıyla Evini ısıtıp yemeğini pişirenin. Bahçesine dek gelen alevleri Şehrayin sanan aptalın Canı cehenneme, camlarında Parçalanmış cesetler uçarken Bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın. Mutfakla yatak odası arasında Çarşılarla gövdesi bencillikle hırsı Yılgınlıkla yenilgi arasında Dünyayı tüketenin canı cehenneme… Orada dağlar birer mezarlık Bulutlar kan salkımı sular toprakta düğüm Orda evler oda oda kanarken Burda yeşerenin canı cehenneme. Ey bir halkın gözyaşıyla ruhunu yıkayan kin Ey zulümle yükselen başarı Ölü sayısına endeksli maaş; Uzun masalar ardında mağrur Boynunda ölüm çanıyla oturan güç Senin de senin de canın cehenneme Ey Sultan Hamit tuğralı korucu alayları Kardeşi kardeşe kırdıran siyaset… Bir gün elbet, bir gün elbet Örter üstünü bu ağır yanlışın Sevgiyle, yaln...

Ova

İki yanım dağ,üşüdüm heybetinden Bir adım daha güneşe, bir adım daha bir adım derken... genişledim uzağım artık kendimden. Kurumuş bir bataklık göğsümde, ayaklarımdan uzak duruyor su. Ve sessizliğin yankısıyla kuruyorum kendimi yeniden Mutlak ıssızlıkla buluştum, mutlak kopmuştum hatıradan. Bir şey değilim ben, geç benden. Ağaç tutunacaksa bende, köklerine güvensin yol gidecekse, varsın gideceği yere. Sabahın sisi ayaklarımı yalıyor gece de geçecek benden. Sustum. Yeryüzü olacağı gibi olsun. Açtım kendimi, dümdüz,ovayım ben. Rüzgar vurdukça bana çınlasın çimen. Birhan Keskin