Ana içeriğe atla

Buradan Bakınca Gökyüzü

(I)

az şey değil bir kızı bir babadan çekip almak
bir konup bir havalanmış diye tam tepesinden gökyüzü
şarkıya tam başlamışken, uzaktan, ama çok uzaktan
kanat çırpar gibi geçerken bir ölünün düşürdüğü çığlık
sakin bir liman arıyor herkes, yeter ki terlemesin diye
bir el bir avuçta, geriye doğru yazılmış mektupları anarak
yani ölsek te yaşıyoruz, bir bu üstesinden gelemediğimiz
bir de karıştırmadan geçmek köprüleri birbirine
az şey değil üst üste aynı uykuyu uyumak
üstelik daha dün gibi geliyor bana dalından bir meyve düşeli
hepte elma kurtuluyor şehvetin kısık ateşinde üşenmeden
günde kaç rekat pazara dönüp en olgun yerini
hayat bu ya, hangi aynada dursak bizden biri iniyor
alçalıp yükselen bir ovaya doğru sürüp giydiklerini

(II)

bizden biri inliyor tam topuğundan kendini zamana kaptırmış
soluk soluğa atlara
dinmiyor bir acıya doğru kurulmuş cümlelerin sızısı
dinmiyor kanla karışık yağmur
aslında başka çaresi yok, yaşanacak /
günlerin önüne atmalıyız kendimizi
kuşluk vakitlerine
o su öylece aksın nasıl duruyorsa sezdirmeden
bir bardak bir masanın üzerinde dudaksız
hep öyle kalsın gök, aynı yerinde, biz burada daha bir rahatız
ona hiç sürünmeden sabah akşam
giderken bir sürü kuş kalıyor ya üzerinde
gökyüzü ondan güzel ben buradan bakınca
ben buradan bakınca perdeleri kapanmış
küçücük bir köy kalıyor, mezarlara sığınmış
dokununca bir sürü gözüm oluyor, ondan ağlıyorum işte ben
üstüme bir şey almadan
yorgun ikindi gölgelerini unutuyorum dünyanın
sonra kalkmamış çeltik tarlalarını
biliyorum akşama yine gece var
onu yere zembille indirecek evin en yaşlı ninesi
her şey ortalıkta kalacak, arzular, o gezip görülmedik yerler
bir sürü pazartesi…

(III)

bembeyaz çamaşır yağıyor, elini çabuk tut
topla dal uçlarından yağmuru
n’olurdu mümkün olsa bir kadından öteye geçebilmek
aşıp çitlerini dünyanın
cama çarpınca sendeler, dile gelir ıslanırdı
öptükçe tükenen yüzü yağmurun
o kadın oradan çıksa, alıp saçlarını elleriyle öyle
örtmese yağmuru rahatça yağsa
kimbilir ne güzel görülürdü gök eski yerinde olsa
tek odalı evlerin balkonlarından
yukarı salıversek toplayıp bir sürü parçasını çatılardan
aklımızda son kalan yanını
ey gök, çıtını çıkar! dağılsın yüzündeki kalabalık
bir yıldızın batıyor dünya açıklarında!

Hüseyin Akın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Düştanbul

Düştanbul “Siz kâinatın etrafınızda dönmesini istiyorsunuz.  Düşünmüyorsunuz ki hayat sizi mahrekinin dışına  atmış. Hayat kimsenin etrafında dönmez, herkesle beraber yürür.”  I “Serin kuşu sabahın, acılı ve tekdüze,  açılan sessiz bir yaprak gibi gündüze.”  Her kentten içeri, sarı gündüzler çıldırtıyor insanları. Bir gece gelir her gündüzle, bitimsiz düşler; bir kentten içeriye hep girince. O yaralı ece, çıldırmış gündüz, İstanbullu o orospu; kirpiğin her kapanması o, ıslanmış bir düş— acısıdır haça gerilmiş kentin. Soluksuz bir gecededir arası yağmurla düşün; ağacaktır o da ağmışsa dünyaya ruhu arınmış İ(n)sa(n); çarmıhlı kentimin acısı, düşümde gördüm, sarı bir gündüzde bitmiş. Uyandım, baktım, güneş doğmuş. II Ne san. Bir kentte bir gündüzde bir düşte. Sarı Japon fincanlarını diz içine üstüste. Fincan içre bir iç bu. Fincan içre bir can. Alttakini çekince, şan— gırr! İnsan! Ne san. ...

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Ah Kuşu

Ah bir kuş ismidir kalbimizde yaşar Kardan bir çocuk ellerinde yoğrulmuş eriyen o değil sesimdir dilim gittikçe peltek ömrümün kaç günü dizlerinin dibi benim hatıra diye biriktirdiğim sevgilim büyük harflerle konuşuyor dünya sakla beni hırkana kendine topla Sümeyye Şeker

Bir ağaç bir mezartaşını yutuyordu çarşıkapıda

Sen mezarım olsaydın mışıl mışıl uyurdum içinde. Oruç Aruoba Sevmeliyiz mezartaşlarını biz, Çünkü yalnız onlar bizi yâd eder. Ahmet Kutsi Tecer Bir mezar gibisin sen artık, bakmadan Geçip gidiyoruz kibirlim, önünden. Rufinus Bir kuş yaşıyordu bende. Bir çiçek dolanıyordu kanımda. Yüreğim bir kemandı. ... (Burada bir kuş yatıyor. Bir çiçek. Bir keman.) Juan Gelman Bütün hoşçakallar, Mezar taşlarında saklıdır. Kazınmıştır ince ince, Ama derin derin yazılmıştır. Mezar taşları gibidir hayatım, Mahcup, boynu bükük, sakin. Bir ırmak gibi sessizdir adımlarım, Bir fatihaya muhtaç gibidir lakin. Yağız Gönüler Öldüğün vakit harikulâde bir hava vardı Mezarlık o kadar güzeldi ki Hiç kimse mahzun olamadı Philippe Soupault Artık bana hiçbir şey söylemeyeceksin Hiç ama hiç Bir sürü adam çiçekler getirdi Nutuklar bile söylendi Ben hiçbir şey söylemedim Seni düşündüm. Philippe Soupault İpleri kesik artık uçurtmaların insan yiyen otlar çıkar ...

İmam-ı Şâfiî'nin Şiirlerinden Seçmeler

BIRAK GÜNLERİNİ DİLEDİĞİNİ YAPSIN Bırak günleri dilediğini yapsın Razı ol hükmedince kader Gecelerin musibeti sabrını taşırmasın Bâki değil dünyadaki zorluklar Güçlü bir adam ol, korkuların üstünde Ahlâkın müsamaha ve vefa Kusurların çoğalsa da tüm mahlukatta Örtüsü olması seni sevindirir yine de Cömertlikle setret ki her ayıbı Örter denilir cömertlik Sakın gösterme düşmanlarına zillet Belâdır üzüntünle onları sevindirmek Cimriden yardım umma Ateşte susayan için su yok Rızkını eksiltmez ağırdan alış Ve artırmaz hırsla çabalamak, yorulmak Ne hüzün devam eder ne sevinç Ne sıkıntı, ne rahatlık Eğer kalbin kanaatkarsa Farkın yok, başkası dünyaya sahip olsa Kimin inerse meydanına ölümler Ne gök korur onu, ne de yer Allah’ın mülkü geniştir ama Feza daralır hükmettiğinde kader Aldırma vefasız günlere hiç Fayda vermiyor ölüme ilaç GAM Ne zenginlik içinde olan bilir fakirliğin tadını Ne sağlam bedenli biri hasta gibidir Ne yoksulluklar vardır ki, örtülüdür üstü onurla Ne zaruretler memnuniyet a...

Nesrin

- Şimdi ben doğrusu evvelki çocukluklardan Nâdimim; gönlümü isrâf ü tebâh ettiğimi Bin merâretle bu gün anlıyorum; bir vicdân Bana ihsâs ediyor işte bitip gittiğimi Ben ki bitmez sanıyordum bu hayâtın şevki... Etme, Nesrin, bana zehretme şu bir dem zevki! Kız bu son âşıkmın kaç gecedir en coşkun Bir muhâbbetle alevler saçan âğûşunda Hep bu şekvâ-yı nedâmetle, mu'azzeb solgun, İnlemiş sonra -Bunun neşve-i bî-hûşunda Birtesellî bulurum belki...-hayâliyle bütün Cism-i bî-tâbım bezletmiş idi: -Bak her gün, -Her zamân ben şeninim, hep sana münkâdım ben. Lâkin artık yetişir: Aşk, o benim menfurum, O benim zehr-i hayâtım... Bana hep sevmekten Bahsederler; bunu artık çekemem, ma'zûrum! Diye hem aşkını ithâm ederek, hem nevmîd Bir verem hastası halinde müselsel ve medîd İstikâlarla beraber yine ondan ebedî Bir şifâ bekleyerek, kaç gecedir pür-nefret Bir telezzüz, acı bir zevk ile eğlenmişti. Şimdi artık bu ma'îşette büyük bir zillet, Bir sefalet görüyor; ağlayabilmek... Heyhât! Çokt...

Serçe deli gibi uçuyor

Serçe deli gibi uçuyor, denizin üstündeyiz. Ufka doğru açıldıkça yüreğim ağzıma geliyor. Buna dayanamaz. -Birazdan düşer. Düşerse boğulur. Arada bir dönüp bana bakıyor hadi gel der gibi. Yükselip hizalıyorum kendimi, şimdi beraber uçuyoruz. -Düştü düşecek, bu yükseklikteki rüzgara dayanamaz. Daha bir geriliyorum. Korumacı yanımda ısrar ediyorum. Göz mesafemde tutarken onu bir taraftan da düşerse nasıl kurtarırım onu hesaplıyorum. Bu duygu beni rahatsız ediyor. -Sana ne? -Kendini sınıyor, kendisiyle oynuyor… -Bana ne? -Ya gözündeki gül? -Sanki sen onu tanımazken orada durmuyor muydu? -Bırak şunun peşini? -Eyvah..! şimdi…şimdi düşüyor -Yok düşmedi, çok şükür.. -Beni bir yere götürüyor -Bu denizin ardında bana göstereceği ne olabilir ki? Artık iyice yorulmuştum. Güneşi beynimde hissediyor, bütün kemiklerimin acısına kanatlarım isyan ediyor. Aşağıdan geçen ilk geminin güvertesinde soluklanmayı düşünüyorum. Serçe az ötemde inadına hiçbir şey yokmuş gibi daireler çiz...

Hergele Şiirler

I Sen ki övünürsün kadınlara egemenliğinle Söyle Nedir eldeğmemişlik ve ne zaman biter Ve neden daha kolay bir fahişeyi şaşırtmak Yaşlı bir bakireyi hoşnut etmekten Söyle Nasıl altedilir eldeğmemişlik O ulaşılmaz noktada Yeniden yeniden ürerken Sen ki övünürsün Gövden ve sertliğinle Bir bulutu elegeçirdin mi Ve gökkuşağını doladın mı beline... Söyle Bir kızı nasıl ayırırsın bir anadan Göğüslerine dokunmadan Gövdenden kurtulmaktır sevişmek Düşlerinden sıyrılmak Yeni bir etle kuşanmak yaşamayı Ellerini kamaştırır etin Eğilirsin Ve bezgin boşalırsın yatağına Kendine kapalı ırmak Sen ki övünürsün kadınlara egemenliğinle Usanmadın mi sarılmaktan gölgene Söyle. II Yanılıyorsunuz sayın şair yanılıyorsunuz Söz konusu kadınlar olduğunda Diyelim çok seviyorsunuz, seviliyorsunuz Sevdalısınız hatta Yine de tanımıyorsunuz sevdalınızı - Sizin bildiğiniz bir içbaygınlığı Sevda değil diyebilirim de Neyse... - Bilmiyorsunuz çünkü Nedir ormanla benzeştiren Ve...