Ana içeriğe atla

anlam ormanlarında gezi için rehber

* nedir yol?
toprak adındaki kağıda yazılı
gezginlik manifestosu.


* nedir ağaç?
dalgaları hava olan yeşil göl.


* nedir hava?
bir ruh
bir bedene yerleşmeyi istemeyen.


* nedir ayna?
ikinci bir yüz
ve üçüncü göz.


* nedir mukaddes?
bir maske
eğlenebilmek için müdennesle.


* nedir ölüm?
kadının rahmiyle
yerin rahmi arasında
nakliye arabası.


* nedir gökkuşağı?
bulutun bedeniyle
güneşin bedeni
bir eğimle kucaklaşmış
yerin bedeni üzerinde.


* nedir dalga?
denizin ekranında
çizgi film.


*nedir kıyı?
dalgaların yorgunluğu için yastık.


* nedir yıldız?
en güzel tarafı kapağı olan bir kitap


* nedir yaşlılık?
iki yöne büyüyen bir bitki:
çocukluğun şafağı
ve ölümün gecesine.


* nedir siyah?
güneşe gebe bir rahim.


* nedir akan yıldız?
fırlamış bir ok ki tek hedefi var gerçekleştireceği:
kırılıp ölmek.


* nedir günbatımı?
güneşin bedeninden dökülen ter.


* nedir kasîde?
bir kız çocuk
bitmeyen
bir süt emmek
ile
yaşayan.


* nedir düş?
hayale lâyık olabilmek için
gerçekliğin yükselişi.


* nedir mutluluk?
dilin kıyısındaki bir mezarlıkta
mezar taşı.


* nedir umut?
betimlemek ölümü
hayatın diliyle.


* nedir toprak?
bedenin geleceği.


* nedir önkaranlık?
vedâ hutbesi.


* nedir gözyaşı?
bedenin kaybettiği savaş.


* nedir umutsuzluk?
hayatı ölümün diliyle betimlemek.


* nedir yankı?
yol alışın yıktığı beden-
tükeniyor
tükendi.


* nedir toz?
rüzgârın dengi ve en büyük rakibi.


* nedir yatak?
gece içinde
gece.


* nedir doğa?
görüyü yazmak için
sağgörüdeki dil.


* nedir ufuk?
sınırsızca devingen uzay.


* nedir rastlantı?
farkında olmadan
ellerine düşen
rüzgârın ağacındaki meyve.


* nedir gül?
koparılmak için yetiştirilen baş.


* nedir gerçek?
resmetmek suyun endâmını
ya da ışığın yüzünü.


* nedir gayb?
görmeyi arzuladığımız bir ev
ve nefret ettiğimiz
içinde oturmaktan.


* nedir gök?
daha çıkmadan
kırılan merdiven.


* nedir gece?
bir peçe
güneşin yüzüne taktığı.


* nedir güzellik?
bir biçim ki, onu gördüğünde görürsün
ardındaki sırrı
bazen de ardındaki allahı görürsün.


* nedir anlamsızlık?
hastalık
en yaygın olanı.



* nedir varlık?
daima yeniden
gözden geçirilmeyi gereksinen.


* nedir gerçeklik?
çökeltiler
dilin
ırmağı içre.


* nedir yoksulluk?
yeryüzü üzerinde hareket eden mezar.


* nedir dostluk?
ikinci bir güneş.


* nedir sanı?
muğlaklığın bedenini yoklayan el.


* nedir gece?
yıldızların kitaplarını satan sahaf.


* nedir dua?
sözün suyundan buharlaşan
göksel bulut.


* nedir gözyaşı?
en saf ayna.


* nedir ay?
güneşin sadık hizmetkârı.


* nedir mutlak?
kafadaki hayız.


* nedir çıplaklık?
bedenin fatihası.


* nedir iz?
yürümeyi kesen ayak.


* nedir bellek?
bir ev ki yalnızca
ikameti içindir
kayıp eşyaların.


* nedir şiir?
seferde gemiler ve yoktur limanları.


*nedir yastık?
gecenin merdivenindeki ilk basamak.


* nedir başarısızlık?
ömür gölünde yüzen yosun.


* nedir ömür?
karanlığa doğru
hiç durmayan yolculuk.


* nedir kargaşa?
bir başka düzen gecenin bedeni için.


* nedir hayâl?
gerçekliğin ıtırı.


* nedir tarih?
kör bir davulcu.


* nedir yağmur?
son yolcu
bulut treninden inen.


* nedir yüz?
gözyaşının göçü için en yakın liman.


* nedir gündüz?
güneş ışınlarının en geniş kafesi.


* nedir çöl?
kum falı
okumaktan
bıkmayan
falcı kadın.


*nedir kum?
sürekli okuru tek bir romanın:
rüzgârın.


* nedir sır?
bir kapalı kap
açtığında kırılan.


*nedir bağırış?
sesteki pas.


* nedir toz?
soluk
yerin ciğerinden yükselen.


* nedir parmaklar?
beden okyanuslarının ilk kıyıları.


* nedir kanat?
uzayın kulağında fısıltı.


*nedir kafes?
içi boş doluluk


* nedir keder?
bedenin uzayındaki
önkaranlık.


* nedir şans?
vaktin elindeki zar.


* nedir düş?
bıkmayan bir aç
gerçekliğin kapısını çalmaktan.


*nedir hüzün?
neşe sözlüğünün
yanlışlıkla attığı kelime.


* nedir sürpriz?
bir kuş
kurtulmuş
elinden gerçekliğin.


* nedir vatan?
dilin koltuklarına
uzanan cisim.


*nedir dil?
bir trendir ki
aynı zamanda
yol, yolculuk ve varıştır.


* nedir ırmak?
bir yatak ki, yeryüzü
memelerinin arasına
ya da göbeğinin altına yayar onu.


* nedir bahçe?
bir kadın şair
şiirlerini uyuyarak yazan
ve susarak okuyan.


* nedir merkez?
tüm uçların ucu.


* nedir yakın?
bilgiyi gereksinmeyen
istikrar.


* nedir zaman?
bir giysi
giyip çıkarmadığımız.


* nedir düz çizgi?
görülmeyen
eğik
çizgiler toplamı.


* nedir serap?
bir güneş
kumu giyip
suya benzemeye çalışan.


* nedir su?
ateşin cehennemi.


* nedir göbek?
yolun yarısı
iki cennet
arasında.


* nedir öpücük?
görülen koparılışı
görünmeyen bir meyvenin.


* nedir kaygı?
buruşukluklar
ve kırışıklıklar
damarların ipeğinde.


* nedir mecaz?
kelimelerin göğüslerinde
çırpan kanatlar.


* nedir yaratı?
rastlantının elinde yüzük.


* nedir kucaklaşma?
ikinin üçüncüsü.


* nedir anlam?
anlamsızlığın başı
ve sonu.


Adonis
Çev: İsmail Özdemir

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Francesco Petrarca AŞK HÜKMEDİYOR BURADA

124 Amor, Fortuna, et la mia mente, schiva Aşk, Talih ve zihnim, uzak duran gördüğü şeyden ve geçmişe dönen, öyle üzüyorlar ki beni, bazen kıskanıyorum öteki kıyıdakileri. Aşk parçalar yüreğimi, Talih yoksun bırakır her avuntudan, bu yüzden budala zihnim dertlenip ağlar; ve böyle sayısız dertle yaşamam gerek mücadele ederek. Umudum yok tatlı günlerin geri geleceğinden, beklediğim, kötüden betere gitmesi kalan ömrün, ve çoktan yarısını geçmişim gittiğim yolun. Ah, görüyorum kayıp düştüğünü elimden elmastan değil, camdan her umudun ve bütün düşüncelerimin kırıldığını orta yerinden. 125 Se 'I pensier che mi strugge Bu düşünce, bana elem veren, keskin ve yoğun olduğunca bürünseydi uygun bir renge,       belki de beni yakıp kaçan payını alırdı sıcaktan ve uyanırdı Aşk şimdi uyuduğu yerde;      daha az yalnız olurdu izleri bitkin ayaklarımın kırlar ve tepeler boyunca, daha az yaş olurdu gözlerimde, ...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Çalab'ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde

Çalab'ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde; Bakıcak di'dar görünür, o şâr'ın kenâresinde. Nâgihan ol şâr'a vardım, anı ben yapılur gördüm; Ben dahi bile yapıldım, taş u toprak âresinde. Şâkirdleri taş yonarlar yonup üstada sunarlar; Allah'ın adın anarlar, ol taşın her pâresinde. Şehirden oklar atılır, gelir canlara batılır; Ârifler cânı satılır, o şâr'ın bâzâresinde. Şâr dediğikleri gönüldür, ne alşidir ne cahildir; Âşıklar cânı sebildir, ol şârın kanâresinde. Bu sözü Ârifl'er anlar, câhiller bilmeyip tanlar; Hacı Bayram kendi banlar, ol şâr'ın menâresinde. Hacı Bayram-ı Veli

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

Bu Sevda

Bu sevda Birdenbire saran içimizi Bu narin bu sımsıcak Bu umutsuz Sevda Gün gibi güzel Ve kabaran deniz gibi Çalkantılı Bu sevda O kadar gerçek O kadar güzel O kadar mutlu O kadar sevinçli Ve karanlıkta korkudan titreyen bir çocuk gibi Gülünç Ve gecenin ortasında sakin bir adam gibi Kendinden emin Başkalarının yüreğine korku salan Benizlerini solduran Dillerini çözen bu sevda Gözetlediğimiz için gözetlenen Yaraladığımız Ayaklar altına aldığımız İnkar ettiğimiz unuttuğumuz için Kovalanmış yaralanmış ayaklar altına alınmış İnkar edilmiş unutulmuş Bu kocaman sevda Gene dipdiri Gene güneşli Senin sevdandır bu Benim sevdamdır Hep var olan Durmadan yenilenen Ve değişmeyendir Bir bitki kadar gerçek, bir kuş kadar ürkek Yaz güneşi kadar diri ve sıcaktır İkimiz de gidebiliriz Sonra dönüp Derin uykulara dalabiliriz Acı çekebiliriz uyanınca İhtiyarlayabiliriz Sonra tekrar dalabiliriz uykuya Ölümü düşleyebiliriz Oysa Başucumuzda Gülerek bakıyor bize D...

Edalı Zihin

             “Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir”                Bir haydar vardır heveste döner döner söylenir Zihin kekre meyvedir kurtlar da yer onu insanlar da kuyumcular nakış işler bakmazlar kimin bileğine dar gelir kimin kalbi dar gelir ona Antikadır zihin kimi zaman açık artırmalara çıkar düşer kimi zaman ihtiyar-kadınlar bileğinden bit pazarlarına Zihin gönülsüzdür otuz dört yıl odun hamalı eğri arar doğru arar söze bulaşır on yıl dağda gezer geyikler ile sonra geyikleri köye taşır şehre taşır Uzaklaştırır zihin mesafeyi sever ölçüler alır denge bulur ağırlık hesap eder urganda derisini yüzer içlenmelerin köpürdüğünü söyler insanın bir damla kanda Zihin konuşmak ister inci takar boynuna ayağına halhal dolaşır çarşı pazar ev içlerinde perde bilmek ister deva nedir eski derde yeni derde Şaşıdır zihin iki testisi vardır hep su isteyene soru sorar cevabı saklar Tatlısından mı vereyim ekşisinden mi? “B...

Francesco Petrarca KALAN KISA ÖMRÜMDE VE ÖLÜMÜMDE LÜTFET HAZIR OLSUN ELİN

361 Dieemi spesso il mio fidato speglio Der ki sık sık bana sadık aynam, yorgun ruhum ve degişen tenim ve azalan çevikligim ve gücüm: "Gizleme kendinden artık, yaşlısın sen; "Doğa'ya uymak her şeyde en iyisi, çünkü ona direnecek gücü zaman alır bizden." Sonra hemen, suyun söndürmesi gibi ateşi, uyanıp uzun ve kaygılı uykudan, görürüm uçup gittiğini ömrümüzün ve bir kezden çok var olamayacağını insanın; ve yüreğimin ortasında bir söz duyarım o güzelden, şimdi güzel bağından kurtulan, ama yaşarken öyle benzersizmiş ki dünyada, her kadını, yanılmıyorsam, yoksun bırakmış ünden. 362 Volo con l'ali de' pensieri al Cielo Öyle sık uçarım ki Göğe düşüncenin kanatlarıyla, onlardan biriymişim gibi gelir bana, orada hazinesine kavuşan, bırakıp yeryüzünde yırtılmış tülü. Bazen kalbim titrer tatlı bir ürpertiyle, duyup şöyle dediğini bana, beni solduranın: "Dostum, şimdi seni seviyor, onurlandırıyorum, degişmiş çünkü huyların ve saçın." ...

Eğreltiotu

Hoşça kal, dedi, eğreltiotu, hoşça kal! İlhan Berk