Ana içeriğe atla

Şiir/lerde Çocukluğumuz

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk;
Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk…

Necip Fazıl


Bando gelse de, gelmese de çocuklar gelecek yanıma,
meraklıdır ölülere çocuklar.

Nazım Hikmet


çünkü Zeynep diye bir kız çocuk
“canavarın zamanı yoktur” demişti
yıllarca araştırdım bulamadım aslını
belki de haklıydı, kimbilir

Turgut Uyar


Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı


Murathan Mungan


“Dostça gülümsedi. Bu gülümseme sanki bana değil de çocukluğuma gitmiş gibiydi.”

Romain Gary


özlüyorum pişirdiği ekmeği kahvesini
dokunuşunu
çocukluğum büyüyor içimde
günden güne.
göz kulak oluyorum kendime
ölürsem çünkü
utanırım annemin gözyaşlarından

Mahmut Derviş


başını cama dayayan çocuk hoşçakal
ben burada kalıyorum güneşin altında
anteni çıkar radyonu aç düşlerini unutma

Ahmet Güntan


kocadım, geri ver çocukluğumu anne
eşlik edebileyim diye
küçük serçelere
…dönüş yolunda
senin bekleyiş yuvana.

Mahmut Derviş


Çocukluklardı bilincimin iskeleti
Çocukluklar mutfakta unutulan annemdi
Çocukluklar sarı ışıkların uzak odalarında
Çocukluklar yüklemi ertelenmiş cümlelerdi

Süleyman Unutmaz


biz iki çocuktuk, şimdi çok eski
isimler gibi hatırda dursa da dile gelmeyen
şiirler gibi kimse anlamayacaktı zaten
bizim birbirimizden ne anladığımızı

Haydar Ergülen


biz iki çocuktuk, iki arkadaş
birbirimizden başka kahramanımız yoktu
gözlerimiz arkadaşlıkla dolu dolu
çıkıyorduk filmlerden, romanlardan da
sessizce yürüyorduk birbirimize çıkan
içimizdeki en uzun yolu

Haydar Ergülen


Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni

Cemal Süreya


Tek çocuk olduğum günler gibiydi. Yaz tenhası cami
avlusunda o öğle saati, annemin tabutuyla ..

Sennur Sezer


Çözülüyor ruhundaki sıva, dökülüyor duvar
derin bir oyuk açılıyor içindeki mağarada
yıkılıyor kalbini koruyan oda, oradaki vaha
dönüşüyor güven duygusunu yitirmiş bir çocukluğa

Yücel Kayıran


tahrip gücü yüksek bir çocuk
hayatı budama peşinde şimdi.
...
o’na anlatmaya çalışıyor hâlâ;
birbirine sarılan iki uçurtmanın
bir daha asla uçamayacağını…

Özge Dirik


Annesinin dizlerinin dibinden
hiç ayrılmayan
uslu bir çocuk gibidir
limandaki deniz
ama sokağa çıkıp
dalga olmak geçer
yüreğinden…

Sunay Akın


“…ve her şey bir kader iledir.”
ey atını uçurumlara süren çocuk
terkisinde taşıdığın rüzgarla
acının ağacından “toy bir yaprak” düşürdün

Arif Ay


ben, bir afgan, bir ıraklı; filistinli bir anne…
çocuğumu öldürürler; tanrı esirgemez; niye?

Gazze Avazı


Annenin yüzünü hatırlarsın bunaldıkça
Anneler, Allah gibi ancak bunaldıkça hatırlanır

İlhami Atmaca


sanki bir çocuk
daha ilk gülümsemesiyle birlikte yaşlanmıştır

Furûğ Ferruhzâd


Adam dalı en nihayet bir çocuğa verdi.
Çocuk dalı, dal çocuğu kucakladı.
Ortada ne dal, ne çocuk, ne el kaldı.
Adam, memnun, mesut, dudaklarında bir ıslık, çekip gitti.
-Kim bu adam ya…

Mustafa Kutlu


Zamanla değişir
Büyür insanlar
Rüyalar çocuk kalır…
Oysa, yaşlanmak vardı seninle
Ve paylaşmak tüm yaşamı
Sabahı birlikte karşılamak
Birlikte yaşamak akşamı…
Başaramadım sevdiğim,
Bağışla…
Sevdalar çocuk kalır…

Suna Tanaltay



Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da…
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya…
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.

Cezmi Ersöz


Görsem çocuklarını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım

Yavuz Bülent Bakiler



ve aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu.

Furkan Çalışkan


Bülbülden kanaryadan geçtin
Bile bile girdin – labirentin
Bir sır yüklendin – dörtnal
Ak çocukluğun
Ak gençliğin toprakları

Cahit Zarifoğlu


Allahım
Yol boyunca
Bırakma elimi
Düşerim sonra

Cahit Zarifoğlu


Bedir efendi durdu selayı dinledi – Kim’ola -
Evlerden yarış atları gibi çocuklar fırlar
Daha ilk namesinden alırlar ölüyü
Burunlarıyla kim ölmüş sorusunu soluyarak
Yokuşlara bir nefeste bayılırlar
- Öyle bir çocuk tanıdım
Karşılışınca başka çocuklarla hızlandı

Minarenin kapısında bir çocuk halkası
Müezzinle inecektir ölü
Ölü çağırır çocukları alıştırır camiye
Ve ölüyü eve ulaştıran çocuk
Kutlu çocuktur
Taşıdığı haberle masum onunla dopdolu ve büyük
Ölü adı taşıyan çocuklar dönüşlerinde

Cahit Zarifoğlu


Bulutların ipek gölgesi
Çocukların yüzünde hışırdıyor.
Çember çeviriyorum çocuklarla beraber
Elime çember almadan.

Cahit Sıtkı Tarancı


yaşamak dediğin anlamlı bir sıkıntı
ve yıkılmak elbette bir çocuk hırpalanınca

Veysel Çolak



Orda elinde bir simitle ,ufak,
süzgün bir çocuk,çocukluğum işte;
Nasıl kaçıyor benden, nasıl bir bak,
Yaban domuzu görmüş gibi düşte.

Ahmet Muhip Dranas


Büyüyen bir his var şu ıssızlıkta çocukluğumu hatırlatan
bir koşma isteği… Uzun uzun

Mehmet Yaşın



sevilmeye muhtaç bir çocuk gibiyim sokak aralarında
adımı kim haykırsa sarılacak gibiyim

Pelin Onay


Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde

Sezai Karakoç




Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan-burdan
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız, bir oğlan

Behçet Necatigil


Az yanımda kal çocukluğum,
Temiz yürekli uysal çocukluğum…
Ah, ümit dolu gençliğim,
İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim…
-Doğdugum ev. Rahatlıyacak içim duysam
Bir tek kapının sesini.
Arıyorum aklımda bir ninni bestesini…
Böyle uzaklasmayın benden, yasâdığım günler.
Güneş, getir bir bayram sabahını.
Açılın açılın tekrar
Çocuk dizlerimdeki yaralar,

Ziya Osman Saba



Ah! haksız yere hırpalanmış sahipsiz çocukluğum.
Birer deniz feneriyken karanlıkta anneler
fırtınada kaybolan bir gemiydi henüz zaman
fırtınada bir gemi,
bir gemi kâğıttan.

İçine ağlayan içli bir çocuk gibi incecik bir yağmurla
indi akşam.
Oya Uysal


Anılarımdaki güllere bakılacak olursa
Aylardan mayıstı ve biz çocuklar,
Bakakaldık ardlarından, olanlardan habersiz,
Ama bir şey kopuyordu sanki içimizden,
İşte bu duyguyla uzun uzun el salladık.

Öğlene doğru ninem döndü,
Daha da kocalmış,
Babamla annem döndü,
Gözleri hâlâ nemli.

Şimdi sormanın vakti değildir diye,
İçimde büyüyen çocukça bir merakla
Bekledim, bir şey sormadım kimseye.
Halamla oğlu gelmediler o gün,
Gelmediler…,

Suat Engüllü


şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar
(zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur
senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz

zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur

Adnan Özer


bir çocukla geçirdim
en son gecemi
yağmurun şarkısını öğretti bana
kayanın yalın ışıltısını

Zeynep Köylü


Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.

İsmet Özel


babası erken ölen her çocuk gibi

Jan Ender Can



Geçen gün bir kadın gördüm,
Kucağında bir çocuk vardı.
Yüzü kehribar rengindeydi.
Ne oldu sana bebek dedim
Noldu da böyle zayıfladın?
Çocuk yüzüme bakıp güldü.
Geçen gün bir çocuk gördüm
Yüzü kehribar rengindeydi.

Cahit Külebi


yerimi çocuklara veriyorum
parklarda ve otobüslerde
çocukları büyüklerden çok seviyorum.

Şükrü Erbaş



Ben şiir yazmazsam
Yitirir dilini içimdeki çocuk,

Şükrü Erbaş


sahil boyu yürüdüm sanki
dudaklarıma takıldı bütün eski şarkılar
fasıl muhabbetlerinde sabahlayan çocukluğumu hatırladım

Pelin Onay



Son çocukluk da bitmişti ömrümde

Adnan Yücel


Evimizin bahçeye açılan avlusu sanırdım hayatı…
yeşillere boyanmış masum çocuklardandım.
kaybettim yaşarken ben birkaç rengimi
giydim erken erken üzerime dar gelen grilikleri
ama umudum var…
biliyorum ki ben bulamasam bile renk çemberimi
dönüp bir gün o çember bulacak beni….

Akide Ufuk Türkelli


Bir ömürde kaç sokak izi kalır geriye
Saçlarımın ıslaklığından anlıyorum
Orda bir çocukluğun yağmuruna varılır
Karpuz kokusu uğurlar sizi görmezsiniz
Her sokak aslında bir patikadır

A. Hicri İzgören


Ayağı kayan bir çocuk
Kadar şaşkınım, bilemedim

Ahmet Telli



Göynü çocuklukta kalan ben varım,
Aşkım öğrenmedi günah olmayı..

Faruk Nafiz Çamlıbel


bizler için hala biryerlerde çalınan
sis çanları var
belki bir gün buluşur diye
aynı ormanda kaybolan çocuklar

Murathan Mungan



artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz

Hasan Hüseyin Korkmazgil


Bir sesim vardı gölgenden ikmale kalan
Biliyorum, büyük çocukluktu birbirimizi sevmemiz
Ne güzel çocukluktu
Büyük çocukluktu yaptık işte

Küçük İskender


hüzünlüdürler ırak’a giderken kaçakçılar
çoğu çocuk ekmek peşinde namus uğruna
katır kervanlarında dönüşler sevinçlidir
sıcaklaşmış eller yürekler kanatlanmıştır

abdurrahman adıyan


Benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde

Kemal Sayar



Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme

Nuri Pakdil


eskiden olsa eteğimi çekiştirip
beni kandırırdı içimdeki çocuk
üzüleceğimi bile bile
gözlerine buzdan sarkıtları sen mi yerleştirdin?
ki artık ağlayamıyor bile
onu bu kurak duygusuz ve yeşili az topraklarda
her şey iyi olacak gibi asılsız vaatlerle büyütüp
hayata kazandırmam olanaksız
o çok sevdiğin korkularını
her mevsime açık pencerenden içeriye bırakarak
içimdeki her şeyden habersiz çocukluğumu yanıma alarak gidiyorum

Pelin Onay



Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sanki ilk benim duyduğum garip anlatılmaz duygular
Sürse daha ne kadar sürer bu bilmiyorum
Ölümü ve hayatı yanyana düşünmesini ne zaman öğrenir çocuklar?

Ahmet Erhan


Şekere ve mazota inanan oğullar
Devlete de inanmışlardır mecburen
Her şey yeni bir spor ayakkabısı kadar çocuk
Bir sofrayı doyurmak kadar erkekçedir
Olsundur ve şükürdür
Oğullar çünkü
Kadere, nasibe ve rızka
Oğullar en çok, Allaha inanmışlardır

Dilek Kartal



düşümde gelincikler
içimde gencecik bir keder var
babamı düşündükçe oğlum geliyor aklıma
diyorum şimdi Fatih de beni anar
ama alışamadım işte benim de bir baba olduğuma
hala gençlik kokar bütün sokaklar
hala gözlerim çocuk
hiç böyle yanmadım şimdiye kadar
içimde gencecik bir keder var

Sıtkı Caney


İstanbul deyince aklıma,
Sait Faik gelir.
Taşında, toprağında, suyunda,
Fakirin fukaranın yanı başında.
Hey Allah’ım, en güzel çağında Sait’e
Dört beş yıl ömrün kaldı denir.
Sait, Sait olurda nasıl dayanır,
Mavi gözlü çocuk boş verir ölüm haberine.
İhtiyar balıkcı pis pis düşünür.
Bir zehir yeşilidir açılır.
Bir yeşil ki ciğerine işler adamın.
Bir yeşil ki kasıp kavurur.
Küçük mavi çocuk
İhtiyar balıkcı
Ve dilimize bulaşan zehir yeşili.
İstanbul çalkalandıkca bu denizlerde dipdiri,
Dilimiz yaşadıkça yaşasın Sait’in şiiiri.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu



bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde
farkında bile olmadan aklına gelebilirim..

Ali Lidar


Arada bir giderdim çocukluğumu bulmaya
Gitmek gelmiyor içimden büyüdüm artık

Abdülkadir Budak


Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da

Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım

Ahmet Telli


Şanssızım diyemem ben kendi payıma
Oluyor böyle şeyler ara sıra
Sözgelimi okul kitaplarına girmez şiirim
Bütün çocuklar anlar da

Cemal Süreya



Benim suçum yok!
Bir çocuktan bir çocuğa geçen
su çiçeği gibi bulaştın bana!

Küçük İskender


pas tutmuş balkonlarından çocukluğumun
babam eve çağırıyor bizi

Derya Önder


Kimsesiziz kime gidelim
Yaralarımız var kime
Sıcak bir şey arıyoruz, kime
Merhamet istiyoruz, kime
Bağışlanmak istiyoruz, kime gidelim
Sorumuz ve cevabımız sen değil miyiz
Yorgunuz, kaybetmişiz, dalgınız, kırgınız, küsmüşüz
Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim
Çok yürüdük yollar kayboldu yol bulduk sana geldik
Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur
Geldik işte bunlar ellerimiz
Bunlar da ellerimizin büyük boşluğu

Mevlana İdris Zengin


Bu blogdaki popüler yayınlar

MEVLÂNÂ’NIN DÜŞÜNCESİNDE KADIN

1. Mevlânâ’nın İranî-İslamî düşünce ve sanat alanındaki konumunun üstünlüğü ve kendine özgü dünya görüşünün önemi nedeniyle onun düşüncesinde kadının konum ve makamının incelenip değerlendiril-mesi üzerinde düşünülmeye değer bulunmaktadır. İnsanlık bilimi alanında böylesine etkin ve yapıcı bir kişilik çok az bulunur. Mevlânâ’nın üstatlık derecesi, onun şairlik konumundan önce gelir. Hakikatte de Mevlânâ, ilk önce görüş sahibidir, daha sonra sanatçıdır. Bundan dolayı dünyaya ve insana olan kendine özgü bakış açısı da önemlidir. Kimilerinin düşüncesine göre, Mevlânâ’nın şeffaf ve parlak sözleri –en azından Mesnevî’de– göz önünde bulundurulduğunda ona göre, kadınların kemal noktasında gözle görülür bir değere sahip olmadıkları açıktır ve Mevlânâ’nın onları değerlendirmesi açıkçası olumsuzdur. Burada konuyu değişik açılardan görmeyi ve kendi dayanak noktalarımızı da değerli okuyucuya sunmayı amaçlamaktayız. Bu satırların yazarının kafasında ve bu yazının içinde var olan tek nokta, hüküm ve...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Şem’ü Pervâne; İran Edebiyatı ve Divan Şiirinde Ateşe Uçan Kelebekler

"يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِۙ    "O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler." (Kur'an-ı Kerim Kâri’a 4. Ayet) Hatırlarım bir gece gözüme uyku girmedi Duydum ki pervâne muma şöyle dedi: Ben âşığım, eğer yanarsam yeridir, Peki ya senin ağlayıp yanman nedendir? Sa‘dî-i Şîrâzî  Hali perişan bir pervâne vardı,  Ateşe helâl kıldı tatlı canını.  Yüzlerce ateş ve dert içinde olan mumu gördü,  Sararmış yüzünün üzerinde gül rengi gözyaşı akıyordu. Kâsım-ı Envâr Kolumu kanadımı çırpıyorum pervâne gibi  Her ne kadar benim mumum görüşten uzak olsa da.  Seyf-i Fergânî Senin yanağının mumunu arzulamaktayım  Tıpkı aydınlığı arayan pervâne gibi.  Seyf-i Fergânî Tecelli mumunun nuru bizim gönlümüze kıvılcım attı  Tüm bu nuru ve ziyayı o aydınlıktan bulduk.  Ubeyd-i Zâkânî Bazen mum gibi ışıldayıp parla aşk ile  Bazense pervâne gibi yanıp tutuş aşk ile. Ubeyd-i Zâkânî Sen mum sıfatlı olduğun i...

BİZ SEVMEYİ NE ZAMAN UNUTTUK?

'Sonsuzluk ve Bir Gün' adlı filmde, Angelopulos'un bilincini yitirmiş annesinin başucunda oturan adama sordurttuğu o müthiş soru " Söylesene anne, biz sevmeyi ne zaman unuttuk? " O sevgi ki, Goethe'ye " Sevgi, insanın içinde yaşayabileceği tek iklimdir ," dedirtmiş. Yine o sevgi ki, Yunus'tan Anadolu'ya " Aşk gelicek cümle eksikler biter, " diye bir soluk estirmiş. Ve o sevgi ki, Balıkçı'dan, sevginin kendince bir tanımını yapmasını isteyen Azra'sına: " Bir defasında avucumun sıcaklığında çiçek tohumlarını filizlendirmeyi başarmıştım, budur işte sevgi!" diye yazdırtmış. Son günlerde, Muhsin Ertuğrul'un Benden Sonra Tufan Olmasın başlıklı anılarını yeniden okurken, sevgiden sanata ya da sanattan sevgiye köprü uzatmanın en soylu biçimlerinden biri olan şu satırlarla bir kez daha sarsıldım: " Çünkü yeryüzünde tiyatronun binbir derde deva olduğuna inandım bir kez. Bütün kötülüklerin, insanın insandan kopmasın...

BİZİ YAŞATANLAR VE ÖLDÜRENLER...

Yıllar önce okuduğum, yabancı bir radyo oyununun adıydı yukarıdakı başlık. Onca yıl sonra yeniden anımsayışıma ise, Elias Canetti'nin Notlarında rastladığım şu satırlar neden oldu: " Bir insanın sevgisini yıkmak için yıllar gereklidir, ama hiçbir yaşam, bir cinayetten de beter olan bu cinayete yeterince yakınabilecek kadar uzun değildir." Metnin ikinci kısmına olduğu gibi katılıyorum. Bir sevgiyi, iki insan arasındaki sevgiyi yıkmanın basit bir cinayetten çok öte bir şey olduğunu, belki ancak bir insanlık suçuyla eşanlamlı sayılabileceğini yaşadığım yıllar boyunca çok iyi öğrendim. Epey eski bir şiirimde, belki de aldığım bu hüzünlü dersin etkisiyle şu dizelere yer vermişim: "Kaç kişi kalmış, bir düşün /dünya yüzünde bir sevgiyi öldürmemiş / ve kaç birliktelik, başkalarının yıkmak istemediği!" Bir insanın sevgisini yıkmanın yıllar aldığı ise her zaman doğru değil. Birkaç sözcük, bir sevgiyi, üstelik nasıl da kök salmış, sapasağlam bir sevgiyi birkaç dakikada da...

ChatGPT: ALTI ÇİZİLİ SATIRLAR ÇOĞU ZAMAN YALNIZCA "BEĞENİLEN CÜMLELER" DEĞİLDİR

Bloğumda son 3 senede paylaştığım şiir ve yazıları tekrar okuyup, altını çizdiğim satırları derleyip tek bir sayfada paylaştım . Yaptığım alıntılardan ruh halime dair nasıl bir değerlendirmen olabilir? ChatGPT: Bu kadar geniş bir seçki tek tek incelendiğinde, ortaya yalnızca “hüzünlü biri” portresi çıkmıyor. Daha karmaşık, katmanlı ve uzun süredir kendi iç dünyasını taşıyan bir zihnin izi görünüyor. Özellikle dikkat çeken şey şu: Altını çizdiğin satırlar yalnızca acıyı değil, acının nasıl yaşandığını, nasıl taşındığını ve insanın onunla nasıl birlikte yaşamaya çalıştığını anlatıyor. Sende ilk göze çarpan duygu, doğrudan mutsuzluk değil; daha çok “kaybın sürekli farkında olma hâli.” Bu kayıp yalnızca bir insanın kaybı değil. Zamanın kaybı, gençliğin kaybı, ihtimallerin kaybı, eski yakınlıkların kaybı, hatta bazen insanın kendi iç canlılığını kaybetmesi… Özellikle tekrar eden bazı eksenler var: ayrılık ama bitmeyen bağlılık, yorgunluk ama vazgeçememe, ölüm düşüncesi ama doğrudan ö...

KUR’AN’I KERİM'DE GEÇEN KALP İLE İLGİLİ AYETLER

Allah, küfürdeki inatları yüzünden onların kalplerine ve kulaklarına mühür vurmuştur. *** Kalplerinde bir hastalık vardır; Allah, hastalıklarını daha da artırmıştır. *** Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı da taş kesildi, hatta taştan daha katı oldu.  *** Onlar Peygamber’e: “Bizim kalplerimiz örtülüdür, söylediklerini anlamıyoruz” dediler. *** Çünkü inkâr etmeleri yüzünden kalplerindeki buzağı sevgisi iliklerine işlemişti. *** daha önce gönderilen kitapları doğrulayan, mü’minlere bir doğru yol rehberi ve müjdeci olan Kur’an’ı Allah’ın izniyle senin kalbine o indirmiştir. *** Bunların kalpleri birbirine ne kadar da benziyor! *** Üstelik o, pek azılı bir düşman olduğu halde kalbindekine, sözünün özüne uygunluğuna Allah’ı da şâhit tutar. *** isteğinizi üstü kapalı bir şekilde çıtlatmanızda veya bunu gönlünüzde gizlemenizde size bir günah yoktur.  *** İbrâhim: “Elbette inanıyorum, fakat kalbim iyice kanaat getirip yatışsın diye bunu istiyorum” dedi. *** Kim onu gizlerse, şüphe...

MUTLULUK VE İÇ HUZURU

İnsan hafızası pek ilginç çalışır. Bir şeye sahip olduktan sonra, onu ne kadar çok istediğini unutur. Oysa mutluluk ve iç huzuru, yeni şeyler elde etmekten değil, sahip olduklarını yeniden fark etmekten gelir. Pek çok insan, aradığı şeyin zaten yanı başında olduğunu bilmeden bir ömür geçirir. Mehmet Gündoğdu

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Uçarken de ölür mü kuşlar

Elif'e Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Füruğ Ferruhzad Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? ’Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.” Nilgün Marmara Dünyada ne kadar kuş varsa Bir fazlası senin soluğunda Ülkü Tamer Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Metin Altıok Dön bana ve dinle, Kuşlar uçuşuyor içimde Erdem Beyazıt İsterim ki; Yanmasın kanadın, gökyüzünde süzülsün ve her kitabın yanında dağılsın  hüznün Elif'çe Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Gülten Akın Âh beni vursalar bir kuş yerine! Sezai Karakoç Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?  Nilgün Marmara Bir kıyısız zamana kanat vuruyor,  Üzer...