Ana içeriğe atla

Kitap hırsızlığının kısa tarihi



Bay Lee

İnsanlar, hayatın anlamını sorgularken bazı aşırı ve abuk subuk şeyler de yapıyor. Mesela tam 800 bilim, tarih ve şiir kitabı çalan Nanjingli Çinli gibi. Bay Lee adıyla tanınan hırsız “Hayatın anlamını kavramakta zorluk çekiyordum. Cevabı bu kitapları okuyarak bulacağımı umuyordum,” dedi. Kitapları toplam altı haftalık bir süre zarfında yürüten Lee, yerel kitabevinin raflarını genellikle haftada dört kez tarıyormuş. Okuduğu kitapları satarak elinden çıkaran Lee, binlerce sayfayı hatmettikten sonra kitap çalmanın hoş bir eylem olmadığını öğrenmiş olmalı.


Romm Çetesi

Scorsese filmlerindeki suç örgütlerini çağrıştıran grup 1930’larda faaliyet gösteren kitap hırsızlarından oluşuyordu. Çete üyeleri kütüphane raflarından çaldıkları koleksiyon ürünü kitapları New York’ta yüksek fiyatlara satıyordu. Saygın antika eser satıcısı Charles Romm’un bu kitapsever haydutlarla karanlık bağları vardı. Romm Çetesi’nin çaldığı en nadir kitaplardan biri, Edgar Allan Poe’nun “Al Aaraaf, Tamerlane and Minor Poems” adlı yapıtının herkesin peşinde koştuğu bir kopyasıydı. Kütüphaneler hırsızlıklara önlem olarak önemli kitapları raflarından indirdi, güvenlik önlemlerini artırdı ve kitaplara yok edilmesi zor ayırıcı işaretler koymaya başladı. En sonunda olayın sorumluluğunu devralan New York Halk Kütüphanesi’nin özel detektifi G. William Bergquist hırsızları adalet önüne çıkarmayı başardı. Romm Çetesi’yle ilgili daha geniş bilgiye ihtiyaç duyanlar Travis McDade’in “Thieves of Book Row: New York’s Most Notorious Rare Book Ring and the Man Who Stopped It” adlı kitabına başvurabilir.


Lambeth soyguncuları

1610 yılında kurulan Lambeth Sarayı Kütüphanesi, Canterbury Başpiskoposlarının tarihi kütüphanesi ve arşiv bürosu olmasının yanı sıra İngiltere Kilisesi’nin belgesel tarihinin belleği olarak da bilinir. Kütüphane ayrıca sarsıcı bir kitap hırsızlığı olayına da sahne olmuştur. Aralarında 1500’lü yıllara ait nadir bir Fransızca metnin de bulunduğu—kitabın bütün dünyada günümüze kadar ulaşan altı-yedi kopyasından biri—yaklaşık bin 400 kitap kütüphaneden çalınmıştı. 1970’lerden bu yana hırsızlıklardan haberdar olan kütüphaneciler sadece 90 kitabın çalındığını düşünüyordu, ancak 2011’de şaşırtıcı gerçeği fark ettiler. Kitaplar Londra’da bir evin tavanarasında gizleniyordu. Artık hayatta olmayan hırsız—kütüphaneyle bağlantısı olan biri—herşeyi itiraf etmişti. Lambeth halen kitapları eski hallerine döndürmekle uğraşıyor.


Stephen Blumberg

Blumberg, tarihin belki de en ünlü bibliyomanı. Dayanılmaz bir kitap çalma ve istifleme dürtüsüyle boğuşan Blumberg toplamda 5,3 milyon dolar değere sahip 23 bin 600 kitap çaldı. Akıl hastalığı sorunları bulunan hırsız kitapları yok olmaktan kurtardığını düşünüyordu ciddi ciddi. Para kazanma amacıyla sık sık antika eşyalar çalmasına karşın kitaplarını hiç satmadı. Suçları nedeniyle hapse atılmasına rağmen 1990’larda salıverildikten sonra da eski numaralarını çevirmeye devam etti. Blumberg’in hırsızlık kariyeri boyunca çaldığı en nadir parçalar arasında Harriet Beecher Stowe’un “Tom Amca’nın Kulübesi” (Uncle Tom’s Cabin) ve Zamorano Seksen listesine—California tarihiyle ilgili kitapların ilk baskılarını içeren bir liste—ait kitaplar bulunuyor.


Farhad Hakimzadeh

Kitapların sayfalarını çalmak en az kitapların kendilerini çalmak kadar kötü bir şeydir. Hakimzadeh, İngiliz Kütüphanesi’ni sayfa sayfa soyuyordu. Servet sahibi bir işadamı, akademisyen, yayımlanmış kitabı bulunan bir yazar ve nadir kitap koleksiyoncusu olarak tarif edilse de deneyim, bilgi ve statüsü onu kütüphanin en nadir metinlerine (toplamda yaklaşık 150 kitap) neşter vurmaktan alıkoymuyordu. Hakimzadeh’in evinde 45 bin dolarlık bir harita ve 16 yüzyıla tarihlenen birkaç kitap bulundu. Kitapları neden parçaladığını kimse açıklayamasa da hırsız göründüğü kadarıyla Avrupalı seyyahların Mezopotamya, İran ve Moğol İmparatorluğu boyunca yaptığı yolculukların izini sürmeye çalışıyordu.


John Charles Gilkey
Bu adam, kitapları gereğinden fazla sevmek diye bir şey olduğunun kanıtı. Gilkey çalıntı kredi kartları ve karşılıksız çekler kullanarak ele geçirdiği kitaplar ve elyazmalarından 200 bin dolar kazandı. San Francisco’da Saks Fifth Avenue’da bir işyerinde çalışan Gilkey kendisine yeni bir kimlik—zengin, kültürlü ve ince zevk sahibi—oluşturmaya çalışırken Nabokov, Mark Twain ve diğer ünlü yazarların çalıntı ilk kopyalarını bu fantazisini beslemek üzere kullanıyordu. Gazeteci Allison Hoover Bartlett, Gilkey’in hikayesini “The Man Who Loved Books Too Much: The True Story of a Thief, a Detective, and a World of Literary Obsession” adlı kitabında yazdı.


Raymond Scott

Scott, kitap hırsızlarının playboyuydu. Yakınlarda hayatını kaybeden bu antika eser satıcısı çalıntı eser bulundurması—Shakespeare’nin oyunlarının ilk toplu basımı “First Folio”nun bir kopyası—nedeniyle hapse mahkum edildi. Yazarın ölümünden birkaç yıl sonra basılan kitabın bütün dünyada sadece 250 kopyası kalmıştı. Scott, First Folio’yu Küba’da gece kulübünde dansçı olarak çalışan kız arkadaşının bir yakın arkadaşı vasıtasıyla bulduğu gibi tuhaf bir hikâye uydurdu. Sürdüğü renkli hayat da dikkatlerin Scott’un işlediği suçlardan uzaklaşmasını sağlayamadı. Tutuklandığında şunları söyledi polislere: “Bir alkoliğim ve her gün kaliteli iki şişe şampanya içmem gerekiyor, ama sadece akşam altıdan sonra. Umarım karakolda şampanyanız vardır.” Mahkemeye Che Guevara gibi giyinerek katılıyor, sarı bir Ferrari kullanıyor çevresindekilere papyon ve pasta dağıtıyordu. Scott hapse atıldıktan sonra bile “First Folio”yı çaldığını inkar etse de biyograficisiyle yaptığı söyleşi sırasında bir tür itirafta bulunmuştu:

“Kitap bir banka kasasında saklanmıyordu—bir rafta tutuluyor ve sevgiyle korunuyordu. Sonra belki malum şahıs kitaba âşık oldu ve değerlendirmenin zamanı olduğunu düşündü. Belki bu kişi günlerini kuzu gibi geçirmektense bir gün aslanlar gibi yaşamak istiyordu. Hayatı Havana, Londra ve Paris’te doyasıya yaşamak. Bunu para olmaksızın, çok miktarda para olmaksızın yaşayamazsınız. Tabii ki bir peri masalından başka bir şey değil bu.”

Scott, Mart 2012’de, sekiz yıllık hapishane cezasının ikinci yılında İngiltere’deki Northumberland hapishanesindeki hücresinde ölü olarak bulundu.


William Jacques

“Tome Raider,” (Kitap Yağmacısı) lakaplı Jacques, İngiliz kütüphanelerinden toplam değeri 150 milyon doları aşan miktarda kitap çaldı. Dünyanın en prestijli müzayedeevlerini oyuna getirerek Thomas Paine, Galileo ve Robert Boyle’un eserlerinin çalıntı kopyalarını satmayı başardı. İlk hapis cezasını çektikten sonra kılık değiştirip takma isim kullanarak Charles Darwin ve Edward Lear’ın yapıtlarını çaldı. Kitapları araştırma amaçlı olarak kullandığını iddia ediyordu. Aralarında 19’uncu yüzyılda yaşayan Belçikalı yazar Ambroise Verschaffelt’in “Nouvelle Iconographie des Camellias”ının üç cildinin de bulunduğu birkaç kitap hiçbir zaman bulunamadı.


David Slade

Antika meraklıları için en büyük ihanet içlerinden birinin bir nadir kitaplar koleksiyonunu kâr hırsı uğruna talan etmesidir. David Slade adlı bir İngiliz kitap satıcısı Sir Evelyn de Rothschild’in aile kütüphanesinden 68 kitap çaldı. Koleksiyonu kataloglamak yerine zulasına atıyor ve müzayedelerde satıyordu. Slade, hırsızlıkları için borçlarını gerekçe gösterdi. Rothschild’in raflarından yürüttüğü nadir kitaplar arasında Louis Dupré, Chaucer ve T. E. Lawrence’ın yapıtları da vardı.


Helen Schlie

Emekli kitabevi sahibi Helen Schlie, Mormon Kitabı’nın (The Book Of Mormon) ilk baskısına sahip olmaktan gurur duyuyor. Kitabın 1830’da basılan 200 kopyadan biri olduğu düşünülüyor. Mormonlar Schlie’yi ve kitabı görmek, ona dokunmak ya da birlikte fotoğraf çektirmek için kitabevini ziyaret ediyor. Tahmini değerinin 100 bin dolar olduğu düşünülen kitap Schlie’nin dükkanında kilitli olmayan bir dolaptan çalındı. Schlie kitap kaybolduğunda üzülmüş, ama tanıdığı birinin kitabın sayfalarını satmaya çalıştığını öğrenince daha da üzülmüş. İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkum edilen Jay Michael Linford, daha önce Schlie’nin şiirlerinden oluşan bir kitap yayımlamış.


Elois Pichler

İlahiyatçı ve kütüphaneci Dr. Elois Pichler, St. Petersburg’da çalıştığı Rusya İmparatorluk Halk Kütüphanesi’nden kitap çalmak için özel bir palto diktirmişti. 1871’de nihayet yakayı ele verdiğinde çoğu nadir olmak üzere 4 bin kitap çaldığı tahmin ediliyordu. Pichler, kitapları astarına özel bir kesenin dikili olduğu paltonun içine tıkıştırıyordu. Yüzkarası kütüphaneci Sibirya’da sürgüne mahkum edildi—umarız paltolu ve kitapsız olarak.


Guglielmo Libri Carucci dalla Sommaja

İtalyan kont ve matematikçi Fransa’da kütüphaneler müfettişliği görevine getirilmişti, ancak güçlü mevkiini kütüphaneleri korumak yerine onlardan kitap çalmak için kullandı. Kont, beraberinde 30 bin nadir kitap ve elyazmasının bulunduğu 18 sandıkla İngiltere’ye kaçmaya kalkıştı. Çaldığı kitaplardan bazıları hiç bulunamasa da bir belge 150 yıl sonra yeniden su yüzüne çıktı. Fransız filozof René Descartes’ın 1641 tarihli mektubu, ABD’nin Haverford Üniversitesi kütüphanesinde bulunmasının ardından 2010’da Fransa’ya iade edildi. Eski bir mezunun dul eşi tarafından okula bağışlanan belgenin ünlü Libri olayıyla bağlantısı Hollanda Utrecht Üniversitesi’nden bir felsefeci tarafından internette tesadüfen ortaya çıkartılmıştı.








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Su

Set çek seline yavaş yavaş ilerle damla damla birik. Ak geç ıslattığın kayalardan: duraksama - uçurur güneş seni. Atla takıldığın çavlanlardan: duraksama - savurur rüzgar seni. Aldırma kumlara, çakıllara: çöker onlar dibe nasılsa - ilerle yavaş yavaş birik damla damla set çek seline. Oruç Aruoba

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

Gül İçin İlahi

İnsanlar bir gülü bir senetle Değiştirmeye alıştılar İnsanlar başka insanların hayatını Bir hezaren sandalye midir hayat Dizip kaldırmaya alıştılar İnsanlar yüreği ve onuru, alıştılar Yelin üflediği yaprak mıdır onur Yürek arsız otlar gibi ayak altında Tanımıyor kimde kimseyi Ve kendini tanımak istemiyor İnsan tanımazsa kendini insan Nasıl varolabilir Bu yüzden dünya hey koca dünya Dönüyor bir ölüler ülkesine Susanlar şimdilik Oyunun dışına düşenler Yalnız onlar doğrulup kalkacaklar Gün kıyamete erdiğinde Gülten Akın

Güvenli Bölge

MART 2012 Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Olvido Heykel günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere Ayrılık Sevdaya Dahil Gözlüklü Şiir Yarın Güzeldir Fulyaların mevsimi geldi geçiyor En çok, gözlerinden korkuyorum senin.. Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya Gercekten diyaloglar Ah Fulya Resulullahla Benim Aramdaki Farklar Taş Parçaları Bahçeye Acıyorum O Kara Kırlangıçlar Dönecek Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi Alengirli Şiir yazma.. o zaman bekliyor insan Ağaran Bir Suyum Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım Satranç Dersleri Yenilgi anne beni merak et kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK... Unutmak Azize Açıkla beni kardeşim Sormuyorsun ama iyi değilim ben Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Ayrılık Nargile Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları Merak Kediyi Öldürür Yedi Beyaz Güvercin Sen türkü yak ben mermi Yaşamak Son Bir Kez Uyku Kardeşim - Fikret Kızılok Hiç Sevmedim (Neslihan)...

Şiirim

Bir veda havasında bu gece gökyüzü yere değecek gibi yıldızlar, kulaktan dolma korkularla deprem bekler gibi ketum kaldırımlar. … Upuzun gecemin sabah içtimasında güneşe tekmili kaytarmışım senden belli namlusu paslı bir uykuda.. Sanki yitirmişim seni sol yanımda sağlam bir sancı. Birkaç kaburgam, seni korumak için feda etmiş kendini. Şiirim.. İncinmişliğim.. Sen düştüğünde aklıma Kepenk kapıyor hüzünler. Pervasız bir çocuk erik çalıyor bahçemden. Cemre düşüyor ayazıma, salkım salkım sözler topluyorum gönül bağımda; tomurcuk gülücükler çiçek açıyor hırkamda. Şiirim.. Eril halim.. Bedeninin kuytularında doğup göğsümü kundaklayan acz yangınım.. Şiirim.. Lal kalbim.. Boşa yanan cümlelerim. 1-3 nöbetlerinde öykündüğüm, huzurlu uykum. En üst rafta kurulmayı bekleyen, çocukluk düşüm.. Sessiz kalma haklarına sığınıyor mevsimler. Oysa hep sulhtan bahsediyor gülüşün. Şiirim.. Esaretim.. Bağımlılık halim. Senden başka herşeyi görme zorundalıklarında, ...

Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri

Hayat hikayem mi? Tarlaların kıyısındaki gelincikler. Süreyya Berfe sandınız ki haz içindeydim şiirlerle, kitaplarla, dergilerle esrik tasasız yaşayıp gidiyordum; dağ eteğinde mavi çiçekli hayıtların uzun saplı gelinciklerin donattığı yaz ırmağı kıyılarında yalıncak! Ahmet Uysal Bir sap gelincik iki taş arasında Bulmuş da boyunu uzatan hızı, Sallanır durur çiçeğiyle rüzgarda; Bütün gelinciklerden daha kırmızı… Metin Altıok Senin resmini yaparken Parlak kırmızıyla laciverti Birbirine karıştırıyorum. Söyle bana ey gelincik Toprakta ne al, ne lacivert, Ne kırmızı, ne de sarı varken Sen nasıl boyuyorsun böyle Çiçeğinin yapraklarını?.. Nakagawa Kazumasa gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda işi iş kasabanın su yüzlü çocuğun işi iş bir de poyraza döndü mü hava başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından faytonların turuncu tekerlekleri yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider gelin...

Bir Göl Nasıl Uyandırılır

bir göl nasıl uyandırılır bilmem neresine dokunulur bir taş atsam korkup sıçrar mı bilmem bir göl nasıl uyandırılır düş mü görür kabus mu acaba saati mi belki derindir uykusu balıkları kırılır bir göl nasıl uyandırılır bilmem beni karşısında görmek istermi rüzgar eğmişse kaşlarını kapısı mı vurulur yorgunsa nasıl kıyılır bir göl nasıl uyandırılır Ali Ural