Ana içeriğe atla

Korolar

Bir Yaz İkindisi Üzerine Notlar

Erkekler:

Şükürler olsun golf toplarına,
Şükürler olsun tenis fanilama!
Başımı öz-gücümle ayıkladım
Ezdim bitlerini, koydum yanına;
Şimdi yalnız sanadır dualarım
Ey, ölü deniz
Ve sırtında gezdirdiğin
Itırlı, hafif akşama.

Veteranlar:

Çöl ziyafetinden kalkınca imparator
Baktı karanlığa
Göğün yıldızlı tarafında bulunca bizi
Güldü, neşelendi önce
Sonra bir görmeliydin
Görülecek şeydi ama
Nasıl da bir avuç kum gibi çözüldü yüzü
Dokununca eğri ve habis
Kamçı yarasına.

“Bana gelince
Ben sıkıldım, sokakları dolaştım
Terledim, temiz mendiller çıkardım
Ayaküstü iş bitirdim
Onun bunun sigarasını yaktım
Serin, yosunlu köşelerde
Bazı adları ağzıma aldım
Dallandı köküm
Uğraşmadım sökmeye
Katlandı yolum
Bir koltukaltına sıkıştırıldım
Domuz-başlı babam
Manşet olunca gazetelere.”

Yağmur Bekleyen Kadınlar:

Güneş titrer kurban kanı üstünde
At sinekleriyle, at sinekleriyle
Kızlar ne pişiriyor o kazanda?
Karanlık bir deniz köpürüyor o kazanda
Diri bacaklarıma dolanıyor hindibağ
Yılanlarla, karnında yılanlarla
Yeni bir söz getiriyor kadınlar
Yatırmak için yağmura.

İşçiler:

Gres yağı iyi, yükseldi randıman
Ah, bir de patron jartiyer giyse!
Doğrusu hızıma katlanamam
Doğa aklına erişirse;
Bir kartal tufanı bu
Ne kadar kaçsam sırtımda kanadı
Çıplak ayaklarımla ezdim günlerce
Mayalanmış yüzünü karımın
Birleşik kılmak için
Yırtık bir haritayı.

Mandolin çalan kızlar:

Ne iyiliğin çağrısı ne uğultusu göklerin
Titreştirebilir telimi
Ama öyle taze bir görkemi var etimin
Havarisi kirli ayağını sokar ya
Takunyasını yakıp bir kaba
Ve kral içine süzülür
Islak boşluğuma
Hokkabaz hüneriyle
Kırar kilidimi
Ve izleyenler
İtişip, gülüşenler
Bir alkış tutar
Bu çelikten tınıya
Öylesine çoğalmış uyanıyorum
Kısılmış sesimle
Yeni bir şarkı daha için.

“Bana gelince
Ben kötülüğü seçmiştim
Çünkü biliyorum
Yalnızca kötülük
Eterlenmiş bir yürekte
Sürükler hüznünü
Yaşamın ve ölümün
Ve okumuştum bir yerde
Doğduğumu
Hızar talaşında
Sağ kolunu bırakıp da ustam
Aynaya bakmak için
Delirdiği gün.”

Gölgelere Uzanan Şövalyeler:

Savaşmayacağım
Çünkü korkuyorum
Mızrak boyundan
Göğsümü delen
Ve bu bahçeden
Açıyor çiçekleri uzun geçmişi
Oh, büyüsün gölgeleri
Bu yaz oyununda
Kapanırken ölüm
Beyaz alnımda.

Devlet adamları:

Ve biz
Bu savaş artığı halka
Gıda ekmedik mi?
Ve bir kadın
Ve yünlü köpekleriyle
Soğuk kış gecelerinde
Bir sobadan diğerine yüzlerce arşın
Emek, anlam ve hayal
Isıtsın diye ayaklarını
İri kafaların
Ve toprak ve kefaret, hâsılı metal
İşlesin diye
Ayıp taraflarını…
Eyvahlar olsun, ağlayacağım
Hem de çok uzun vadede
Sonra bir duruş kuracağım
Darağacından.

Şimdi soruyorum dünyaya:
Biz nasıl ulaştık bu sonuca?
Altı üstü uzun, ölü bir gün daha
Ama ben üşenmedim yaşadım

(Evde 
Sinyallerle yürüyorum koridorda
Kör ve kadim ama hayvansı bir kâhin
Ayak basmadığım bir zamandan
Bol güneşli zar masasına
Fal mı açmışmış
“Hoş geldiniz, bayım!”
Yani nedir ki, en fazla bir solgun bebeğin
Terkedilmiş yatağına
Mektup bırakacağım.

Çarşıda

Aklım ermez sanırdım önceleri
Küçük gizlerine çarşının
Kesik bağırışlara köşebaşlarında
İçlenmelere lokantalarda
Kahvelerde sıkıntıya
Çıldırmaya bir telefonun suskunluğuna karşı…
Saçımı günlerce tarayıp çıktım
Hazırladım kendimi dostumun rüyasına:
“Geriye bir cümle kaldı,
Kurtaracak bütün yaşadığımızı!”
Sonra ceketlerimizi çekip başımıza
Kaçtıktı sağanaktan
Bir saçak altına
Ölü balıklarının yanına balıkçının.)

-Ne sakar bir adam olmalıydım-
Açılmadı çenem sordular
Ele vermedikçe yumruğumu kanattım
Bir güdümlü şarkı ile
Hırçın bir denizin
Yavan adıydı aslında
Saklayıp dayandığım…

Müttefikler:

Şimdi biz bu balonun salıncağında
Geçerken altımızdan koca bir kıta
İşleniyoruz parlak bir ipeğe,
Omzunuzda kanat uçları
Bazen bir pelikanın
Karımı süzüyorsunuz onurunuzla.
Sazlıklarda ay batarken dolaşıyor
Mavi bir kimono
Ve girdikçe buluta
Korlaşan ucu sigaranızın…
Öyle mahcup
Öyle çekingen ve muzip
Gözleriniz var.. ve onların kapanışı…
Bakın bu ipin ucunda ben varım
Siz olun diğer ucunda
Birlikte açtığımız
Bu boşluğa atlayalım.

Arka sayfa haberleri

“Herr Freeman 'Küçük kızınız çok zeki,' dedi
Henüz iki yaşında ama değil mi
Değil mi ama konuşması ne kadar bilgece
Yani neredeyse dahice
Üstün yetenekli olmasının yanında
Sorumluluk sahibi ve şirin

Ne diyordum, ha madem okuyorum Oxford'da
Ve madem üçüncü dünya diye bir şey de var
Soyunmalıyım, diyordum
Bir takvime yapıştırılıp çıplak
Bak hem de ne bileyim ben
Kantinde kütüphanede filan
Yani tamamen spontan
Satılmalıyım yaprak yaprak
İnsaniyet namına.”

Bana gelince
Ben deniz kıyısına inmiştim
Bazı hayvanlar uzatmıştı etlerini
Bazı insanların ağzına
Herkes kendine göre çalışkan
Dürüst ve muntazam
Birinin elinde siliniyordu öbürünün eli
Yaşamaya başlamadan…
Sonra ekmek davası
Sonra kan kokusu
Yırtık paralar gibi ekşi…
Herkes kendi gecesini bekliyor
Yüz çizgileri derinleşiyor çocukların
Kızdırıp ağlatıyorlar bir deliyi
Yer açmak için yaklaşan karanlığa…
Ansızın şemsiyesini kapadı
Altgeçitte bir kadın
Sonu gelmeyen bir şiirin adıyla
Kuruladı terini
Çekip giderken bir kez daha
Dönüp baktım dünyaya:
Biz nasıl ulaştık bu sonuca?

Altı üstü uzun, ölü bir yaz ikindisiydi galiba
Ama ben üşenmedim yaşadım.

Hasan Güçlü Kaya




Belirsiz bir yerde, bir pastanede oturmuş Fellini röportajı çeviriyorum yeni sayı için. Sabaha kadar açıkmış burası. Fellini yaramaz bir çocuk gibi uçuk kaçık cevaplar veriyor sorulara, gülüyorum sık sık, pastanede oturanlar neden güldüğümü merak ediyorlar.
Dünya eskisi gibi, boğucu ve yalnızlık dolu... Bir şey bulmalıyım diye oturdum buraya, "dünyadan çıkış yolları"... Aslında girmeye çalıştığım bir kapı eşiğini ayağımla yokluyor gibiyim daha çok. Kafam karışık, dergi de karışacak. Olsun, zaten yeni sayının konusu: Kaos.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.

Kalbim: kalbinde misafir kalsın bu gece Refik Durbaş Yerinden oynayan kopan bir fırtına gibi Kalbim sağ yanımda. Alaeddin Özdenören Ey! Dünden bugüne taşınmış eşsiz kederiyle kabul gören geçmiş. Yazdım, harf harf yazdım yeryüzünün kalbine, acıdı kalbim. Oya Uysal Eğer anılacaksam, kalbimle anılmak isterim. Murat Tokay Yanlış daha baştan yanlış Bir şiirdi bu, biliyorum Ye belki ömrümüzün yakın geçmişi Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir Kalbim unut bu şiiri Ahmet Telli En son evin önünde, Gözlerini açıyor delikanlı Ve kapıyor sonra hüzünle, Elini koyuyor kalbinin üzerine. Johann Ludwig Uhland bir tren makas değiştiriyor kalbimde bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle Altay Öktem Sen kalbime dokunmuş bir dostumsun, bu kalp daima seni anacak. Kalbine iyi bak. Şair görünüşlü adam. Unutulmak korkusuyla tedirgin Tükeniyor kalbimin direnci Aykırı sularda bungun Bir çürük tekne gibi Rüzgarını özlüyorum. Şükrü Erbaş Katılaşır onun kal...

Çocuk

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk; Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk… Çocukta,uçurtmayla göğe çıkmaya gayret; Karıncaya göz atsa ‘niçin, nasıl?’ ve hayret… Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür; Biz akıl tutsağıyız, çocuktur ki asıl hür. Allah diyor ki:’Geçti gazabımı rahmetim!’ Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim… Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın! Şimdi anladığını, sonra anlayamazsın! İnsanlık zincirinin ebediyet halkası; Çocukların kalbinde işler zaman rakkası… Necip Fazıl

Güvenli Bölge

MART 2012 Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Olvido Heykel günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere Ayrılık Sevdaya Dahil Gözlüklü Şiir Yarın Güzeldir Fulyaların mevsimi geldi geçiyor En çok, gözlerinden korkuyorum senin.. Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya Gercekten diyaloglar Ah Fulya Resulullahla Benim Aramdaki Farklar Taş Parçaları Bahçeye Acıyorum O Kara Kırlangıçlar Dönecek Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi Alengirli Şiir yazma.. o zaman bekliyor insan Ağaran Bir Suyum Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım Satranç Dersleri Yenilgi anne beni merak et kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK... Unutmak Azize Açıkla beni kardeşim Sormuyorsun ama iyi değilim ben Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Ayrılık Nargile Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları Merak Kediyi Öldürür Yedi Beyaz Güvercin Sen türkü yak ben mermi Yaşamak Son Bir Kez Uyku Kardeşim - Fikret Kızılok Hiç Sevmedim (Neslihan)...

Dedim ki, güneşe dönen bir çiçeğim

nedir dostluk? ikinci bir güneş. Adonis Her akşam , aynı yer, aynı saatta, Güneşten eşyama düşen bir çubuk; Yangın varmış gibi , yukarı katta, Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk ! Necip Fazıl Kısakürek umut kesilmiyorsa dostlarım kesip barikatlar kurarak kangrenli gövdemizden şurda güneşe ne kaldı İlhami Çiçek Neresi yurdum? Güneş belki de. O hep duran. Çocukluğumu tanıyan eski dostum kaplumbağa. Bejan Matur Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten. Güneşle gelecek ölümden? Orhan Veli Saçı siyah salkıma benzeyip; Sanki taç gibi parlıyor, Güneşin ateşiyle yıkanıp, Doğrulardan geliyor, Yunus Emre Dünün sonsuz gönlünden, Ölen bugün yine yaşar, Doğacak başkası yeniden. Güneş yok olursa eğer, Yunus Emre her akşam tufanında harap oldu güneşim gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm Nurullah Genç Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etm...