Ana içeriğe atla

EGEMEN DÜŞÜNCE

     Çok tatlısın sen, hem de güçlü; 
egemensin aklıma baştan sona; 
ürkütürsün, ama değerli armağanısın 
tanrıların bana; içimi karartan 
günlerimin yoldaşı; aşk düşüncemsin 
sen benim, karşıma sık sık çıkan.

     Kim söz etmez giz dolu doğandan?
Aramızda iktidarını bilmeyen mı var?
Gene de herkesin dilinde farklı anlatılır; 
duyguların buyruğunda, 
dile getirilirken bu düşüncenin etkileri;
söyleyenin yeni şeyler söylediği sanılır.

     Nasıl da tenhalaştı aklım 
sen ona yerleşince!
Tum diğer düşünceler hemen ardından, 
tıpkı şimşekler gibi sağa sola 
dağılmaya başladılar. Bomboş bir alanda 
tek başına duran bir kule nasılsa, sen de 
öylesin, dev gibi, aklımın tam ortasında.

     Her şey, yaşamın kendisi de, 
senin dışında nedir ki 
benim gözümde! 
Dayanılmaz bir sıkıntı, 
eğlenceler, günlük dedikodu, 
anlamsız zevkler, boş umutlar;
nedir ki, tüm bunlar senin bana verdiğin 
gökselliğe denk zevkin yanında.

     Nasıl ki Apeninlerin yalçın kayalıklarından 
uzaktan gülen yeşil vadiye 
can atar yolcu; nasıl ki çevirir 
gözlerini oraya; ben de kuru ve tatsız 
günlük konuşmalardan sonra 
dönüyorum can atarak sana: Çiçekli 
bir bahçeye döner gibiyim neredeyse; 
seninle olmak iyi geliyor duygularıma.

     İnanılmaz gibi bir şey bu, 
nasıl da dayandım uzun zaman 
bu mutsuz yaşama ve sensizlik 
içinde bu aptal dünyaya; anlamıyorum, 
nasıl da özlem duyar başkaları, 
sana benzemeyen şeylere.

     Hiçbir zaman korkmadım ölümden 
yaşamı ilk kez bizzat yaşadıktan sonra; 
dünyanın göğüs geremediği; 
kimi zaman övdüğü, kimi zaman 
nefret edip, korktuğu, 
o kaçınılmaz son bugün bir oyun 
gibi geliyor bana ve eğer tehlike 
belirirse, bir gülümseme ile 
karşı koyuyorum tehditlerine dudaklarımda.

     Hor gördüm daima aşağılık 
ve soysuz ruhları. Şimdi her türlü 
iğrenç hareket rahatsız ediyor 
duygularımı; her alçakça davranış 
kızdırıyor beni.
Boş laf ve boş umutlarla beslenir 
bu kendini beğenmiş yüzyıl 
ve düşmanıdır erdemin; 
aptaldır; yarar peşinde koşar;
görmez yaşamın giderek 
yararsızlaştığını. Kendimi üstün 
görüyorum zamanımdan; 
değer yargılarıyla alay ediyorum 
insanların; çiğneyip geçiyorum 
her sınıftan kaba ruhluları 
ince düşüncelerin düşmanı olan.

     Var mıdır aşağı olmayan 
senin doğduğun duygulardan? 
Var mıdır ondan başka 
insanlar arasında yer bulan?
Cimrilik, kibirlilik, nefret, hor görme, 
soylu değilken soylu olma çabası 
kaba insanların arzularıdır onun yanında.
Bir tek o tutku yaşar içimizde 
biz insanların; bir tek, efendilerin 
efendisi odur, yüreğimize girer 
tanrıların emriyle.

     Yoktur değeri, nedeni yaşamın; 
yaşıyoruz yalnızca onun için; onun 
desteğidir insanı her şeye sahip kılan; 
tek odur bizi dünyaya, başka bir şey 
için değil, acı çekelim diye getiren, yazgıyı 
temize çıkaran. Kaba ruhlular için değil, 
ince ruhlular için kimi zaman ölüm, 
yaşamdan daha güzel onun yanında.

      Varmak için senin keyfine, 
ey tatlı düşünce, değer ıstırap çekmeye 
ve bu ölümlü yaşamı sürdürmeye uzun süre; 
bu acıları yeterince tatmış 
biri olarak dönerim başa seve seve, 
sahip olmak için bu tutkuya: 
Hiç böyle yorgun olmadım geldiğimde sana, 
geçip geçip çorak topraklar, tozlu
yollardan, boğuşarak yılanlarla; 
desteğinle kazandığımız 
esenlik alt eder gibi gözükmemişti 
acılarımızı hiçbir zaman bu kadar bana.

     Hangi dünya, hangi görülmedik enginlik,
hangi cennettir orası; gözümün önünde 
yükselir sık sık senin ulaşılmaz çekiciliğin! 
Orada ben başka bir ışık altındayım; 
farklı bildiğimizden; unutuyorum içinde 
bulunduğum durumu ve gerçeği! 
Böyledir işte sanıyorum, ölümlülerin düşleri. 
Sonunda buldum seni; bir düşsün sen çokça; 
güzelleştirirsin gerçeği.

     Ey benim tatlı düşüncem; düşüm ve eksiksiz 
yanılsamamsın sen. İncelikli yanılsamalar 
arasında sensin göksel bir doğaya sahip olan; 
çünkü öyle canlı ve güçlü ki yüz yüze 
geldiğinde gerçekle, baş eğmez saldırılarına 
ve yer değiştirir sık sık onunla; 
geçer onun yerine. Dayanır tüm gücüyle; 
yok olur ancak ölümle. 
Sen, ey sevgili düşüncem, 
yalnız sensin günlerime renk veren; 
sonsuz iç ağrılarımın tatlı nedeni, 
geleceksin benimle ben gömüte indiğimde: 
Benim de kendime göre 
kanıtlarım var içimde, sen benim efendim 
kalacaksın sonsuza kadar. 
Bilinen o ki senin görüntün gücünü 
kırar öteki tatlı yanılsamaların. 
Döndükçe görmek için o kadını, 
yaşıyorum ondan söz ederek seninle; 
artıyor keyfim; artıyor çılgınlığım 
yaşamıma soluk veren. Ey meleklere
özgü güzellik! Her gördüğüm 
güzellik sensin sanıyorum ve her 
türlü güzellik sana öykünüyor sanki.
Sensin her güzelliğin 
kaynağı; sen gerçek 
güzelliksin, var olan benim için.

     Seni gördüğüm ilk günden beri hangi 
ilgimin son durağı sen değilsin ki?
Günümün kaçta kaçı seni düşünmeden geçti ki?
Kaç gece görmedim seni düşümde, 
o göksel görüntünle?
Güzeldir o düş, ey melek yüzlüm, 
yeryüzünde; en yüksek tepelerde 
tüm evrenin; ne görebilirim ki 
gözlerinden daha çekici 
ne var ki daha tatlı, senin içimdeki 
düşüncenden?

Giacomo Leopardi 
Çeviri: Necdet Adabağ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Unutulmuş bir iyi insan: Rasih GÜRAN

Rasih Güran… Değerli araştırmacı Emin Karaca’nın Nazım Hikmet’in Aşkları adlı kitabını okurken dikkatimi çeken bu ismi arama motoruna yazmakla başladı her şey. Aşina olduğum bir isimdi ama nereden olduğunu çıkaramıyordum. Kitabın öyle hazin bir yerinde karşılaşmıştım ki Rasih Güran’la, ismini görmemle onun adına üzülmem bir olmuştu. Zira Nazım-Piraye ayrılığında payına çok ağır bir yük düşmüştü: ayrılık mektubunu Piraye Hanım’a iletme görevi. İsmini aratınca üzüntüme minnet duygusu da eklendi. Zira, önemli kitapların çevirmeniydi Güran ve bunların arasında severek okuduklarım, okumayı planladıklarım vardı: John Reed’den Dünyayı Sarsan On Gün, Steinbeck’ten Gazap Üzümleri ve Bitmeyen Kavga, Faulkner’ın Ses ve Öfke’si, Deutscher’in üç ciltlik Troçki biyografisi… Rasih Güran ismine aşinalığım da muhtemelen çevirmenliğinden ileri geliyordu. Çevirilerini yayımlamaya devam eden yayınevlerinin ona layık gördüğü iki satırlık baştan savma biyografilerde doğum ve ölüm yılları bile net değildi ....

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

BLOGDA GEÇMİŞE YOLCULUK: SON BEŞ YIL SÖYLE(N)DİKLERİM 1 (2026-2021)

MAYIS 2026 Dedim: “Haydi gül, neşelen biraz! Onda tutuklu kalırsan şimdi Bütün bir ömür hüzne gark olacaksın * Bırak, zaman ne dilerse onu yapsın Kaderin hükmüne karşı gönlün rahat olsun * Görüyorum ki aramızdaki bağı koparmaktır niyeti Ondandır veda bakışlarını kınından çekti, ah nasıl da keskindi * Ayrılık acısı bülbüle şakımayı öğretince acıların tuzağına takılmış kalmış Geceleyin gökyüzünde yolunu kaybetmiş Yeryüzü de ona bir hayli dar gelmiş Ağacının ıssız dallarında silkindikçe Aşka gelip ağlamaktan güler Bürünüp abasına yüzü kapalı İhtiyârâne yola koyulur yorgun adımlarla Tüneyince sırtı kamburlaşır * çünkü okşayış kalıcıdır,  çünkü kaybolup gitmez, sizin, ey şefkatliler,  örttüğünüz yer; çünkü altında o saf  daimiliği hissedersiniz. Ve ebediyet beklersiniz âdeta  kucaklayıştan. * Kuseyyir uzağı göremeyen , olayların sonunun nereye varacağını düşünemeyen bir insandır.  Her söylenene inanan, insanların şakalarına bile ciddice cev...

EĞER MAKSÛD ESERSE MISRA-I BERCESTE KÂFÎDİR

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi artık dokunmasalar da ağlıyorum Çıt yok bellekte gün gelir anılar da değiştirir sözcükleri Pencereden göründüğü kadarmış hayat Bir başka kalpteki yerin kadardı hayat. oyundan çıkarılmış bir çocuk İyi demlenmemiş bir çay gibi kaldım hayat: çocukluktaki oyunları unutma süreci Az yanımda kal çocukluğum bu gece sen beni çocuk say allahım… Artık bana çocuk sevinci verilsin! babam ne zaman gelecek diyen çocuk Babamın yüzü gözümün önüne geliyor. Bir gün de annenin/seni emzirirkenki/yüzünü gör düşünde " Oğullar, dünya hayatının süsüdür ..." Var mı sarılmaktan daha öte bir yakınlık? kolların hafızası en doğruyu hatırlar küsecek kadar sevmeli insan birini Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın Amellerin Allâh’a en sevgili olanı ise, bir müslümanın kalbine sürûr vermen (teselli etmen)dir. Gördüğüm her kul için dostum dedim.   Bir LamElif gibi yalnızız kitabın ortasında Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu. karşılaşalım derim yeni başt...

DOSTLAR ROMALILAR YURTTAŞLAR DİNLEYİN

BRUTUS Beni sevdiğinden kuşkum yok, Benden istediğini de sezinliyorum az çok. Bu konuda ve olup bitenler üstüne Ne düşündüğümü sonra söylerim sana. Şimdilik, dostluğumuza güvenerek söylüyorum,  Daha fazla kışkırtılmak istemem. Söylediklerin üstünde düşüneceğim; Daha söyleyeceklerin varsa Onları da sabırla dinlerim; sonra bir gün, İkimiz oturur tartışırız bu büyük işleri. O zamana kadar, yiğit dostum, şunu aklına koy: Zamanın sırtımıza yükleyecek göründüğü Bu ağır baskılar altında Brutus Kendini Roma'nın bir oğlu saymaktansa Bir köylü olmayı yeğ görür. CASSIUS Sevindim buna; benim cılız sözlerim, Brutus'ta bir kıvılcım olsun tutuşturdu demek. *** CASSIUS Yemin edelim verdiğimiz söze. BRUTUS Hayır, yemin istemez. Eğer insanlık şerefi, Çektiğimiz acı, gördüğümüz kötülükler Yetmiyorsa bize yapacağımızı yaptırmaya, Bırakalım bu işi şimdiden, Gidip yatalım rahat döşeklerimize. Başı göklerde zorbalık alsın yürüsün Her birimizin ölüm sırası gelinceye kadar....

Soneler

I Sevgilim bak, geçip gidiyor zaman; Aşındırarak bütün güzel duyguları. Bir yarım umuttur elimizde kalan, Göğüslemek için karanlık yarınları. Ağzımda ağzının silinmez ılık tadı, Damağımda kösnüyle gezinirken; Yüreğimde yılkı, aklımda ölüm vardı, Dışarda rüzgar acıyla inilderken. Unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri, Seninle bir döşekte sevişirken bile. Düşünüyorum hüzünlü genç anneleri, Çarşılarda, pazarda ellerinde file. Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka; Bir şey yok paylaşacak acıdan başka. II Nasıl bir acıdır bu bir düşün; Yüreğimin yumruk kadar çaresizliği, Sığlığı alışılmış bir günün, Gecenin karanlık belirsizliği. Yarın, yarın ve yine yarın; Hep bugün olan aynı yarınlar. Düş kırıklığı gibi kötü gelen zarın, Varımı yoğumu elimden alırlar. Ve ben dönüp yine sana gelirim; Elimde somun, gözlerimde mıh. İşte bugün de kaybettim derim, Aklımda dimdik duran bir çarmıh. Güler yüzle karşılama beni sakın; Güzel sonuma bırak ölümüm yakın. III Bu uydu çağında çaresizliği gördüm, Sinekler kon...

"Kimin sevdiğini, kimin sevmediğini çocuklar anlar"

- Hayriye Teyze, biliyor musun, benim babam geldi. Efendimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor: İnsanların Allah Teâlâ’ya en sevgili olanı, insanlara en faydalı olanıdır. Amellerin Allâh’a en sevgili olanı ise, bir müslümanın kalbine sürûr vermen (teselli etmen), onu sevindirmen veya bir sıkıntısını defetmen veya borcunu ödeyivermen veya açlığını gidermendir. Şu muhakkak ki, bir kardeşimle, onun ihtiyacını gidermek üzere yürümek, benim için, Medîne’deki şu Mescid’imde bir ay îtikâf yapmamdan daha sevimlidir. Kızımın bir sohbet ortamında sevincini paylaşmak için söylediği bu cümlesi de benim kalbime sürûr verdi.  Turgenyev "Kimin sevdiğini, kimin sevmediğini çocuklar anlar" demişti. İlk Aşk romanında ise  "Ateşin pervaneyi çektiği gibi çekiyordu beni... Sevilmediğimi bilmek, hele bunu kendi kendime açıklamak pek acı geliyordu, yine de o yakıcı ateşin çevresinde dönmeye devam ediyordum" diye yazar. Kimin tarafından sevildiğimizi tereddütsüz kabull...

GEÇMİŞTE GELECEKLE KARŞILAŞMAK

Geçmişe yolculuk adında bir Japon filmi izliyorum. Yaşlı bir bilge, kanser olan ve 6 aylık ömrü kalmış olan bir doktora 10 tablet veriyor, bununla geçmişe gidebileceğini söylerek. Bir an düşündüm gitmek imkanım olsa diye.. Ve gitmek istemediğimi farkettim. Peki ya gelecekte görmek istediğim bir şey var mı diye düşündüm. Doğacak kızımla yürüdüğüm ana gitmek istedim. El ele yürüyoruz ve annesi her zaman ki gibi arkamızdan yürüyor ve bizi izliyor. 11 Mayıs 2020 (08:28) İlk anneler günün kutlu olsun  Sevgilim.

KIRGINLARI TANIMA REHBERİ

Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi İsmet Özel, Bir Yusuf Masalı Seanslarda çok sık gördüğüm bir insan profili var: Kırgınlar . Kırgınlar, çevrelerine göre biraz daha sessiz , sakin, içe dönük ve kendi hallerinde olurlar. Bu kendi hallerinde olma kısmı önemli. Birilerinin ne giydiğine, nereye gittiğine, hangi pozisyona yükseldiğine, neye sahip olduğuna çok bakmazlar, bunun dedikodusunu yapmaz ve kıskanmazlar. Hak eden herkesin, gönlündekine kavuşmasını dilerler. Dünyaya dair büyük hırsları yoktur. Para kazanmak, birikim yapmak, fırsat kovalamak, ince hesaplar yapmak onlar için dünyanın en önemli meselesi değildir. Maddi konularda modern dünyanın “başarı” olarak adlandırdığı şeylere ulaşamazlar çünkü bunu pek düşünmezler, dert etmezler. Genellikle cömert olurlar ve kazançlarının tuhaf bir bereketi vardır. Çok sevdikleri eşyalarını kolaylıkla paylaşırlar, hediyeleşmeyi severler. Birilerini mutlu görmek, mutlu etmek onlar için dünyanın sayılı nimetlerindendir. Kırgınlar sanıldığı gibi asık ...