23 Mayıs 2026

EGEMEN DÜŞÜNCE

     Çok tatlısın sen, hem de güçlü; 
egemensin aklıma baştan sona; 
ürkütürsün, ama değerli armağanısın 
tanrıların bana; içimi karartan 
günlerimin yoldaşı; aşk düşüncemsin 
sen benim, karşıma sık sık çıkan.

     Kim söz etmez giz dolu doğandan?
Aramızda iktidarını bilmeyen mı var?
Gene de herkesin dilinde farklı anlatılır; 
duyguların buyruğunda, 
dile getirilirken bu düşüncenin etkileri;
söyleyenin yeni şeyler söylediği sanılır.

     Nasıl da tenhalaştı aklım 
sen ona yerleşince!
Tum diğer düşünceler hemen ardından, 
tıpkı şimşekler gibi sağa sola 
dağılmaya başladılar. Bomboş bir alanda 
tek başına duran bir kule nasılsa, sen de 
öylesin, dev gibi, aklımın tam ortasında.

     Her şey, yaşamın kendisi de, 
senin dışında nedir ki 
benim gözümde! 
Dayanılmaz bir sıkıntı, 
eğlenceler, günlük dedikodu, 
anlamsız zevkler, boş umutlar;
nedir ki, tüm bunlar senin bana verdiğin 
gökselliğe denk zevkin yanında.

     Nasıl ki Apeninlerin yalçın kayalıklarından 
uzaktan gülen yeşil vadiye 
can atar yolcu; nasıl ki çevirir 
gözlerini oraya; ben de kuru ve tatsız 
günlük konuşmalardan sonra 
dönüyorum can atarak sana: Çiçekli 
bir bahçeye döner gibiyim neredeyse; 
seninle olmak iyi geliyor duygularıma.

     İnanılmaz gibi bir şey bu, 
nasıl da dayandım uzun zaman 
bu mutsuz yaşama ve sensizlik 
içinde bu aptal dünyaya; anlamıyorum, 
nasıl da özlem duyar başkaları, 
sana benzemeyen şeylere.

     Hiçbir zaman korkmadım ölümden 
yaşamı ilk kez bizzat yaşadıktan sonra; 
dünyanın göğüs geremediği; 
kimi zaman övdüğü, kimi zaman 
nefret edip, korktuğu, 
o kaçınılmaz son bugün bir oyun 
gibi geliyor bana ve eğer tehlike 
belirirse, bir gülümseme ile 
karşı koyuyorum tehditlerine dudaklarımda.

     Hor gördüm daima aşağılık 
ve soysuz ruhları. Şimdi her türlü 
iğrenç hareket rahatsız ediyor 
duygularımı; her alçakça davranış 
kızdırıyor beni.
Boş laf ve boş umutlarla beslenir 
bu kendini beğenmiş yüzyıl 
ve düşmanıdır erdemin; 
aptaldır; yarar peşinde koşar;
görmez yaşamın giderek 
yararsızlaştığını. Kendimi üstün 
görüyorum zamanımdan; 
değer yargılarıyla alay ediyorum 
insanların; çiğneyip geçiyorum 
her sınıftan kaba ruhluları 
ince düşüncelerin düşmanı olan.

     Var mıdır aşağı olmayan 
senin doğduğun duygulardan? 
Var mıdır ondan başka 
insanlar arasında yer bulan?
Cimrilik, kibirlilik, nefret, hor görme, 
soylu değilken soylu olma çabası 
kaba insanların arzularıdır onun yanında.
Bir tek o tutku yaşar içimizde 
biz insanların; bir tek, efendilerin 
efendisi odur, yüreğimize girer 
tanrıların emriyle.

     Yoktur değeri, nedeni yaşamın; 
yaşıyoruz yalnızca onun için; onun 
desteğidir insanı her şeye sahip kılan; 
tek odur bizi dünyaya, başka bir şey 
için değil, acı çekelim diye getiren, yazgıyı 
temize çıkaran. Kaba ruhlular için değil, 
ince ruhlular için kimi zaman ölüm, 
yaşamdan daha güzel onun yanında.

      Varmak için senin keyfine, 
ey tatlı düşünce, değer ıstırap çekmeye 
ve bu ölümlü yaşamı sürdürmeye uzun süre; 
bu acıları yeterince tatmış 
biri olarak dönerim başa seve seve, 
sahip olmak için bu tutkuya: 
Hiç böyle yorgun olmadım geldiğimde sana, 
geçip geçip çorak topraklar, tozlu
yollardan, boğuşarak yılanlarla; 
desteğinle kazandığımız 
esenlik alt eder gibi gözükmemişti 
acılarımızı hiçbir zaman bu kadar bana.

     Hangi dünya, hangi görülmedik enginlik,
hangi cennettir orası; gözümün önünde 
yükselir sık sık senin ulaşılmaz çekiciliğin! 
Orada ben başka bir ışık altındayım; 
farklı bildiğimizden; unutuyorum içinde 
bulunduğum durumu ve gerçeği! 
Böyledir işte sanıyorum, ölümlülerin düşleri. 
Sonunda buldum seni; bir düşsün sen çokça; 
güzelleştirirsin gerçeği.

     Ey benim tatlı düşüncem; düşüm ve eksiksiz 
yanılsamamsın sen. İncelikli yanılsamalar 
arasında sensin göksel bir doğaya sahip olan; 
çünkü öyle canlı ve güçlü ki yüz yüze 
geldiğinde gerçekle, baş eğmez saldırılarına 
ve yer değiştirir sık sık onunla; 
geçer onun yerine. Dayanır tüm gücüyle; 
yok olur ancak ölümle. 
Sen, ey sevgili düşüncem, 
yalnız sensin günlerime renk veren; 
sonsuz iç ağrılarımın tatlı nedeni, 
geleceksin benimle ben gömüte indiğimde: 
Benim de kendime göre 
kanıtlarım var içimde, sen benim efendim 
kalacaksın sonsuza kadar. 
Bilinen o ki senin görüntün gücünü 
kırar öteki tatlı yanılsamaların. 
Döndükçe görmek için o kadını, 
yaşıyorum ondan söz ederek seninle; 
artıyor keyfim; artıyor çılgınlığım 
yaşamıma soluk veren. Ey meleklere
özgü güzellik! Her gördüğüm 
güzellik sensin sanıyorum ve her 
türlü güzellik sana öykünüyor sanki.
Sensin her güzelliğin 
kaynağı; sen gerçek 
güzelliksin, var olan benim için.

     Seni gördüğüm ilk günden beri hangi 
ilgimin son durağı sen değilsin ki?
Günümün kaçta kaçı seni düşünmeden geçti ki?
Kaç gece görmedim seni düşümde, 
o göksel görüntünle?
Güzeldir o düş, ey melek yüzlüm, 
yeryüzünde; en yüksek tepelerde 
tüm evrenin; ne görebilirim ki 
gözlerinden daha çekici 
ne var ki daha tatlı, senin içimdeki 
düşüncenden?

Giacomo Leopardi 
Çeviri: Necdet Adabağ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder