İşleme başlayıp uyutuyorsunuz. O an muhtemelen son sözlerini duyduğunuzu, son anlamlı bakışları olduğunu içten içe biliyorsunuz.

Yoğun bakımın kaderidir, çok fazla ölüm görürsünüz, bir şekilde alışırsınız. Tolere edemeyen bazı arkadaşlarımız istifa bile eder başka branş için. Yüzlerce ölüm gördüm fakat Covid sürecinin aşı çıkmadan önceki zamanları kadar etkilendiğim bir süreç olmadı. Bazen her nöbette üç dört hastamız vefat eder hale geldi ve süreç çok hızlıydı. Acile nefes darlığıyla başvuruyu takiben bir iki gün içerisinde hayatını kaybeden çok hastam oldu. Hepimiz kendimizi çaresiz hissetmeye başladık. En kötüsü ne biliyor musunuz: acilde gördüğünüz bir hasta, durumu çok kötü akciğer kapasitesi ileri derece kaybolmuş, çokça ek hastalıkları var. Artık nefesi yetersiz halde, çok sık soluyor, çok yorulmuş, biraz daha bıraksanız solunumu ve kalbi durma tehlikesiyle karşı karşıya. Dinlenebilmesi için uyutup makineye bağlamak zorundasınız, entübasyon yani.

O kadar sık ölüm gördükten sonra hastanızın geleceğini öngörebiliyorsunuz. Muhtemelen hayatını kaybedecek. Hastayla konuşup durumu anlatıyorsunuz, biraz dinlenmesi gerektiğini yoksa kalbinin duracağını. Kendisi de çok yorulduğu için size yardım isteyen gözlerle bakıyor. Çok zor da olsa o hastaya gülümseyip, hadi bakalım, güzelce dinlen, iyileş de seni çıkaralım yoğun bakımdan teyzecim, amcacım diyorsunuz. İşleme başlayıp uyutuyorsunuz. O an muhtemelen son sözlerini duyduğunuzu, son anlamlı bakışları olduğunu içten içe biliyorsunuz. Bunu defaatle yaşamak nedir, yaşamayan anlayamaz. 

Hekimlik sadece uzun nöbetler tuttuğunuz, fiziksel olarak yıprandığınız bir meslek değildir. O son sözler, son bakışlar hayatınızdan çok şey alıp götürür. Çok arkadaşım bu süreçte anti depresan kullanmak zorunda kaldı. Sürekli bu ortamda olduğundan yakınlarına da bulaştırmaktan, aynı süreci kendi yakınlarıyla yaşamaktan korktuk hepimiz. Bazılarımız yaşamak zorunda kaldı. Şimdi bize giderlerse gitsinler diyenlerse, şiddet gösterenlere, aşısızlara verdiğimiz tepkileri belki daha iyi anlarsınız. Bu süreci yaşamış, yakınlarını kaybetmişlere başsağlığı dilerim. Uzunca yazıp vaktini aldıklarımdan özür dilerim. Hepimiz için zor bir süreçti. Bir de bizim açımızdan görün istedim. Umarım tekrar böyle süreçler yaşamak zorunda kalmayız. Sağlıcakla kalın.

"BAŞKA YOK Kİ İSTANBUL'DA BENİM KAÇIŞ NOKTAM"

Zaten biliyorsun 5 dakikada herşeyi unuturum 
Neden dün değil de bugün yani? 
Uçuyor yani! 
Ama sen! 
Hiçbir şey anımsamıyorum 
İnsanlardan birşey bekleme yani 
Ben de insanım 
Bize vermiyor mesela ne yapalım 
Bunu mu tercih edersin trilyonları mı? 
Onlar benden daha çok değerli değil 
Bana dünya sunulsa istemem 
Biz hayatın anlamı peşindeyiz 
hayatın değil 
Anlamı kurban edemeyiz be abi 
hayatın kendisine 
Hadise çıktı, bitti, geçti... 
Sen şeysin biliyorum ama 
Gidelim abi gidelim! 
Au nom de la gül 
Gülün, Gülseli'nin adına 
Neden bu acayip iş seni buluyor 
diyorlar 
Acayip olmazsa bizi kesmez

Ne kadar ne kadar bu duygu 
devam edecek? 
Daha ne kadar mutlu çekeceğim? 
Bir güzelliği görmek lazım ya 
Halit, iş ilişkisi olan adama 
anahtar verilmez 
Halit sen beyaz bir kedisin 
Atlıyorum, sekiyorum geçen yaşlarımın 
üzerinden 
Yaşlandıkça daha güzelleşiyorum 
Çünkü atlıyorum, sekiyorum en 
korkunç darbelerin üzerinden 
Yarısını sana, yarısını kendime 
teslim ediyorum onurumun 
Senin hep yanımda olacağını 
bilseydim 
Çıkış yok ki, onurumuzun hepsini kendimize alalım 
Hepsini onlara teslim edebilirdim 
"Kızıl bir evliya" gibi. 

              Vanlı Godard, 29 Ekim 2002

Lale Müldür

MENEKŞE YAĞI

Ben hiç orada mıydım? 
Onca düş kırıklığı ilişki arasında 
Hayatımdan geçen onca yüzler galerisinde 
Bir tek sen bir şeyler vadediyorsun gibi 
Bir beklenti birdenbire gerçekten 
             gerçekleşebilir mi? 
Doğru yerlerde doğru zamanlarda bulundum 
Ama hiç bu kadar doğrusu olmadı sanki 
Bir inci yaklaştırdı bizi ne doğuya 
            ne batıya nispet edilen 
Zeytin yapraklarına gömmeliyim seni 
                 sevişirken 
Menekşe yağıyla ovmalıyım. 

                        19 Kasım 2002

Lale Müldür

BANA GÖSTERME GÖRKEMLİ GÖKSEL VARLIK

Rabbim sen ne büyüksün! 
Boşnakça söylüyorsun, Çeçence söylüyorsun 
Türkçe söylüyorsun, bencileyin söylüyorsun 
"Ol!" dedin mi bir şey oluyor 
"Olmasın" dedin mi olmuyor 
Bana masum bir yüz ver Tanrım masum bir yürek 
Kanatlarım olsun, uzun saçlarım 
Bana müsamerede melek rolü ver 
Bana yine melek rolünde bir eş ver 
Benim kafamı okusun, hiç konuşmayalım 
Lazer bir bakışla baksın bana 
Ve ben ondan korkayım 
Ve ne olur ne olur 
Gölge gününün azabını gösterme bana 
Görkemli Göksel Varlık

Lale Müldür

ADEN'DEN TÜLLER

                                              Enis Batur'a


Elleriyle yüzünü kapatıyor birden 
Her şeyi yakalayan gözleriyle yakalıyor 
                gözlerini 
Yüzünü kapattığına göre, alter 
   egosuyla görünmek istiyor bana 
Düşündüm ne olabilir diye 
Aziz Quadragesimus geldi aklıma 
Çobanmış, sürü güdermiş tıpkı onun gibi 
Bir gün bir ölüyü diriltmiş 
Ben de bir ölü sayılırdım nasılsa 
Elleriyle kalbini kapatıyor birden 
Her şeyi yakalayan kalbiyle yakalıyor 
         kalplerini 
Aziz Quadragesimus, kalplerinden 
     birini diriltsen 
Ne kalır geriye? 
Rimbaud'nun gönderdiği fildişi 
Bütün kadınlara yapılan reveranslar 
Un monde completement paralysé...

Lale Müldür

AŞK HA O ZAVALLI

Neye inanmamı istiyorsunuz benden 
AŞK?a mı? 
Aşk ha, o zavallı, o sapkın, 
o kandırıcı, o kanırtıcı aşka mı? 
Sonuna dek radyo eksen dinlerim 
             daha iyi 
Aşk, ancak meleklerin onayladığı 
         aşk 
Teselli edebilir beni
Başka türlü sıradan aşklarla 
   benim varoluş acım geçer mi?
3 günde biter hepsi. 
Ama ancak O, henüz tanımadığım 
O gömebilir bu kendimi.

Lale Müldür

AİLE-İ ŞERİAT

Hiç kimsenin biriyim ben, hiç 
         kimsesizin teki 
Sana inanacak kadar 
Nasıl, nasıl bu kadar saf 
     olabilirim ben 
Nasıl bu kadar apaçık gerçeği 
     görmez gözlerim 
Gelenekler, para, sex, adab-ı mua 
şeret ve özellikle 
AİLE-İ ŞERİAT 
Anneye aşık bir toplumda 
bir eş mi bulacağını sanıyordun 
                sonunda? 
Sıvazlayın anneler sıvazlayın
               oğullarınızı 
Kızlarınız yalnız kalsın diye

Lale Müldür

AŞK-I NİHİLİST

Kalbin pırpır etmesi 
İçindeki kelebeğin kanatlarını çırpması neden? 
Onu arama ihtiyacı neden? 
Her şey buz gibi bir mermerin 
   üstünde pelteleşip kalmayacak mı? 
Pelte, donmuş yumurta 
Kahvaltı masasından arta kalan... 
Ne garip bu aşk-ı nihilist  
   şeyleri balayı defterine yazmam 
Bunca yıldır kıyamıyordum ona 
Böyle bir aşk-ı nihilist yazılmak 
   varmış kaderimde 
bizzat bu olgu dahi aşk-ı nihilizmi 
kanıtlamıyor mu?

Lale Müldür

Çaykovski, Patetik ve Leş

Biliyorum beni çok sevmiyorsun
Benimle biraz oynuyorsun
Farelerle oynayan bir kedisin sen
Ama aşk çok uzaktadır bundan
Aşk aynı anda aynı şeyi düşünebilmektir
Biliyorum hiç kimseyi çok sevmiyorsun
Hatta kendinle biraz oynuyorsun
Ama aşk çok uzaktadır bundan
Aşk büyülü bir kaptan su içmektir
Ama sen korkuyorsun bundan
Bilmiyorum neden
Ötekini biliyorum
Onu bana söyleyecek cesaretin yok
Ben de senin gibiyim aslında
İşte bu yüzden paçavrası çıkıyor yüreklerimizin
Ardımızda sürüklenirken onca leş

Lale Müldür

...

Ne kadar zaman önceydi? 
Ne kadar zaman önceydi? 

Evet öyleydi... 
Evet öyleydi... 

Yalnızca boş bir alan var 
Hangi yola gideceğimi bilmiyorum. 

Sen ve ben bir şey diyemiyoruz 
Ne zaman ne zaman
Bu uzaklık oluştu? 

Lale Müldür


Bercestelerim