EVET, İSKÂN

müteahhit çağında yaşıyoruz sevgilim 
sana vaat edeceğim ev sıradan değil 
göle bakmıyor diye pencerelere küsme 
üzme beni tek katlı bir gülüş için 
ismet özel hangi cesaretle "evet, isyan" diyerek
başlatmıştı devrimi
bu tüccarlar
bu yörükler
bu göçerler
bu köçerler kavmini
tanrı bile dökemedi sokağa
o sokak ki iftira atıyor pezevenkler
bir fahişenin aşkına
paraya ve inşaata hamdolsun
telifini rüşvetle ödedikleri bahçelerin
yüzünü

cumhuriyet gazetesine çevirdiklerinde içimde birlerce, onlarca, binlerce, yüzlerce, içim,
içimde, birlerce, onlar,
yüzler, cümle, binlerce
küfürler olacak

Bülent Parlak 

HAKLI OLMANIN KORKUNÇLUĞU

çarenin de insanı dermansız bıraktığı anlar vardır 
delilerin yazları giydiği o serin palto gibi 
peruktan, örtünmek icat eden bir general gibi mesela çarparak 
kapısını gittiğim evlerin vahşetine benzemiyor 
terk edilmek. 
Üstelik bu saatte çıbanlar 
"karşında kekelemeden konuşmak gibi" kudretli bir isteği anlamıyor 
keşke diyorum 
zalime dönüşüyor bütün kelimeler

haklı olmak ne kadar korkunç 
ağrıyan sırtlarıyla daktilo kadınlar takılıyor aklıma 
evden çıkarken bir öğune yetmeyecek bıraktığım para. 
gramofon avratlar telaşla söylerken şarkıları
gülsem, karşımda gülmeyecek kimse yok çünkü ben ardından üzülecek değil 
unutulacak adam olarak yaratılımış bir aşiretin 
uzak şehirlerdeki başı dik şubesiyim 
içim, karla karışık

bir gece ki ne karanlık, ne sabah 
başımda çok satacak bir endişenin müşterileri 
gözlerimi kapatıp bağırıyorum 
beni öldürenler bir adım öne çıksın! diye 
duvardaki tablo susuyor, çeşme susuyor, kaybolan kumandalar susuyor 
gülümseyerek bile değil; şakalar içinde, kahkahalar ve 
umursamazlıklarla çürüyoruz 
sonra ben de susuyorum 
resmi hizmete mahsus bir aracın tekerlerine yaslanıp. 
belki de elimdeki fazla cesetlerden istiyor 
sevdiğim tüm yalanlar

Bülent Parlak 

DÎVÂN-I FİRÂK-I ESÎRÎ

Esįrį Fermāyed 
[Gazel 91]

Bir gice tā śubĥ olınca cānum aŋdum aġladum
Yana yana fürķat ile cānum aŋdum aġladum

Bāġ bustānda dem-ā-dem Ǿişret idüp yār ile
Źevķ u şevķ ile śafā seyrānum aŋdum aġladum

Rūz [u] şeb yārān ile śoĥbetler idüp dāǿimā
Ol ezelki itdügüm devrānum aŋdum aġladum

Ġurbet iķlįmine düşdüm ayrılup yārdan dirįġ
Ĥasret ile āh idüp efġānum aŋdum aġladum

Bį-kes ü bį-çāredür şimdi Esįrį dostlar
Mıśr-ı dil Yūsuf ya'nį Ken'ānum aŋdum aġladum


Esįrį Fermāyed
[Gazel 93]

Āh ezelki demleri devrānı aŋdum aġladum
Gözlerümden yaş aķup yārānı aŋdum aġladum

Ĥasretā bu nār-ı fürķat yaķdı cān u cigerüm
Seyl olup gözden aķan bārānı aŋdum aġladum

Ķanı şol demler k’iderdük dostlar ile śoĥbeti
Anlar ile itdügüm seyrānı aŋdum aġladum

Vaŧanumda şevķ ile çün şādumān idi göŋül
Ġama düşdi bu dil-i vįrānı aŋdum aġladum

Çoķ cefā ķılduŋ bize [sen] ĥadden aşdı iy felek
Ĥaddi yoķ ġāyātı yoķ oranı aŋdum aġladum


Esįrį Fermāyed 
[Gazel 110]

Kimseden hįç görmedüm mihr [ü] vefā dünyāda ben
Şāźlıķla sürmedüm źevķ u śafā dünyāda ben

Şol ķadar ġurbetde itdüm āh u zār ile fiġān
Giçdi ömrüm gülmedüm hįç bį-vefā dünyāda ben

Anca yıllar anca aylar anca günler anca ān
Śad hezārān görmişem cevr ü cefā dünyāda ben

Tende ŧāķat cānda rāĥat dilde ārām ķalmadı
Niçe yüz biŋ çekmişem derd ü belā dünyāda ben

İy Esįrį ĥażret-i Ĥaķ eyleye dermān saŋa
İns ü cinden bulmadum derde devā dünyāda ben


Esįrį Fermāyed 
[Gazel 160]

Bu dünyā bį-vefādur yoķ vefāsı
Ŝebātına inanma yoķ beķāsı

Yüzüŋe gülse eger bir iki gün
İrişür nā-gehān hicrān belāsı

Seni maġrūr ider bu çerħ-i ġaddār
Yalancı pįre-zendür yıķılası

Eger bir laĥža ide şād u ħurrem
Ki Ǿömrüŋce olur anuŋ ķażāsı

Esįrį sen göŋül virme cihāna
Öŋi vįrān śoŋı vįrān olası

Esîrî


Kİ AZRAİLE BĀRİ EYLE FERMĀN BU ARADAN BİZİ GELSÜN ÇIĶARSUN

Ķuluŋ işi güci dāǿim ķuśūrdur
Senüŋ ismüŋ ile şānuŋ ġafūrdur

Baġışla śuçumuzı luŧfuŋ ile
Daħı ķurtar Ǿaźābdan fażluŋ ile

Ǿİnāyet ķıl bize sensin teālā
Ħalāś eyle belādan yüce Mevlā

Żaįf ü dil-şikeste ħasteyem ben
Naĥįf ü beste vü dem-besteyem ben

Dükendi gözlerümden yaş ile ķan
Gözüme uyħu gelmez oldı bir ān

Dün ü gün zārilıķla dirüm Allāh
Giçüpdür ömrimüz āh ile her gāh

Bilüm bükildi kaddüm nūn oldı
Gözüm giryān ü baġrum ħūn oldı

Bilürsin yā İlāhį sen firāķum
Dil ile şerĥ olınmaz iştiyāķum

Nedür bilmem ki bu derdüŋ Ǿilācı
Ki hįç yoķdur cihānda bundan acı

Cihāna ķopısar bir gün ķıyāmet
Bizüm başumıza her gün ķıyāmet

Adūnun cevri žulmi cāna giçdi
Daħı ķahrı vü zehri ĥadden aşdı

Ne cevr itdi cihānda baŋa düşmen
Ħuśūśā kim bilürsin saŋa düşmen

Benüm ĥālüm saŋa rūşen degül mi
Benüm seyrānuma il şen degül mi

Disem ġayrılara ĥālüm ĥikāyet
Ki ķorķaram idem senden şikāyet

MuǾįn ismüŋ bize dāfiǾ degül mi
Ġażabdan raĥmetüŋ vāsiǾ degül mi

Eger derdimüze olmazsa dermān
Ki Azrāile bāri eyle fermān

Bu aradan bizi gelsün çıķarsun
Girüsin yaķ bizi çünkim yaķarsın

Aźāb itme bize kāfirler ile
Ki alma cānumuz kāfir eliyle

Çü sensin itdüren düşmāna cebri
Sen iĥsān eyle bāri bize śabrı

Getür altunı dir zindān içinde
Bitür ħūnı yiyem dir nār içinde

Ki zindān içre hįç altun olur mı
Yanar külħān içinde ħūn olur mı

Kişi zindān içinde śuya muĥtāc
Yaturlar ķuru yirde çıblaķ u ac

Bu maķūle belāya śabr olur mı
Ki bundan özge cānā cebr olur mı

Revā mı zārį zārį aġlayam ben
Yanar āteşle baġrum ŧaġlayam ben

Müyesser olmaz ise baŋa seyrān
Ki itme yirümüzi bāri nįrān

Bu bį-çāre Esįrį derdmendi
Ħalāś it bį-mecāl ü müstmendi

Esîrî

Şûrîden-i Aşk

Aşk âteş-i kîn ile olup germ
Dedi ne gerek bu sözlerin nerm

Katl etme degil midir murâdın
El-ân elinde zulm ü dâdın

Gûyâ ki bu sözle fikr-i cânân
Gönlümden olur mı zerre pinhân

Korkutmağa düşme bî-mahaldir
Vuslat dediğim benim eceldir

Salt bende degil bu fikr-i cânân
Ölsem de giyâhım eyler efgân

Bu çâhda ney bitip serâser
Uşşâka gam-ı firâk söyler

Gitmez bu hevâ dimâğımızdan
Bu dûd çıkar ocağımızdan

Gam meş’alidir bu sönmek olmaz
Cân vermek olur da dönmek olmaz

Şeyh Galib

GÖREN SANIR Kİ SAFĀDAN SEMĀ'-I RĀH EDERİM

MÜSEDDES
I

'Aceb mi baht-ı siyahım-çün āh u' vāh ederim 
Anıñ şikayetini yāre dād-hāh ederim 
Hücum-ı hasreti gör bense gah gah ederim 
Gehi ġarik-i tahayyür gehi şināh ederim
"Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim 
Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim"

II

Benim firākıñ ile dil-şikest olan 'āşık 
Hāyal-i hüsnün ile büt-perest olan 'aşıķ
Mişāl-i secde düşüp hāke pest olan 'aşıķ 
Fenā-yı aşk ile bi-pā vü dest olan 'aşıķ
"Gören şanır ki şafādan semā'-ı rah ederim 
Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim"

III

Firāz-ı 'arşa çıkar āh vāhımız her şeb 
Nedir bu 'alem-i firķatde çekdigim yā Rab
Bu muydu hilķatimizden bizim 'aceb matleb 
Göñül gezer ser-i kūyunda muzțarib kāleb 
"Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim 
Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim"

IV

Firāķı canıma geçdi o şūh-ı gül-bedenin 
Figānım ile pür oldu derūnu meykedeniñ
Ķarārı kalmadı hayfā dil-i elem-zedeniñ 
Ne özge çillesi var [hecr] semtine gidenin 
"Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim 
Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim"

V

Ġarib-i kūyun olup ġayri mültecā bilmem 
Yem-i firāķa düşüp lutf-ı nāhudā bilmem 
Neler çeker bu göñül söylesem edā bilmem 
Ne hale uğradı Esrar-ı bi-nevā bilmem 
"Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim 
Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim"

Esrâr Dede

BENİ HİCRĀN İLE DİL-ḪASTE VÜ ZĀR U GİRYĀN

I

Beni hicrān ile dil-ḫaste vü zār u giryān
Bıraġıp gitdi o bı ̇̄-raḥm u mürüvvet el-ān

Āteş-i ḳahr ediyor cism-i niżārım sūzān
Lebime geldi mülākāt ümı di ile cān ̇̄

Bir ṭarafdan elem-i cism ü ża‘ı ̇̄f ü ḥayrān
Bir ṭarafdan da hücūm etmede ża‘f-ı hicrān

DÎVÂN 

Bāri yā Rab ten-i efsürdemi bı ̇̄-cān eyle
Beni ḫāk eyle raḳı bānımı ̇̄ ḫandān eyle

II

Aġla eydı de hemān ġayrı ne kārıñ vardır ̇̄
Giryeden ġayrı bu ‘ālemde ne vārıñ vardır

Aġla kim elde hemān nāle vü zārıñ vardır
Aġla aġla ki o zālim gibi yāriñ vardır

Mest ol ḫūn-ı ciger iç ki ḫumārıñ vardır
Ṣanma bı ̇̄-çāre seniñ yār u ararıñ
vardır

Künc-i ḥasretde enı si̇̄ ñ kederiñdir ancaḳ
Saña hem-derd olan eşk-i teriñdir ancaḳ

III

Düşdügüm dem reh-i hicrāna perı şān gezerim ̇̄
Kendi kendimden o demden beri yoḳdur ḫaberim

Bend edeli ser-i gı sūsuna tār ̇̄-ı naẓarım
Ejder-i aşḳ urup pāreledi tā cigerim

Ṣanma ḳandır bu gözümden dökülen eşk-i terim
Dı deden geldi derūnumdaki zehr ̇̄-i kederim

Hānmān-ı dilimi yaḳdı ḫarāb etdi firāḳ
Ṭutuşup cismimi yek-pāre kebāb etdi firāḳ

IV

Çünkim ol āfet i cān dil-ber-i fettān gitdi
Gūyiyā ḳāleb-i zārı bıraġıp cān gitdi

Zülfünü görmeyeli ‘aḳl-ı perı şan gitdi ̇̄
Yüzüne baḳmayalı dı dė̄ -i giryān gitdi

Ṭāḳatim ṭāḳ olup ṣabr ile sāmān gitdi
Şeb-i ġam geldi yine mihr-i diraḫşān gitdi

Sā‘at-i leyle-i ġam bı ̇̄-‘aded efgān efġān
Bilemem neyleyeyim el-meded efġān efġān

V

‘Acabā sende biraz luṭf u mürüvvet yoḳ mu
Bu cefākārlıġa semt-i nihāyet yoḳ mu

Saña ‘āşıḳ olana naẓra-i raḥmet yoḳ mu
Yoḫsa benden daḫı ümmı ḋ̄-i ṣadāḳat yoḳ mu

Ey cefā-pı şe ̇̄ ‘aceb fikr-i ḳıyāmet yoḳ mu
Ḫaste-i ‘aşḳa bu ḥālinde de şefḳat yoḳ mu

Bir ramaḳ ḳaldı ki Esrār-ı perişān gidecek
Bir nefes ḳaldı hemān cānını teslim edecek

Esrâr Dede 

AÑLADIM CEVRİÑE PĀYĀN U NİHĀYET YOḲDUR

I

Añladım cevriñe pāyān u nihāyet yoḳdur 
Bende de ẕerre ḳadar ṣabra liyāḳat yoḳdur

II

Kıldıġın gün nigehiñ āfet-i dı n ü ̇̄ ı mān ̇̄
Kākülüñ eyledi kālā-yı şuʻūrum tālān 

Ḥālime ṣoñra cihān ḫalḳını etdiñ ḫandān
Ne o fitne ne bu bı ̇̄-gāne teġafül el-ān

Bu tecāhüllere hep şimdi nedir bā’is̠olan
Bir gün ġarażıñ ḳatlim ise ḳıl fermān

Niçe bir ‘āşık-ı nā-çāra bu kec-ṭavr u
edā
Merḥamet ḳanda be-hey ḫusrev-i iḳlı ṁ̄ -i cefā

III

Ġam-ı ‘aşḳıñla beni ‘āleme rüsvā etdiñ
‘Aḳl u nāmūsumu temkı nimi yaġma etdiñ ̇̄

Aşḳ nāmında bir āşüfteye hem-pā etdiñ
Reh-i kūyuñ şaşırıp bādiye-peymā etdiñ

Sūziş-i cānı dönüp nār-ı tecallā etdiñ 
Ṣubḥ-ı vaṣlı şeb-i hicrānda ı mā etdiñ ̇̄

“Len-terānı ”̇̄yle edip ṣoñra yine ‘atf-ı ḫitāb 
Eylediñ ‘āşıḳı biñ nāz ile zār u bı ̇̄-tāb

IV

Öyle mest-i elem oldum ki şu‘ūrum yoḳdur 
Neylesem ẕerre ḳadar şevḳ ü sürūrum yoḳdur

Zülf-i dildār hevāsıyle ḫużūrum yoḳdur
Baña luṭf eyle deyü ḳudret-i zūrum yoḳdur

Gerçi icrā-yı şikāyetde ḳuṣūrum yoḳdur
Cevriñi çekmede bi‘llāh fütūrum yoḳdur

Sen de bir kerre tefekkür edip inṣāf eyle
Ḳanġı ‘āşıḳ dayanır böyle cefāya söyle

V

Çeşm-i mestiñden alıp neş’e-i zehr-āb-ı ġazāb
Şimdi nūş etdigimiz ḫūn-ı cigerdir her şeb

Ne belā-yı siyehe uġradı göñlüm yā Rab
Baḫtdan mı bu siyeh-rūzluġum yoḫsa ‘aceb

Dūd-ı āhım ile mi tırelenir bu kevkeb ̇̄
Hele bildim ne ḳadar olsa da nā-ḥadd-i edeb

Ne bu iş nāle vü āhıñ ne de baḫt-ı siyehiñ
Ancaḳ Esrār’ı perı ş̇̄āne eden yek nigehiñ

Esrâr Dede 

BENDEN KEDERİ,TASAYI VE HÜZNÜ GİDER EY RABBİM

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namazdan sonra, sağ eliyle başlarını meshederler ve:

"Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'ın adıyla. Rahman ve Rahîm ancak odur. Benden kederi, tasayı ve hüznü gider ey Rabbim!" derlerdi.

BEYAZ CAMLAR

Beni bu sabah iri anla
Taşıp

Deli deli dağlardan inerek
Şehirlerin düzüne otumuş bir sel gibi
Yekpare bir suyum ben
Kocaman sev

Şikayetim gözlerimden kim
Ayetlerden ayırdın

Kimi vakit geldim sana
Ama hüznüm döndü
Baktım ki işgal gözlerin

Bilirem aydınlık için
Karanlık da gerekli

Bazan var'ı
Anlarsın yok ile
Sevgilim
Vazgeçilmez malzemem aletim
İhtiyar cam bakıcısı
Söyle nerde kaybuldu
Bizi mi onları mı ayırırken tuttuğun yargı

Bilmedin bile nasıl gelindi
Birkaç yüz sene yollar

Tırnak kadar plaka
Programın yazıldığı

Ucunda bir kılıç
Sonra bir kılıç ucunda bir plaka

Tırnak kadar büyüklüğü o kadar ince
Programlanmış Ve Bunlar Gibi
Terzide murdar kafa biçildi
Silindir bir şapka
     için yontulup
Traşlandı

Şimdi inSanSan aklını bileklerinde erit
Gerdir yüreğinin kirişini

Fakat beni bu sabah yakın anla
Bakarsın kapkara ve kızıl hançereler arasında
Sesim yeleleri parlar bir at
Paslı dilini çarpan

Sen ki şimdi hele
Duayı erteledin
Akşamı aradançıkardınsa bile

Çocuğuna bakmadın
Un-ufak yapayalnız karın
Önünde bütün varlığın bir diz'inin

Terziden sen de sen de
murdar bir baş edindin
Camlar daha da kıvrak
Kalb hor..

Cahit Zarifoğlu 

"Zarifoğlu pankreas kanseri olduğunu öğrenir. Günden güne erir, bir süre sonra yatak şairin meskeni olur. Sık sık dostları gelir ziyarete… Onlara durumunun kötü olduğunu belli etmek istemez. Zarifoğlu, Rasim Özdenören’den fıkra anlatmasını ister, çocuklara gülümser. Ölümün yaklaşmasının verdiği hüzünle ona refakat eden Erdem Bayazıt’ın elinden tutar bir gün, “Erdem” der “Kırlarda çiçekler artık bensiz açacak.”

Bercestelerim