Ana içeriğe atla

Hüsn ü Aşk, 151-208 Bölüm

151. Ol mevt hayât-ı câvidândır / Ger nefs için istene ziyândır
151. O ölüm, ebedî bir yaşayıştır, ama nefis için istenirse ziyandır.

152. Maksûd hemîn rızâ gerektir / Ol kasde dahı atâ gerektir
152. Maksat ancak senin rızanı kazanmak. Fakat bu maksada erişmek de senin lûtfunla olur.

153. Kaldı orada esîr-i hasret / Ne tâb-ı güzer ne fikr-i avdet
153. Aşk orada hasret esiri olup kaldı. Ne geçmeğe kudreti vardı, ne geri dönme fikrine düşmüştü.

154. Nutka gelip aşkar-ı gül-endâm / Dedi ne sebebden ettin ârâm
154. O gülbedenli aşkar söze geldi neden durup kaldın dedi. (Aşkar, kızıl renkli at)

155. Aşk eyledi dürr-i eski rîzân / Söz söyledi hemçü dürr-i galtân
155. Aşk gözyaşı incilerini döküp yuvarlanıp giden inci taneleri gibi sözlere başladı.

156. Gayret gibi yok per ile bâlim / Bu âteş ile nic'ola hâlim
156. Gayret gibi kanadım yok ki, Bu ateşle halim ne olacak benim?

157. Şâhin değilim ki edip âheng / Pervâz edeyim hezâr ferseng
157. Şahin değilim ki davranıp kanatlarımı açayım da uçup binlerce fersah yol alıp gideyim.

158. Aşkar süzülüp misâl-ı ankâ / Ol âteşe girdi bî-muhâbâ
158. Aşkar ankâ gibi süzülüp korkusuzca o ateşe girdi.

Âgâhî dâden-i Suhan be sûret-i Tezerv / Suhan'ın Sülün Şeklinde Gelip Aşk'ı Uyarması

159. Gûş etti ki bir tezerv-i ser-keş / Bu gûne verir peyâm-ı âteş
159. Serkeş yani baş çekmiş bir sülünün şu çeşit ateşli bir haber verdiğimi duydu.

160. Kim duhter-i şâh-ı Çîn'dir ol / Hüsn anlama nakş-ı kîndir ol
160. Diyordu ki : O, Çin şâhınn kızıdır; onu Hüsn sanma; kinin nakşıdır, yani kendisidir.

161. Ol duhterin adı Hüş-rübâdır / Âdem-küşdür perî-likâdır
161. O kızın adı Hüşrübâ (akıl kapan)'dır; peri yüzlüdür ama adam öldürür.

162. Bu bağa gelirse yarın ol mâh / Zât'üs-Suvere' alır seni âh
162. Yarın o ay bu bahçeye gelirse eyvahlar olsun, seni alıp Zât'us-Suver'e götürür.

163. Aşk aklını başına edüp cem' / Bî sûd idi liyk yandı çün şem'
163. Aşk, aklını başına topladı ama mum gibi yanmıştı bir kere; faydası yoktu artık.

164. Kaldı o gül-i harîm-i vuslat / Ol bağda hemçü bûm-ı gurbet
164. O vuslat harîminin gülü, o bahçede, gurbet baykuşu gibi kaldı.

165. Fi’l vâki' o duhter-i semen-sâ / Ol bağı yine edindi me'vâ
165. Gerçekten de o yâsemin bedenli kız, gene o bahçeyi yurt edindi.

166. Elvân ile her gurûh-ı yektâ / Envâr-ı mücessem idi gûya
166. Eşi bulunmayan her bölük sanki çeşitli renklerle cisimlere bürünmüş nurlardı sanki.

167. Pertevleri kıldı reng der reng / Envâr-ı hayâli ceng der ceng
167. Işıkları; renk renk yaptı, hayâl nurları birbirine çarpmadaydı.

168. Ammâ ki zemîn-i kal'a-i pâk / Âyine idi çü akl-ı derrâk
168. O tertemiz kalenin zemini, her şeyi anlayan akıl gibi bir aynaydı.

169. Her aksden ol zemîn-i pür-nûr / Gösterdi hezâr rûh-ı mahşûr
169. O ışıklı yer, kendisine vuran her şeyden binlerce haşredilmiş can gösterdi.

170. Bir taht-ı münevver oldu peydâ / Ol pîr ile Aşk oturdu hemtâ
170. Nurlu bir taht peyda oldu. Tahta o ihtiyarla Aşk. beraberce oturdu.

171. Aldılar o şâhı eyleyip azm / Seyrâna o şehri kıldılar cezm
171. O padişah alıp şehri gezdirmeye götürdüler.

172. Her gûşede nice bağ ü bûstân / Her birisi reşk-i bağ-ı Rıdvân
172. Her bir bucakta nice bağ, bahçe vardı. Her bir bahçe cennet bahçesinin bile hasedini çekiyordu.

173. Gencîneler anda aşkâre / Memzûc idi cevhere sitâre
173. Oradaki defineler açıktaydı, mücevherler yıldızlara karışmıştı.

174. Bir nice umûr-ı gayr-ı ma'kûl / Her nazrada Aşk'a oldu mahsûl
174. Her bakışında Aşk'a, aklın almayacağı nice şeyler göründü.

175. Aşk etti bir iki saat âram / Tâ kim gele pîr vere peygâm
175. Aşk bir iki saat durdu, bekledi; o ihtiyarın gelip haber vermesini bekledi.

176. Bir gulgule koptu kasr içinde / Kim görmemiş idi asr içinde
176. Birden köşkün içinde öyle bir gürültü koptu ki âlem de o çeşit gürültü görülmemişti,

177. Âvâz-ı sürûr-ı nây u tunbûr / Bir velvele hemçü nefha-i sûr
177. Ney ve tanburların neşeli sesleri duyuluyordu. Sûr üfürülüyor gibi bir velveledir, kopmuştu.

178. Âvâze-i tabl-ı şâdmânî / Âsâr-ı neşât-ı câvîdânî
178. Sevinç davulları çalınıyor, ebedi sevinç belirtileri beliriyordu.

179. Bir perde açıldı nâ be-hengâm / Aşk oldu tahayyür ile sersâm
179. Beklenmedik bir anda bir perde açılıverdi. Aşk hayretler içinde kaldı, aklı başından gitti.

180. Bir hâl-i garîb oldu peydâ / Kim eylemez idi Aşk hulyâ
180. Görülmemiş, şaşılacak öyle bir hal oldu ki Aşk, bunu hayaline bile getirmemişti.

181. Kim gayret ü Hayret ile İsmet / Geldiler ana berây-ı hidmet
181. Gayret ile İsmet ona hizmete geldiler.

182. Hem dahı Suhan o pîr-i enver / Munlâ-yı Cünunda besberâber
182. Hem de Suhan, o apaydın ihtiyar, Cünun mollası ile beraber göründü.

183. Tebşîr kılıp Suhan mukaddem / Dedi ki eyâ hidîv-i ekrem
183. Önce Suhan müjdeledi, ey ulu emir dedi.

184. Bu hâli bilir misin hele sen / Sen kandasın ü dahı kimim ben
184. Bu hali bilir misin sen? Sen neredesin ben kimim?

185. Bu şehr ne şehr-i dil-sitândır / Bu bağ ne bağ u bûstandır
185. Bu şehir, gönül alan nasıl bir şehirdir, bu bağ, bu bahçe ne biçim bağdır, bahçedir?

186. Seyr ü seferin ne râhdandır / Zûr u hünerin ne şâhdandır
186. Nereden yola çıktın, hangi yoldan geldin? Kuvvetin, hünerin hangi padişahtan meydana geldi?

187. Yâdında mıdır Benî-Mahabbet / Nüzhet-geh-i Ma'ni cây-ı vuslat
187. Sevgioğulları, Mânâ gezinti yeri, o buluşma yeri alklında mı?

188. Bu işte o bağ-i bî-bedeldir / Bu hâne henüz ol mahaldir
188. Orası işte o eşsiz bahçe, bu ev hâlâ orası.

189. Kim bunda ne gûl var ne evhâm / Ne dîv-i siyâh u zişt peygâm
189. Burada ne gulyabani var, ne evham. Ne kapkara dev var, ne çirkin haber.

190. Ne âteş-i sihr ü ne şitâ var / Ne bîm-i helâk ü ne belâ var
190. Ne büyü ateşi var, ne kış. Ne ölüm baykuşu var, ne belâ.

191. Bil cümle neşât-ı câvidânî / Envâ'-ı sürûr u şâdmânî
191. Burada tamamıyle ebedîlik neşesi, sonsuz bir sevinç, zevkin sefanın çeşitleri var.

192. Fehmeyle ki bu garîb sırdır / Erbâb-ı ukûle müstetirdir
192. Anla bunu, görülmemiş eşsiz bir sırdır bu. Akıllılardan gizlidir.

193. Ben ol Suhan'ım ki edip ikdâm / Çehden sana râhı etdim i'lâm
193. Ben o Suhan'ım ki kuyuya vardım, sana kurtuluş yolunu bildirdim.

194. Câdûyı helâk eden ben idim / Bu yolları pâk eden ben idim
194. Cadıyı öldüren bendim, bu yollan temizleyen gene bendim.

195. O bülbül o tûtî-i suhan-gû / Hem ben idim ol tezerv-i dil-cû
195. O bülbül, o söz söyleyen dudu kuşu, o gönül alan, sevimli sülün hep bendim.

196. Ol pîr-i tabîb-i pâk-tıynet / Bendim sana eyledim delâlet
196. O yaratılışı temiz hekim de bendim, sana yol gösterdim.

197. Geldim yine da'vet-i visâle / Vâkıf olagör meâl-i hâle
197. Şimdi gene buluşmaya, kavuşmaya davetçi olarak geldim, artık bu halin ne olduğunu anla.

198. Bulmağa zuhûr bu mebâhis / Bir geç-nazar olmuş idi bâis
198. Bu şeylerin meydana gelmesine eğri, yanlış bir bakış sebep oldu.

199. Kim Aşk Hüsün'dür ayn-i Hüsn Aşk / Sen râh-ı galatda eyledin meşk
199. Çünkü Aşk Hüsn'dü, Hüsn de Aşk'ın kendisi. Sen ise yanlış bir yol tutmuştun.

200. Birlikte bu kıyl ü kâl yokdur / Ol farzda hîç muhâl yokdur
200. Birlikte bu dedikodu yoktur. O zanda olmayacak şey hiç bulunmaz

201. Var imdi gör ol melek-likâyi / Seyreyleki Hüsn-i bî-behâyi
201. Var simdi onun, o melek yüzlü güzelin deger biçilmez güzelligini gör seyret.

202. Tâ cümle nihan iyân ola hep / Evvelki iyan nihân ola hep
202. Bütün gizli seyler açiga çiksin, evvelki açik olanlarin hepsi de gizlensin, silinip gitsin.

203. Hem-râhlarin bu râha erdi / Ask ancak o pâdisâha erdi
203. Seninle yoldaş olanlar, bu yola kadar geldiler o padişaha ise ancak Ask eristi.

204. Munlâ-yi Cünûn u Gayret İsmet / Hem kaldı girü Benî-Mahabbet
204. Cünûn mollası, Gayret, ismet, Sevgiogulları geride kaldılar.

205. Hem üns-i Suhan nihâyetindir / Bundan ilerisi Hayret'indir
205. Suhan'la arkadasligin sonu da burası, bundan ötesi Hayret'in işi.

206. Fi’l vâki'alıp o sahi Hayret / Açıldı sürâdikât-i vuslat
206. Gerçekten de Hayret o padişahı alıp götürdü, vuslat perdeleri açıldı.

207. Buldu bu mahalde kıssa pâyân / Bundan ötesi degil nümâyan
207. Hikâye de burada sona erdi, bundan ilerisi artık görünmez.

208. Sad şükr ola hayy-i lâ-yemûta / Kim erdi söz âlem-i sükûta
208. O ölümsüz diriye, Allah'a yüzlerce hamdolsun ki söz, sükût âlemine erişti


Şeyh Galip

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ile

Bir tür ‘hesap’ çıkarmağa çalışacağım. Ama bir ‘bilanço’ olmayacak bu; sonuna ‘çizgi’ çekemeyeceğim, biliyorum. Bu ‘hesap’ sonucu bir ‘fatura’ çıkarmağa da niyetim yok -aslında, istesem bütün ‘maliyet’i kendi ‘hane’me yazabilirdim (kendimi suçlu bulmak, benim için olağan bir tutum -suçlamak kadar, en azından); ama, zaten ‘bedel’i ödediğime -ve ödeyeceğime- göre, buna da gerek yok. *** İşin zorluğu burada hep : başka türden bir bilinçlilik gerektiriyor bizim ilişkimiz : hazır kalıplar, alışılmış düşünme ve davranma biçimleri hiç işimize yaramadıkları gibi, ket de vuruyorlar ilişkimize. Her an, hep yeniden kurmamız gereken bir bilinç temeli üzerinde yürüyebilir ilişkimiz ancak. Bu aynı zamanda özgür bir temel : çünkü 'karar'ımız, 'isteğ'imiz, 'inanc'ımız hep bilinçli olarak ayakta tuttuğumuz şeyler olacağından; 'doğal' duygulara ve tutkulara dayanmadıklarından, onları her an kırıp atmak elimizde olacak. Her an, 'artık istememeğe karar veriyorum', ...

TEFEKKÜRE DALMA

"En iyilerin alnına en kötü kaderin yazıldığı şu dünya..." Malherbe Ah yürek saflığı, nasıl da uçup gitti!  Mutluluk ve aşk hayalleri, tatlı düşler,  Hayatın baharına dair bin bir beklenti,  Akşamı görmeden nasıl sönüp gider? Neden?... Onun o ışıl ışıl gözyaşları,  Öğle vakti artık çiçeklere can vermez,  Cılız dağ laleleri, yiyip soğuk rüzgarları,  Neden solar gider de akşamı beklemez? Nasıl olur da en temiz sular bile Bataklıktan bir geçişte bulanır;  Neden gökte beyazları İçinde  Gezen bulut çok geçmeden kararır? Böyledir dünya hâli: yumsuz yüce yasal  Bir anlık rüya, bir hayal gibi gelip geçer,  Kötüye bir şey olmaz, iyilerin ömrü kısa  Gülün ömrü bir saat, servi ise bin yıl yaşar Theophile Gautier Çeviren: Yakup Yaşa

Tuvaldeki Öpüş

yokluğun, bir iç savaştır yüreğimde sevgilim,geri çekildim seni beklemeye gidiyorum ayrılık değil ki bu bir uzun hava çalınacak,son bulacak hicran makamında kadehler vurulacak özlem geceleri kapımıza dayanacak sevgilim,susturma bizi sürç-ü lisan olmasın bu aşk '..avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim...ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri...itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam..sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar...korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var...' uğurladım eski sevdalarımı,gözlerine ilk baktığım an çarmıha gerdiğim özlemlerimi azat ettim huzur kazandım müzayededen ikimiz için bol köpüklü bir kahve taşıdım bakışlarımla sana yüreğimi istedin,verdim şimdi desem ki bahar şimdi desen ki yol var beklemek bir köpek gibi yapışsa da paçalarıma, sevgilim,ikimize yetecek kadar sabrım var '..şarkıların resmini çize...

Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası

Sahife-i Seccâdiye'den' Yirminci Dua Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. İmanımı, imanın en olgun derecelerine ulaştır. Yakinimi, yakinin en faziletli mertebelerine eriştir. Niyetimi, niyetlerin en iyisine; amelimi, amellerin en güzeline yükselt. Allahım! Lütfunla niyetimi kâmil ve halis eyle. Kesin inancımı sabit kıl, kudretinle benden sadır olan kötülükleri islah eyle. Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. Gönlümün meşgul olmasına neden olan önemli işlerime sen kâfi ol. Beni, yarın sorguya çekeceğin işlerle vazifelendir. Zamanımı, beni yapmam için yarattığın şeylerle geçirmemi sağla. Beni senden başkasına muhtaç eyleme. Bana rızkını genişlet. Beni zenginlerin malına mülküne, makamına ve haşmetine özlemle bakanlardan eyleme. Beni aziz eyle. Beni kibre giriftar eyleme. Kendi kulluğunda bana boyun eğdir. İbadetimi kendini beğenmişlik yüzünden heder eyleme. Benim elimle insanları hayra yönelt. Salih ameller...

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

Babalar Uzak

Kimi geceler vardır bir çocuk Usulca yer değiştirir yatağında Gizli mağaralarda gündüzden artan ışık Gibi kendi ıssızlığını çoğaltır yalnızlık Kimi geceler vardır yıldızlar Kendileri kadar çok ve uzaktırlar Tozların dinlendiği saatlerde elişi Sıcaklığını arayan çocuğun usulca ürperişi Kimi geceler vardır uzak yollara çıkılır Bakınca bir kapı açılır karanlıkta, uçuşur tozlar Orada bir erkek usulca bir kadından ayrılır Orada kendi gövdesine sığınır bir çocuk Kimi geceler vardır, babalar uzakta eskir Suya atılan bir taşın buruşan sessizliğidir Ayışığı, gölgeler… kâğıttan yelkenli Kimi geceler uzakta, bir tepenin ardında Ova: bir çığlığın izdüşümü avuçlarımda Tuğrul Tanyol (1953)

Bir Gün Bir Yerde

bir gün, biryerde oturuyorduk. ben gidecektim; işim vardı. sen ,”sen gitsen yapman gerekeni yapsan; ben de burada beklesem seni ” dedin. içim ışıldadı–ne güzel bir olanaktı bu:– sen,beklerken ,’akıl gözü’nle benim yaptığım işi izleyecektin; ben de işimi yaparken, sürekli, senin orada bekleyişini–beklediğini–’göre’cektim. ayrıyken,birlikte olacaktık. burada temel olan şu:ben işimi yaparken senin beni beklediğini bilecektim;sen de ,benim,işimi,senin beni beklediğini bilerek yaptığımı bilecektin. beklediğini bilecektim bilerek bekleyecektin. Oruç Aruoba

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

Sigara Yaktıran Bir Mektup

Yaşını saymayı bırakalı epey zaman oluyor. Bilmiyorum kaç oldun... Rakamın her sene artması küçük çocuklar için ne kadar heyecan veriyorsa, babamın yaşının artması da bir o kadar hüzünle kaplıyor yüreğimi. Murathan Mungan bir kitabında; "Bu yaz çırak olmaya verecekler beni. Oysa daha ellerime bakıyorum, büyümemişler." diyor. Bende senin saçlarına bakıyorum. Akların çoğalmış iyice. Yaşlı bir babam, yaşlı bir partonum var ve kalbi hâlâ çocuk. Bu doğum gününde sana ne saat, ne kitap, ne de başka bir şey almak geliyor içimden. Sana çok kıymetli bir hediye veriyorum baba. Senin hiç bilmediğin, çok seveceğin bir anını hediye ediyorum sana... Bir ay evvel, seni miden için hastahaneye götürmüştüm. Operasyonun ardından gözlerini açtığında hâlâ narkozun etkisindeydin. Bundan dolayı hatırlamayacağın o hazin ve bir o kadar kıymetli anıyı unuttuğunu düşünüyorum. Başında bir hemşire ve yaşlı babasını hastahaneye getirmiş bir hanımefendi vardı. Gözlerini açtığında "babanı mı ge...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...