Ana içeriğe atla

İmam Şafiî Şiirleri ya da Kitabın kitapçı rafındaki kaderi

Korku ve ümit; kal ikisi arasında.
*
Affın daha büyüktü
*
İntikam alsan da benden, ümitsiz olmam
*
Günah icinde yüzüyorsan bir buz parçası gibi
Korkutuyorsa seni dönüş gunünün tehdidi
Bil ki Muheymin'in affı sana ulaşır
*
"Elestu Birabbikum" kadim ahdiyle
Ey meçhulken, bilinen isimleriyle!
Tattır bize ünsiyet şarabından
*
Aklımı karıştıran bir şey olmasın dinde
Dünyamda, ahiretimde hep benimle ol
Ve indirdiğin Abese Suresi'ndeki gibi*
Haşredildiğimde.

* "Birtakım yüzler vardır ki o gün parıldar, güler sevinir..." Abese, 38-39
*
Seven, sevdiğine boyun eğmez mi?
*
Kaderin hükmü varsa açar yolları.
*
İstedigin olur, istemesem de
İstediğim olmaz, sen istemezsen
*
Bir günlük azığım yanımdaysa
Ey Said, yoktur endişem
*
Allah'la aramdadır şikayetlerim
Kaçmaz elimden rızkımsa şayet
*
Kızıp öfkelendiğimde sakın konuşma
*
Sen yetersin bana, sende kalbe kifayet var
*
Gözlerim bütün bir ömür seni seyretse
Bakmaya doymamış olurum
*
Talihsizlik, sevdiğinin başkasını sevmesi
*
Aşk kavurursa ne yapar insan?
Sevgisini tedavi eder, sonra aşkını gizler
Boyun eğip kadere olanlara sabreder.
*
Kadın sevgisi meşakkat değil ama
Zorluk sevmediğine yakın olmaktır.
*
Kalp sabreder ve ona dayanır
*
Başıma bir belâ geldiginde, dostlarımın ihaneti
Kimseye acımayan zamandan şiddetliydi.
*
Bir sır olarak saklarım seni ben
*
Yarına çıkıp çıkmayacağını bilmeyen kimse
Yarının rızkını düşünür nedense.
*
Aldatmak icin bürünüyoruz kuzu postuna
*
Ailesini, memleketini hatırladığında
Kalbi, kuşun kanadı gibi çırpınır.
*
Ne hüzün devam eder ne sevinç
Ne sıkıntı, ne rahatlık
*
Zamanla Gelen*

İşte böyledir zaman
Ona sabretmelisin
Ya malInın başına bir iş gelir
Ya sevdiğinden ayrı düşersin.

* İmam Şafiî bu beytleri oğlu öldüğünde söylemiştir.
*
Bir tebessüm ki altında hazin bir kalp yatar
Bir gam uğrar ki ona, göremez kimse
*
Kısmetli biri yerde bir dal buldu da
Elinde meyve verdi derlerse inan
Tasdik et, gariplerin ve yoksulların
Su içerken boğulduğunu duysan.
*
Zamanın belâsı çoktur, kesilmez ardı arkası
Sevinçleriyse azdır, bayramlar gibi gelir sana
*
Sana cefa edenden çek elini eteğini
*
Affedip kimseye kin tutmayınca
Rahatlattım nefsimi düşmanlıklar gamından
*
Sustun ama aleyhinde bulunuldu, dediler
Cevap kötülük kapısının anahtarıdır, dedim.
*
Cildini karşıyan olmaz tırnağın gibi
*
Daralıyorsa göğsü sırrını saklamaktan
Sır emanet ettiği göğüs bilsin ki daha dardır.
*
Alt tabakayı şerlerinin çokluğundan
Üst tabakayı hayırlarının azlığından
Terkettim birer birer sonunda.
*
İnsanın başını belâya sokan
Hüsnüzan ve guzel sözler değil mi?
*
İyi günlere bakıp
Bütün günleri öyle sandın
*
Sonra
Kanaat kınından bir kılıç çektim
Keskin tarafiyla onlardan
Ümitlerimi kestim.
*
Zira zenginlik
Sahip oluş değil bir şeye
Ondan müstağni olmakta.
*
Terkettin beni, görüp ömrümün harabını
*
Yalnız fanilik gordüm ve yalnız aldanış
Sahranın ortasında belirir ya serabı.
*
Ne mutlu evinin köşesini sevene
Kapıları kapalı, perdeleri çekili.
*
Mutluluk arada bir gelir, bir esintidir.
*
Birine iyilikten sakın çekinme
Çünkü gelip geçen bir fırsattır bahtiyarlık
*
Rüzgarların eserken bil kıymetini
*
Hatırladıkça kalbimi yırtan bir söz duyarım da
Tebessüm ederim bu sözün sahibine
*
Bir hastayı hissetmekten nasıl alıkoyarsa
Ağrılarını başkasının, kendi acısı.
*
Cevap vermeyenler
Korur namuslarını kötü sözlerden
Kim ki konuşmaya katılır
Doğru yolu kaybeder birden.
*
Şayet sorguya çekersen hatalarını
Arkadaşsız yaşarsın sen hayatını.
*
Özür dileyenin kabul et mazeretini
Doğru da yalan da olsa söyledikleri
*
Bizde özür dilemektir
Günahların diyeti.
*
Bana yalnızken öğütte bulun
Sakın toplulukta nasihat etme
Bir çeşit kınama ve ayıplamadır
Nasihate kalkışmak dost meclisinde
*
Kolay değildir zira "ben bilmiyorum" demek.
*
Kalemimin kağıtlar üstündeki hışırtısı
Daha hoştur
İnsanlara karışmaktan ve âşıklardan.
*
İlmim yanımdadır, yararlanırım nereye gitsem
Kalbim onun kabıdır, sandık içleri değil
*
İlmim artıkça bilirim, bir şey bilmediğimi.
*
Vekî'e ezberimin iyi olmadığından yakındım,
Bana, günahları terketmemi söyledi.
*
Kur'ân, hadis ve fıkıh ilmi dışında
Bütün ilimler meşguliyettir
*
Öyle belâlar vardır ki
Genç, daralır boğulacak gibi olur
*
Elde edemez hikmeti
Ömrünü ailesinin çıkarları için tüketen
*
Lokman Hekim bile
İmtihan edilseydi
Çoluk çocukla ve fakirlikle
Samanla ekini ayırt edemezdi.
*
Ve unutturur kabrin kucaklaması
Zifaf gecesini, şanlı düğünü.
*
Zina borçtur
Bil ki borcunu ödeyecektir kendi ailen.
*
Hoşnut değilim yaşadığım zamandan
Gördüklerim yüzünden
Fakat her dem razıyım
Kader hükümlerinden.
*
Şiirle uğraşmak vakarını azaltmasaydı alimlerin
Bugün Lebîd'den daha iyi şairdim


İmam-ı Şafiî



Kitabın kitapçı rafındaki kaderi(m)

6 Eylül 2013 tarihinde Avcılar'da Günışığı Kitap Kafe'ye girip raflara uzun süre baktıktan sonra, sırtında Divan İmam Şafiî yazan kitaba uzanıp aldım. İki çay içip epey okudum, üç şiiri de not edip burada paylaştım. Bugün tekrar aynı mekana uğradım. Mekanda kitaplar biraz daha arka plana itilmiş ve kafe bölümü genişletilmiş. Mekan sahibinin bir vakit kızıma "bazı günler sadece çaycı giriyor" dediği yer. Madem öyle çayımı kendim yapayım demiş galiba... Sonrasında da bir müteşebbis ruhlu iki tabure atıp çay satsana demiş olmalı... Kafe olduktan sonra kitaplar durmakla beraber bunu söyleyen kitapçı yok orada. 3-4 gencin çalıştığı bir yer olmuş. Çayımı içtikten sonra kalkıp rafları dolaştım. Divan'ın eskiden olduğunu bildiğim rafa en son uğradım. Bıraktığım yerde duruyordu.

Aldım elime oturdum biraz okudum. Sonra bi berceste derleyeyim deyip not almaya başladım. Bu mısralar o mekanda yazıldı. Kitabı almak için kasaya gittim, mekanı işleten genç merakla kitabın ismine baktı. Sanırım bugün ilk kitap alan benim. Başka bir mekana geçip bu satırları yazıyorum. 25 yıldır kitap satarak rızkımı kazandım. Şimdi tekrar küçük bir kitabevi açmak için zihnimde istişare ederken düşünüyorum; 11 ay önce görüp bıraktığım yerde bulduğum bir kitabı, kitap tükanı açıp aynı şeyleri yaşayacaksam ne kadar doğru. İlk uğradığımda alacak param yoktu, ikincisinde de son paramı verip vermemekte tereddüt ettim, ancak zihnimde hediye edebileceğim biri belirdiğinde almaya karar verdim. Kitapla bu kadar ilgili biri olarak ben dahi kitaba para vermekte tereddüt yaşıyorsam, başkalarının kitap almasını nasıl bekleyebilirim?




Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

Uçarken de ölür mü kuşlar

Elif'e Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Füruğ Ferruhzad Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? ’Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.” Nilgün Marmara Dünyada ne kadar kuş varsa Bir fazlası senin soluğunda Ülkü Tamer Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Metin Altıok Dön bana ve dinle, Kuşlar uçuşuyor içimde Erdem Beyazıt İsterim ki; Yanmasın kanadın, gökyüzünde süzülsün ve her kitabın yanında dağılsın  hüznün Elif'çe Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Gülten Akın Âh beni vursalar bir kuş yerine! Sezai Karakoç Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?  Nilgün Marmara Bir kıyısız zamana kanat vuruyor,  Üzer...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Şiir her okumada farklı gösterir kendisini

Şiirin, ağırlıklı olarak elitlerin etkinlik alanında bulunduğu Batı dünyasının aksine hayli uzun dizeleri ezberlemiş okuma yazma bilmeyen İranlılar vardır. İran, şairlerin mezarlarının süslendiği, televizyon kanallarında ezbere okunan şiirlerden başka bir şeyin gösterilmediği bir ülkedir. Büyükannem ne zaman bir şeyden şikâyet etmek istese veya bir şeye beslediği sevgiden bahsetse bunu şiir yoluyla yapardı. İran’ın nispeten sıradan insanları beraberlerinde hayat felsefelerini de taşırlar, bu da şiirdir. İş film yapmaya geldiğinde, teknik noksanlarımızı telafi edecek bir hazinedir bu.  Bir defasında, İran sanatının temelinin şiir olup olmadığını sormuşlardı bana. Ben de bütün sanatların temelinin şiir olduğunu söyledim. Sanat, açığa çıkarmadır, yeni bilgilerin yorumlanmasıdır. Gerçek şiir de benzer şekilde, bizi yüceltir. Her şeyi alaşağı eder ve bizim müzmin, alışılmış ve mekanik rutinlerimizden kaçmamıza yardım eder; bu da keşfe ve ilerlemeye giden ilk adımdır. Aksi durumda, insa...

VAN GOGH'DAN THEO'YA DOSTLUKLA BİTEN MEKTUPLAR

Hayatımızı bir yolculuğa benzetebiliriz; doğduğumuz yerden çok uzaktaki bir sığınağa gideriz. Gençlik yıllarımız bir nehirde yelkenli tekneyle gitmeye benzetilebilir; ama çok geçmeden dalgalar kabarır, rüzgâr sertleşir; neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar kendimizi denizde buluruz - ve yürekten Tanrı'ya seslenen yakarış kopar: Koru beni ey Tanrım, zira teknem çok küçük, Senin denizin ise çok büyük. İ nsan yüreği denize çok benzer; fırtınalar barındırır, dalgalar barındırır ve diplerinde inciler de barındırır. Tanrı'yı ve Tanrı yolunda bir hayatı arayan yürek diğerlerinden daha fırtınalı olur. Zebur'da denizdeki bir fırtınanın nasıl tasvir edildiğini görelim; yazan kişi bu tasviri yapmak için fırtınayı yüreğinde hissetmiş olmalıdır. *** Bugün birlikte olmak istiyoruz. Acaba hangisi daha iyi olur, yeniden görüşmenin sevinci mi, yoksa ayrılmanın üzüntüsü mü? Şimdiye kadar sıkça ayrılmış olsak da bu sefer, her iki tarafta da eskisinden daha fazla hüzün vardı ama aynı zamanda...

HIRAETH: VAR OLMUŞ VE ARTIK OLMAYACAK BİR ŞEYE DUYULAN ÖZLEM

Hiraeth, tek bir kelimeye sığmayan bir özlemdir. Galler dilinden gelir; ama haritası yoktur. Bir yere, bir zamana ya da bir kişiye duyulan sıradan hasret değildir bu. Hiraeth, artık var olmayan—belki de hiç var olmamış—bir eve duyulan iç sızısıdır. İnsan bazen çocukluğuna, bazen yarım kalmış bir ihtimale, bazen de sadece “orada bir yer olmalıydı” duygusuna özlem duyar. İşte o boşluğun adıdır hiraeth. Bu kelime, geri dönmenin imkânsızlığını de içinde taşır. Özlenen şeyin kapısı kilitli değildir; kapının kendisi yoktur. O yüzden hiraeth acıtır ama bağırmaz, sessizce içte kalır. Bir şarkının son notasından sonra havada asılı kalan titreşim gibidir: Ses bitmiştir ama yankı hâlâ kalptedir. Hiraeth, aidiyetin gecikmiş hâlidir. İnsan kendini dünyada biraz misafir hissettiğinde ortaya çıkar. “Ben aslında nereye aittim?” sorusunun cevapsızlığında büyür. Belki bu yüzden en çok şairlerin, göç edenlerin, kayıp yaşayanların ve içi sözcüklere sığmayanların diline yakışır. Kısacası hiraeth, hatırl...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...