'Kitabevinin Camlarını 10 TL'ye Silebilir miyim?'

Bir Emek Karşılığı Satın Alınan Kitabın Hikâyesi: 'Kitabevinin Camlarını 10 TL'ye Silebilir miyim?'


Ahmet Koyutürk bir kitabevi sahibi. Onu gündeme getiren ise 22 Eylül’de sosyal medya üzerinden yapmış olduğu bir paylaşım: "Adam 'kitabevinin camlarını 10 liraya silebilir miyim?' dedi. Elbette dedim. Sildi ve aldığı para ile kitap alıp gitti"


Bir Emek Karşılığı Satın Alınan Kitabın Hikâyesi: 'Kitabevinin Camlarını 10 TL'ye Silebilir miyim?'

Adam 'kitabevinin camlarını 10 liraya silebilir miyim?' dedi. Elbette dedim. Sildi ve aldığı para ile kitap alıp gitti.
Şirinevler Kitabevi’nin sahibi Ahmet Koyutürk yaşadığı ilginç olayı CNN Türk'ten Özgen Aydos'a anlattı
"45-50 yaşlarında bir beyefendi geldi, ‘Kitabevinizin camlarını 10 TL karşılığında silebilir miyim?’ dedi. Kepenkleri yağlama gibi unutulmaya yüz tutmuş meslekleri biliyordum ama ilk kez biri bu teklifte bulundu. Tabii ki dedim. Benden sadece su ve kova istedi. Elinde bir poşet vardı, cam sileceğini çıkardı, yarım saat içinde camları sildi."

'İşi bitince içeri buyur ettim, verdiğim parayı bana geri uzatıp Nicola Tesla’nın biyografisini aldı.'
"İçeriye buyur ettim. Çay içtik. Daha önce caminin tuvaletini temizlediğini söyledi. 10 TL’yi verdiğimde, bana geri uzattı ve kitap alabilir miyim diye sordu. Nicola Tesla’nın biyografisini aldı. Böyle bir anı hayatımda ilk kez yaşıyordum ve çok şaşırdım."

'Bu olayın bir kahramanı varsa ben değilim, o kişidir'


'Bu olayın bir kahramanı varsa ben değilim, o kişidir'
O kişiyi bulmaya çalışacağını da ifade eden Koyutürk 'Çünkü çok fazla kendisine selam söyleyen, kitap hediye etmek isteyen insan var' dedi ve şöyle devam etti:
"Bu tweeti yazdım ve beklemediğim kadar ilgi gördü. Şimdi bana çok güzel mesajlar geliyor ama bu olayın bir kahramanı varsa ben değilim, o kişidir."

Koyutürk'ün yaşadığı ilginç olayı anlattığı bu paylaşıma adeta yorum yağdı...


Tabii o yorumlara cevaplar da gecikmedi...


Asıl ilginç olan çalışıp karşılığıyla kitap almak isteyene bedava verilmesinin önerilmesi. Kişi sadaka istemiyorsa,bedava istemiyorsa. Onur!

Okuyan insan alın terinin emeğin kıymetini iyi bilir sizden o kitabı rica etse param yok dese yine verirdiniz ama o hak ederek almış 👏 👏 👏 ✊

Fiyata inanmayanlar da oldu 🤔

Ahmet Koyutürk'ün kızı Ayşenur Koyutürk, olaya şöyle açıklık getirdi 👇

Koyutürk’ün yakın arkadaşı Bekir Duvarcı ise bir iyilik hareketi başlattı ☺️

Kuğunun Ölümü

Bu güzel bir kuğunun ölümüdür
Kuğu hoşça doğar güzelce ölür

Ölüm gecesi tek başına konar suya
Yalnız bir ırmak köşesinde ölür

O köşede o kadar gazel okur ki
Sonunda gazellerin içinde ölür

Kimileri inanır ki bu çılgın kuş
Nerede âşık olmuşsa orada ölür

Bilmeden başka yerde ölmemek için
Ölüm gecesi oraya koşar ve ölür

Bir kuğunun ovada öldüğünü görmedim
Diyelim ki inanmadım bir kuğu böyle ölür

Bir gün suyun kucağından gelip
Bir gece yine suyun koynunda ölür

Sen benim denizimdin, aç kucağını
Bu güzel kuğu ölmek istiyor

Mehdî Hamîdî Şîrazî
Çeviri: Hicabi Kırlangıç
Meşrutiyetten Cumhuriyete İran Şiiri

Sahster Kıyılarında

Uzağım sılamdan -bir kuş nasıl uzaksa yuvasından
Yiten ömrüm gibi bugünümdür şimdi unutulan
Düşünceler ağırlaştırdı başımı, dudaklarım kapalı
Gece bana, ben geceye söylüyorum söylenmeyecek sırları
Söyleşecek bir şey yok kimseyle aramızda
Sahster kıyılarında deniz ne söylüyor bana?
Neden bana doğru geliyor dalgası denizin haşin?
Neden yumruğunu savuruyor bana bu hecin?
Ne yarar sağlayacak beni gamdan ayırmakla,
Ne yapacak ki hüznüm denizin kaynağına?
Ne ki bu soğuk dalgalı deniz iyice ısınmış işine
Ellerini ovuşturuyor, coşkuyla vuruyor ayağını yere.
Hayal gibi kaçıp gidiyor, uzak yollardan geliyor
Bilinmez bir sır dalgalarıyla birlikte geçiyor.
Dudaklarını aralayıp her an bir söz söylüyor üzgülü
Onun sözleri yeniliyor benim eski üzüntümü.
Eski gamlar altüst edince yüreğimi
Yoruyor beynimi sıla, yar düşüncesi.
Uzaktan okşayan denizin önüne
Mutluluğu sürüyorum, bir olup konuğum hüzünle.
Oturup soğumuş -ama acıyla yanan- alnım ile
Yitip giden günlerimi ekliyorum birbirine.
Ah! Bir ömrü telef ettim bu yolda boşu boşuna
Çektiğim özlemler kaldı tek avucumda!
Nere baksam bir yurt arıyorum orda
Deniz de kederimden bir şeyler anlatıyor bana.
Evimi gösteriyor yeşil ve sarı dalgalara
Bir güneş uçuruyor lacivert arasında.
Ben dalgaların yüklenerek verdiği coşkunlukta
Şaşkına dönmüş kıyılara baktıkça
Bütün dostlarımın geçtiklerini görüyorum oradan
Uzaktan beni o vadiye yaklaştırıyor zaman.
Yıllardır bu gizli ömrü bir el denizden sahile
Çekiyor gözün karanlık perdelerine.
Bakmıyorum dalgalara, benim gibi altüst oluyor dalgalar da
Üzülüyorum üzüntüler doğuran denizin kıyısında!
Hey büyük deniz! Ey senin yüreğinde örtülü olan
Karartılırsın uzak kalmış yuvasından!
Bir yoldan kaçıp bir yoldan yine sana çıkıp gelen
Engin deniz -benim gibi kalbinle dargınsın sen!
Hayal yolunu tutuyorum yine senin sözlerinle
Her hayalin hüzne çıkıyor yolu yüreğimde.
Böylece bir gün ben de gelebilirim sana
Keşke sıla da olsaydım ah sılada!

Nîmâ Yûşic
Çeviri: Hicabi Kırlangıç

Yirmi Sekiz

ey ölüm daha da özel tut hikâyemi ki
daha fazla ağrıtmayayım dostlarımın kulağını

bütün gece boyunca iştiyaktan ağladım
daha nasıl anlatayım karmakarışık halimi

daha ne kadar hatmedeyim kendimi?
                                                   allah aşkına
ertesi güne atma imtihanımı

yanmam için bir kıvılcım yeter
yanlışlıkla yakma evimi barkımı

öyle yak ki dumanım kaçmasın kimsenin gözüne
yeniden akıtma göğümün gözyaşlarını

cimri değilim
              ama
                   zevk sahiplerine bağışla
gazel gazel benden kalan hatırayı

bir yanlışlık olsun da işin içinde
öpücük alır gibi al canımı

sen ölüm değilsin
                            yenilerin başlangıcısın
gel de seninle başlayayım öbür dünyayı


Muhammed Ali Behmenî

Bercestelerim