Dosdoğru Söylemek

Doğru sözler tatlı olmaz,
tatlı sözler doğru değildir.
İyi insan kavgacı olmaz,
kavgacı insan iyi değildir.
Bilen kişi bilgiçlik taslamaz,
bilgiçlik taslayan bilmez.

Bilge ruhlar istifçi değildir;
ne verirlerse başkasına o kadar artar ellerindeki,
ne kadar verirlerse o kadar zengin olurlar.
Göklerin Yolu yıkmadan kazanır.
Abartmadan yapmak
bilgelerin Yolu'dur.

Küçük komşu ülke o kadar yakındır ki
horozların ötüşünü
köpeklerin havlamasını duyar insanlar,
ama yaşlanıp ölürler,
bir kez bile uğramadan oraya.

Lao Tzu

İçgörü

Zihnimde tevazu varsa
büyük yoldan yürürüm.
Kibirdir
tek korkum.

Büyük yol alçak ve düzdür
ama insanlar dağlardan geçen kestirmeleri sever.

Saray ihtişamla dolu
tarlalar ayrık otlarıyla
ambarlar hiçbir şeyle.

Takıp takıştıran süslü insanlar,
silah taşıyan,
çok içip çok yiyenler,
çok şeyleri, çok paraları olanlar:
Utanmaz hırsızlardır.
Şüphesiz, yol değildir
onların yolu.

Lao Tzu


Ursula K. Le Guin Yorumuyla
Lao Tzu: Tao Te Ching
Yol'a ve Yol'un Gücüne Dair
Metis Kitap


Eskiyen Kalp

Eskiyen bir kalbi vardır her âşığın
İçinde çiğnenmiş hayal
dalgın bir yaz ikindisi

Geçip giderken tattığımızdır
uzaktan içimize bakan

Hatıra daha uzun hayattan

Neşe Yaşın

Yaşam Şuncağız Bir Şey İşte

Yaşam şuncağız bir şey işte

bir defter kalır gidenlerden
ayrı düştüklerimizden bir kitap
yıllar sonra aklına gelir de birden
bakarsın/kuytu dalında bir sayfanın
incecik izler vardır
     diretmişliğimizden

Yaşam şuncağız bir şey işte

altı çizilmiştir kimi satırların
gelseydiniz, karışsaydı gözleriniz çayın buğusuna
böyle koymazdı tozutarak esmesi karın
okursun/için burkulur da biraz
derin gizler vardır
birikmiş eski mektupların

Yaşam şuncağız bir şey işte

bir dostun ölüm haberi gelir
bir ihzar müzekkeresi bir arama emri
sen bir ilmek daha arasın acının şiirine
duyarsın/biri sevdiğini öper son kez ağzından
sokaklar iz tarlası
adresin belirsizdir

Yaşam şuncağız bir şey işte

güneş fabrika duvarlarına düşünce
sessiz adımlarla yürür sabahı umut
karışsan yankıların bir ışık salkımında yitişinde
dinlersin/yazılmamış bir tarihin
yalın dipnotudur bunlar
yazılır günü gelince

Emirhan Oğuz

Neyin Var

Kırılan yerlerine dön!
dumanlı şarkıların kapattığı
gölgelen… kirpiksiz kalma
kolların kısalmasın üzütüden
serinlemek için göğe doğru
sen de sarılacak bir ağaç bul

Şehirden dön!
baltayı ayır evinden
kendini bir vakitçiye bırak
zamanı bozulmuşsa gövdenin
arkana bakma!
annenin hırkası siyah

Ömrün kendinden gayri her şeye çadır
zarfların seni çizdiği mevsimler olur
dinlenmek için dağlara doğru
sen de tırmanacak bir şeyler bul

Kimse bir vakti unutmaya yanaşmaz
akşam, bilmez akşam olduğunu
iki dağ baktıkça birbirine
ağır ağır düzleşir hâtıralar…

Şeref Bilsel

Yarı Aydınlıklar Ki Sahipsiz

Yarı aydınlıklar ki sahipsiz
Ve mavi serçeler sabahtan erken.
Çocuğum şarkı söyle sokaklarda
Sesin güzelliğini kaybetmeden.

Kapılar açılır ardına kadar
Kuşlar uçar hatıralar içinden.
Çocuğum bol bol masal dinle
Henüz inanırken.

En uzak gemileri korsanların
Seyretmek yıldızların silinmesini.
Çocuğum sor neden akşam oluyor
Ayıplamaz kimse seni.

Bazı sahillerin serinliği
Ve unutulmayan ilk demet.
Çocuğum sana yalvarıyorum
Ellerin çirkinleşmeden dua et.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Üsküdar

Üsküdar Asya’dır Çin’e kadar
her kış
bırakırsa da köpük saçlı kızlarını
kıyıya
öfkeli bir yağmurla iner rüzgar..

mihrimah güneş saati
yanından ince dar bir merdiven uzar
soğuk
ve dönmez bir kilit çocuk kütüphanesi
önünden insanlar yürür ve susar..

Şemsipaşa
ceviz bir cami, demirinden
yan gözle Cihangir’e bakar
demişti ki Tanpınar
Üsküdar uçarsa gider İstanbul
yürüyemez sokaklarında çocuklar..

Üsküdar Asya’dır, Çin’e kadar..


Ömer Erdem

Aşkın Ve Suların Öğleni

öğlen güneşi soyuyor her şeyi...
ışıyarak üşüyor dal

yalnızlık
yol üstü çiçeği
o hep bir şiiri ağırlayan

benim için bir dalgınlık tut
yüzümü eriterek geldiğim günler için
boynundan konuşuruz
ayaklarımızda toplanan güvercin gülüşlerinden
uysal ve aceleci...

varsay ki bir kapı kalmıştır bir kentten
nasılsa bulunur içini kımıldatan bir gülüşün şarkısı
sokakları büyüten omuzlar için...

giderek konuşurum suların inceldiği yerden
alnına bir güneş taşmış ya hani oradan
ve uzak bakmaların eğiyor ya öğlenin açısını

şimdi aşk
sularını saydığım havuz
taşların kırılan yerleri...

dilimde haşhaşa durmuş zaman


Doğan Ergül

Kervan

Şimdi kervan yola çıkıyor… Meçhûl bir ülkeye doğru.
Çanları hareket işâretini vermeye başladı bile!

Sevin ruhum! Zavallı kuşum, kurtuldun nihâyet!
Nihâyet kafesin çöküyor… Demirleri dağılacak yakında.

Elvedâ gaileli dünya, günahlarla haşır-neşir olan dünya
Ruhum Allah’ın sâkin yurdunda dinlenecek artık!

James Clarence Mangan

Ölümün Güzelliği

Sadece güzel bir ölüm istiyorum.

Eğer bir solcuysam dağ başında,
Bir kurşun sonrasında

Eğer yaradana çok yakınsam, elimi ona
açtığım bir vakitte mesela..

Eğer bir mecnun isem sevdiğimin başucunda,
Kalp atışlarını duyacak kadar çok yakınında
ölmek isterim.

Ve öldükten sonra hatırlanmak isterim.
Göz bebeklerimin içine kadar değil de,
Bu zamana kadar söylediğim kalbe değer,
İki üç şey varsa öyle hatırlanmak isterim.

Murat Koyutürk

Bercestelerim