Ana içeriğe atla

Olmayalı

Ne kadar oldu, olmayalı?

***

Kişinin yaşamının anlamı, kırılgandır.

***

Kişinin yaşamının anlamı, zayıftır, kırılgandır, dökülüp gitmeye hazırdır : kişi onu, sürekli beslemezse, korumazsa, bütünlüklü tutmazsa, kayıp gidiverir parmaklarının arasından.

Sürekli —hep yeniden, en baştan başlayarak— kurulması gereken birşeydir kişinin yaşamının anlamı. Önceki kurulmuş biçimlerinin kişiye şimdi sağlayabileceği de, sağlam ve direngen yapılar değil; önceki kuruluşlarının, işte, nasıl zayıf, kırılgan olduklarının, nasıl dökülüp gittiklerinin, bilgisidir — 'yaşam deneyimi' denilen şey de bundan başka birşey değildir...

Kişinin yaşamının anlamı, dökülür gider; ona, yalnızca, nasıl dökülüp gittiğinin bilgisini bırakarak —

Kişinin yaşamının anlamı, kişiyi bırakarak, dökülüp gider — ona bilgisini bırakarak, dökülür, gider, anlamı, yaşamının, kişinin.

***

Hep yorgunluk bekler yaşamının anlamını arayan kişiyi - gidip arayınca bitkinlik; durup bekleyince, bezginlik…
—Ne de güzeldir ama, aramak —acılı; ama, nasıl da yüce, beklemek…

***

Kişi , zaman zaman , yaşamının anlamının ‘hesabını çıkarmağa ’ giriştiğinde , anılarını boydan boya gözden geçirirken , dizi içinde ‘ölüleriyle ’karşılaşır :
      Onlar , yaşamına katılmış ve bir noktada ölmüş kişiler — yakınları , dostları , sevdikleri…

***

Şöyle bir 'sıra' mı var, acaba:
 Kişi yaşamının anlamını, önce hayal eder (olanak olarak düşünür, kurar); sonra, -şu ya da bu biçimde- yaşar (olanağını gerçekleştirir); sonra düşünür:neyi yaşadığını,neleri gerçekleştirdiğini- ama, sonra anlar, nasıl da geçici, geçip gidici,gidip-yitici olduğunu,bütün bu yaşadıklarının, gerçekleştirdiklerinin-bu düşündüklerinin..
'Sıra'sıyla, boş bir hayalden yitik bir gerçekliğe doğru oluşur,anlamı,yaşamının, kişinin..

***

Kişinin yaşamının anlamı, huzurlu uyuduğunu bildiği bir kişinin varlığından yansır:onun ,orada, şu anda, yanında olmasa da, rahat olduğunu bilmek...
Böylece, kişinin yanında olmadığı zamanlarda bile, huzur da verebilir, anlamı, yaşamının, kişiye.

***

Yaşamının anlamı, belki arayıp arayıp bulamadığın; ama belki, bulmak da istemediğindir… Bulunmaması da mutlandırabilir, anlamını yaşamının. 

***

Kişinin, yaşamının anlamı, geriye çekilip baktığı bir şeydir: nasıl bölük pörçük, nasıl kesintili, nasıl da yabancı bir şey diye, bakar, çekilip, geriye, anlamına, yaşamının kişi. 

***

Kişinin yaşamının anlamı, huzurlu uyuduğunu bildiği bir kişinin varlığından yansır: onun, orada; şu anda, yanında olmasa da, rahat olduğunu bilmek… Böylece, kişinin yanında olmadığı zamanlarda bile, huzur da verebilir, anlamı, yaşamının, kişiye. 

***

Kişi, yaşamına anlam vere ilişkilerine, etken ya da edilgen olarak girebilir. Çok ender bir durum, ilişkideki iki kişinin ikisinin birden aynı zamanda hem etken hem edilgen olmalarıdır: o durumda, iki kişinin, yaşamlarını anlamlandırma gücü, hem birleşir hem de ikiye katlanır: toplam güçleri, her ikisi için de geçerli hale gelir. Oysa kişilerden birinin etken öbürünün edilgen olduğu ilişkilerde tam tersi olur: kişilerden her birinin gücü, ötekinin kendi yaşamını anlamlandırma gücüne ket vurucu bir nitelik kazanır. Karşılıklı olarak birbirlerinin yaşamlarının anlamlarını zedelerler. 

***

Yaşamının anlamı, ancak, kişi, bir an durup, ne istiyorum ki diye sorabildiğinde, biçimlenmeye başlar. Yani, ancak eksikliği çekiliyorsa, yokluğu duyulabilmişse var edilebilir; yoksa yoktur. Bu bakımdan insanların büyük çoğunluğu anlamsız yaşamlar yaşarlar, çünkü yaşamlarındaki anlam eksikliğini hiç duymamışlardır. 

***

Yaşamın anlamı, aynı zamanda dünyaya da anlam verir. Çünkü dünya ile yaşam anlam açısından özdeştir: dünyan, yaşamın; anlamlı yaşamın da, dünyandır. 

***

Değiştiğimi düşündüğümde, değişenin aynı ben olduğunu da düşünmek zorundayım. (Alain) 

***

Kişinin yaşamının anlamı, öyle olur ki, kişi için eşit doğrulukta ve değerlilikte olan iki ilişkisi arasına, gelip, sıkışabilir. Kişi bu kişi ile ilişkisinde bir şey yapmak istese; bu, şu kişi ile ilişkisinde yapması ya da yapmaması gereken bir şeyi çelecektir. Ve, hep, tersi. Hep çatışmalarla başetmek zorundadır, kurulmak için, anlamı, yaşamının, kişinin. 

***

Kişinin yaşamına katılan, öteki kişilerin kişi için taşıdıkları anlamlar, kişinin gözünde, zamanla, bulundukları yeri hiç değiştirmeden, kendi eksenlerinde dönerler; sanki, açı değiştirirler: kişi, onları eskiden şu taraftan görürken, sonradan bu taraftan görmeye başlar; bu değişim de, yavaş yavaş, içten içe, sürebilir. Kendisi hiç değişmeden, hep açı değiştiren bir şeydir, anlamı, yaşamının, kişinin. 

***

Kişinin yaşamının anlamında, tabii ki, belirli, anlam kazanmış sözcükler yer alır: kişi, yaşamının anlamına yoğun bir biçimde katılmış bu sözcükleri, bazen, bir daha kullanamayacakmış gibi bulur kendini. İçinde anlam kazandıkları yaşam bağlamları öylesine yıpranmış, hatta tahrip olmuş, giderek yok olmuştur ki, o sözcükleri ağzına bile alamaz hisseder kendini kişi. Oysa zamanla kişinin yaşamında oluşan yeni anlam bağlantıları, o eski sözcüklere yepyeni anlamlar kazandırır; kişi de bu yeni bağlamlarda, yeniden anlamlı olarak kullanabileceğini hisseder, o sözcükleri. Ama tabii bazen, o bağlamlar, çerçeveler tam da yeni bağlantılarıyla, yepyeni ilişkilerinin içindeki kişinin, tümüyle engel olurlar, o sözcükleri kullanmasına. Yaşamının anlamı, içinde hiç sözünü edemediklerinden gelir, bazen, anlamı, yaşamının, kişinin. 

***

Kişinin yaşamının anlamı yanında durmaz: gelir, bir süre kalır, sonra, gider. Bir kez gelip gitmiştir ya yaşamının anlamı; artık kişi ne yaparsa yapsın, o yaşamının içindedir işte. Gelip geçen; ama, durmadan da olsa kalan öğelerden oluşur, anlamı, yaşamının, kişinin.

***

Kişinin yaşamının anlamı, bazen, yıllar öncesinden dopdolu olarak yeniden gelir. Sonra da yepyeni bir şey olarak bir kez daha gelir, hiç yaşamadığı şeyleri yaşamak olarak: Bunlar birlikte de gelebilir; çok eskiden bildiği ile daha hiç bilmediği olarak da. Eski mi eski ve yepyeni bir şey olarak gelir, anlamı, yaşamının, kişinin.

***

Kişi, yaşamının anlamını düşünürken, geçmişine bakınca, ne çok şey unuttuğunu görür: yaşamının anlamını oluşturmuşların ne çoğunun, Lethe’nin akıntısında sürüklenip gitmiş olduğunu. Oysa tam da onlar, kişinin tutması, ne pahasına olursa olsun gitmelerine izin vermemesi gerekenlerdi.
Ama işte tam da onları unutmuştur kişi:
O müzikli çıplaklığı,
O kapıdan çıkan pembeliği,
O güneşe uyanan yüzü,
O gece yarısı yağmurunu,
O dalgın bakışı,
O ufacık kızıltıyı,
O çınlayan kahkahayı,
O kıpırtısız yakınlığı;
Daha daha neleri,
Oluşturucularını, anlamının, yaşamının. 

***

Kişinin yaşamının anlamına sahiden ulaşabildiği noktalar, yaşamında sahte anlamlardan bezerek, ne pahasına olursa olsun sahici olmaya karar verdiği anlarda oluşur. Ancak sonuna dek sahte olmadan, sahici olamaz, anlamı, yaşamının, kişinin.

***

Kişinin yaşamının anlamı, hep, olanaksızlara gelip dayanır: kişinin yaşamının anlamını olanaklı kılması da, muazzam zorlukta girişimlerini gerektirir. Kişinin sanki yaşamını yok sayarak, yeniden, baştan kurmasını…
Kurulması için yok sayılması gerekir, anlamının, yaşamının, kişinin. 

***

Kişinin yaşamının anlamı, başından geçmişleri de içerir, geçmemiş, hiç yaşamamış olduklarını da: gerçi yaşamış oldukları hep belirleyicidir; ama yaşamamış oldukları, bazen sanki daha ağır basar.
Belki daha çok, yaşamadıklarının anlamlarından oluşur, anlamı, yaşamının, kişinin.

***

Kişinin yaşamının anlamı sürekli yalnızlığa yöneliktir: garip şey. Kişiler içinde kurduğu ilişkiler içinde oluşmasına karşın, duran bir yalnızlığa doğru yürür: ancak orada, o yalnızlık içinde tamamlayabileceğini, bütünleyebileceğini bilir, anlamını, yaşamının, kişi.

Oruç Aruoba
Olmayalı / Metis Kitap

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

SEVİNÇLER BİZİMLE GELMEZ

Sevinçler, yaşandıkları günlerin Taşınmazlarıdır, hepsi  Hepsi ardımızda kalır. Kimi sevinçler daha yüksektir  Ne zaman başımızı çevirsek  Eski siyah beyaz bir film gibi titrek, Geçmiş günlerin doruklarında  Bir anıt misali görünür.  Sevaplar, yol arkadaşlarımız  Hayat yolunda yan yana yürürüz  Vicdan azapları başımızın belası,  Çıkış kapısı yolunda bu âlemin  Bizden hızlı yürürler önümüzde;  Ölüm kapısına bizden önce varır,  Alaycı bir bakışla beklerler bizi...  Ne sevinçler, ne kitaplar  Yanımızda sadece  Sevaplarla azaplar. Hüsrev Hatemi 

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

DERTLİ YILLAR

I Demiryolu kenarı, o ahşap evde  Oturduk bir süre ve bundan böyle  Hayat uzayıp gidecek gibiydi  Demiryolu misali önümüzde.  Neydi o garın adı, sen girdin...  Kapısına dayanmıştım yağmurda  Sen içeride, terk edilmiş, boş  Korkunç ve ürpertici vitraylı  Paslanmış raylı garda kaldın. Musiki sevkiyle bu gölgelikteyim  Burda biraz vakfe mümkün mü beyim? Güzel de olsa güz hüzünlüdür;  Haydi bu sararmış tomarı sar da,  Beni en dertli yırlarla çağır.  Çünkü çirkâb ve çamur çoğalmıştır. II İnceldi keder, inceldi inceldi...  Geçti iğnesine günlerin  Ve oyasını işledi kalbimize.  Tez silindi tezhibi, laciverdi,  Sevincin, neşenin, bahtın  Bilmem saadeti resmetti mi Abidin Bey, Hayyam! Sen elemin takvimini yapar mısın? III Uzaklaş ama yavaş, bu ne telaş?  Bana bir yaklaşan var sen giderken...  Bana dönük olmalı gözlerin,  Uzaklaş ama yine bana dönük...  En sönük ışık bile fazla artık. Ardımda ...

Sen kalbi kırıkların Rabbisin Yani önce, en çok benim

Terk ettim aklımı, her yerde kalbim vardı! Engin Turgut Kalbim sırrını buldu, manalandı hayatım. Felix Arvers Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı. Soldu, günden güne sessiz, soldu! Dediler hep: “Kıza bir hâl oldu!” Tâ içindendi gelen hıçkırığı, Kalbinin vardı derin bir kırığı. Yahya Kemal Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum. Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!.. Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum. Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!.. Çisel Onat Parmaklıklar ardına konmalı laleler tehlikeli hayvanlar misali; Açılmışlar bazı dev Afrika kedilerinin ağzı gibi, Ve farkındayım kalbimin: açılır ve kapanır Kızıl goncalar kâsesinin bana duyduğu saf sevgiden. Sylvia Plath duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç dokunmuyorsun bana sen gibi bir şimşek çakıyor tam kalbime düşüyor yıldırımı ben gidiyorum Özdemi...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

ÇÜNKÜ ER YA DA GEÇ ALIR AŞK ÖCÜNÜ KENDİSİNDEN

199  Yazık! Kadınların aşkı! Sevgili  Ve korkulu bir şey olduğu bilinir ya  Çünkü bu kumara sokarlar varlarını yoklarını  Ve yitirdiklerinde onlara anımsatmaktan başka  Bir işe yaramaz yaşam geçmişin acılarını,  Bir kaplan sıçrayışı gibidir öç almaları da,  Ölümcül, çabuk ve yırtıcıdır, ancak çektikleri işkenceyi  Unutamadıkları için, duyarlar içlerinde, verdikleri cezayı. 200 Haklıdır da kadınlar, çünkü dürüst değildir erkekler  Erkeklere karşı sık sık, kadınlara karşıysa her zaman,  Kadınların değişmez yazgısı hep aldatılmaktır  Ağlayan kalpleri yitirir umudu tanrılaştırdıkları erkekten  Ve sonunda para tutkusu onları satın alır  Bir evlilikte - nedir ki geriye kalan?  Değer bilmez bir koca, vefasız bir sevgili sonra  Dikiş nakış, bakıcılık ve dua ederken biter her şey sonunda. 201 Kimi bir sevgili edinir, kimi içkiye, kimi dine  Vurur kendini, kimi eviyle barkıyla ilgilidir, dağıtır kimi,  Kimi kaçar...