Sus

Sus
Kaldır at şu yıpranmış sözcükleri
Ellerimde ellerinle büyüsün düşündüklerin
İlk yaratıldığın güne dön

Sus
Ne bulduk iki yüzlülüğünde seslerin
Sus büyüsün bu derinlik
Büyüsün öğreneceklerin

Sus
Bu gürültü yıkacak evreni günün biri
Sus tükeniyoruz soluk soluğa
Buğu gibi


Sennur Sezer

Sanki Yokum

Beni böyle uzun sev
Gölü delirt
Tutuştur suyun kanını

Gitmeni yalanlayan kuşlar bul

Bir küflü yorgunluk
Zamansız bir deniz kaldı
Gecenin avuçlarında

Hem varım sanki yokum

Beni böyle ıslak sev
Gizimi dağıt

Kuşlar demiştik kuşlar

Kal öyle
Öyle rüzgarlı

Ahşap bir kapı
Açılıyorum sana


Gonca Özmen

Bana Beklet

Bana beklet yontusunu ayıklarının
Bana beklet saksında o mahçup çiçeği

Ben ki beyaz bir sayfanın sıkıntısındayım
Yüzümde suskun ev tenhaları
Yüzümde geçkin bir elmanın kurtları

Ah hanginize baksam bir bahçe dağınıklığı
Geçsem içinizden geçsem
Kaderimdeki faytonun ağır aksaklığı

Bana beklet bu yara bilincini
Ve üşürüm ürpertisini ölümlü olmanın

Ben ki kuşlann göç zamanıyım
Büyüttüğünüz kötülük yılanı
Hüzünle uyandığınız yatakta

Ah bilmemenin geniş huzuru
Korkuyu getirdi rüzgâr
Öylece koydu aramıza

Bitir sessizi ve yeniden başla


Gonca Özmen

Yalnızlığı Denemek

Sonra yalnızlığı denemek oluyor herşey..

Üç beş sandalye yetiyor hüznü ağırlamaya..
Akşamları getirdiğim yorgunluk beni anlatmıyor..
Durmadan okşuyorum tüylerini gecenin..
Çiçekler büyük bir yokluğa bakıyor..
Gitsem..
Gitsem bir solgunluğa gidiyorum;
yüzümde kelebekler ve tebessümler ölüyor...

Gonca Özmen

Çok Üşümek

Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın

Bir Kalır yanık yağlar yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer

O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler

Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
Bir Kalır Yılgın Adamların hep "Evet" dedikleri

Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız

Tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün
Bir Kalır uzun kitaplarda anısı çok Üşüdüğümüzün ...

Turgut Uyar

San

Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacakların

Kırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzümün yanmasından anlıyorum
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dörtnala sevişmek lazım.


Cemal Süreya

Eda Karaytuğ - Tükendi Nakdi Ömrüm




Tükendi nakdi ömrüm dilde sermayem bir âh kaldı
Nevası âridir dilden ne yarandan nigâh kaldı

Derûni derdimi lokmana gösterdim,dedi eyvâh
Bu derdin dermanı yok çare ancak bir ilâh kaldı.

Kara günlerde mi halk eylemiştir kim beni mevlâm
Tutuldu şemsi bahtım gonca güllerim siyah kaldı

Perişan halime hiç kimselerden olmadı imdad
Halim arzetmediğim şâh-ı vezir padişah kaldı

Bu Rıf’at varını yaran uğruna eyledi yağma
Elimde sade bir keşkül başımda bir külah kaldı.

Rıf'at Efendi



Rıfat Efendi  (1798 / 1864)
 Adıyaman’da doğmuş ve Adıyaman'da vefat etmiştir. Ailesi Şeyh Gil diye tanınmıştır. Çocukları
İstanbul'a yerleşmiştir. Halen torunlarının İstanbul’da ikamet ettikleri söylenmektedir.
 Hayatını uzun süre Anadolu'da seyahatla geçirmiş,bir müddet de İstanbul'da kalmıştır. Hayatı
boyunca geçim sıkıntısı çektiği, çilekeş ve sabırlı olduğu bilinmektedir.
 Tahsili olmamakla birlikte kendisini çok iyi yetiştirdiği, geniş bir kültüre sahip olduğu şiirlerindeki
akıcılığında ve anlam derinliğinde görülmektedir.
 Rıfat Efendi şiirin her dalında örnekler vermiştir. Müfredleri, gazelleri, na’t ve ilahileri onun ne
kadar içli bir şair olduğunu göstermektedir.  
       
 Şemseddin Sami’nin Kâmusü’l A’lam’ına şu müfrediyle geçmiştir.
 Kaşın gözün ki hakkıyle Tîr-i kemanlıdır
 Tut ki aşkınla o sehme nişanlıdır

 Yukarıda belirtildiği üzere geçim sıkıntısı çeken şair şu mısraları terennüm etmektedir.
 Ne kadar kadirşinas olmasa da Adıyaman
 Rıfat’a çare ne? Yahşi vatanındır vatanın
 Dilberlerinin misli  Stanbul’da bulunmaz
 Rıfat o sebepten terk edemez vatanın



Sen Gidince

sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
saçlarını, gözlerini, ellerini
neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
termometrede yükselen çizgi
kimbilir nerelerde soğuyorsun

senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
insan insan bakan gözbebeklerin
beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

ne gelirse onlardan gelir bana
çalışma gücü yaşama direnci
mutluluk gibi kazanılması zor
mutluluk gibi yitirilmesi kolay

bir açarsın ki mutluyum
bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş

Rıfat Ilgaz

Mahzun Tarafım

Benim mahzun bir tarafım vardır.
Bakmayın neşeli olduğuma;
Sanki bir başkası içimde;
Pişman dünyaya geldiğine.
Bağ, bahçe ,deniz kenarı,
Güzel manzara faydasız;
Ben hazdan bitiyorum,
O daima neşesiz

Alışamadım yıllardır.
Bu ikinci varlığıma
Bakmayın neşeli olduğuma
Benim mahzun bir tarafım vardır.


Oktay Rıfat Horozcu

Ölmüş Bir Arkadaştan Mektup

Eskisi gibi yaşıyorum
Gezerek, düşünerek
Yalnız biletsiz biniyorum vapura, trene
Pazarlıksız alışveriş ediyorum
Geceleri evimdeyim, rahatım yerimde
(Bir de sıkılınca pencereyi açabilsem)
ah... Başımı kaşımak, çiçek koparmak
El sıkmak istiyorum arada bir.

Melih Cevdet Anday

Bercestelerim