13 Temmuz 2014

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi 
“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını. 
Günlük işlerdenmiş gibi ölüm. 

İlhan Berk



arayerde bir hüzün büyür gider. 

Turgut Uyar


Sabah erkenden su yürüdü arklara. 
Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ. 

Süreyya Berfe 



Yüzleri, yüzleri ve maskeleri 
Silik kopyaları bırak yaşayanlara 
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz 

Cahit Koytak


Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne 
Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne? 
Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden 
Kahve içelim muhallebi yiyelim 
Der gibi iyi niyetli 
Günlük vurguyla

Cahit Koytak



Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde 
Bülbül neden kenetlenmiş 
Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın. 
Gördüm 

Cahit Koytak


Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında 
Ulumak gibi ağlıyorum 
Köpekler koşuyor sağımda solumda 
Tanrım! 
Diyorum sadece 

Didem Madak



İki türlü acı var, biri güncelden doğar 
Acıdır günbegün kararan gazete haberleri; 
İnsanı çözümsüzlüğün acziyle boğar. 

Metin Altıok





Îçinde ne zûr var ne telbis 
Şi’re ne için yalan diye halk 
Yalan ise de tefâvütü var 
Hiç ola mı bir zinâ ile calk 

Necâtî


Bi-akl-ü-bî-sitâre vü meflüs û mendebûr 
Yoktur cihânda bir dâhi ehl-i kalem gibi 

Necâtî



Kim bilirdi şu’arâ olmasa ger sabıkda 
Dehre devletle gelip yine giden şahânı 

Nef’î


Okuma nâdâna ey Yahyâ sakın eş’ârını 
Şi’rden yekdir hâr-ı lâyefheme zirâ şair 

Şeyhülislâm Yahyâ



Mecmû’larda şi’rim arar ehl-i tab’ olan 
Hâce gibi şehrde ıkd-ı leâl arar 

Şeyhülislâm Yahyâ



Nedimâ şi’rimi tertib ederdim korkarım ammâ 
Yaka nazmımdaki sûz u güdâz evrâk-ı divânım

Nedim



Çekdüğüm derdi bilürdi nâlemi gûş eylese 
Halüme vâkıf olurdı okusa dildâr şi’r Üsküplü

İshâk Çelebi


Kim bakardı kalbi sâfi olmasa âyîneye 
Sûrete gelmezdi ger olmasa ma’nîdâr şi’r

Üsküplü İshâk Çelebi


Şi’re tevbe nice olur çâr-ebrû dilberün 
Birini sevsem dimek lâzım gelür nâ-çâr şi’r

Üsküplü İshâk Çelebi


Saçlarımda kiraz bahçeleri 
Salıncak kuruyor dallarına çocuklar 
Hep ben düşüyorum, hep ben,

Didem Madak


Bu yaz bol bol kiraz ye 
Heveslerini diri tut. 
Dinsin yüzünün gürültüsü

Engin Turgut


Dört nala açan kiraz çiçeklerinin 
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Ömer Çelik

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim. 
Dudaklarımda kiraz tadı yaşamanın

Ruhan Odabaş


Şehre tepeden bakmak gibiydi onu sevmek
Uykulu sesinde bahçelerle tanış olmak gibiydi
Kirazlar kadar

Süleyman Unutmaz


Bir kuş ötecek şimdi…
Havada bir durgunluk,
Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk,
Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz.

Ziya O. Saba


Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu.

Sait Faik


O küçücük odada soluğun
Mavi resimler çizer havaya
Avludaki kiraz içini çeker
Elma, armut, akasya

Ahmet Erhan


-Ve aşk; herkesin ana dili, biliyorum- 
Yitiyor sonra alevler arasında o şiir 
O gemi, kiraz ağaçları, o tutkulu şarkılar

Ali Emre


büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım

Betül Dünder


Kiraz devşirmeye gitmiştin hani
Çilek kokuyorsun vakte yabani
Unutma sana bergüzarım var
İntizarım yoktur, inkisarım var.

Bahaettin Karakoç


Ah, kiraz çiçekleri
Keşke sizin gibi
Düşebilseydim.

Masaoka Shiki


Say ki bu bir rüyaydı 
Say ki ben konuştum sen dinledin 
Beni merak etme 
Uzun ölümlerimi yarıladım bitmek üzere

Yasin Erol


İnce yazıyla yazılan bu şiir
Kalın duyarlıklara seslenecektir
Kimse yaşarken bir şey okumasın artık
Ölümün şiir herkese yetecektir.

Ahmet Erhan


Elleri artık titriyor eski gibi değil
Başını sanki dünyayı taşıyormuşçasına yorgun tutuyor.
Burda bir Ahmet Erhan var uzakta

Ahmet Erhan


Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle.

Ahmet Erhan


Hızla yaşadım genç ölmedim
Bir koşuymuş yaşam geç anladım
Otuzu geçiyorken saate baktım
Ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz

Ahmrt Erhan


Bu kadar mutluluk çok bana
Onu günlere
Onu aylara bölmeliyim
Ve bir tek gülüşünü senin
Kutlamalıyım yıllarca.

Ahmet Erhan


Anne ben geldim, ağdaki balık
Bardaktaki su kadar umarsızım
Dizlerin duruyor mu başımı koyacak?
Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın..

Ahmet Erhan


Dünya bir yara olmuşken beni kim sağaltacak?
Ki, kendiyle bile uzlaşmayan biriryim
Ateş bende yanar, su yine bendedir

Ahmet Erhan


Bana böylesi garip duygular
Bilmem niye gelir ,nereye gider?
Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar
Bu gün de ölmedim anne.

Ahmet Erhan


Buz üstüne yazmak isterdim
Bütün bu şiirleri
Ve sonra çekip gitmek
Dalgın bir cırcır böceği gibi.

Ahmet Erhan


Şaire ölmek yaraşır, filiz sürerken şiirleri
Tufanların alıp götürdüğü bu toprakta bir tek
Birkaç sözcük mutlak kalacaktır.

Ahmet Erhan


Özlerim bir dostu kucaklama duygusunu
Onunla ağlaşmayı sessizce
Özlerim bir çiçeği öperken
Toprağı öpüyormuşçasına sevinmeyi

Ahmet Erhan


Ve şairlerin selaları yükselir meyhanelerden
Çünkü otuzlu yaşlar intihar yaşlarıdır

Ahmet Erhan


Bir cenin umuduna aldandım
Yalnızım sapına kadar… ya erenler
Hüznümün alnımda münhal bir arsası var
Ölüm iki parsel… hayata kandım

Ahmet Erhan


Şimdi bir ölsem ve artık hiç konuşulmasam
Çocuğumun belleğini kefenimle silsem

Ahmet Erhan


Beni oğlum, beni oğlum diye
Saracaksın ne zaman
Radikal bir çiçeğim ancak kendi saksısında açan
Annesini seven

Ahmet Erhan


Yağmurda öleyim, su çeksin bedenim
Sokağın ortasında serseri bir ağaç gibi

Ahmet Erhan


Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra

Ahmet Erhan


bu gece şairim
bu gece eylül
bir şey söyleyin
ezan bilen yok mu
yasin içinizde
bu gece şairim
bu gece eylül uçtan uca

Murat Kapkıner


/bir resmin vardı koynumda
kısa bir süre
cinler çalmadan önce
and olsun
abdestsiz almadım elime

Murat Kapkıner


tükendi dad kelimelerim

artık dokunmasalar da ağlıyorum

Murat Kapkıner


seherler
adama namaz kıldıran ihtişamını yitirdi
artık ne gün batıyor ne kuşlar dönüyor
akşam ile yatsı arası

Murat Kapkıner


anne ban artık iyiyim
perhizim kaldırıldı
yüzlerim artık yamulmuyor
yüzümde bir şiirin tebessümü

Murat Kapkıner


Eylül gölgesi düşmüş güneşe
Ağlamak bir şey degil
Hançer sokuyorlar adamın sırtına

Murat Kapkıner


Sen de yoksun başucumda
Gözlerimi kim kapayacak?

Şinasi Özden


Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika
Bir buz parçası gibi kendinden eriyecek

Cahit Sıtkı


Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
Bir gün ister istemez,
Karşısında olacaksın kaçtıklarının.
Dua et, O gün henüz mahşer olmasın.

Cahit Zarifoğlu


İzin verirseniz, şuracıkta, kendi kendime düş görmek istiyorum.

Nuri Pakdil


yarın senden beni soracaklar
kördüğüm toplardı de

Murat Kapkıner


beni ele veren gözlerim
ve sesimi
sonra konu eder
'aslında orda herşey var' dersin

Murat Kapkıner


Yarın senden beni soracaklar önce mektuplarımı göster

Murat Kapkıner


Sordum yeni doğmuş bir bebeğe:
-Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
-Annemin sütünü düşleyerek.

Süreyya Berfe


Her geçen yıl eşyasızlığa alıştırıyor
eşyasızlığı bana
Soğuyoruz günümüzün gözdelerinden
ısınıyoruz yalına, yalınlığa.

Süreyya Berfe


Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden
Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
Bekle demiyorum kimseye, unutma demiyorum

Ahmet Telli


Ne ay ışığı yürüyeceğim,
Ne sessizlik aşk boyunca.
İçimde çırpınan dalganın var ettiği kıyıda
Gömdüm onu
Aşkla.

Bejan Matur


Kalbimi bıraktım bir yanıbaşımda
Kanatlarımda hep böyle yalnız başıma
Son şiirimi de kaybettim.
Kalbim! Neden ben?

Didem Madak


Acıklı sözler kraliçesiyim ben
Yağmur bir daktilo kız kadar hızlı
Hızlı daha hızlı
Fazla vaktim kalmadı
Artık ifadem alınmalı.

Didem Madak


Tenekeden bir aydınlıkla kestim
Hayatla ilgili bütün bağlarımı
Hazırım ben

Didem Madak

Benzer Yazılar