Ana içeriğe atla

Murphy Yasaları

· Tabiat ana daima hatanın yanındadır.

· Çözülen her problem yeni problemler yaratır.

· Aptalların dahi yapamayacağı şey yoktur, çünkü onlar da kendi çapında birer dahidir.

· Smith-Wesson kare as'tan daima iyidir.

· Tek boynuzlu gergedanla birde bir oynanmaz.

· Düşürdüğün ekmeğin yağlı yüzünün halıya gelme olasılığı, halının yeniliğiyle doğru orantılıdır.

· Asla Mrs. Murphy ile ilişki kurma.

· Tünelin ucunda görülen ışık üzerinize gelen trenin farı olabilir.

· Otomobil tamir ederken düşürdüğünüz alet, daima aracın en ulaşılmaz yerine kaçar.

· Bozuk bir alet tamire geldiğinde çalışır.

· Kendinden daha çılgın biri ile asla yatma.

· Emin değilsen mırıldan, başın dertte ise birine yık.

· Kendinden emin olmadığın zaman ikna edici konuş.

· Endişelenme, kısırlık kalıtımsal değildir, çocuğuna geçmez.

· Bir şeyin yanlış gitme olasılığı varsa, yanlış gider.

· 1500 liralık ampul daha önce patlayarak 10 liralık sigortayı kurtarır.

· Kestirme, iki nokta arasındaki en uzun yoldur.

· Her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, senin dünyadan haberin yok.

· Dostlar gelip gider, düşmanlar birikir.

· Murphy'nin altın kaidesi : Altını olan kuralı belirler.

· Hayattaki en güzel şeyler : Ya kanun dışı, ya ahlak dışı ya da şişmanlatıcıdır.

· Kaz ise kazıkla.

· Enayilerin parasını yanına bırakmak ahlaka aykırıdır.

· Elindeki kuşa, başının üzerindekinden daha çok güven.

· Güzellik derinin altına kadar işler, çirkinlik ise kemiğe dayanır.

· Hiyerarşide kişiler yeteneksizlikleri ölçüsünde yükselir ve orada kalırlar.

· Daima yarışta hızlı ve savaşta kuvvetli olan kazanmaz, ama sen yine onların tarafını tut.

· Bir işi tam yapmak için vakit bulunmaz, ama düzeltmek için daima zaman bırakırlar.

· Çok üstüne düşme, bozarsın.

· Pipo akıllıya düşünme şansı verir, aptala eğlencelik olur.

· Öyle bir sistem getir ki, bir budala bile kullansın. O zaman da onu sadece bir budala kullanır.

· Herkesin zengin olmak için yürümeyen bir planı vardır.

· Hiçbir iyilik cezasız kalmaz.

· Borç alabilmek için önce ona ihtiyacının olmadığını kanıtlaman gerekir.

· Tamire kalktın mı bil ki, daha çok zaman ve daha pahalıya çıkar.

· Her şeyin %90'ı posadır.

· Üniversite hocaları başkalarının sorunlarına en liberal, üniversitenin sorunlarına ise en muhazafakar çözümleri getiren kişilerdir.

· Yasama organı çalışma halindeyken, insanların hayatı gibi, mülkiyet hakkı ve özgürlükler de tehlike altındadır.

· İnsanlar gerçekleri arar, fakat hep kendi görüşleri doğrultusunda ilerler.

· Atı suya götürmek iş değildir. Marifet atı suda sırtüstü yüzmeye razı etmektir.

· Aynı taksiyi birden fazla gazete muhabiri paylaştığı zaman, taksi ücretini önde oturan öder.

· Aynı taksiyi kaç muhabir paylaşırsa paylaşsın ve taksi ücretini kim öderse ödesin, bütün muhabirler taksi ücretini masraf listelerine yazarlar.

· Bir siyasi partinin kuruluşu, bir siyasi hareketin sona ermesi demektir.

· Yeni kanunlar, yeni kanun boşlukları doğurur.

· İnsanlar diledikleri gibi davranabilecekleri özgür bir ortama kavuşunca, birbirlerini taklit ederler.

· Popüler olan kişi, sevilmemeye mahkumdur.

· Çok denenmiş yollar, hiçbir yere çıkmaz.

· Direnen, yücelir.

· Aşırılar buluşur.

· Yeni kravat, çorba çeker.

· Dükkanda ayağa uyan ayakkabı, en çirkin olan ayakkabıdır.

· Vitrinde gördüğün hiçbir mal, sizin alabileceğiniz kadar ucuz değildir.

· Seyahate çıkarken, ihtiyacınız olan elbiselerin yarısını ve ihtiyacınız olan paranın iki mislini yanınıza alınız.

· Radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının son melodilerini duyarsınız.

· Tereyağının sertliği ile üzerine sürülecek ekmeğin yumuşaklığı doğru orantılıdır.

· Vücut banyoya girmeden, telefon çalmaz.

· Yanlış numara hiç meşgul çalmaz.

· Yeni alet almadan, kaybettiğiniz eski aleti bulmanız mümkün değildir.

· Dakikanın uzunluğu, umumi hela kapısının hangi tarafında olduğunuza bağlıdır.

Murphy iyimser bir insandı.....!

· Eğer bilgisayarınızda bitirilmesi ölüm kalım meselesi olan bir iş varsa yemeğe çıkmanın tam vaktidir, çünkü elektrik kesilecektir.

· İşler yolunda gitmediği zaman gülümseyen bir kullanıcı, üzerine suç atacağı bir programcı olduğunu biliyordur.

· Kendinizi iyi hissediyorsanız kaygılanmayın, geçer.

· Birine bir iyilik yaparsanız, o iyilik göreviniz haline gelir.

· Konuşmanızda bir yanlış yapana kadar kimse dinlemiyordur.

· Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya kalkarsanız, makine çalışır.

· İki monolog bir diyalog oluşturmaz.

· Başarı daima yalnızken, başarısızlık ise herkesin içinde vuku bulur.

· Ne hakkında konuştuğunuzu bilmiyorsanız, her şey mümkündür.

· Olumsuz beklentiler olumsuz sonuçlara götürür. Olumlu beklentiler de olumsuz sonuçlara götürür.

· Uzman, bulunduğunuz yere dışarıdan gelen herhangi bir kişidir.

· Gizli evraklar fotokopi makinasında unutulur.

· Bir berbere asla saç kesimine ihtiyacınız olup olmadığını, bir satıcıya fiyatlarının iyi olup olmadığını sormayın.

· Başa çıkamayacağınız bir hata durumunu asla test etmeyin. Düzeltemeyeceğiniz yanlışı aramayın.

· Bir deney sonuç veriyorsa bir yanlışlık olmuştur.

· Bir proje üzerinde çalışırken işi bittiğine inandığınız bir aleti yerine kaldırırsanız ona derhal ihtiyacınız olacaktır.

· Her yol başarısızlıkla sonuçlandığında talimatları okuyun.

· Araba kullanmayı öğrenene kadar gerçekten küfretmeyi öğrenemezsiniz.

· Beklenmedik bir anda ele geçen boş vakit, mutlaka boşa harcanır.


Murphy'nin İş Yasaları

· Ne anlama geldiği belli olmayan her şeyi 'miscellaneous' klasörü altında toplayın.

· Bir toplantının bitiş saatini ve bir kokteylin başlama saatini ASLA GEÇİKTİRMEYİN.

· Hata yapmak kula mahsustur, bağışlamak Allah'a mahsustur yönetim kuruluna değil.

· Bir şeyi ilk seferde doğru yapmaya asla zaman yetmez. Ama baştan yapmak için hep yeterince zaman vardır.

· İşinizde iyiyseniz bütün işler başınıza kalır. İşinizde çok iyiyseniz nasılsa altından kalkarsınız.

· İşyerinde bir insanın otoritesi, gömlek cebinde taşıdığı kalem sayısıyla ters orantılıdır.

· İşi nasıl halledeceğinizi bilemiyorsanız, hızlı hızlı yürüyün ve endişeli görünün.

· Cuma günleri bir şirkette hasta adam bulamazsınız.

· Şirkette birinin ünvanı ne kadar uzunsa yaptığı iş o kadar önemsizdir.

· Şirkette bozulan bir makine, tamirci kapıdan içeri girdiği sırada aniden çalışıverir.

· İş bir kere çorba olmuşsa, düzeltmek için yapacağınız her şey durumu daha da berbat eder.

· Başarı sadece şans meselesidir. İnanmazsanız çuvallamış birilerine sorun.

Murphy'nin Savaş Yasaları

"Ters gidebilecek bir şey mutlaka ters gidecektir. Hatta bu tersliğin en az mümkün göründüğü anda bile". Mühendisler bu sözü çok severler ve Murphy yasası olarak isimlendirirler. Oysa askerlerin "Murphy bir iyimserdir" diyen O'neil yasasını benimsemek için geçerli sebepleri vardır. Savaşma, doğası gereği karmaşık ve sonu belirsiz bir görevdir. Savaş ve bitip tükenmeyen savaş öncesi hazırlıklar önceden kestirilemeyen bir çok sorunla doludur. Bu sorunlar, mücadelenin başlangıç safhasında, yani kullanılan silahlar, taktikler, doktrinler ve orduların kalitesi arasındaki farklar ortaya çıktığında daha belirgin hale gelirler. Savaş her iki taraftan da insan öğütmeye başlayınca herşey daha iyi anlaşılır. Artık daha hassas planlar yapılabilir. Bütün bunlar olup bitmeden önce, önemli faktörler bir türlü doğru olarak tespit edilemez.

Murphy yasasının en çok kurbanı olan piyadeler, ortak gözlemlerini "Murphy savaş yasaları" olarak bir liste haline getirmişlerdir. Farklı piyade birliklerinde, ayrıca yabancı birkaç orduda da bu listeyi değişik şekillerde gördüm. Kötü haber tez ulaşırmış. Aşağıdaki liste bunların bir derlemesidir. Listedekiler, kara muharebesinin ilginç taraflarını sergilemektedir.

· Siz süpermen değilsiniz.

· Geritepmesiz tüfekler geri teperler.

· Baskı ateşi baskı altına almaz.

· Aptalca görünen bir şey işe yarıyorsa o şey aptalca değildir

· Göze çarpan (belirgin) bir görünümde olma, hasmının ateşine maruz kalırsın.

· Gereksiz yere silahını çekip ateş etme, çevrendekileri sinirlendirirsin.

· Şayet emin değilsen silahını dolu kabul et, muhtemel her hedefi ateş altına al.

· Avcı boy çukurunu asla senden daha cesur biri ile paylaşma

· Asla unutma ki silahın en düşük fiyat veren firma tarafından yapılmıştır.

· Eğer hücumun iyi gidiyorsa, pusuya düşmüşsündür.

· Nereye döşediğini hatırlamıyorsan, mayının seni hedef alıyor demektir.

· Bütün beş saniyelik el bombası fünyeleri üç saniyeliktir.

· Önemsiz görünmeye çalış. Düşmanın cephanesi azalmış olabilir. (hedef olarak seni seçmesin)

· Mevziden daha ileride isen, dost topçunun daha yakına ateş edeceğini unutma.

· Önemsemediğin düşman şaşırtma harekatı esas taarruzdur.

· Kolay yol her zaman mayınlanmıştır.

· Önemli olan şeyler daima basittir.

· Basit olan şeyler her zaman zordur.

· Bir bölgeyi güvenlik altına aldıysan, bunu düşmana söylemeyi unutma.

· Üstüne gelen ateşin geçiş önceliği vardır.

· Muharebeye hazır hiçbir birliğin denetlemeden geçtiği görülmemiştir.

· Denetlemeye hazır hiçbir birliğin muharebeden başarı ile çıktığı görülmemiştir.

· Takım çalışması esastır. Bu, düşmanın üzerine ateş edeceği diğer kimselerin (hedeflerin) varlığını sağlar.

· Eğer düşman menzil içinde ise sende öylesindir.

· Dost ateşi, dostun ateşi değildir. (seni de vurabilir)

· Yapabildiğin her şey vurulmana yol açabilir. Hiçbir şey yapmaman dahil.

· Düşmanın içeriye giremeyeceği kadar mevziini mukavim (güçlü) yaparsan, sende içinden çıkamayabilirsin.

· İzli mermilerin izi iki yönlüdür, senin de yerini belli ederler.

· Üstüne gelen düşman ateşinden daha isabetli olan tek şey, üstüne doğru gelen dost ateşidir.

· Bir şeye aşırı ve çaresiz bir şekilde ihtiyacın olduğu anda, telsizler çalışmayacaktır.

· İki taraf da kaybetmeye başladığına inandığı anda, ikisi de haklıdır.

· Profesyonellerin ne yapacağını kestirebilirsiniz, ama dünya amatörlerle doludur.

· Her hava koşulunun yakın desteği kötü havada işlemez.

· Bir elbombasının tesirli yarıçapı, her zaman senin sıçrayabileceğin mesafeden bir ayak boyu daha fazladır.

· Gerçekten kontrol altında tutulan tek arazi, üzerinde ayakta durduğun toprak parçasıdır.

· Süngü kanunu der ki, mermisi olan kazanır.

· Arka kademedekiler yani muharip olmayan birlikler her yerdedirler.

· En yeni tank tahrip silahı bir diğer tanktır. Bu nedenle tanklar hep birbirleri ile savaşır ve piyadeye yardım edecek vakit bulamazlar. Asıl amaçları bu olduğu halde.

· Hassas bombardıman normalde artı/eksi bir mil içinde isabetli olur.

· B52 ve C130 uçakları ile yapılan misket bombardımanı çok isabetlidir. Bombalar her zaman yeri bulur.

· Murphy bir 11b idi. (11b Amerikan Kara Kuvvetleri'nde piyade avcı eri için kullanılan kod no'sudur.)

· Kusursuz planlar kusursuz değildir.

· Kolay yol genellikle ölümünüze yol açar.

· Üniforması daha gösterişli olan taraf kaybeder.

· Zırhlı araçlar mermileri üzerine toplayan mıknatıslar ve dikkat çeken hareket halindeki avcı boy çukurlarıdır.

· Eğer düşman dışında her şey azalıyorsa, savaştasınız demektir.

· Muharebenin ilk bir kaç saniyesi içinde hiç bir planın geçerliliği kalmaz.

· Cephane pahalı, hayatınsa ucuzdur.

· Muharebede malzeme harcamak mezar kayıt formu doldurmaktan daha kolaydır.

· Eğer düşmanı göremiyorsan, o seni hala görüyor olabilir.

· Son koruma ateşi, koruma sağlamaz.

· Savaşmadan kazanabilirsin, fakat bu çok daha zor olur. Üstelik düşman işbirliği yapmayabilir.

Murphy'nin Evlilik Yasaları

· Evliliğe başlamak, bitirmekten daha kolaydır. Ve suçlu daima eşinizdir.

· Eğer size evlilikten söz eden yalnızca anne ve babanızsa durum sizin için son derece mutsuzdur.

· Sakın para için evlenmeyin. Çok daha uygun koşullarda borç bulabilirsiniz.

· Eğer evlilik eğlenceli bir şey olsaydı, nikahı belediye memuru kıymazdı.

· Evli bir çiftin aynı konuda "evet" dediği son yer nikah masasıdır.

· Evlilik güzel bir ilişkiyi bitirmenin en kısa yoludur.

· "Aşk ve Evlilik, tıpkı at ve araba gibi birlikte yürür." En son ne zaman at arabası gördünüz?

· Aşkın gözü kör olabilir ama evlilik insanın gözünü açıverir.

· Eşlerden ilk uyuyan her zaman en yüksek sesle horlayandır. Suçlu her zaman eşinizdir.

· Eğer erkekler kur yaptıkları dönemdeki davranışlarını evlilikte de sürdürürlerse boşanmalar azalır, iflaslar artar.

· Ne zaman ve nerede evlendiğinizi anımsarsınız ama niçin evlendiğinizi anımsayamazsınız.

· Erkek, eğer karısında artık bir hata bulmuyorsa, boşanmış demektir.

· Her başarılı erkeğin arkasında edepsiz bir kaynana vardır. Her başarılı kadının arkasında aşağılık kompleksiyle kıvranan bir erkek vardır.

· Televizyonda 27863 bölümlük Brezilya dizilerini izledikçe "evliliğinizin iyi gittiği" inancınız artar.

· İyi bir kavga en başarılı doğum kontrol yöntemidir. Anlık barışlarda bunun tersi olur.

· Eğer birisi eşinizi elinizden alırsa, ona yapacağınız en büyük kötülük, birlikte yaşamalarına izin vermenizdir.

· Masallarda çiftler aşık olurlar, evlenirler ve yaşamlarının sonuna kadar mutlu yaşarlar. Bunlara masal denmesinin nedeni de budur zaten...

Murphy Kimdir?

1917 doğumlu Edward A. Murphy Jr. ABD Hava Kuvvetlerinde 1949'da roketler üzerine deney yapan mühendislerden biriydi. İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu (USAF proje MX981). Deneylerden biri pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması gerekiyordu. Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16 sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi. Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı. Bir kaç ay içinde "Murphy'nin Kanunları" mühendislik sahasında çalışanlar arasında yayıldı ve 1958'de de nihayet Webster'in sözlüğüne girdi.

Murphy Kanunu:

Murphy kanunları ilk olarak 1949 yılında Captain Ed Murphy tarafından "Anything that can go wrong will go wrong" "yanlış gitme olasılığı bulunan bir şey, yanlış gider" olarak emrindeki proje yöneticisi George Nichols'un yarattığı bazı durum ve tersliklerden mülhem olarak vazedilmiştir. Zaman içinde pek çok kişi benzer terslikleri Murphy kanunu adı altında listeye eklemiş, kurallar anonim bir hal almıştır.

Bu blogdaki popüler yayınlar

İnsanlıktan kaçmayan imam!

En son nefret söylemi kurbanı olan Beylikdüzü’nde kafasının arkasından tek kurşunla öldürülen trans arkadaşımızı duyduğumda şöyle bir geriye gittim... Seks işçiliği yaptığım 90’lı yıllarda bir trans cinayeti serisi başlamıştı. Travestiler bazen tornavida ile öldürülüyordu, bazen kurşunla, bazen de polisten kaçarken araba çarpıyordu. Arabalar yardım etmek için duruyordu, trans olduğunu görünce tekrar üstünden geçiyorlardı. Tabii ki aileleri tarafından reddedilen transeksüel bireylerin cenazelerinde de kimse sahiplenmiyor ve almaya gelmiyorlardı. Biz morga gidiyorduk. Bazen yalvarıyorduk, bazen durumumuzu anlatıyorduk. “Ailesi reddetmiş, kimse gelip cenazesini almayacak. Aynı soyadından kimse gelip imza atmayacak bu çok net” diyorduk. Bazı morg görevlileri pozitif ayrımcılık yapıyordu. Cenazeyi biz alıyorduk. Bazen ailelerin de sahip çıktığı oluyordu. Cenazelere hep katılıyorduk. Kimi zaman da belediye gömüyordu. Yine Kulaksız Mezarlığı’nda belediyenin gömeceği bir cenazeye katılmıştık. ...

Beşinci Mevsim

Fırtınalı bir günün sonunda bir dal istedi kadın, tutunmak için dostane Bir mum yaktı adamın biri, elini uzattı beyaz bir gül geldi karşılığında Böylece bir muhabbet başladı gözlerde aylarca devam etti bu dostluk sessizce Bir mum daha yaktı adam yüreğini açacaktı kadına ellerini avuçlarına alıp korkusuzca bakacaktı kadının gözlerine ve birlikte yaslanacaklardı geceye Gözlerinde aşk koynunda ihtirasla düşler! Dedi kısaca Geldim dedi kadın ama yer bulamadım kendime Korkuyla geriledi adam ya bir daha gelmezse, ya onu hepten kaybedersem diye geçirdi aklından bir kez daha erteledi düşlerini her seferinde olduğu gibi Dört mevsim yaşadı kadın çelişkiler içinde son mevsimin son gününde, aklı yenik düştü yüreğine beyaz bir gül ile misafir oldu adamın düşlerine sana geldim götür beni gözlerindeki karanlığın ötesine Dalgındı, fark etmedi adam bozulmasını istemediği bir rüyanın içindeyi kendince Utandı kadın çok utandı çırılçıplak hissetti kendini o an söndürdü mumu beyninde hoşça kal. Dedi adama ...

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok ‘Aşkun safâsı yok değül ammâ cefâsı çok Şehr-i cemâl o gamze vü ebrû vü hâl ile Hakkâ ne cây-ı dil-keş olur dil-rübâsı çok Bin câna virmeye n’ola bir bûsesini yâr Az olıcak metâ’ olur anın bahâsı çok Hiçbir belâ mı var ki gönül anı bilmeye Seyyâh-ı bî-karârın olur âşinâsı çok Zülf-i siyâh-ı yârda var sad-hezâr çîn El çek tolaşmadan ana Yahyâ hatâsı çok Şeyhülislam Yahya Efendi

Ben hergeleyi görmüşümdür

BENDEN DE BİR KALİNİKHTA SANA BALIKÇI 23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul'da 11 Mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi'nde yaptı. İki yıl Adapazarı İdadisi'nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ailesi İstanbul'a yerleşince İstanbul Sultanisi'ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi’ne geçti, 1928'de mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. 1931 yılında ekonomi öğrenimi için gittiği İsviçre'den kısa süre sonra ayrılıp Fransa'nın Grenoble kentine geçti ve orada üç sene yaşadı. Sonraki yıllarda, Grenoble Üniversitesi'ne de devam ettiği şehirde, aslında başıboş gezerek edebî şahsiyetini bulmaya çalıştığını açıkladı. Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle “kökü kendisinde olan” bir yazar olarak kabul edilir. Klasik öykü tekniğini y...

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Gelecek Yıl İlkbahar Yokmuş

Yüzünü bir kedi tırmalayacak ona deli deme sakın Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Raylarda kırmızı şarap şişeleri patlamışçasına Bu gece yağmur yağacak ona dur deme sakın Su yaramazdır, toprağın yorgunluğundan ne anlayacak İçini sürüklediğin bu korkunç mermi yuvasında En büyük dansa kalkmaya hazır ağır dallarınla Ninnilerle değil, vedalarla uyut kendini Dışarıdaki cemre sana düşmez uyma hayata Bu gece herkesin hafızası silinecek itinayla Buna kader deme sakın Zaten üç beş kişiyiz gürültümüz tuhaflığımızdan Sevişsek içkiler bitiyor sandık Ağlaşsak hüzünler harfiyen sıradan Hangimiz hainiz hangimiz hırpalandık Hangimiz kuvvetli yalnızlıklarıyla böyle olağan Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Bu gece kökler yeryüzüne yürüyecek neden deme sakın Acı arsızdır, bedenin direncinden ne anlayacak küçük iskender

Erteleme

Öbür gün, evet, yalnızca öbür gün... Yarın öbür günü düşünmeye başlayacağım, Belki her şey olup bitecek; ama bugün değil... Hayır, bugün değil; bugün yapamam. Öznel nesnelliğimin şaşırtıcı inadı, Gerçek yaşamımın uykusu, araya girmesi, Sezinlemesi, bitimsiz bezginlik- Bütün dünyam bir tramvaya yetişme çabası- Öyle bir ruh o... Yalnızca öbür gün... Bugün hazırlanmak istiyorum... Hazırlanmak istiyorum kendi yarınım için, öbür günü düşünmek için... Sonucu belirleyecek olan bu. Halihazırda planlarım var, ama hayır, bugün planlama yok... Yarın plan yapma günüdür. Yarın dünyayı fethetmeye masama oturacağım; Ama ancak öbür gün fethedeceğim dünyayı... Ağladığımı hissediyorum, Apansız ağladığımı hissediyorum, derinden içime doğru... Bugün ne olup bittiğini bilmeyin, bu bir giz, söyleyemem. Yalnızca öbür gün... Çocukken her hafta Pazar günü sirki beni eğlendirirdi. Bugün bütün eğlencem çocukluğumdaki tüm hafta süren Pazar günü sirki... Öbür gün, bambaşka biri olacağım, Yaşamım zaferle taçlanaca...

Bence Malumdur

dikenin kalbime battığı bir sonbahar günüdür sen elini bulutların içinde gezdirirsin bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler içini kurtlar kemirir bence malumdur buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün senin ateşler içinde olduğun bence malumdur ellerin muhakkak çocuk elleridir hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün onlar neden daima okul türküleridir süleymancıktan bahseder kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden süleymancıktan ve karınca yuvalarından bahseder ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün sen ansızın gökyüzünde görünürsün gözlerinin rengi bence malumdur elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler sokakların üstüne bulutlar gelirler bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir bir yıldız bir yıldızın ardınca gider yıldızların kayboldukları yer bence malumdur  karanlıkta bir şeyler kopar dağılır...

Aşk gibidir şiir

Aşk gibidir şiir de: Söyleriz, söyleriz, çok şeyler söyledik gibi gelir bize, bir de bakarız ki bir şey söyleyememişiz, hep çevre de dolaşmış da öze değememişiz. Nurullah Ataç

MUTLULUĞUN TABİRLE İNŞASI

Bir padişah rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş. Sabah olunca bunu yorumlatmak üzere müneccimbaşını çağırtmış. Rüyayı dikkatle dinleyen müneccimbaşı üzülerek " Sultanım, bu rüya bütün sevdiklerinizin ölümünü göreceğinize işarettir ." demiş. Bu uğursuz yoruma öfkelenen padişah, müneccimbaşını görevinden azletmiş. Bunun üzerine huzura müneccimbaşının yardımcısı getirilmiş. Padişah, ona da aynı rüyayı anlatmış ve " Peki, sen ne diyorsun bu işe ?" diye sormuş. Genç yardımcı ise -biraz da çekinerek- " Efendim, bu rüya sizin, bütün sevdiklerinizden daha uzun yaşayacağınızı müjdelemektedir ." diye cevap vermiş ve yaptığı bu yorum sebebiyle ödüllendirilmiş. Kıssadaki her iki yorum da aslında aynı anlama gelmektedir. Ancak kelime seçimi ve üslup, sonucu tamamer değiştirmiştir: İlk yorum karamsarlık doğururken ikincisi umut ve güzellik aşılamıştır. Hayattaki olayların çoğu böyle iki türlü de yorumlanmaya müsait olarak kapımızı çalar. Kötüye de iyiye de yor...