Ana içeriğe atla

Yarın Seni Benden Soracaklar

ı.
bütün yaralılar haklıdır
her saralı sadık
bu bölüm
saralılara değil
saraya ayrılmıştır
sara yeminlidir
yaşı
binlerce seneden haber verir
bu süreçte sürekli tren kaçırmış
ona sorarsanız hiç fırsat kaçırmamıştır
bütün vapurları
otobüsleri
bütün kızları bir terkiye
aklını bir bohçaya sarıp kaçırmış
leylayı kaçırmamıştır

yeminlidir
herkesinki gibi
onun da putu helvadandır
fakat o acıkınca
/sadıktır/
kafayı yemiş
putumu yememiştir

leylaya göre dabbe odur
ona sorarsanız leyla mesih
leyla söz dağıtır
leyla gönül dağıtır
evler dağıtır
'kervan kırar'
ordu bozar
sara toplar
leyla ravi
sara rivayetin kendisi
leyla dağıttığını bilir
o bilmez kendini devşirdiğini
hikâyet odur ki
leylayı o gün kaçırsaydı
bugün yaylı tanbur çalınmayacak
istanbul'un iki yakası olmayacak
gökle yer birbirinden ayrılmayacak
elbet göklerden yere haberler gelmeyecek
mektup ve mürekkep icad edilmeyecek
'bir beyaz mendil' sallanmayacak
barak havası nedir
Toroslar
mavi gök
burçların ihtişamı bilinmeyecekti

eğer o gün sara leylayı kaçırsaydı
bir kaç saralı aklını
kalan herkes
kadınları-kızları
ekmeği-aşı
sonra parayı
birbirinden kaçırmayacaktı
borsalar
gökdelenler
uçaklar
bilgi işlem merkezleri var olmayacaktı

eğer o gün sara leylayı kaçırsaydı
Hiroşima'dan Bosna'ya
ordan Çeçenya'ya
yüzbinlerce çocuk
boğazlanmak yerine
köşe köşe kaçıp
köşekapmaca oynayacaktı

II.
dabbeyi tanımalısınız
çünkü konuşur
ben kendimle
o sizinle konuşur
ona kulak verin
en muhteşem şiiri söyledi
üstelik bana değil
size söyledi
/ankebut
hey ankebut
odamda
evimin tavan arasındaki örümcek
artık seni kutsanmayacağız
sen o örümcek değil
sinek avlayan bir zavallı
artık seni kutsamayacağız
hani taze yumurtası
hani güvercinin
meskeni düşürdü dabbe
bizim için/

dabbeden sonra
en konuşkan
en fasih olan ölü
bal akan diliyle
en dürüst ve mufassal itirafı o yapmış
en güzel masalı anlatmıştır
vâsi masallar anlatır
o ağzını açtı mı
gerçek susar
masal denilen hakikat çıkar
/ölü
hey ölü
kim diri
kim ölü
gel masal anlat bize
belki anlarız o zaman
sen gidip
biz kalınca bizbize/
bu ikinci bölüm ölünün
ve ölü
her şeyi deneyebilir
işkillenir
ürkerse
üstelik herşeyi iddia edebilir
çünkü ölü
ordan buraya gül yansıması
hakikatte ölü değil gül yansıması
insan dünyası

gülü duydum
gördüm
ve anladım
her anlatmak istedikçe
şiirime deli atların girmesi
çıldırdığım bundandır


/gül
ey gül
ey kızıl
ey siyah
dağ üstüne dağ
yas üstüne yas olmaz
ki fâriside adındır
kamuslarda saklıdır/

III.
işbu üçüncü bölüm deli
atların
/korkuyorum
eğer böyle gider
anlamlı hayatlardan
kıyı
hilal
ve kuşluk kelimelerinden
nefret edersem
korkuyorum
bütün bu mümkünlerden
anlamlı hayatlardan/
rüyalarıma ölü değil
ölümün kendisi
şiirime
bana birşey vaad etmeyen
deli atlar girer

işbu üçüncü bölüm
deli atların
ağızlarında okyanuslar köpürür
burunları tayfun
nalları arz u semada
ordular
ordular
ordular kadardırlar
gemi yüzdürürler
onlar yüzünden gemiler batar
rüzgâr
koşularının sonu
trenleri raylardan çıkarırlar
onlar yaralar
onlar sararlar
ecel ve ekmek bölüştürürler
biri koştuğunda
Amerika'da deprem olur ...
terleri ulusal felaket

IV.
Yarın senden beni soracaklar
önce mektuplarımı göster
beni ele veren gözlerim
ve sesimi
sonra konu eder
'aslında orda herşey var' dersin
intihar şerbetine bayılırdı
her kapışında kadehi
tam o esnada
ya ******
ya bir rahibe şeklinde
çıkardık karşısına
kaç yağmur yediğini unuttuğu
düzgün yüzüyle
her defasında
o düzgün yüzüyle bakakalırdı
yarın senden beni soracaklar
çelik saç örgüleri çözer
kimi zaman sırtında bir tabutla görülür
kimi zaman tabutlara binerdi
çözdüğü düğümü kimse atamazdı
/işte biz
ebediyyen çözüldük hepimiz/

çizgi çizgi
çizgi çizgi çözgüydü çevresi
kördüğüm toplardı kendisi
de

yarın senden beni soracaklar
kördüğüm toplardı de
nerede bir çöplük
bir mezbele görse
iğrenmez
iğilir kördüğüm toplardı
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları
başörtüleri
delikanlı parmakları
göller
ırmaklardan
yerin gözeleri
en alt yanları
en üst damlarından
eliften omegadan
şelâlelerden
şerarelerden
ilkbahar
sonbahar
kış ve yazdan
gün yirmidört saat
geçmiş ve gelecek zamanlardan
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları
delikanlı parmakları
yedi iklim dört yönden
kördüğüm toplardı

IV.
Yarın senden beni soracaklar
önce mektuplarımı göster
beni ele veren gözlerim
ve sesimi
sonra konu eder
'aslında orda herşey var' dersin

intihar şerbetine bayılırdı
her kapışında kadehi
tam o esnada
ya ******
ya bir rahibe şeklinde
çıkardık karşısına
kaç yağmur yediğini unuttuğu
düzgün yüzüyle
her defasında
o düzgün yüzüyle bakakalırdı

yarın senden beni soracaklar
çelik saç örgüleri çözer
kimi zaman sırtında bir tabutla görülür
kimi zaman tabutlara binerdi
çözdüğü düğümü kimse atamazdı
/işte biz
ebediyyen çözüldük hepimiz/
çizgi çizgi
çizgi çizgi çözgüydü çevresi
kördüğüm toplardı kendisi

de

yarın senden beni soracaklar
kördüğüm toplardı de

nerede bir çöplük
bir mezbele görse
iğrenmez
iğilir kördüğüm toplardı
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları

başörtüleri
delikanlı parmakları
göller
ırmaklardan
yerin gözeleri
en alt yanları
en üst damlarından
eliften omegadan
şelâlelerden
şerarelerden
ilkbahar
sonbahar
kış ve yazdan
gün yirmidört saat
geçmiş ve gelecek zamanlardan
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları
delikanlı parmakları
yedi iklim dört yönden
kördüğüm toplardı
de

yarın senden beni soracaklar
peygamber gelmezse
bir bize gelmez diyorduk
ve işte o bize gelmişti
şaşkındık
öylesine şaştık ki
üzerimize ne düşüyorsa
kusursuzca yaptık
onu ilk kez elli yılın sonunda
şehvet ve şefkatle dudaklarından öptük
de
neden derlerse '
yazılmıştır' de
/aldırma anlayan anlasın/
yazılmıştı
biz üzerimize düşeni yaptık
herkes birdenbire öldürülebilirdi
biz ağırdan aldık
/onun hep acelesi
batıl inançları vardı
sürekli sigarasında yol görünürdü/
doğrusu biz hep ağırdan alıyorduk
yazılmıştı kınanamazdık
sadece yardımcı olduk
önce duvarlarından
/yani çevresinden/
başlayarak üzerine bir türbe yaptık
/bu esnada
o denize düşmüştü
bizi onaylayıp
hoşça el mi sallıyor


boğulup çırpınıyor muydu
bunu hiçbir zaman anlayamadık/
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları
delikanlı parmakları
yedi iklim dört yönden
kördüğüm toplardı
de
yarın senden beni soracaklar
hiç ummadığımız bir sonbahar asrında
'görüyor
ve suçlanamayacağınıza
ve başarınıza tanık oluyorsunuz
ama yine de ben bitirmezsem
bu bitmeyecek' dedi
sonra utandı
utancından
/kediler bağırsak gazından utanmaz
ölürken utanırlar/
gidip bir eski ahşap evin
çatısında kıvrılıp
güya gözlerden ırakça öldü
/karda kaçan bir siyah itti oysa
bütün hızıyla koşarak gitti
ovalar tükenip bitti
o gene gözlerden yitmedi/
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları
delikanlı parmakları

dedi ve öldü
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları
delikanlı parmakları
yedi iklim dört yönden
kördüğüm toplardı de

yarın senden beni soracaklar
/artık öfkelen/
hercainin teki
kaygan
ne tutunur
ne tutunulur
zamane müptezeli
geleni kovar
kaçanın ardından koşardı
bütün mümkünlerini bir gayrı mümküne feda
bütün malûmlarını inkâr
bir meçhule iman etti
de

suyu rakı gibi içen
pardesüsünü rahat
ve telaşesiz giyen bir genç gördümü
hayıflanır
'ben gençliğimde de
pardesümü giyerken
bu kadar ve gibi rahat değildim
suyu rakı gibi içemezdim'
derdi

son saatleriydi
ateşinden fırsat bulduğu biran
'yalnız nikaha tahammülün yok
önceleri ******ydin
şimdi rahibe
ben de denemiştim bir zaman
kurtulamıyor insan
ruhban olunca fuhuştan'
diye sayıkladı
de

senden beni sorarlar
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları
delikanlı parmakları
yedi iklim dört yönden
kördüğüm toplardı
kördüğüm toplardı
kördüğüm toplardı
de

Murat KAPKINER

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...

Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası

Sahife-i Seccâdiye'den' Yirminci Dua Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. İmanımı, imanın en olgun derecelerine ulaştır. Yakinimi, yakinin en faziletli mertebelerine eriştir. Niyetimi, niyetlerin en iyisine; amelimi, amellerin en güzeline yükselt. Allahım! Lütfunla niyetimi kâmil ve halis eyle. Kesin inancımı sabit kıl, kudretinle benden sadır olan kötülükleri islah eyle. Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. Gönlümün meşgul olmasına neden olan önemli işlerime sen kâfi ol. Beni, yarın sorguya çekeceğin işlerle vazifelendir. Zamanımı, beni yapmam için yarattığın şeylerle geçirmemi sağla. Beni senden başkasına muhtaç eyleme. Bana rızkını genişlet. Beni zenginlerin malına mülküne, makamına ve haşmetine özlemle bakanlardan eyleme. Beni aziz eyle. Beni kibre giriftar eyleme. Kendi kulluğunda bana boyun eğdir. İbadetimi kendini beğenmişlik yüzünden heder eyleme. Benim elimle insanları hayra yönelt. Salih ameller...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiyle kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi geri veriyorsun hayata beni saçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun sen ağacın toprakta gördüğüsün seni ben ufalayamam sen ben dağıtamam ben sana hiç kıyamam seni toprak çürütsün ağacın toprakta gördüğüysem bilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan