Ana içeriğe atla

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim.

Güvercin Gerdanlığı Twitter Arşivi - Ağustos 2013

Sabah erkenden su yürüdü arklara. 
Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ. 
Süreyya Berfe / Ufkun Dışında 
"Aşkın yorucu yıpratıcı birşey değil de, daha çok dinlendiren huzur veren birşey olduğunu gördüm; şibumi gibi."

Bir keresinde bedeninde üç zıpkınla yüzmeye devam eden bir balina görmüştüm. Ölmesi bir gün sürmüştü. King of Devil's

Hayâl, ipleri elden kaçırmaktır. İsmet Özel

Zahirinizi dağınıklıktan kurtarın. Zahiri dağınık olanın batını ve gönlü daha da dağınık olur. Hâce Yusuf-i Hemedânî

Ya sen… Sen… Nasılsın? Göğsündeki ağrılar nasıl? İyi misin? "Kim Bağışlayacak Beni"

Bir hikâyeden düşüyorum… Bir şiirin ilk mısrasına tutunamayıp son dizeye düşmek gibi bir şey bu… Fehat Uludere

Huzur camide

Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. ahmetkytrk.blogspot.com/2012/08/yalniz…

"Okuduğum, sevdiğim, sahip olduğum ve hâlâ kokusunu hatırladığım ilk kitap odur." 


Yüzleri, yüzleri ve maskeleri 
Silik kopyaları bırak yaşayanlara 
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz 
Cahit Koytak

- Kapıda tanrı olduğunu söyleyen biri var, han'fendi! ... - Dün gece yatarken yardıma çağırmışsınız onu. İsminizi söylüyor; Cahit Koytak


Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne 
Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne? 
Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden 
Kahve içelim muhallebi yiyelim 
Der gibi iyi niyetli 
Günlük vurguyla
Cahit Koytak

Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde 
Bülbül neden kenetlenmiş 
Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın. 
Gördüm 
CK

Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında 
Ulumak gibi ağlıyorum 
Köpekler koşuyor sağımda solumda 
Tanrım! 
Diyorum sadece 
DM

bir güvercinin boynunu koparmayı düşünürken Güvercin Gerdanlığı’nı ah evet belki bunu için sevdim ben ahmetkytrk.blogspot.com/2012/10/uckagi

İki türlü acı var, biri güncelden doğar 
Acıdır günbegün kararan gazete haberleri; 
İnsanı çözümsüzlüğün acziyle boğar. 
Metin Altıok

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi 
“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını. 
Günlük işlerdenmiş gibi ölüm. 
İlhan Berk

arayerde bir hüzün büyür gider. Turgut Uyar

Uyan kızım! diye feryad eden babanın sarıldığı bedenlere, çocuklarımın ismiyle seslenip bakınca...

Aşktan erkekler bir netice beklerler, fakat kadınlar ancak o hissin devamı ile bahtiyar olurlar. Madame de Stael

Kadınlar aşklarını kimsenin öğrenmemesini, sevdiklerini ise herkesin bilmesini ister. Andre Maurois

Bir pencere açıldı kitabımın sayfasında 
El sallayarak sen göründün,
 ... 
Anlattıklarına karışıyor kitabın anlattıkları... 
Nahit Ulvi Akgün

Kötü huylu adam, söz arasında çirkinliğini sezdirir. 
Çingenenin merdi yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler. 
Ragıp Paşa

Miyân-ı güft u gûda bed meniş iham eder kubhun 
Şecaat arz ederken merdi Kıpti sirkatin söyler 
Ragıp Paşa

Siz gittiğinizden beri kendimi balkonda unutulmuş bir bitki gibi hissediyorum. Kurumadan dönün lütfen. 24 ağustos 2013

Dostumla telefonla konuşurken üzülmemesi için satır arasında, 'sigara param bile yok' dedim. Sevindi. Dostlarında gönlünü almak lazım arada.

Unutmadan sağı solu biraz dağıtayım; hanım geldiğinde evin perişanlığını görüp sevinsin. Mutluluk hepimizin hakkı.

"Bir kız, babası ölene kadar büyüyemez ve bir Arcihe'yi terkedene kadar."

gün gelir tütmez olursa ocağım acılar var bende duvağı açılmamış bekle sana onları adayacağım… Mustafa İslamoğlu


söylerken ağlayan şair doğururken ölen ana ikisi de bir aşk ve acı haberim olmadan en ücra yanıma sığınabilir Mustafa İslamoğlu

Îçinde ne zûr var ne telbis 
Şi’re ne için yalan diye halk 
Yalan ise de tefâvütü var 
Hiç ola mı bir zinâ ile calk Necâtî

Bi-akl-ü-bî-sitâre vü meflüs û mendebûr 
Yoktur cihânda bir dâhi ehl-i kalem gibi 
Necâtî


Kim bilirdi şu’arâ olmasa ger sabıkda 
Dehre devletle gelip yine giden şahânı 
Nef’î

Okuma nâdâna ey Yahyâ sakın eş’ârını 
Şi’rden yekdir hâr-ı lâyefheme zirâ şair 
Şeyhülislâm Yahyâ

Mecmû’larda şi’rim arar ehl-i tab’ olan 
Hâce gibi şehrde ıkd-ı leâl arar 
Şeyhülislâm Yahyâ


Nedimâ şi’rimi tertib ederdim korkarım ammâ 
Yaka nazmımdaki sûz u güdâz evrâk-ı divânım 
Nedim


Çekdüğüm derdi bilürdi nâlemi gûş eylese 
Halüme vâkıf olurdı okusa dildâr şi’r Üsküplü 
İshâk Çelebi

Kim bakardı kalbi sâfi olmasa âyîneye 
Sûrete gelmezdi ger olmasa ma’nîdâr şi’r 
Üsküplü İshâk Çelebi

Şi’re tevbe nice olur çâr-ebrû dilberün 
Birini sevsem dimek lâzım gelür nâ-çâr şi’r 
Üsküplü İshâk Çelebi

Pazarcının canı burnunda.

Sisi'nin Generali Amr; Hepsini tasfiye etmek altı ayımızı alır. Bu sorun değil, 1990'lı yıllarda yapmıştık bunu.

Ben kelimelerin de birer savaşçı olduğuna inananlardanım... Şu durumda ağzımı açmamı bir tavır sayıyorum demektir. Hayriye Ünal

İşte bak, ben hâlâ avludaki güvercinlere yem vermekle meşgulüm.

Ateşin illa da ocağımıza düşmesi gerekiyor,sorunlarım(ız) kişiselleşmiş. Ümmet bilincine evrilmemiz zaman alacak. Kısaltansın.

"Mısırlı oğlan çocuğunu izlediniz mi televizyonda? Ben ilk defa bir çocuğun yüzünü yolarak ağladığını gördüm." 

İnsanlik nüfusunun yarısı kadındır, diğer yarısını da kadın yetiştirir. Şehit Hasan el Benna

Ülkemizde, çok uzun zamandır gurbetteydik. Yani gurbetlerin en acısında. Markar Esayan

Türkiye değişiyor, bunu herkes kabul ediyor. Ama nasıl? İşte burası araştırmaya değer. Mustafa Kutlu

Sosyal medyaya girmeden evvel, sevgisizliğin bu denli ürkütücü boyutlara ulaştığını bilmiyordum. İbrahim Tenekeci

Bütün hikâyeler sondan geriye doğru yazılır. Uzaklaştıkça görüş mesafesi artar. Fatma Barbarosoğlu

"Böylesi bir yenilgiyi beklemiyordum bilin" mısrasını sorguluyorum, futbol sonuçları veriyor. Güya akıllı telefon.

Levy, "Onların iktidar olmaması için her türlü yola başvururum,"

Kalp bir aşktan ötekine göç ederken az-çok zedelenir: Tam aşk, ilk aşktır. Cenap Şahabeddin

Meriç:İçki içtim, fahişelerle düşüp kalktım, hapse girdim çıktım. Ne dersiniz? Benimle evlenir misiniz? Fevziye;Cesaretimi takdir edersiniz.


"Cemil Meriç eşi Fevziye Hanım ile her görüşmeye parasızlık nedeniyle, kütüphanesindeki 3-5 kitabını satarak gidebiliyordu."

Cemil Meriç'e: "Zindanıma geldiğin zaman iki yol vardı önümde...Sen üçüncü oldun" dedirten Lâmia Hanım'ı kendi kaleminden okumak isterdim.

 İşin ilginç yanı, kitaplarda insanların acılarından bahsediyordu. M.Ulusoy

...satır aralarında insan acılarını yatıştıracak kelime, cümle ve paragraflar arıyordu. M.Ulusoy

Takip ettiğim kişilerin duruşları, kendimi taşlanan bir günahkar gibi hissettiriyor. Demek ki doğru kişileri takip ediyorum: Sorun bende!

Ne büyük bir suç, 
Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, 
Kyoto’nun bayanları. 
Takahama Kyoshi

Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır 6/99
git dersen kuşlar da dönmez, güz kuşları yanıma kiraz hevenkleri alırım Behçet Aysan


Saçlarımda kiraz bahçeleri 
Salıncak kuruyor dallarına çocuklar 
Hep ben düşüyorum, hep ben, 
Didem Madak


Uykusunda üzerine kirazlar dökülen kristal bir bahçenin gülümsemesi olmalı bakışlarındaki… Engin Turgut

Bu yaz bol bol kiraz ye 
Heveslerini diri tut. 
Dinsin yüzünün gürültüsü 
Engin Turgut

halbuki benim yaz ırmağına değen kiraz dalından farkım yoktu Ahmet Uysal

Küpeler takacağım kulaklarıma ikiz iki kirazdan ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim. Sohrab Sopehri

Ki biraz kirazdır ki biraz silâhtır çocukların gözleri parmakları Nuri Pakdil

Dört nala açan kiraz çiçeklerinin 
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım 
Ömer Çelik

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim. 
Dudaklarımda kiraz tadı yaşamanın 
Ruhan Odabaş

seyrediyorum, olgun kiraz gibi önüme düşüyor acılar, yalnızlık bu kadar kötü dolanmamıştı dilime, Mehmet Sadık Kırımlı

Şehre tepeden bakmak gibiydi onu sevmek 
Uykulu sesinde bahçelerle tanış olmak gibiydi 
Kirazlar kadar 
Süleyman Unutmaz

Bir kuş ötecek şimdi… 
Havada bir durgunluk, 
Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk, 
Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz. 
Ziya O. Saba

Sokak başlarında sazımı çalsam 
Anlatsam şu kiraz mevsiminin 
Para kazanmak mevsimi değil 
Sevişme vakti olduğunu. 
Sait Faik

Yaklaş, yüzünü örse de acılar 
Ve nasıl yakalarsa toprağı kök 
Suları renk, dalları kiraz 
Sen de öyle yakala hayatı 
Abdülkadir Bulut

O küçücük odada soluğun 
Mavi resimler çizer havaya 
Avludaki kiraz içini çeker 
Elma, armut, akasya 
Ahmet Erhan

Kiraz dalına asılmış bir mendil gibi kaldım bekliyorum tarihin kaçınılmaz fırsatlarını Yok. Sevgilim. Duasız bir din arıyorum. Yok. A.Erhan

şu kiraz çiçekleri bırakıp beni hayran gittiler bu dünyadan Issa


-Ve aşk; herkesin ana dili, biliyorum- 
Yitiyor sonra alevler arasında o şiir 
O gemi, kiraz ağaçları, o tutkulu şarkılar 
Ali Emre

Manav yarı anlamlı güldü biz geçerken 
Eriklerden,çileklerden,o canım kirazlardan bile utanmadan 
Edip Cansever

Ah sevgilim! 
Ah merhametsizim benim İçin el verse. 
Kirazdır yaban çileğidir 
Kızıl ve lâl taşı dudağın. 
Tudor Arghezi

Kiraz ve kamıştan kavalımızın 
Sesleri 
Dağılıyor havada 
Bir kuyu ağzından geçiyor gibi 
Onat Kutlar


büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder

Kiraz devşirmeye gitmiştin hani 
Çilek kokuyorsun vakte yabani 
Unutma sana bergüzarım var 
İntizarım yoktur, inkisarım var. 
Bahaettin Karakoç

Ah, kiraz çiçekleri 
Keşke sizin gibi 
Düşebilseydim. 
Masaoka Shiki

«Kiraz ağaçları arasında benimle yürüyerek. Sessizliğe dayanamadığım anlarda seninle konuşmama izin vererek.» Şibum

«Onlara veda etmeme yardım edecek misin, Nikko?» Nikko hafifçe öksürerek boğazını temizledi. «Bunu nasıl yapabilirim efendim?» Şibumi

Senden bana bir mısra yolla. Ahmet İnam

Babamın ağaca uyguladığı aşı yöntemi aklımda; ağacı keser ve küçücük bir sürgün yerleştirirdi. Buna ihtiyacım var. 

Ama üzgün bakıyordu. Umutsuzca üzgündü.ahmetkytrk.blogspot.com/2012/12/umutsu…

O gece belki de ilk defa mutluluk denen şeyin nasıl bir duygu olduğunu sezdim, ahmetkytrk.blogspot.com/2013/04/son-oy…

Say ki bu bir rüyaydı 
Say ki ben konuştum sen dinledin 
Beni merak etme 
Uzun ölümlerimi yarıladım bitmek üzere 
Yasin Erol

Geceden beri başucundayım.. 
İşte, sabaha dayandı gün! 
Aşsız, işsiz, kuruşsuz bir ıssız bayırdayım. ahmetkytrk.blogspot.com/2013/08/elleri…


Ölü gibi gelmedi bana, ama hüzünlüydü, 
Ve yüzündeki ifade mutsuz insanlarınki gibiydi. 

Müslümanların -aynı dine ve millete mensup idarecileri tarafından- katledildiği bu gün, fotoğrafını paylaştığım incirden utanıyorum.

"...tek bir damla kan bile akmadan Halepçe ölüm uykusuna daldı. Ebabil kuşları da öldü'"

Şiir sevilmez ki, öyle duyulur, öyle bakılır, hastalanır, zehirlenilir, ölünür. Şiir sonunda öldürür. Şule Gürbüz

Üzülerek öğrenilmiş bilgiler var. En sahih bilgi türü budur, çünkü insan bunu kendi kaderinden öğrenir. Şule Gürbüz

dedim ya belki göremem dönüşünü göçer hayta yüreğim birkaç sıcak yazın ardından beyaz bulutlar tarlasına Emre G.

- anılar açık kalmış zaman cereyan yapıyor kapatıyorum belleğimi... - Emre Gümüşdoğan

Hayatla mızıkçılık olmaz. Bir sıkıntı varsa buna neden biri vardır. Buna kendimizde neden olabiliriz; şükretmeyi unutarak.

İlk kaptan uyumaya gitmeden sordu: Bu yolu daha önce kullandın değil mi? Bir süre sessiz kalan 2.kaptan; hep otobandan gideceğiz değil mi?

Otobüste ikinci şoför direksiyona geçti. ilk kullanışı, seyir halinde vitesin yerlerini öğretiyorlar. İkinci sorusu;bu tam otomatik öyle mi?


Rabbimiz duayı öğretmemiş olsa hâlimiz n'olurdu? O'na seslenemedikten sonra kime seslensek nafile. Sekine ve sükûnet O'nda.
Küçük sehrin en kalabalık caddelerinde iki saat yürüyor ve tek tanıdık selamı gelmiyorsa; o şehrin yabancısı olmuşsun adamım.

İnsanın küçük sehirde ömrü uzar arkadaş.

Ağlama 
Ölmeyeceğim 
Eskimo Şiiri

Bu da yeni rekor; 30 dk yemek kuyruğunda bekleyip aldığım yemekleri 3 dakikada bitirmek.

Otogardan çıkmadan uyuyarak yeni rekorumu kırdım.

Pes sühan kûtâh bâyed vesselâm youtu.be/ayZivshVNgA

İnce yazıyla yazılan bu şiir 
Kalın duyarlıklara seslenecektir 
Kimse yaşarken bir şey okumasın artık 
Ölümün şiir herkese yetecektir. 
A.E

Elleri artık titriyor eski gibi değil 
Başını sanki dünyayı taşıyormuşçasına yorgun tutuyor. 
Burda bir Ahmet Erhan var uzakta 
Ahmet Erhan

Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım 
Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle. 
Ahmet Erhan

Hızla yaşadım genç ölmedim 
Bir koşuymuş yaşam geç anladım 
Otuzu geçiyorken saate baktım 
Ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz 
A. Erhan

Ne aradığımı biliyorum ne bulduğumu 
Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın?
 ahmetkytrk.wordpress.com/2012/05/25/coz…

Bu kadar mutluluk çok bana 
Onu günlere 
Onu aylara bölmeliyim 
Ve bir tek gülüşünü senin 
Kutlamalıyım yıllarca. 
Ahmet Erhan

nasıl unuturum ki gülüşü gül olanı sevgilimdi, ya da ben öyle sanırdım o gitti, elimde bir çiçek dağınıklığı Ahmet Erhan

gene şiirlere dönmeliyim, yenilmiş binlerce kez taşlanmış bir adam olarak şiirde kazanan aşkta yitirirmiş zar tutanlar gülebilirmiş ancak AE

Anne ben geldim, ağdaki balık 
Bardaktaki su kadar umarsızım 
Dizlerin duruyor mu başımı koyacak? 
Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın.. 
A. E.

Dünya bir yara olmuşken beni kim sağaltacak? 
Ki, kendiyle bile uzlaşmayan biriryim 
Ateş bende yanar, su yine bendedir 
Ahmet Erhan

Yaşlı incir ağacının dallarına yürüyen Sütün sesini duyabiliyorum Deniz az uzakta İç geciriyor boyuna. ahmetkytrk.wordpress.com/2012/11/11/bir…

Bana böylesi garip duygular 
Bilmem niye gelir ,nereye gider? 
Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar 
Bu gün de ölmedim anne. A. Erhan

Buz üstüne yazmak isterdim 
Bütün bu şiirleri 
Ve sonra çekip gitmek 
Dalgın bir cırcır böceği gibi. 
Ahmet Erhan

Şaire ölmek yaraşır, filiz sürerken şiirleri 
Tufanların alıp götürdüğü bu toprakta bir tek 
Birkaç sözcük mutlak kalacaktır. 
Ahmet Erhan

Bütün dinleri böyle kandırarak dinimi buldum Öldüğüm gün davula üç kez vurulacak. Tören. Yok. Kalbim. Bir ayrılığı çalıyor kampana. Tren. AE

Özlerim bir dostu kucaklama duygusunu 
Onunla ağlaşmayı sessizce 
Özlerim bir çiçeği öperken 
Toprağı öpüyormuşçasına sevinmeyi 
Ahmet Erhan

Ve şairlerin selaları yükselir meyhanelerden 
Çünkü otuzlu yaşlar intihar yaşlarıdır 
Ahmet Erhan

Bir cenin umuduna aldandım Yalnızım sapına kadar… ya erenler Hüznümün alnımda münhal bir arsası var Ölüm iki parsel… hayata kandım A. Erhan

Şimdi bir ölsem ve artık hiç konuşulmasam 
Çocuğumun belleğini kefenimle silsem 
Ahmet Erhan

Beni oğlum, beni oğlum diye 
Saracaksın ne zaman 
Radikal bir çiçeğim ancak kendi saksısında açan 
Annesini seven 
Ahmet Erhan

Yağmurda öleyim, su çeksin bedenim 
Sokağın ortasında serseri bir ağaç gibi 
Ahmet Erhan

Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür 
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra 
Ahmet Erhan

Mahalle baskısının en acımasızı bizim solcularda var. Halil Ergün

Anam evdeyken her gece Hatipoğlu izlemesinden sıkılırdım, şimdi o yok evde ve ben Hatipoğlu izliyorum.
















Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

İnsanlıktan kaçmayan imam!

En son nefret söylemi kurbanı olan Beylikdüzü’nde kafasının arkasından tek kurşunla öldürülen trans arkadaşımızı duyduğumda şöyle bir geriye gittim... Seks işçiliği yaptığım 90’lı yıllarda bir trans cinayeti serisi başlamıştı. Travestiler bazen tornavida ile öldürülüyordu, bazen kurşunla, bazen de polisten kaçarken araba çarpıyordu. Arabalar yardım etmek için duruyordu, trans olduğunu görünce tekrar üstünden geçiyorlardı. Tabii ki aileleri tarafından reddedilen transeksüel bireylerin cenazelerinde de kimse sahiplenmiyor ve almaya gelmiyorlardı. Biz morga gidiyorduk. Bazen yalvarıyorduk, bazen durumumuzu anlatıyorduk. “Ailesi reddetmiş, kimse gelip cenazesini almayacak. Aynı soyadından kimse gelip imza atmayacak bu çok net” diyorduk. Bazı morg görevlileri pozitif ayrımcılık yapıyordu. Cenazeyi biz alıyorduk. Bazen ailelerin de sahip çıktığı oluyordu. Cenazelere hep katılıyorduk. Kimi zaman da belediye gömüyordu. Yine Kulaksız Mezarlığı’nda belediyenin gömeceği bir cenazeye katılmıştık. ...

Gelecek Yıl İlkbahar Yokmuş

Yüzünü bir kedi tırmalayacak ona deli deme sakın Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Raylarda kırmızı şarap şişeleri patlamışçasına Bu gece yağmur yağacak ona dur deme sakın Su yaramazdır, toprağın yorgunluğundan ne anlayacak İçini sürüklediğin bu korkunç mermi yuvasında En büyük dansa kalkmaya hazır ağır dallarınla Ninnilerle değil, vedalarla uyut kendini Dışarıdaki cemre sana düşmez uyma hayata Bu gece herkesin hafızası silinecek itinayla Buna kader deme sakın Zaten üç beş kişiyiz gürültümüz tuhaflığımızdan Sevişsek içkiler bitiyor sandık Ağlaşsak hüzünler harfiyen sıradan Hangimiz hainiz hangimiz hırpalandık Hangimiz kuvvetli yalnızlıklarıyla böyle olağan Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Bu gece kökler yeryüzüne yürüyecek neden deme sakın Acı arsızdır, bedenin direncinden ne anlayacak küçük iskender

Beşinci Mevsim

Fırtınalı bir günün sonunda bir dal istedi kadın, tutunmak için dostane Bir mum yaktı adamın biri, elini uzattı beyaz bir gül geldi karşılığında Böylece bir muhabbet başladı gözlerde aylarca devam etti bu dostluk sessizce Bir mum daha yaktı adam yüreğini açacaktı kadına ellerini avuçlarına alıp korkusuzca bakacaktı kadının gözlerine ve birlikte yaslanacaklardı geceye Gözlerinde aşk koynunda ihtirasla düşler! Dedi kısaca Geldim dedi kadın ama yer bulamadım kendime Korkuyla geriledi adam ya bir daha gelmezse, ya onu hepten kaybedersem diye geçirdi aklından bir kez daha erteledi düşlerini her seferinde olduğu gibi Dört mevsim yaşadı kadın çelişkiler içinde son mevsimin son gününde, aklı yenik düştü yüreğine beyaz bir gül ile misafir oldu adamın düşlerine sana geldim götür beni gözlerindeki karanlığın ötesine Dalgındı, fark etmedi adam bozulmasını istemediği bir rüyanın içindeyi kendince Utandı kadın çok utandı çırılçıplak hissetti kendini o an söndürdü mumu beyninde hoşça kal. Dedi adama ...

Ben hergeleyi görmüşümdür

BENDEN DE BİR KALİNİKHTA SANA BALIKÇI 23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul'da 11 Mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi'nde yaptı. İki yıl Adapazarı İdadisi'nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ailesi İstanbul'a yerleşince İstanbul Sultanisi'ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi’ne geçti, 1928'de mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. 1931 yılında ekonomi öğrenimi için gittiği İsviçre'den kısa süre sonra ayrılıp Fransa'nın Grenoble kentine geçti ve orada üç sene yaşadı. Sonraki yıllarda, Grenoble Üniversitesi'ne de devam ettiği şehirde, aslında başıboş gezerek edebî şahsiyetini bulmaya çalıştığını açıkladı. Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle “kökü kendisinde olan” bir yazar olarak kabul edilir. Klasik öykü tekniğini y...

Bence Malumdur

dikenin kalbime battığı bir sonbahar günüdür sen elini bulutların içinde gezdirirsin bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler içini kurtlar kemirir bence malumdur buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün senin ateşler içinde olduğun bence malumdur ellerin muhakkak çocuk elleridir hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün onlar neden daima okul türküleridir süleymancıktan bahseder kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden süleymancıktan ve karınca yuvalarından bahseder ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün sen ansızın gökyüzünde görünürsün gözlerinin rengi bence malumdur elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler sokakların üstüne bulutlar gelirler bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir bir yıldız bir yıldızın ardınca gider yıldızların kayboldukları yer bence malumdur  karanlıkta bir şeyler kopar dağılır...

MUTLULUĞUN TABİRLE İNŞASI

Bir padişah rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş. Sabah olunca bunu yorumlatmak üzere müneccimbaşını çağırtmış. Rüyayı dikkatle dinleyen müneccimbaşı üzülerek " Sultanım, bu rüya bütün sevdiklerinizin ölümünü göreceğinize işarettir ." demiş. Bu uğursuz yoruma öfkelenen padişah, müneccimbaşını görevinden azletmiş. Bunun üzerine huzura müneccimbaşının yardımcısı getirilmiş. Padişah, ona da aynı rüyayı anlatmış ve " Peki, sen ne diyorsun bu işe ?" diye sormuş. Genç yardımcı ise -biraz da çekinerek- " Efendim, bu rüya sizin, bütün sevdiklerinizden daha uzun yaşayacağınızı müjdelemektedir ." diye cevap vermiş ve yaptığı bu yorum sebebiyle ödüllendirilmiş. Kıssadaki her iki yorum da aslında aynı anlama gelmektedir. Ancak kelime seçimi ve üslup, sonucu tamamer değiştirmiştir: İlk yorum karamsarlık doğururken ikincisi umut ve güzellik aşılamıştır. Hayattaki olayların çoğu böyle iki türlü de yorumlanmaya müsait olarak kapımızı çalar. Kötüye de iyiye de yor...

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok ‘Aşkun safâsı yok değül ammâ cefâsı çok Şehr-i cemâl o gamze vü ebrû vü hâl ile Hakkâ ne cây-ı dil-keş olur dil-rübâsı çok Bin câna virmeye n’ola bir bûsesini yâr Az olıcak metâ’ olur anın bahâsı çok Hiçbir belâ mı var ki gönül anı bilmeye Seyyâh-ı bî-karârın olur âşinâsı çok Zülf-i siyâh-ı yârda var sad-hezâr çîn El çek tolaşmadan ana Yahyâ hatâsı çok Şeyhülislam Yahya Efendi

Big Bang

Sözlerimi çok kısa tutacağım Kementler atacağım cümle kaygan akıl istihsâline Bozmak pahasına tüm iyi niyetli tertiplerini iyi olmayı becerebilenlerin Sözlerimi çok kısa tutacağım Farkedeceğim taacüple örtünen tüm ayıpları Yansıtarak Şeytanın yangınından aldığım ışığı sevaba Kısılmış gözlerimde görmeye çalışanlar ruhumu Yılgınlığa düşecek küfrümün tınmayan kayıtsızlığıyla Düşlerinde gezeceğim iyi hesap yapabilen herkesin Kimin yoksa dişe dokunur bir endişesi Bir kez daha kanacak o doğru söyleyeceğim yalana Gizli gizli sileceğim noktalarını tüm ف ‘lerin Toz alıyordum diyeceğim gözü açılanlara Bir aşırılığa mecbur etmek için tüm mutedil iyilikleri, kötülükleri Kolay unutulan bir pişmanlık planlayacağım Butonlar koyacağım eylemekten alıkoyan rengarenk butonlar Aklı kalkacak kim varsa aklı sürünen fikirlerle dolu Kolay kopan bağlar kuracağım Anbean hayal kırıklıklarıyla sınayacağım tüm zayıf imanlıları Suyun şeffaflığıyla sırlayarak tüm anlamları Akıtacağım zevk seylab...