Başak gelişir, oraklar biçmeye kıyamaz;
Üzüm, içer fecrin nimetlerini bütün yaz,
Ezileceğini hiç düşünmeden.
Ben de o kadar gencim, bende de var o füsun,
Zaman ne kadar kötü, tatsız olursa olsun,
Ölmek istemiyorum erkenden.
Varsın koşsun ölüme, gözü pek Stoalı;
Ben de o kadar gencim, bende de var o füsun,
Başımdan esen kara bir poyraz.
Zaman kötüymüş… Gün iyi de olur, fena da;
Hiç acısı olmayan hangi bal var dünyada?
Hangi denizde fırtına olmaz?
Göğsümde bereketli bir hayal dünyası var;
Boşuna, beni boşuna sarar bu dört duvar;
Kanatlarım var benim, ümitten.
Zalim avcının elinden kurtulursa eğer,
Bülbül daha bir canlı, daha bir mesut öter,
Gök kırında süzülüp giderken.
Ben nasıl ölürüm? Rahat yatıyorum işte.
Uyanıyorum gene rahat. Uyanıkken de,
Uyurken de huzur içindeyim.
“Günaydın” diyor her tatlı bakış sanki bana;
Halimle, ümidimle kasvetli alanlarda
Neşe yaratan bir meşaleyim.
Güzel yolculuğumun sonuna daha çok var.
Yürüyorum, yolumun kenarında ağaçlar;
İlklerimin önündeyim daha.
Yeni yeni kuruluyor hayatın sofrası;
Dudaklarıma ancak bir an değdirdim tası;
Bardağım dolu, avuçlarımda.
Henüz baharımdayım, güzü görmek isterim;
Yılımı, tıpkı bir güneş gibi, mevsim mevsim,
Yaşayıp bitirmem gerek.
Pırıl pırılım dalımda, bahçenin gülüyüm;
Sabahın kızıllıklarıdır ancak gördüğüm;
Günümü yitirmem gerek.
Acelen ne ölüm? Çekil buradan, çekil git;
Git başka kalpleri, ümitsiz kalpleri avut,
Korku, dehşet içinde ezilen.
Ne yeşil köşelerim olacak daha benim.
Ne ahenklerim, ne çılgınca sevişmelerim.
Ölmek istemiyorum daha ben.
İşte benim sazım da böylece dertli dertli,
Sesini, şikâyetini duyup dile geldi,
Hapiste yatan bir genç kadının.
Atarak günlerin yorgunluğumu üstümden,
İnledim şiirimde güzel ağzımdan dökülen
Ahengini acı feryadının.
Bu şarkılar, sesten şahitlerini zindanımın,
Bir merak uyandıracaktır; o güzel kadın
Ne oldu acaba en sonunda.
Alnını, sözlerini nurdan bir hale sardı;
Yanındakiler mutlak korkmuş olmalılardı,
Kendi sonlarını görüp ondan.
Andre Chenier
Türkçesi: Orhan Veli (S. Ayoba takma adıyla)
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Ümit iplerimi kopardım senden. İndirdim yükümü bineğimin üstünden. Ey dünya! Senden elde ettiğim bir şey için kalmaktan ve onu...
-
Dikiş Makinesi Müslüman cenazesinin bütün gideri, ölenin kendi el emeğinden kazandığı parayla yapılacak. Kefen bezini önceden hazırlayacak M...
-
Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yab...
-
Sandık ki, her şeyi kaldırabilir sözcükler. Söylene söylete tüketemeyiz aşkı da, şiiri de eviçimizde. bir koşu! Konuşa konuştura gitme...
-
işte kayıp giden bir gezegen tuhaf bir soğuma orman diplerinde vaşakların irkilmesi ailenin saadet saatinde tık diye durması yelkovanın ...
-
Benim saçlarım yumuşak. Havva'nın saçları keçe gibi. Annem ustura ile iki defa kazıttı saçlarını uzasın diye, ama uzamadı, kısa kaldı. B...
-
Sık sık geri dön ve alıp götür beni. Geri dön ve alıp götür beni sevgili duygu, bedenimin anıları uyanıp, eski arzular tekrar canlanınca kan...
-
“En güzeli, yol yürüyüş öğretir Dostum, eskimeyen arkadaşım” Gülten Akın Herkes beni bir demiryolu aşığı sanıyor ama gerçek öyle değil. Baba...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder