04 Haziran 2012

Sadece Hatırlıyorum

Ve ben artık mutsuz bir adamım.
Günler,haftalar,aylar akıp giderken,
ben yaşamıyor da daha ziyade vakit geçiriyorum.
Ortalık karardıktan sonra pencereden yıldızları izliyorum.
Umut etmiyorum, kızmıyorum, üzülmüyorum.
Sadece h a t ı r l ı y o r u m...

Alper Canıgüz/ GizliAjans

..Düş’mek ve “Düşen Kız”..

Bir hikâyeden d ü ş ü y o r u m…
Bir şiirin ilk mısrasına tutunamayıp son dizeye d ü ş m e k gibi bir şey bu…
Bir şiire tırmanmak nasıl zorsa oradan aşağı d ü ş m e k de o kadar kolay işte…
Bir şiirden d ü ş ü y o r u m şimdi…
Bir kitap fazla sallandığı için bir harf d ü ş e r mi?
Hemen emin olmayın, ben bir harf değilim ama d ü ş e c e ğ i n i biliyorum…
Hatta sadece bir harf değil karakter de d ü ş e r…
Bir kitabı çok sallarsanız, ama bir iki kez değil…
Bilerek de değil…
Bir kitabı çok sallarsanız ilk önce bir harf d ü ş e r kitaptan,
sonra diğer harfler d ü ş e r,
harfler d ü ş t ü k ç e satırlar seyrelir,
şiirler anlamsızlaşır, öyküler eksilir…
Bir kitabı sallarsanız ama farkında olmadan sallarsanız bir harf yağmuru başlar,
ahmakıslatan sanır aldırmazsınız, ama bir süre sonra harfler sağanak olur dökülür…
Sonra harflerle birlikte karakterler de d ü ş e r…
İşte ben de bir kitaptan,
bir kız çocuğunun elinde heba olan bir kitaptan,
ansızın d ü ş e n biriyim.



Ferhat Uludere/ Afili Filintalar

Ey muhatap!

Eğer siz Allah'a şükreder ve iman ederseniz,
Allah size azap edip de ne yapsın?
Zira Allah şükredenlerin karşılığını
her zaman veren ver her şeyi bilendir.


Nisa Suresi/147

***


Ey muhatap!
Kabaran rahmet okyanusunun dalgaları
yüreğinin kıyısına vurmuyor mu?

Mustafa İslamoğlu

Araf

Ben Araf'tan ileri geçemedim. Geçemem de artık.
Ama sana cennetin haritasını veriyorum.
Unutma ki biraz da seni taşıdığım için dizlerimin dermanı kesildi.
Bu bir şikayet değil, bir ikaz.
Nerelerden geçtik bilemezsin.

Cemil Meriç

Haşr 14

Sen onları derli toplu sanırsın,
Halbuki kalpleri darma dağınıktır.

Haşr Suresi/ 14

Mum Gibi

Canlılar dünyasıyla aramdaki bağlar koptu kopalı, önümde biriken şeyler geçmişin anıları herhalde. Geçmiş, gelecek, saat, gün, ay ve yıl hepsi aynı şey. Değişik dönemler, çocukluk, gençlik, ihtiyarlık, benim için boş sözlerden başka bir şey değil bunlar. Bunlar sıradan insanlar için, ayaktakımı için, evet işte aradığım kelime, ayaktakımı için, ki onların hayatları senenin mevsimleri gibi belirli mevsimlere, dönemlere bölünmüştür ve onlar, hayatın ılımlı kesimlerinde güvence altındadırlar. Hayat bana tek ve değişmez bir mevsim oldu hep. Bu hayat bir soğuk bölgede ve sonsuz bir karanlıkta geçti adeta, öyle ki bağrımda hep aynı alev vardı ve o beni bir mum gibi eritti.


Odamı sınırlayan dört duvar arasında, varlığımı ve düşüncelerimi kuşatan hisarın içinde ömrüm azar azar eriyor bir mum gibi, hayır, yanlışım var, ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş



Sâdık Hidâyet/ Kör Baykuş

İnsanlar

İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi,
kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız,
hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır.
Bir yıldız sönünce ondan uzaktakiler bir şey duymaz.
Herkes ancak biraz kendi komşusuyla meşgul olur.
Herkes ancak bir iki düşman için kin,
ancak üç dört dost veya akraba için haset veya
muhabbet ve ancak beş altı vücut ve ruh için bir zaaf,
bir temayül veya bir aşk duyar ve beşeriyetin
üst tarafı bize tamamen yabancı gibi karanlık kalır.



Abdülhak Şinasi Hisar/ Fahim Bey ve Biz