15 Haziran 2012

Anladım ki - Leman Sam

Anladım ki

Dün gece hiç
tanımadığım bir erkeğe
Sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim
Dün gece hiç
tanımadığım bir erkeğe
Sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim

Tanıdık bir
huzur aradım şaşkın bakışlarında dün
Bildik bir söz bekledim eskiden kalma öylesine
Konuştu bir şeyler söyledi beklediğim sözler bunlar değil
Yüzüme baktı gözlerime ama senin gibi değil

Anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil
Anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin kadar fikrime
huzur değil

Anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin kadar umuduma
yol değil

Dün gece hiç
tanımadığım bir erkeğe
Sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim
Tanıdık bir
huzur aradım şaşkın bakışlarında dün
Bildik bir söz bekledim eskiden kalma öylesine

Konuştu bir şeyler söyledi beklediğim sözler bunlar değil
Yüzüme baktı gözlerime ama senin gibi değil

Anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil
Anladım ki hiç kimse hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin kadar fikrime
huzur değil

14 Haziran 2012

Ucundan Tutarak

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim…” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.

?

Cinnet Modern

Bir kırlangıcın kanı var ön camımızda
sanayi devrimi çünkü kuşların ölümüdür
picasso ve prezervatif işte tam da bu anda
bu anda bir kız ağzına bir cinneti almaktadır
cinnet modern bizi zihnin müstemlekesi kılan
cinnet modern bizi gümüş kaşıklardan alıkoyan

Kalan yalnızlık vardır artık akşamlardan
televizyon yalnızlığı renk yalnızlığı insan
şiir çekilmektedir köhnemiş rüyalarımızdan
geveze ve umutsuz şizofren ve unutkan
cinnet modern kır kahvelerinde hafta sonu romantizmi
cinnet modern birdenbire bir köprünün tastamam hayali


bir kadın bir çocuğu kucaklayacakken kurcalamıştır
acı doludur o devlet sarısı zevksiz koltuk
dönülmez dünyaya vakit hail olmuştur dönülmez
şuramıza gelip oturmuştur yoksulluk
cinnet modern gloria jeans’te sumatra bilmem ne kahvesi
cinnet modern abdullah gülün ülkemize cumhurbaşkanı seçilmesi

aynalı sözler bulup biçimsel denemelere girişip politikayı keşfedip
ruhlarımızı yağmalamak isteyenler için tekmil verip
kıymetli katkılarımız için cep saati tazminat plaket öpücük alıp
birikmiş paramızla 1.39 la on yıl vadeyle
vadesi dolmuş insanlığın mezarına işeyen o amerikalı pis adamın adını sapıklık gibi sapkınlık gibi rafızilik gibi çift elle çift bıçakla çifte çubukla toprakla irtibat halinde ayakkabilarını çıkarıp ellerine alıp ayaklarını toprağa basıp beşiktaşı semt takımı olduğu için severken kapitalizmi yeniden icad edip alen abi papa olsana diye bağırınca
sanki kazanda bir ayaklanma bastırılıyor kazan türkleri diye birileri var kaplanlı belgeselden hemen sonra çıktı televizyonda çıktı
televizyona baykal da çıktı inanamazsın lafın sözün belini kırıyor
sokakları bar adlarıyla tanıyan yaşı geçkin kızların mutlu evlilik hayalleri bir kez daha eczaneye
eczanelerde ağrı kesici var bepanten var işe yarar nesneler solgun kimesneler var
ihraç fazlası gibi hissediyorum kendimi sypralex iyi geliyor
donuk mat kimsesiz bir cihangir sokağında
zaten o garson çocukta ayrılmış o kafeden
doluşalım kafelere sevişelim ama üremeyelim
dikkat edelim aile planlamasına kardelenler kampanyasına destek verelim
modernleşelim adamın canını sıkmayalım hırt pırt yapmayalım değil mi eren safi
türk şiirine teknik bir arıza nedeniyle ara verelim

suyun akarını bulalım etliye sütlüye karışmayalım
senede iki takım elbise ramazanda erzak alalım patronla yemeğe çıkalım
patronu kafaya alalım şehrimizin düşman işgalinden kurtuluşunu coşkuyla kutlayalım şehrimiz kurtulsun kuran da okuyalım ama ardından yürüyelim o mezara anı defterlerini dolduralım gayrı safi milli hasılamızı

özallı yıllar tabi çok önemli yıllardı
entegrasyon kelimesi amma ritmik ejekilasyon gibi
akar gider durmaz gider sokaklarda liseli kızların aman allah bacakları süt ve bal
bal işine girelim kaçkarlardan bi arkadaş bal yollasın biz istanbulda doğal beslenme meraklısı aptallara satalım selahattin yusufla unisex tişört tasarımı işine de girebilirim her an
her an hatırı sayılır bir cinnet geçirip ot yok mu lan taş yok mu hadi kitabınız yok ulan allahınız da mı yok diyerek nara atarak sonunda paşa olan semtlere iki oda bir salonlara sabahlamalara sarayın tavuklu çorbalarına kadir abimizin lan saray padişahlık geri gelsin
yıkalım değerleri kurumları kurumsal olalım iletişim müdürlüğü ihdas edelim insan hakları şefliği insan hakkını alabilir mi bu dünyadan test edelim
iş başvurusu formu dolduralım kravat takalım siyah takım elbiseyi indirim var daniel lacture’den alalım hasta olalım kusalım tiksinelim bıyıklılardan bıyıklılar tehlike arzetsin terörist olsun bıyıklılar hasta olalım kusalım tiksinelim
cinnet modern

usul usul şehre bir dalgakıran çekiliyor
insan yazdıkça
insan söyledikçe
daha da sakinleşiyor.

İsmail Kılıçarslan


Hangi şiir kalpte gizlenir?

Şiir seviyorsanız... Hakiki şiir ve şairlerle tanışma bahtiyarlığına erişmişseniz...
Bilirsiniz; bazı şiirler hafızada değil, kalpte saklanır!
Sadece edebiyat algımızı değil, hayatla ve kendimizle ilişkimizi de anlatır o dizeler.
Lafı getireceğim yer şu...
Cezmi Ersöz hoş bir şey yapmış; edebiyat, sanat, medya dünyasında tanınmış kimi isimlere en sevdikleri şiiri sormuş.
Ve bu şiirlerden bir kitap oluşturmuş. Adı da şöyle: "Sevdiklerinizin Seçtiği Şiirler: Kalbimde Bir Şiir Gizli."

***

Ali Kırca'dan Fatma Girik'e; Ayşe Kulin'den Ata Demirer'e uzanan bir listeye dayanıyor kitap. Tam 115 ünlü.
Geniş bir yelpaze mi peki?
Hayır! Görüyoruz ki, büyük bölümü sadece "dönüp dönüp okuduğu bina"yı edebiyat sayan kesimden! Cezmi Ersöz'ün kitabını karıştırırken çok sevdiğim kimi şiirlerle tekrar karşılaşmanın hazzını yaşarken bir yandan da hüzünlendim. Çünküİsmet Özel'in o müthiş dizeleriyle söyleyecek olursam...
Belli ki hâlâ "insanlar, hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır."
Belli ki, ne Sezai Karakoç'la, ne Cahit Koytak'la bir bağ kurmuşlar. Belki adlarını bile bilmiyorlar.
Düşünüyorum da...
Bir İbrahim Tenekeci şiirinin, bir Ah Muhsin Ünlü dizesinin ruhuna dokunmadığı şiir severlerin olması ne fena!

***

Kitaba şöyle bir göz attığımızda çıkan sonuca göre, şiirleri en çok seçilen şair Can Yücel.
Ardından Nâzım Hikmet ve Attilâ İlhan geliyor. Orhan Veli'nin şiirlerini kalbinde gizleyenler de çok! (Veli'nin sevilmesini anlıyorum da, "kalpte gizlenmesi", ne yalan söyleyeyim, tuhafıma gidiyor!
Yazdığı o tür bir şiir değil çünkü!)
Şiir seçimlerindeki "üniform" havayı bir Kürt şairi olan Melaye Ciziri'yi seçen Aynur Doğan ve Necip Fazıl'ı seçen Zeki Demirkubuz bozmuş.
Beni şaşırtan...
İnsanın çok derinlerine temas eden şiirler yazan Turgut Uyar'ın şiirlerini sadece üç kişinin seçmiş olması!

***

Edebiyatımızın yıllar boyu birbirine kapalı çevrelerde tıkanıp kalması, kalp kapılarını da kapatıyor.
Mesela bu kişiler...
İsmet Özel'in "Ben ne büyük dalgınlıkla bakmışım ki hayata/ görmedim orada çinko damların ve plastik sürahilerin tanrısını/ yerimi yadırgadım/ yerim olmadı zaten mezarımdan başka" dizeleriyle tanışsalardı, bir daha unutabilirler miydi acaba!
Ya da...
Tanıyıp okuma talihine erişselerdi... Cahit Koytak'ın şu dizelerini kalplerinde gizlemezler miydi: "yalnızlık, kayzerden daha güçlüdür/ ve romadan daha uğultulu/ yastığa gömebilir misin onu?"


Haşmet Babaoğlu

Hozan Dino- Oy Yare

Oy yarim oy arkadaşım.
Karanlık gecenin yıldızı,soğuk kalplerin umudu
Göremiyorum,benden uzaksın..
Özgürlük umudu için
Dağa çıktı,gelmez artık..
Oy yarim oy arkadaşım
Gençlik ömrüm nerde,gönlümün umudu nerde
Küstüler dönmemek üzere gittiler..
Yaşam özgürlüğüm benden çalındı
Çocukluğum nerde..
Oy yarim oy arkadaşım
Gözlerimi çıkardılar,gönlümü,cigerimi yaktılar
Hayal ve düşlerimi sattılar..
Biz yine baş kaldırdık,kanımızda yaşadık
Yaşam sevdasını filizledik

Bu Gece

Damla derya olmuştur aslına dönüşünde.
Dönüşen damla artık yokluk aleminde.
Varlığını feda etmiştir beka alemine
Varlık sevdasını yitirmiştir son deminde


Ey sevgili bak, bana neler söylettin, dem bu gece
Ten postundan öte görmeyi nasip ettin bu fakire.
Yanan ben sandıydım gördün mü bak canım içre.
Meğer bir yakan varmış gördüm canımı candan içre.


Ah dostlar gafletler yağar benlik derdine düşene.
Aşkta erimeyip, firar edip kendi derdine düşene.
Bulamaz kendinde olmayan, bir sevgili düşünene
Acizdir, feda edemez kişi, kendini düşünene.


Ya akla saplanır ya gazaba ya yılmayan şehvete
Bulamaz biaşk asıl maksadını bin yıl geçsede
Ah, ey gönül harap ol hemen yek nefeste
Ya nasıl bakarsın göremeyen gözlerle.


Eğlensin nefsim burada bunca görünenle
Görünmeyen hesap sorar son gördüğünde.
'Eyvahlar olsun' kar etmez ki son nefeste
Sorar can-ı canan 'Ben senleydim sen kimle?'


'Öldürüp öldürüp diriltirim istemesen de'
'Feryadı terket, Hakk teslimim sana'de
'Karanlık ile aydınlığı tek bir ettim sana' de
'Lutf-u kahrını, kahr-ı lutfun ile bir ettim'de


'Oh, elhamdulillah, öldüm ve dirildim' de bu gece
'Sıyrıldım sefadan razıyım cefaya' de bu gece
Görünmezliğin esrar-ı ufkundayım bu geceBela, razıyım cefanla sefan musavi oldu bu gece.



KZ

13 Haziran 2012

Bazı Gecelerin

Bazı gecelerin sabahı yoktur
Yalnızca karanlık olarak kalırlar.

Bazı ayrılıkların dönüşü olmaz
Giden gider
Borçlarıyla yaşar kalanlar.

Geleceği yoktur bazı kalplerin
Aşk uğramaz onlara bir daha
Tek bir hatırayla yaşlanırlar.

Bazı pişmanlıklar uzun sürer
Zamana yayılırlar.

Kendinden kaçanlara
Saklanacak yer kalmaz dünyada
Gün gelir kendileriyle tanışırlar
Asıl yalnızlık o zaman başlar
Hayata geç kalmıştır kendine geç kalan
Sairin dediği gibi
Bir daha yaşamak zorunda kalır
Geçmişi anlamayan.

Bazı geceler
Bazı insanlar
Bazı yerlerde
Sahiden karşılaşırlar.

Bazı insanlar
Bazı aşklar
Bazı şarkılar
Bu yüzden unutulmazlar.

Bazı hayatlar hayal tutmazlar
Bu yüzden
Bazı bazı bazı
Çabuk yaşayıp
Ansızın kaybolmalar..


Murathan Mungan