10 Ağustos 2012

Yarın Gece

Yarın gece gideceğim bu kentten
Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri

Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
Sesimde anıların sessizliği

İçimde acıyla yürüyorum yolları
Çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten
Yorulsam da bir daha binmem o trenlere
Kimse karşılamasın istasyonlarda beni

Kuşsuz bir kent gizli uzayan saçlarımda
Aşktan ve anılardan bir avuç külüm şimdi
Ardımda usulca akan küçücük sular
Bir onlar uğurluyor varacağım ırmağa

Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
Sesimde anıların sessizliği

Sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
Kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
Söyle benim ömrüm bu kente uğradı mı
Sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı

Haydar Ergülen

Cam Odada Akşam

1. Üzümde unutma beni zeytinde unut
ben tenhayım bağa

Sütünü bende sakla acıdan taşmış
bir incir gibi içliyim sana

Gazelimi al aşktan güze say beni
say ki yaprak olup düştüm dalına

Gamda tutma beni cam odada tut
ben küçüğüm dağa

2. Şarap gecesini arıyor, keder üzümünü
üzüm koparıldığı anıyı... hangi viranda?
Ben gözyaşı kadar bir kadın arıyorum
kadınsa bir damla gözyaşı kadar kayıp şarapta

Şarap kadınla koyu
sözlerin karanlığı da

3. Adaya sığınmış rüzgâr gibiyim
gökte tütüyor kayığım
bu sefer ruhuna çek beni
anne, içine değil!

4. Beni de kardeşi yap ıssız adanın
üzümün kanıyla bir damla
zeytin çekirdeği kardeş
şiirin güz okulunda uslu
incirde, narda, limonda haylaz

Belki bir salkıma heves
belki bağı bozulmuş şu mutluluğa

5. Üzüm değil ezik, şiir
bağından bir acı boz bana da
bordo olsun, şarabın gam kuyusundan
bana değil, belki şiire iyi gelir

Taşkın süt gibi memelerinden
dağları, ırmakları, ovaları daya ağzıma
küstür şarabın karanlığını da
yokluğunla doyur beni

6. Aşk, kasabadan şehre inmek gibi
akşamla, camın odaya çökmesi gibi
sen kırılırsın, başkasının camı saplanır

Kasabadan şehre inerken
sesinden önce kirpiklerini yıka
gözyaşlarını esirge bu tuz akşamından

7. Aramızdan hiç geçmeden gitti
hepimiz gölgesi eder miyiz bir ikindinin?

Haydar Ergülen

Anneannemin Tül Kalbi

mavi gözlerinde sardunyalar, düşler
papatyalar, kağnılar, hanımelleri

yanardağ kalbi, şarapnel parçası
savaşlar, incelikler, göçler

bir aralık kapıdan gülümser
anneannemin tül kalbi.

Halim Yazıcı





Fesleğen

rüzgarla gelen
ilkbahar gibi gözlerin
bıktım geceden
her zaman güzeldi düşlerim
niyetim sensin gel
fesleğen kokulu yarimsin
çarem sensin gel
alnıma yazılı çaremsin
sevmedim yalanı
sevemem ben
aldatmam seni
el gibi
anladım aşkı gözlerinden
oldum ben de sen gibi
aşkıma saygı
bekliyorum senden
bir acı türkü
dinliyorum yelden


Erhan Güleryüz

Apartmanlarda Yaşayan Çocukların Gözlemleri

aşağı kattaki teyze çiçeklerini
canı gibi seviyor çocuk gibi bakıyor onlara
ama biz bahçede oynarken horluyor bizi
çiçekleri gibi davranmıyor çocuklara

yukarı kattaki amca otomobiline tutkun nedense

Eray Canberk

Annesine Dargın

annesine dargın ölecek küçük kız,
annesi bunu bilmeyecek.
gülkurusu akşam alacası içinde
ölü bir kuş taşıdığını.
gümüş kıvılcımlı gece ıssız...

kullanılmış rüyalar birikecek yastık altında.
damladıkça düşkırıklıkları karanlık mağarasına
su uykusuna akacak; kız suya...
bunu kimse bilmeyecek.

ipek fısıltılı tutkular besleyecek,
çın sabahla yürüyecek damarlarında isyan,
yasemin tütsülü bir aşkı hep özleyecek.
uzayan saçlarına konan ölü kelebek zaman
sesi yutacak boşluk; kalbi yükseklerden düşecek!

duymazsa o sesi dalgın anne,
kız ölecek!


Asuman Susam

Yol

Göle düşen vakitsiz akşam,
bekleyişin uzuyor ahtapot kolları.
Dalgın gövdemi vursam yollara
tuzaklarından kurtulamam kuytu ormanın.

Rüzgarın kulağıma fısıldadığı yolculuk;
senden çıkmalı yola, çocuk!
Üşürsün, diye anne soluğu ceplerinde;
yürümekten korkma ormanın derinlerine.

Dağ ormanlarında kaybolursam
ladinler, sedirler serinletir uykumu.
Bir baktın superisi…
dinlenirim defnenin kollarında.

Yürümeden bilinmez yolun hilesi;
vaad edilmiş her şey yalan.
Yürüdükçe yakınlaşan dağ, kalbim;
ama o sevişirken hep gözlerini kapar.

Tenimi titretir rüzgar
kendime yürürüm!

Asuman Susam