11 Ağustos 2012

İtiraf

I
Size açabilmeliydim içimi
Geceler yalnız size
Ve yüzüm kızarmadan
Çocukluğumun küçük aşklarını
Anlatabilmeliydim
Geceler yalnız size.


II
Benim de aşklarım oldu
Ve alabildiğine günahlarım.
Halbuki bigünah olmak istedim
Bütün ömrümce.


III
Anam,
Ben topaç çevirirken sokakta,
Benim güzel oğlum,
Paşa olacak derdi...
Halbuki ben hâlâ
Topaç çeviriyorum sokakta.

Rüştü Onur


Keşke diyorum; Gitmeseydiniz..

Biz yağmuru
çamurlu yollara rağmen
Gökkuşağı hesabı yapmadan sevdik.
Ellerinizi sevdik;
avuçlarımızın içine
bir veda mektubu yazdığını bilsek de.
Gözleriniz
uykularımıza sokulan kâbuslar gibiydi evet,
Ve evet
gözbebeklerimiz kanardı
kaçırdığınız bakışlarda,
Ayazınızda çatlasa da dudaklarımız,
yine de bir nefesinizdi işte
Ense kökümüzde düşlediğimiz..

Biz sizi gerçekten sevdik
Sizi ,
size rağmen sevdik.
Şimdi şiirin burasında durup düşündüm de,
Hani sevmediniz , onu anladık da
Keşke diyorum;
Gitmeseydiniz..

Dilek Kartal

Annabel Lee

Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet! Bu yüzden "Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi"
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni...

Edgar Allan Poe


kalbinin zekâtı da unutmaktır

Birini sevdiğinde önce mezarını sonra kalbini açacaksın.
Hem mezarcı ol, hem aşık!
Hem toprak atmayı bileceksin, hem de gömüyü kaldırmayı!
Aşkın rekâtı yoktur lakin zekâtı vardır
kalbinin zekâtı da unutmaktır,
unutmanın cömerti ol!

Esra Elönü


Bir Dönüş Yolculuğu

Allahım kalbimin etrafında
Dönüşü az ya da çok tamamladım sayılır
Allahım kalbimin etrafında
Nereye dönüyorsam
Yolculuğun sonunda
Kendime geliyorum
Geldiğim yerden döndüğüm yere
Allahım yine sana
İltica ediyorum

Allahım kalbimin etrafında
Dönüşü az ya da çok tamamladım sayılır
Şimdi kalple ilgili ikinci bir noktayı
Bir yere bağlamam gerekiyor
Ben kendimi bir yere bağlıyorum
Ve döndükçe dönüyorum kalbimin etrafında
Bir dönüş yolculuğuna dönüşüyor bu dönüş
Dönüyorum Allahım öteki vatanıma
Öteki tarafını keşfedeceğim belki
Kalbimin dönerek etrafında
Bu dönüşün biliyorum keşfedilmesi
Uzun sürecek başka bir yolculuğun sonunda
Mümkün olacak
O da aynı kalple ikinci defa
Karşılaşırsa benim daha önceden
Terkettiğim kalp
Ve gerçek hayatla bu önceden
Hayat diye bildiğimiz küf
Aynı cevherin rengini alırlarsa

Dönüyorum Allahım çünkü bu yerden
Bir yere dönmüş değildim
Dönmüş olsaydım zaten dönmeyi istemezdim
Düşmüş olduğum yerden

Dönüşü az ya da çok tamamladım sayılır evet
Anladım yolculuğun ne olduğunu da
Hiçbir yere varılmayan sonunda
Verimsiz fakat gerekli bir yolculuk bu
Baş döndüren bir dönüş yolculuğu
Yol boyunca bize eşlik edenlerin
Bir görünüp bir kaybolduğu
Uğraklarında kötülükler gördüğümüz
Uğraklarından eli boş döndüğümüz
Yaşatan ve besleyen meselemiz
Yol gösteren meselemiz bu yolculuk

Dönüşü az ya da çok tamamlamış da olsam
Her dönüşün sonunda tekrar koyuluyorum yola
Farkım yok aynı yoldayım öteki yolcularla
Ben de uğraklarımdan eli boş dönüyorum
Ben de uğraklarımda kötülük görüyorum
Ama görüyorum ki gördüğümüz kötülüklerden
Serseri bir hayat intikamını alıyor hepimizin
Bu hayatın ışıltısına bırakıyoruz biz de
Bundan sonra kendimizi
Göğsümüzde yeni şeritlerle yaklaşıyoruz
İlk uğrağına meselemizin
Kendimizi yerle gök arasında görmek
Kadar aldatıcı
Nerde olduğumuzu bildiğimiz kadar yalan
Olduğu halde bu uğrak
Bize gerçek tesellisi veriyor
Üstümüzdeki şeritleri parlak
Ve işe yarar gösteriyor
Aldanıyoruz ve avunuyoruz
Hayat diye bildiğimiz küfün üstüne
Elimizle dokundukça rahatlıyor içimiz
Varlığını yoklar gibi sanki yokluğun
Yokluyoruz görgümüzü ve bilgimizi
Şeritlerin yetmediği yerdeyse
Urganlara sıra geleceğini
Bilmiyor arkadaşlarım
Ben nasılsa biliyorum
Aldandığımı boş yere
Avunduğumu biliyorum
Ve Allahım yine sana
İltica ediyorum
Meselemin ilk uğrağından
Sonra ikinci bir uğrağa geçiyorum

Burada insanlar bir şeyi kutluyorlar
Ben de onlarla birlikteyim
Kutlamanın düzenine yabancılığım
Kimseyi şaşırtmıyor şaşırıyorum
Kimse kimseye dokunmadan
Hep beraber eğleniyoruz
Ama zaman
Ne de çabuk geçiyor
Zincirler çekiliyor gibi
Gündüzün sonundan gecenin içlerine
Birdenbire sürükleniyoruz
Ben acemiyim anlamıyorum
Arkadaşlarım eğlenmeye devam ediyor
O karanlıkta da hiçbir şey değişmiyor
Yalnız ben korkmaya başlıyorum

Korkumun hatırına
Allahım yine sana
İltica ediyorum
O aydınlıktan o karanlıktan
Sonra ikinci bir uğraktayım
Bu sefer etrafım ıssız
Gölgemi bile göremiyorum
Yağmur yağmasa daha da ıssız olacak
Artık ne yağmuruysa işte o yağmurun ıslattığı
Beton renginde bir yer burası
Neyse ki beton rengi diye bir şey var
O da olma daha da ıssız olacak
Bu yerde neyse ki yalnız değilim
Yokluğumu var edene yöneliyorum
Allahım yine sana
İltica ediyorum
Issızlığın da bu kadar ötesinden
Sonra bir başka uğrak
Sonra bir başka uğrak
Bütün uğraklarımdan eli boş dönüyorum
Yolculuğum bitince ancak
Kavuşacağım vatanıma
Bunu biliyorum ama
Şimdi bu dönüş yolculuğu Allahım
O zaman hatıra mı olacak
Bir de dönerken şimdi kalbimin etrafında
Dönmüş mü oluyorum
Yoksa kalbim de dönüyor mu benimle
Kendi etrafında
Öyleyse kalbim neyin etrafında
Dönüp duruyor
Belki de kalbim bana dönüyor
Bense
Bütün uğraklarımdan eli boş dönüyorum
Ve hepsinden sonra
Allahım yine sana
İltica ediyorum







İbrahim Kiras

Gece gibi iniyor gözlerime yalnızlık

Gece gibi iniyor gözlerime yalnızlık. Yağmur seslerinin buğusuna emanet edilmiş çocukluk şarkıları kadar uzak ve mağrurum.
Önce şehre ağlıyorum sonra sana. Yusuf'un gömleği kadar hanif, Züleyha'nın gözleri kadar naif bir kent kuruyorum sana.
Ey kan kızılı gözlerinde aşk manzumeleri nesreden sevgili. Tıpkı Yusuf'un hikayesindeki gibi;
senin güzelliğini gören her şehir, letâfetinden sarhoş olup kendi bıçaklarıyla kendi parmaklarını doğrasın istiyorum.

Ki bir şehir gözlerinin güneşini içip güne başlıyorsa ve hala kendini yakmıyorsa, o şehirden intikam almanın vakti gelmiştir.
Gözlerin ki; yaralı ceylanların susuzluğunu giderdiği sonsuzluk ırmağı. Bedevilerin çölsü yalnızlıklarına bir avuç serap.
Gözlerin cennet diyarına ulaştıran köprüdeki zebercet taşlarının üstündeki parıltı.
Herşeye olsa bile gözlerine ihanet etmemeli şehir. Gözlerin açılınca kıyamet kapanınca cennet.
Cennete giden herkesin gömüldüğü bir güzellik kabri gözlerin.

Ey alnının halesinde mekki yalnızlıkları saklayan hüzün mevsimi.
Ey ismini gül yaprağının suya dokunuşundan alan mesrûr sevgili.

Bir karanfil ölüyor avuçlarımda belli belirsiz. Şehirsiz çocukluğumun sığırtmaç eteklerine yuvarladığım
senli günlerimle gidiyorum şehrinden. Bir şadırvanın ucuna bağladığım yüreğime kimsesiz çocuklar su serpiyor.

Önce şehre ağlıyorum sonra sana.
Ve Yusuf'ça bir vakarla.
Seni kalbimin zindanından âzâd ediyorum.

-II-

Sana kullanılmamış kelimelerle yepyeni bir cümle getireyim istedim Züleyha.
Düşlerin, gerçeğin prizmasına yansıyan izdüşümüyle, "aşk" çizmeliydi kalbinin tualine ellerim.
Ama ellerimi açık artırmaya sunulmuş bir gökyüzüne değdireli beri ziyankar bir yağmurun hamiliyim.

Sükutumun baş harfini sana bağışladıysam, naralarımın andacı sen olasın diyedir bu.

Adım Yusuf
Andım Yusuf
Acım Yusuf
Harcım Yusuf

Geceye adını mıhlarken sensizlikten lâl kesilmiş gözlerim. Denizlerin yakamoz
değmemiş kıvrımlarına kalbimdeki kandan kalem ile şunu yazacağım.

Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmeyeceğim.

-III-

Ellerinin geceyi ürküten siyahlığı olmasaydı belki inanırdım zindanda olmadığıma.
O zaman aşka meyyal yanlarımı savaşa sürmezdim. Ne bahşettiyse sana Rahman,
efdal gözlerine musaddık olan rüyalarında, hepsini hayra yorardım.
Ama aşk, gömleğimin yakasına bulaşan kir oldu sadece. Bu yüzden Züleyha,
aşksızlığa muttasıl eyledim kulbe-i ahzan'ımı.

Mintanım hüzünle örülüdür gelme peşimden. Ben kendi kardeşlerince ihanete
uğrayan bir yürek taşıyorum içimin dehlizlerinde. Kan revan uykularıma rüyalarını maksud kılma Züleyha.
Yakub'un gözleri kadardır kalbimin körlüğü. Bünyamin kadar acemisiyim aşkın ve andın.

Bana rüzgarlardan bahset Züleyha. Saçlarının çölsü yalımlarında alevlenen ateşten rüzgarlardan.
Ki silinsin gömleğimdeki kirli gölgen.

Çünkü Züleyha.

Aşk, günahın karaladığını tövbeyle aklamaktır

Muhsin Kalender

Senin İçin

Aşkla doludur her şey.

Bu gözlerdeki
Bu sözcüklerdeki
Aralarındaki bu hüzünlü sessizlik aşktır.
Dünyaya geldiğimizden beri hiç olmamıştık böyle.
Beklediğim sendin! Sendin beklediğim!
Sendin!

Cevahir Sipahi