beni Allah’ın konuşmazlığına kapadılar
çocuktum
çıldırdım
babamı bir şirket aldı, annemi nevroz
kardeşimi ise ordu
tek başıma kaldım, alıp götürdüler
beni kapitalizmin kıçına kapadılar
asgari ücretli kimsesizlik çarpı çaresizlik
hiç de eşit değildi aşk bölü ölümle
gece vardiyalarında baş aşağı çarmıha gerildim
şimdi
çıldırmış şairlerden sana doğru koşarken
orospuluğun erkekleri bilir mi?
senin aşktan anladığın
benim yağmurdan anladığım
sen ıslanırken
ben yandım
beni yazmadığım
bir intihar mektubunun içine kapadılar
orda kırık dökük adamlarla şarap içtim
yırtık yüzlü çocuklarla tiner çektim
ve peri kalpli fahişelerle yattım, yatınca
beni kalbimin dışına kapadılar
ben sevginin kim olduğunu biliyordum
o artık benim kim olduğumu bilmiyor
küçüktüm
üşüdüm
beni güzel olan her şeyin dışına kapadılar
çocuktum
küstüm
gidiyorum
Jan Ender Can
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
30 Ağustos 2012
Ben Karnında Annemin
Ateşe bak demek geçiyor nedense şimdi sana içimden
erik ağaçları gene aldandı ve kar düştü üstlerine
ben bu bahar da yetişemedim soğuk tutmalıydı diplerini
ateşe bakarak delirebiliriz dalıp renklerine kuru odunların
ateşe bak bu yeter sen orda bakarken beni burada oğul etmeye.
Ben karnında annemin sen bir mermerle bir
bir anne birdir bir mermerle, bilmezse karnındaki nedir
o dengi olmayandan olan sen birsin o dengi olmayan için
arılar ayrılınca da kovanından baba bilmemişse babalığını
oğul bir babadan değil baba bir oğuldan bilinir
ve çok bilinir ve kahırla söylenir ki babalar bir soğan erkeği çok kere
anneler üstünde soğan doğranılan bir kara mermer bile değildir
doğan doğuranda aramamalı kendini bu yüzden, aramalı
o dengi olmayanda ve buluncaya kadar; nasip bu ya
bir mimik’te, bir mermerin içinde.
Benim gördüklerimi görüyor musun?
görüyorsun biliyorum da soruyorum gene de
ben bu mavi suyun içinde sen orda o beyaz mermerin içinde;
rengimiz, ateşin renkleri içinden
kuru odunların turuncusu gibi olmayacak hep, beraberce bilelim
su kabağından çantanı asıncaya kadar omzuna
ayaklarında sevdiğim yürüyüşün olmayacak
ya sabır ikimize de.
Ateşe bak, beni delirtecek olan seni büyütecek
üşüyen bakar ateşe, pervane bakar, kuşlar, gergedanlar
ağır gelen yükü için sahibine tüküren lamalar bile bakar, ateşe bak
gözü yüzünde olduğu için yüzüyle bakar çokları
sen gözünle bakıyorsun, yüzün ellerin yok
utanıp kızaran tenin var şimdilik;
o mermerin içinde o kızarıklıktan bildimdi ya seni
ya sabır şimdi bana.
Ve şimdi ya sabır sana
ateşe bakarak büyümeyi beklemek güçtür çünkü biliyorsun
ateşe bakarak delirmeyi beklemekten.
Celâl Fedai
erik ağaçları gene aldandı ve kar düştü üstlerine
ben bu bahar da yetişemedim soğuk tutmalıydı diplerini
ateşe bakarak delirebiliriz dalıp renklerine kuru odunların
ateşe bak bu yeter sen orda bakarken beni burada oğul etmeye.
Ben karnında annemin sen bir mermerle bir
bir anne birdir bir mermerle, bilmezse karnındaki nedir
o dengi olmayandan olan sen birsin o dengi olmayan için
arılar ayrılınca da kovanından baba bilmemişse babalığını
oğul bir babadan değil baba bir oğuldan bilinir
ve çok bilinir ve kahırla söylenir ki babalar bir soğan erkeği çok kere
anneler üstünde soğan doğranılan bir kara mermer bile değildir
doğan doğuranda aramamalı kendini bu yüzden, aramalı
o dengi olmayanda ve buluncaya kadar; nasip bu ya
bir mimik’te, bir mermerin içinde.
Benim gördüklerimi görüyor musun?
görüyorsun biliyorum da soruyorum gene de
ben bu mavi suyun içinde sen orda o beyaz mermerin içinde;
rengimiz, ateşin renkleri içinden
kuru odunların turuncusu gibi olmayacak hep, beraberce bilelim
su kabağından çantanı asıncaya kadar omzuna
ayaklarında sevdiğim yürüyüşün olmayacak
ya sabır ikimize de.
Ateşe bak, beni delirtecek olan seni büyütecek
üşüyen bakar ateşe, pervane bakar, kuşlar, gergedanlar
ağır gelen yükü için sahibine tüküren lamalar bile bakar, ateşe bak
gözü yüzünde olduğu için yüzüyle bakar çokları
sen gözünle bakıyorsun, yüzün ellerin yok
utanıp kızaran tenin var şimdilik;
o mermerin içinde o kızarıklıktan bildimdi ya seni
ya sabır şimdi bana.
Ve şimdi ya sabır sana
ateşe bakarak büyümeyi beklemek güçtür çünkü biliyorsun
ateşe bakarak delirmeyi beklemekten.
Celâl Fedai
Hurûfî
terkedilmiş evlerin,kendine sarılan yalnızlığı
neyse,o dur kucaklaşmaları şehirlerarası terminallerin
çünkü insan içine doğru genişler
lime lime soyar derisini
hallacdan mansura geçer
orada
aşk ve ölüm ve su ve ateş ve toprak
ve rüzğar savurunca saçlarını bir kızın simsiyah
yükleyip eşyasını mensura
artık kimse tutamaz hurûfî,gider
bu betondan tanrı kentin aşkı kovan dükkanlarından
bu çirkef bu geniş bu iltihap
içine doğru çünkü insan
terkedilmiş bir evdir
kendine sarılan yalnızlığından
Köksal Özyürek
neyse,o dur kucaklaşmaları şehirlerarası terminallerin
çünkü insan içine doğru genişler
lime lime soyar derisini
hallacdan mansura geçer
orada
aşk ve ölüm ve su ve ateş ve toprak
ve rüzğar savurunca saçlarını bir kızın simsiyah
yükleyip eşyasını mensura
artık kimse tutamaz hurûfî,gider
bu betondan tanrı kentin aşkı kovan dükkanlarından
bu çirkef bu geniş bu iltihap
içine doğru çünkü insan
terkedilmiş bir evdir
kendine sarılan yalnızlığından
Köksal Özyürek
Ey sevgili...
Sür'un sedasına an kala sırtımızda kirli bohçamızla karşına çıkmaya utanıyorken... ah o erken ayrılık yok mu?
Peşinden koşamadım sevgili, bir akşam üzeriydi...
ayaklarım kavrulmuştu...
gidişinle kumlar nâr olmuştu
ve seni uzaklara götürmekten utanırdı yollar...
gözlerimizden düşen o billur hüzün daha toprağa varmadan meleklerin nurunda kayboluyordu....
Sevgili
Bir fecir vakti sana olan bütün özlemlerimi alarak ve Gaza'nın çocukları gibi koşarak ölüme... Sana geleceğim.
...gözlerimin bakarken utançtan eridiği yüzünün nuru düşecek semaya...
Sevgili
Bugün kuşlara imreniyorum ...
kuşları kıskanıyorum sevgili...
kanat çırptıklarında nefesin gibi kokan güller üzerinde.
Ayaklarının değdiği coğraflarda bir çakıl taşı olmayı
Safa'dan Merve'ye esen bir rüzğar... çınlayan bir dua olmayı diledim sevgili...
Dev/asa,
elinde Musa'nın, Yarılır.... merhamet olur deniz!
Ve Zünnun karanlıklarda korunur... tesbih eder bir Yunus'un karnında El-Berr'i.
İstersen sadık ul kavl öldürür fücûru.
Bir yalan yolda gerçeği arıyor sefiller
İN_san...
Bırak adımlarını sapsın şu düş bahçesinden,
güllere sor,
dikene sor,
bana sor...
aşk dediğin ne ki?
Bir seher vakti
yolunu gözlemekten başka
EN SEVGİLİMİN.
Kadir Ünal
Peşinden koşamadım sevgili, bir akşam üzeriydi...
ayaklarım kavrulmuştu...
gidişinle kumlar nâr olmuştu
ve seni uzaklara götürmekten utanırdı yollar...
gözlerimizden düşen o billur hüzün daha toprağa varmadan meleklerin nurunda kayboluyordu....
Sevgili
Bir fecir vakti sana olan bütün özlemlerimi alarak ve Gaza'nın çocukları gibi koşarak ölüme... Sana geleceğim.
...gözlerimin bakarken utançtan eridiği yüzünün nuru düşecek semaya...
Sevgili
Bugün kuşlara imreniyorum ...
kuşları kıskanıyorum sevgili...
kanat çırptıklarında nefesin gibi kokan güller üzerinde.
Ayaklarının değdiği coğraflarda bir çakıl taşı olmayı
Safa'dan Merve'ye esen bir rüzğar... çınlayan bir dua olmayı diledim sevgili...
Dev/asa,
elinde Musa'nın, Yarılır.... merhamet olur deniz!
Ve Zünnun karanlıklarda korunur... tesbih eder bir Yunus'un karnında El-Berr'i.
İstersen sadık ul kavl öldürür fücûru.
Bir yalan yolda gerçeği arıyor sefiller
İN_san...
Bırak adımlarını sapsın şu düş bahçesinden,
güllere sor,
dikene sor,
bana sor...
aşk dediğin ne ki?
Bir seher vakti
yolunu gözlemekten başka
EN SEVGİLİMİN.
Kadir Ünal
Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin
Önce bir kafes resmi yaparsın
Kapısı açık bir kafes
Sonra kuş için
Bir şey çizersin içine
Sevimli bir şey
Yalın bir şey
Güzel bir şey
Yararlı bir şey
Sonra götürür bir ağaca
Asarsın bu resmi
Bir bahçede
Bir koruda
Ya da bir ormanda
Saklanır beklersin ağacın arkasında
Ses çıkarmaz
Kımıldamazsın
Kuş bazen çabuk gelir
Ama uzun yıllar bekleyebilir de
Karar vermezden önce
Yılmayacaksın
Bekleyeceksin
Yıllarca bekleyeceksin gerekirse
Resmin başarısıyla hiç ilişiği yoktur çünkü
Kuşun çabuk ya da yavaş gelmesinin
Geleceği olup da geldi mi kuş
Çıt çıkarma yok
Kafese girmesini beklersin
Girdi mi kafese fırçanla
Usulcacık kapısını kaparsın
Sonra kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
Bütün kafes tellerini teker teker silersin
Yerine bir ağaç resmi yaparsın
Dallarının en güzeline kondurursun kuşu
Tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın
Ne yellerin serinliğini
Ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
Otlar arasında.
Sonra beklersin ötsün diye kuş
Ötmezse kötü
Resim kötü demektir
Öterse iyi olduğunun resmidir
İmzanı atabilirsin artık
Bir tüy koparırsın usulca
Kuşun kanadından
Ve yazarsın adını resmin bir köşesine.
Jacques Prevert
Kapısı açık bir kafes
Sonra kuş için
Bir şey çizersin içine
Sevimli bir şey
Yalın bir şey
Güzel bir şey
Yararlı bir şey
Sonra götürür bir ağaca
Asarsın bu resmi
Bir bahçede
Bir koruda
Ya da bir ormanda
Saklanır beklersin ağacın arkasında
Ses çıkarmaz
Kımıldamazsın
Kuş bazen çabuk gelir
Ama uzun yıllar bekleyebilir de
Karar vermezden önce
Yılmayacaksın
Bekleyeceksin
Yıllarca bekleyeceksin gerekirse
Resmin başarısıyla hiç ilişiği yoktur çünkü
Kuşun çabuk ya da yavaş gelmesinin
Geleceği olup da geldi mi kuş
Çıt çıkarma yok
Kafese girmesini beklersin
Girdi mi kafese fırçanla
Usulcacık kapısını kaparsın
Sonra kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
Bütün kafes tellerini teker teker silersin
Yerine bir ağaç resmi yaparsın
Dallarının en güzeline kondurursun kuşu
Tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın
Ne yellerin serinliğini
Ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
Otlar arasında.
Sonra beklersin ötsün diye kuş
Ötmezse kötü
Resim kötü demektir
Öterse iyi olduğunun resmidir
İmzanı atabilirsin artık
Bir tüy koparırsın usulca
Kuşun kanadından
Ve yazarsın adını resmin bir köşesine.
Jacques Prevert
Bir Kadını Beklemek
Bir kadının bana gelecek olması, bir rüzgarı geçerek
Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda
Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek
Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın
Bir akşamı geçecek
Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın
belki de
Bir kadını geçecek
Bir kadını bekliyorum
Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…
Ataol Behramoğlu
Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda
Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek
Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın
Bir akşamı geçecek
Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın
belki de
Bir kadını geçecek
Bir kadını bekliyorum
Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…
Ataol Behramoğlu
Lepra
Topu uzak arsaya kaçmış
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Ağzımdaki şekere benzer
Dualar ederim
Tatlı, yapışkan
Çabuk biten
Diş çürüten
Hafriyat çamurundan telsiz yapan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Kirlenen ellerimle bile
Seni özleyebilirim
Küçük, uzak
Özensiz
Bulduğu her parayla bakkala koşan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Aldığım en büyük hazzı
Seninle paylaşabilirim
İç içe ve yüksek
Hızlı ve gergin
Kolay gelen, eşsiz
Çayını açık içen
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Büyüklere görünmeden
Bi sigara yakabilirim
Seninle ya da sensiz
Öksürüklerle
Düzensiz
Okumaya erken başlayan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Bu zeki gözlerimle
Seni öpebilirim
Titrek ve ışıltılı
Dalgın ve unutkan
Bedelsiz
Basamakları atlayarak çıkan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Dengemi kaybedersem
Sana düşebilirim
Sağlıksız ve korkulu
Çekingen, kırık dolu
Sahipsiz
Kelimeleri yutarak konuşan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Ağzımı tamamlayabilirsen
Çok teşekkür ederim
Müşir Fuat
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Ağzımdaki şekere benzer
Dualar ederim
Tatlı, yapışkan
Çabuk biten
Diş çürüten
Hafriyat çamurundan telsiz yapan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Kirlenen ellerimle bile
Seni özleyebilirim
Küçük, uzak
Özensiz
Bulduğu her parayla bakkala koşan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Aldığım en büyük hazzı
Seninle paylaşabilirim
İç içe ve yüksek
Hızlı ve gergin
Kolay gelen, eşsiz
Çayını açık içen
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Büyüklere görünmeden
Bi sigara yakabilirim
Seninle ya da sensiz
Öksürüklerle
Düzensiz
Okumaya erken başlayan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Bu zeki gözlerimle
Seni öpebilirim
Titrek ve ışıltılı
Dalgın ve unutkan
Bedelsiz
Basamakları atlayarak çıkan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Dengemi kaybedersem
Sana düşebilirim
Sağlıksız ve korkulu
Çekingen, kırık dolu
Sahipsiz
Kelimeleri yutarak konuşan
Bir çocuk olarak karşındayım, benim
Ağzımı tamamlayabilirsen
Çok teşekkür ederim
Müşir Fuat
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



