Sonsuz tenin bir serap olduğunu
bilen kadınlar
sonsuz tine büyücülerle yönelen kadınlar
kısık bir perdenin o gerçeği
gösterdiğinden umutlu
bir perdenin kısık yeri kadar
incelen kadınlar
dünya, nedir onlardaki yansın
demir mi, ateş mi, belki cehennem
pervaneler işte, renkli camlara
çarpa çarpa hayal kanatlarını
tükenen kadınlar
Gülten Akın
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
02 Aralık 2012
Aşk, Aralık'ta Bile Gül Açmaktır!
Beni her gün uğurlayıp karşılayan Sarı Gülüm'e artık aralık ayında olduğumu/zu bir türlü söyleyemiyorum, o da açmaya devam ediyor.
Kadınlar Sonbahar
Kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar
Titrek dudaklarında sarışın bir keder
Nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
Sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler
Dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor
Anlaşılmaz çoçukluğun ortaokullarından ders zilleri
Kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler
Tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri
Sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler
Dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor
Eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
Deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir
Ilık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir
Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.
Attila İlhan
Titrek dudaklarında sarışın bir keder
Nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
Sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler
Dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor
Anlaşılmaz çoçukluğun ortaokullarından ders zilleri
Kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler
Tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri
Sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler
Dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor
Eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
Deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir
Ilık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir
Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.
Attila İlhan
Direnç Doğuran Bir Kadına
Tırnaklarını etine geçir bağırma
Isır kanat dudaklarını parçala
Bırakma yaşamayı bırakma umudu
Daha çok yok sabaha
Yorulur gövdene inen sancılar
Acılar bakır
Beklemeyi bil
Başkaldırır gövden başkaldırır
Susar
Önce öleceğim sanacaksın
Direnmen bitsin diye uğraşacak sancın
Gitgide sıklaşacak kamçılar
Sessiz ağlayacaksın
Unutacaksın başın nerde nerde ayakların
Bin kollu bir boşluk beyninde
Dünyadan uzaksın
Kim duyar sesini haykırsan
Gücünü tüketme
Dayan bir sınav bu
G ü l ü m s e
Sennur Sezer
Isır kanat dudaklarını parçala
Bırakma yaşamayı bırakma umudu
Daha çok yok sabaha
Yorulur gövdene inen sancılar
Acılar bakır
Beklemeyi bil
Başkaldırır gövden başkaldırır
Susar
Önce öleceğim sanacaksın
Direnmen bitsin diye uğraşacak sancın
Gitgide sıklaşacak kamçılar
Sessiz ağlayacaksın
Unutacaksın başın nerde nerde ayakların
Bin kollu bir boşluk beyninde
Dünyadan uzaksın
Kim duyar sesini haykırsan
Gücünü tüketme
Dayan bir sınav bu
G ü l ü m s e
Sennur Sezer
Kadın
Giysisiz, sınırsız,
şüphesiz, duraksamaksızın,
öylece bakınıyordu bir kadın
dört yol ağzında, en saf güzelliği ile.
Çıkageldi bir kör kalabalığı
kadının doğasını çözmek istiyorlardı;
saçlarına denk geldi kadının, ilki;
dedi ki "Kadın dediğin şelale sanki,
akıyor dağların eteklerinden."
Koluna, parmaklarına dokundu ikincisiyse,
ve ilan etti cümle aleme,
"Kadın, Kibele'nin elindeki lale."
üçüncünün kalçada, butta eli,
"Kadın Vernel yumuşağı" dedi.
dördüncüsü, vareden şarkılar söyleyen
dudakları keşfediverdi:
"Kadın, olgun ahududu" dedi.
beşincinin sancağı, meme yönünde,
analığın ölümsüz nimeti meme:
"Kadın demek, Karun hazinesiyle dolu çömlek demek."
altıncının bulup çıkarıverdiği,
doğum yerinin geçit vermez yarı gizi:
hoplayıp zıpladı, bağırdı,
"aşşağılık bir delikten başka birşey değil kadın!"
Gözleri yaşardı kadının,
sonuncunun sözleriyle;
yaş dolu gözleri duyumsayan yedinci:
"aptallar! Delik değil yalnızca" dedi!
"delik değil yalnızca
hem Van Gölü hem Tuz Gölü hem de Sapanca!"
Banira Giri
Çeviri: Ulaş Başar GEZGİN
şüphesiz, duraksamaksızın,
öylece bakınıyordu bir kadın
dört yol ağzında, en saf güzelliği ile.
Çıkageldi bir kör kalabalığı
kadının doğasını çözmek istiyorlardı;
saçlarına denk geldi kadının, ilki;
dedi ki "Kadın dediğin şelale sanki,
akıyor dağların eteklerinden."
Koluna, parmaklarına dokundu ikincisiyse,
ve ilan etti cümle aleme,
"Kadın, Kibele'nin elindeki lale."
üçüncünün kalçada, butta eli,
"Kadın Vernel yumuşağı" dedi.
dördüncüsü, vareden şarkılar söyleyen
dudakları keşfediverdi:
"Kadın, olgun ahududu" dedi.
beşincinin sancağı, meme yönünde,
analığın ölümsüz nimeti meme:
"Kadın demek, Karun hazinesiyle dolu çömlek demek."
altıncının bulup çıkarıverdiği,
doğum yerinin geçit vermez yarı gizi:
hoplayıp zıpladı, bağırdı,
"aşşağılık bir delikten başka birşey değil kadın!"
Gözleri yaşardı kadının,
sonuncunun sözleriyle;
yaş dolu gözleri duyumsayan yedinci:
"aptallar! Delik değil yalnızca" dedi!
"delik değil yalnızca
hem Van Gölü hem Tuz Gölü hem de Sapanca!"
Banira Giri
Çeviri: Ulaş Başar GEZGİN
Göçebe
Nereye gittiysem yadırgadım yerimi
Canıma tak etti bu göçebe yaşam
Tam alışırken yurduma yuvama
Bir de bakıyorum saat tamam
Yüzümü iyiden iyiye tanıyorum
Elim ayağım benim de
Başkası çıkacakmış gibi karşıma
Aynalardan kaçıyorum şimdi
Zaman içinde böyle darmadağın
Ne mutluluğum belli ne mutsuzluğum
Bir düşteymiş gibi hafif
Sis dağlarından yuvarlanıyorum
Nahit Ulvi Akgün
Canıma tak etti bu göçebe yaşam
Tam alışırken yurduma yuvama
Bir de bakıyorum saat tamam
Yüzümü iyiden iyiye tanıyorum
Elim ayağım benim de
Başkası çıkacakmış gibi karşıma
Aynalardan kaçıyorum şimdi
Zaman içinde böyle darmadağın
Ne mutluluğum belli ne mutsuzluğum
Bir düşteymiş gibi hafif
Sis dağlarından yuvarlanıyorum
Nahit Ulvi Akgün
Küskün Yolcunun Türküsü
Uzun yürümelerden
Sonra bitkin düşerek
Bu bir çocuk oyunu:
Ben seni çektim çekerek.
Şimdi hangi kitaplardan
Öğreneceksiniz onu,
Gelmiyorsa bazı şeyler
Çocukluktan geçerek.
Kasırgayı, doluyu
Yemiş de düşmüş gibi
Issız kaldırımlarda
Garip gece kelebeği
Düşe kalka sekerek.
Şimdi hangi yollardan
Siliniyor izleri
Çağ dışı bir çağrıyı
Sigara içer gibi
İçine çekerek.
Dünya böyle gidiyorsa
Elbet bir nedeni var
Ben sana küstüm küserek.
Behçet Necatigil
Sonra bitkin düşerek
Bu bir çocuk oyunu:
Ben seni çektim çekerek.
Şimdi hangi kitaplardan
Öğreneceksiniz onu,
Gelmiyorsa bazı şeyler
Çocukluktan geçerek.
Kasırgayı, doluyu
Yemiş de düşmüş gibi
Issız kaldırımlarda
Garip gece kelebeği
Düşe kalka sekerek.
Şimdi hangi yollardan
Siliniyor izleri
Çağ dışı bir çağrıyı
Sigara içer gibi
İçine çekerek.
Dünya böyle gidiyorsa
Elbet bir nedeni var
Ben sana küstüm küserek.
Behçet Necatigil
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Dikiş Makinesi Müslüman cenazesinin bütün gideri, ölenin kendi el emeğinden kazandığı parayla yapılacak. Kefen bezini önceden hazırlayacak M...
-
Ümit iplerimi kopardım senden. İndirdim yükümü bineğimin üstünden. Ey dünya! Senden elde ettiğim bir şey için kalmaktan ve onu...
-
Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yab...
-
Sandık ki, her şeyi kaldırabilir sözcükler. Söylene söylete tüketemeyiz aşkı da, şiiri de eviçimizde. bir koşu! Konuşa konuştura gitme...
-
Rüzgâr, beyaz denizin geniş düzlüğü üzerinde kara bulutları topluyor Deniz ve bulutlar arasında, gururla açılmış bir kanat uçuyor Fırtına ha...
-
Değerli Okurlar Yaklaşık 14 yıl önce bu blogu açarken amacım, sevdiğim şiirleri, mısraları, alıntıları ve edebiyat dünyasından dikkatimi çek...
-
Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir...
-
Haberin olsun ruhum, Hatırı sayılır bir yangın olacak. * Ah, ne güzel günlerdi. Ama ardından hüzün dolu bir günbatımı geldi... * Söyle kalbi...
-
‘Zenciler prensesi olacağım. Hayat işte asıl o zaman başlayacak.’ Pippi Uzunçorap Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım Bilmiyor...






