Kadınım saçlarını tarar aynada,
Benim parmaklarım değmişçesine.
Bahçeye çıkıp şarkı söyler içinden
Sesinden sesim geçmişçesine.
Güneşin kızarttığı kayısılar gibi
Aklından ben geçerim güneşlenirken,
Kızarır al al olur ben öpmüşçesine.
Eğilmiş dikiş diker, gömleğimin düğmesi
Hayal eder beni, birden ürperir
İnce bir sızı duyar iğne batmışçasına.
Çocuğunu göğsüne bastırdığında
Erkekliğim geçer ta iliğinden
Benimle uzanıp yatmışçasına.
Bir sabah ayrıldım bir akşam kavuştum
-Ah, olgun dutlar gibi ballanmış gözlerinde-
saatlerin biriktirdiği o tatlı özlem
sanki uzak denizlerden dönüyorum,
karşılar, beni yıllarca beklemişçesine.
Ceyhun Atuf Kansu
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
02 Aralık 2012
Kal İstersen
geldin
bir etek dolusu uyumamışlık
saçlarından sızan
okunamayan suskunluk da girdi içeri
anladım
gecenin ' ce ' halisin
gündüzün ' düz ' ayaklarına yakışmıyor gelişin
yine de bir basamak vardır eteğinden yukarı
soluğumu değdirmek için kokuna
bakma
ben herşeyle avunurum
bir takvimden kopartılan
güneşli bir mart sabahının
memelerinden emilen gizem
ya da işte hemen karşımda oturan
ellerinle gözlerinle kirpiklerinle
yoluma döşediğin
yirmi mart çiçeği
yarın bahar derim
nas'olsa her bedene su yürür
nas'olsa patlar her gerçek gerçeğinden
saçlarından sızan suskunluk da
sıyrılır gizeminden
nas'olsa derim dilinin en bahar gelinciğini
eritip dudaklarında
mühürlersin dilimi
nas'olsa papatyaların açılır gözümün menziline
ışır ortalık
geldin
bin gecelik yalnızlığa doldurulmuş sorgu
ve isyan artıkları
sırtları sıvazlanıp susturulmuş ağrılar
doldu odama
yarın bahar
karıyorum kartlarımı yeniden
yeniden kuruluyor zemberek
yarın yeniden ınga!
yeniden emekleme
yekinme yeniden
ha! ne dersin
kal istersen! ?
Ali Tekmil
bir etek dolusu uyumamışlık
saçlarından sızan
okunamayan suskunluk da girdi içeri
anladım
gecenin ' ce ' halisin
gündüzün ' düz ' ayaklarına yakışmıyor gelişin
yine de bir basamak vardır eteğinden yukarı
soluğumu değdirmek için kokuna
bakma
ben herşeyle avunurum
bir takvimden kopartılan
güneşli bir mart sabahının
memelerinden emilen gizem
ya da işte hemen karşımda oturan
ellerinle gözlerinle kirpiklerinle
yoluma döşediğin
yirmi mart çiçeği
yarın bahar derim
nas'olsa her bedene su yürür
nas'olsa patlar her gerçek gerçeğinden
saçlarından sızan suskunluk da
sıyrılır gizeminden
nas'olsa derim dilinin en bahar gelinciğini
eritip dudaklarında
mühürlersin dilimi
nas'olsa papatyaların açılır gözümün menziline
ışır ortalık
geldin
bin gecelik yalnızlığa doldurulmuş sorgu
ve isyan artıkları
sırtları sıvazlanıp susturulmuş ağrılar
doldu odama
yarın bahar
karıyorum kartlarımı yeniden
yeniden kuruluyor zemberek
yarın yeniden ınga!
yeniden emekleme
yekinme yeniden
ha! ne dersin
kal istersen! ?
Ali Tekmil
Bölünen Kadınlar Şiiri
Sonsuz tenin bir serap olduğunu
bilen kadınlar
sonsuz tine büyücülerle yönelen kadınlar
kısık bir perdenin o gerçeği
gösterdiğinden umutlu
bir perdenin kısık yeri kadar
incelen kadınlar
dünya, nedir onlardaki yansın
demir mi, ateş mi, belki cehennem
pervaneler işte, renkli camlara
çarpa çarpa hayal kanatlarını
tükenen kadınlar
Gülten Akın
bilen kadınlar
sonsuz tine büyücülerle yönelen kadınlar
kısık bir perdenin o gerçeği
gösterdiğinden umutlu
bir perdenin kısık yeri kadar
incelen kadınlar
dünya, nedir onlardaki yansın
demir mi, ateş mi, belki cehennem
pervaneler işte, renkli camlara
çarpa çarpa hayal kanatlarını
tükenen kadınlar
Gülten Akın
Aşk, Aralık'ta Bile Gül Açmaktır!
Beni her gün uğurlayıp karşılayan Sarı Gülüm'e artık aralık ayında olduğumu/zu bir türlü söyleyemiyorum, o da açmaya devam ediyor.
Kadınlar Sonbahar
Kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar
Titrek dudaklarında sarışın bir keder
Nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
Sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler
Dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor
Anlaşılmaz çoçukluğun ortaokullarından ders zilleri
Kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler
Tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri
Sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler
Dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor
Eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
Deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir
Ilık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir
Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.
Attila İlhan
Titrek dudaklarında sarışın bir keder
Nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
Sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler
Dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor
Anlaşılmaz çoçukluğun ortaokullarından ders zilleri
Kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler
Tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri
Sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler
Dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor
Eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
Deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir
Ilık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir
Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.
Attila İlhan
Direnç Doğuran Bir Kadına
Tırnaklarını etine geçir bağırma
Isır kanat dudaklarını parçala
Bırakma yaşamayı bırakma umudu
Daha çok yok sabaha
Yorulur gövdene inen sancılar
Acılar bakır
Beklemeyi bil
Başkaldırır gövden başkaldırır
Susar
Önce öleceğim sanacaksın
Direnmen bitsin diye uğraşacak sancın
Gitgide sıklaşacak kamçılar
Sessiz ağlayacaksın
Unutacaksın başın nerde nerde ayakların
Bin kollu bir boşluk beyninde
Dünyadan uzaksın
Kim duyar sesini haykırsan
Gücünü tüketme
Dayan bir sınav bu
G ü l ü m s e
Sennur Sezer
Isır kanat dudaklarını parçala
Bırakma yaşamayı bırakma umudu
Daha çok yok sabaha
Yorulur gövdene inen sancılar
Acılar bakır
Beklemeyi bil
Başkaldırır gövden başkaldırır
Susar
Önce öleceğim sanacaksın
Direnmen bitsin diye uğraşacak sancın
Gitgide sıklaşacak kamçılar
Sessiz ağlayacaksın
Unutacaksın başın nerde nerde ayakların
Bin kollu bir boşluk beyninde
Dünyadan uzaksın
Kim duyar sesini haykırsan
Gücünü tüketme
Dayan bir sınav bu
G ü l ü m s e
Sennur Sezer
Kadın
Giysisiz, sınırsız,
şüphesiz, duraksamaksızın,
öylece bakınıyordu bir kadın
dört yol ağzında, en saf güzelliği ile.
Çıkageldi bir kör kalabalığı
kadının doğasını çözmek istiyorlardı;
saçlarına denk geldi kadının, ilki;
dedi ki "Kadın dediğin şelale sanki,
akıyor dağların eteklerinden."
Koluna, parmaklarına dokundu ikincisiyse,
ve ilan etti cümle aleme,
"Kadın, Kibele'nin elindeki lale."
üçüncünün kalçada, butta eli,
"Kadın Vernel yumuşağı" dedi.
dördüncüsü, vareden şarkılar söyleyen
dudakları keşfediverdi:
"Kadın, olgun ahududu" dedi.
beşincinin sancağı, meme yönünde,
analığın ölümsüz nimeti meme:
"Kadın demek, Karun hazinesiyle dolu çömlek demek."
altıncının bulup çıkarıverdiği,
doğum yerinin geçit vermez yarı gizi:
hoplayıp zıpladı, bağırdı,
"aşşağılık bir delikten başka birşey değil kadın!"
Gözleri yaşardı kadının,
sonuncunun sözleriyle;
yaş dolu gözleri duyumsayan yedinci:
"aptallar! Delik değil yalnızca" dedi!
"delik değil yalnızca
hem Van Gölü hem Tuz Gölü hem de Sapanca!"
Banira Giri
Çeviri: Ulaş Başar GEZGİN
şüphesiz, duraksamaksızın,
öylece bakınıyordu bir kadın
dört yol ağzında, en saf güzelliği ile.
Çıkageldi bir kör kalabalığı
kadının doğasını çözmek istiyorlardı;
saçlarına denk geldi kadının, ilki;
dedi ki "Kadın dediğin şelale sanki,
akıyor dağların eteklerinden."
Koluna, parmaklarına dokundu ikincisiyse,
ve ilan etti cümle aleme,
"Kadın, Kibele'nin elindeki lale."
üçüncünün kalçada, butta eli,
"Kadın Vernel yumuşağı" dedi.
dördüncüsü, vareden şarkılar söyleyen
dudakları keşfediverdi:
"Kadın, olgun ahududu" dedi.
beşincinin sancağı, meme yönünde,
analığın ölümsüz nimeti meme:
"Kadın demek, Karun hazinesiyle dolu çömlek demek."
altıncının bulup çıkarıverdiği,
doğum yerinin geçit vermez yarı gizi:
hoplayıp zıpladı, bağırdı,
"aşşağılık bir delikten başka birşey değil kadın!"
Gözleri yaşardı kadının,
sonuncunun sözleriyle;
yaş dolu gözleri duyumsayan yedinci:
"aptallar! Delik değil yalnızca" dedi!
"delik değil yalnızca
hem Van Gölü hem Tuz Gölü hem de Sapanca!"
Banira Giri
Çeviri: Ulaş Başar GEZGİN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yab...
-
Dikiş Makinesi Müslüman cenazesinin bütün gideri, ölenin kendi el emeğinden kazandığı parayla yapılacak. Kefen bezini önceden hazırlayacak M...
-
Sandık ki, her şeyi kaldırabilir sözcükler. Söylene söylete tüketemeyiz aşkı da, şiiri de eviçimizde. bir koşu! Konuşa konuştura gitme...
-
Rüzgâr, beyaz denizin geniş düzlüğü üzerinde kara bulutları topluyor Deniz ve bulutlar arasında, gururla açılmış bir kanat uçuyor Fırtına ha...
-
Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap ...
-
Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir...
-
Değerli Okurlar Yaklaşık 14 yıl önce bu blogu açarken amacım, sevdiğim şiirleri, mısraları, alıntıları ve edebiyat dünyasından dikkatimi çek...
-
kurtarılmış bir kalptir taşıdığın senin, ne bakırdan bükülmüş ne de geçirilmiş bir değirmenden kimselere benzemeyen. kurtarılmış bir aşk yaş...
-
Ķuluŋ işi güci dāǿim ķuśūrdur Senüŋ ismüŋ ile şānuŋ ġafūrdur Baġışla śuçumuzı luŧfuŋ ile Daħı ķurtar Ǿaźābdan fażluŋ ile Ǿİnāyet ķıl bize se...






