Hoh'ladığım camda
ne kadar kalır;
yazılı adım?
İhsan Üren
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
06 Şubat 2013
Sevginin Adları
Ey insanlar, kulağım âşık oldu diri birine
Gözden önce kulak âşık oldu, bakın şu işe.
Senden başkasına olan sevgim bakışla doğuyor
Ancak senin sevgindir ki konuşmayla doğuyor
Arzum yalnız kalmaktır onunla onu elde etmek için
Arzum onun bakmasıdır gözlerimin içine derin derin.
Gözden önce kulak âşık oldu, bakın şu işe.
Senden başkasına olan sevgim bakışla doğuyor
Ancak senin sevgindir ki konuşmayla doğuyor
Arzum yalnız kalmaktır onunla onu elde etmek için
Arzum onun bakmasıdır gözlerimin içine derin derin.
Varlığım sevgilimin peşinde tükendi gitti
Gözlerim ona bakamaz oldu
Bir gün ona bakacak olsa gözlerim
Kurbanı olur ölürüm o huri güzelin
Onu görünce birden bire
Takıldım o güzel gözlerine
Sabaha kadar bütün gecem büyülü geçti
âşık oldum birden, mecnuna döndüm seher vakti
Ah! ihtiyattan doğan sakıncalar!
Keşke tedbirim koruyabilse beni
Kaza ve kaderin hükmünden
Oysa tam tersine aşk deryasına düşürüyor beni
Ey Tanrım, kim bu güzel varlık? Aşkıyla yaktı beni
Bu utangaç gürelin güzelliği
Ey güzelliği ceylan güzelliği olan sevgili
Aşk şarabıyla gideriyorsun susuzluğumu
Dik dik baksan ya da şefkatli gözlerle ne çıkar
İnsanın aklını başından alıyorsun sen
Karanlık içinde parlayan bir yıldızsın sen
Senin aşkından dağılıyor kara bulutlar
Nefesi benziyor misk kokusuna
Ki dağıtıyor çok tatlı çok hoş bir koku
Sanki o bir kuşluk güneşi
Sanki o parlıyor gökte gümüş rengi ay gibi
Aydınlanınca hava o görünüyor ilk kez
Agoran şafakta sabah ışığı oluyor sanki o
Onu kaybeder kararınca hava
O güzelin kara saçlarına benzeyen karanlıkta
Ey sen karanlık gecede parlayan ay
Gel yanıma, yak bütün varlığımı, aydınlat gönlümü
Işıklarla doldur gözlerimi ki seni göreyim
Çünkü bana kalan yalnızca gözlerimdir benim
Duyduğum aşk cazibesinin gerçek temeli
Sesini duyuşumdan ileri geliyor yüreklendiriyor beni.
Kulağım âşık gözüm âşık
Bakışlar ve duyuşlar arasındaki aşk ne kadar farklı
Kulağım âşık oldu sevgilimin sözlerine
Gözüm âşık oldu sevgilimin gözlerine
Gelirse sevgili bir gün, göz görür âşık olur
Doyamaz sevgiliye bakmaya bakışıyla mutlu olur
Kulak dinler mest olur gelirse sevgili bir gün güzellik suretinde
Başka şey duymaz Zeyneb'e âşık olur
Tuhaf ama Zeynep'te bir oldu
işitme ve görme duyusu.
Muhyittin İbn-i Arabi / İlahi aşk
Gözlerim ona bakamaz oldu
Bir gün ona bakacak olsa gözlerim
Kurbanı olur ölürüm o huri güzelin
Onu görünce birden bire
Takıldım o güzel gözlerine
Sabaha kadar bütün gecem büyülü geçti
âşık oldum birden, mecnuna döndüm seher vakti
Ah! ihtiyattan doğan sakıncalar!
Keşke tedbirim koruyabilse beni
Kaza ve kaderin hükmünden
Oysa tam tersine aşk deryasına düşürüyor beni
Ey Tanrım, kim bu güzel varlık? Aşkıyla yaktı beni
Bu utangaç gürelin güzelliği
Ey güzelliği ceylan güzelliği olan sevgili
Aşk şarabıyla gideriyorsun susuzluğumu
Dik dik baksan ya da şefkatli gözlerle ne çıkar
İnsanın aklını başından alıyorsun sen
Karanlık içinde parlayan bir yıldızsın sen
Senin aşkından dağılıyor kara bulutlar
Nefesi benziyor misk kokusuna
Ki dağıtıyor çok tatlı çok hoş bir koku
Sanki o bir kuşluk güneşi
Sanki o parlıyor gökte gümüş rengi ay gibi
Aydınlanınca hava o görünüyor ilk kez
Agoran şafakta sabah ışığı oluyor sanki o
Onu kaybeder kararınca hava
O güzelin kara saçlarına benzeyen karanlıkta
Ey sen karanlık gecede parlayan ay
Gel yanıma, yak bütün varlığımı, aydınlat gönlümü
Işıklarla doldur gözlerimi ki seni göreyim
Çünkü bana kalan yalnızca gözlerimdir benim
Duyduğum aşk cazibesinin gerçek temeli
Sesini duyuşumdan ileri geliyor yüreklendiriyor beni.
Kulağım âşık gözüm âşık
Bakışlar ve duyuşlar arasındaki aşk ne kadar farklı
Kulağım âşık oldu sevgilimin sözlerine
Gözüm âşık oldu sevgilimin gözlerine
Gelirse sevgili bir gün, göz görür âşık olur
Doyamaz sevgiliye bakmaya bakışıyla mutlu olur
Kulak dinler mest olur gelirse sevgili bir gün güzellik suretinde
Başka şey duymaz Zeyneb'e âşık olur
Tuhaf ama Zeynep'te bir oldu
işitme ve görme duyusu.
Muhyittin İbn-i Arabi / İlahi aşk
Giderayak
Handan,hamamdan geçtik
Gün ışığındaki hissemize razıydık
Saadetinden geçtik
Ümidine razıydık
Hiçbirini bulamadık
Kendimize hüzünler icadettik
Avunamadık
Yoksa biz...
Biz bu dünyadan değil miydik?
Orhan Veli
"36 yaşında, en verimli çağında ölen Orhan Veli, özgeçmişini, şiirine içselleşmiş olan humour'uyla şöyle özetlemiştir: '1914'te doğdum.1 yaşında kurbağadan korktum. 9 yaşında okumaya,10 yaşında yazmaya merak sardım. 13'te Oktay Rıfat'ı, 16'da Melih Cevdet'i tanıdım.17 yaşında bara gittim.18'de rakıya başladım. 19'dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25'te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim'."
Gün ışığındaki hissemize razıydık
Saadetinden geçtik
Ümidine razıydık
Hiçbirini bulamadık
Kendimize hüzünler icadettik
Avunamadık
Yoksa biz...
Biz bu dünyadan değil miydik?
Orhan Veli
"36 yaşında, en verimli çağında ölen Orhan Veli, özgeçmişini, şiirine içselleşmiş olan humour'uyla şöyle özetlemiştir: '1914'te doğdum.1 yaşında kurbağadan korktum. 9 yaşında okumaya,10 yaşında yazmaya merak sardım. 13'te Oktay Rıfat'ı, 16'da Melih Cevdet'i tanıdım.17 yaşında bara gittim.18'de rakıya başladım. 19'dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25'te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim'."
Beni Bu Havalar Mahvetti
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
05 Şubat 2013
Aslı Gibidir
aslı’ya, bir.. bir yol ağzında
.
üç gün geçti yıllardır yok gibi
bir sesti oysa, günün solgun ışığından bir kesit
sessizliğe bürünmüş bir ölü dalga, kerem gibidir
anı olur, bahar gelir, kül olur yana yana
çağlanın çıktığı gündü diyelim
uzunca bir ayrılıktan sonra
basit şeyler için ödenmiş bedeller
kalbimdeki iyilikler
misal bir kitabı verdik matbaaya
başka bir kitap başladı yeniden
üç gün geçti hep o varmış gibi
şişli’deydik; ama sanki viyana’da bir akşam
bira bahçeleri, isli yanık köprüler
duvarlarına melek resimleri çizilmiş yapılar
bulmuştum teninde, hanımefendi sokaklar
ayrılık, aramızda saçları liseli bir kızın
ay ışığında geceleri varmış, veda öpücükleri
balkona çıkıp barış manço’dan şarkılar söylermiş
ne yapsam da ebrusunda gül işleri, gülümseyişleri
üç gün geçti yüzüme düşen bir yaprak rengi
ölenlerin telefonlarını saklıyorum, pardon söylemem
bir gülün açarken hatırladıkları düşüyor aklıma
fakat işte sinemalar, iş hanlarının tarihi, biralar
yeniden aşık olunur, bu ne demek, her şey güzel
sonra yine parmaklar, saçlar, başrolde kim
yani ipini kendi çeken bu hayal, pardon hayat
bana fazlaca dokunuyordu sevgilim
ayrılık aramızda yaz günleriymiş tenha
buruşuk ama tertemiz çamaşırlar
tokalara takılı kalmış saç telleri
çekilmemiş ağrılı bir diş, kıyıyı nakışlayan yosun
bitlis’te bir askerin tren düdükleri
şimdiye dek düzelttiğim, dizdiğim bütün kelimeler
ne diyeyim ki; bu aşk, bu hüzün, bu keder
basit şeyler için ödenmiş bedeller
kalbimdeki iyilikler
şimdi bir kitabı verdik matbaaya
başka bir kitap başladı yeniden
üç gün oldu bir düş gibiymiş zaman, iyiyim
biliyorum bir ağaç aslı gibidir, benzemez hüzne
bir dal, asılı kalır da sessizliğe ölmez kimse
bir pencere aslı gibidir yani, açılır uzak bir iskeleye
yakın dursan biraz daha, kendini, hayatı sevdirsen
üç gün geçti, üç yıl geçti sanki içimden
Onur Caymaz
.
üç gün geçti yıllardır yok gibi
bir sesti oysa, günün solgun ışığından bir kesit
sessizliğe bürünmüş bir ölü dalga, kerem gibidir
anı olur, bahar gelir, kül olur yana yana
çağlanın çıktığı gündü diyelim
uzunca bir ayrılıktan sonra
basit şeyler için ödenmiş bedeller
kalbimdeki iyilikler
misal bir kitabı verdik matbaaya
başka bir kitap başladı yeniden
üç gün geçti hep o varmış gibi
şişli’deydik; ama sanki viyana’da bir akşam
bira bahçeleri, isli yanık köprüler
duvarlarına melek resimleri çizilmiş yapılar
bulmuştum teninde, hanımefendi sokaklar
ayrılık, aramızda saçları liseli bir kızın
ay ışığında geceleri varmış, veda öpücükleri
balkona çıkıp barış manço’dan şarkılar söylermiş
ne yapsam da ebrusunda gül işleri, gülümseyişleri
üç gün geçti yüzüme düşen bir yaprak rengi
ölenlerin telefonlarını saklıyorum, pardon söylemem
bir gülün açarken hatırladıkları düşüyor aklıma
fakat işte sinemalar, iş hanlarının tarihi, biralar
yeniden aşık olunur, bu ne demek, her şey güzel
sonra yine parmaklar, saçlar, başrolde kim
yani ipini kendi çeken bu hayal, pardon hayat
bana fazlaca dokunuyordu sevgilim
ayrılık aramızda yaz günleriymiş tenha
buruşuk ama tertemiz çamaşırlar
tokalara takılı kalmış saç telleri
çekilmemiş ağrılı bir diş, kıyıyı nakışlayan yosun
bitlis’te bir askerin tren düdükleri
şimdiye dek düzelttiğim, dizdiğim bütün kelimeler
ne diyeyim ki; bu aşk, bu hüzün, bu keder
basit şeyler için ödenmiş bedeller
kalbimdeki iyilikler
şimdi bir kitabı verdik matbaaya
başka bir kitap başladı yeniden
üç gün oldu bir düş gibiymiş zaman, iyiyim
biliyorum bir ağaç aslı gibidir, benzemez hüzne
bir dal, asılı kalır da sessizliğe ölmez kimse
bir pencere aslı gibidir yani, açılır uzak bir iskeleye
yakın dursan biraz daha, kendini, hayatı sevdirsen
üç gün geçti, üç yıl geçti sanki içimden
Onur Caymaz
Aklımla kalbim arasına sıkışmış bir şeyler var
Aklımla kalbim arasına sıkışmış bir şeyler var,
Belki bir grup hücremsi
Kabul görmeden türemeye hevesli.
Bir tür ur olsa gerek.
İyi huylu mu diyorum.
‘yok yok’ diyorsun, ‘huyu iyi olsa böyle hastalıklı düşünceler saçmazdı
Ve de kalbini gereğinden fazla attırmazdı.’
Fesleğenler aldım saksı saksı.
Elim içlerinde dolaşıyor akşamdan sabaha.
Ellerim… Ellerim hep fesleğen koksun istiyorum.
Aslında ben çok korkuyorum,
Ya kokun hiç gitmezse elimden…
Uyku bağımlısıydım bir zaman.
Sonra sen geldin.
Şimdi bağımlılığım uykusuzluğa.
Acaba seni artık sevmediğim için mi,
Tüm olumsuzluklar bir arada?
Ramazan diyorlar, sabahtan akşama aç duruyorlar.
E görüyorum, gün boyu aşkla doyuyorlar, ne anladım öyle oruçtan…
Biraz üzülsem her şey yoluna girecek sanki.
Biraz da rüzgâr esse keşke… Ben hazırım uçmaya.
Ben hazırım da… Yanlış uçağa mı bindim acaba?
Havalanmak yerine bir okyanus dibinde
Bulmayalım kendimizi, bu yaz gecesi.
Evet, evet, birazcık üzülsem her şey düzelecek sanki.
Saklandım ama sobelenmeye hazırım,
Hadi bulsan ya beni.
Bak şimdi! Zorlama! Hadi gitsene!
Gelme gözümün içine içine,
Git!
Yoksa ben tutamam kendimi
‘nasılsın’ diye sorarım, maazallah.
İnan ki sorarım, kaybol hadi.
Belki bir grup hücremsi
Kabul görmeden türemeye hevesli.
Bir tür ur olsa gerek.
İyi huylu mu diyorum.
‘yok yok’ diyorsun, ‘huyu iyi olsa böyle hastalıklı düşünceler saçmazdı
Ve de kalbini gereğinden fazla attırmazdı.’
Fesleğenler aldım saksı saksı.
Elim içlerinde dolaşıyor akşamdan sabaha.
Ellerim… Ellerim hep fesleğen koksun istiyorum.
Aslında ben çok korkuyorum,
Ya kokun hiç gitmezse elimden…
Uyku bağımlısıydım bir zaman.
Sonra sen geldin.
Şimdi bağımlılığım uykusuzluğa.
Acaba seni artık sevmediğim için mi,
Tüm olumsuzluklar bir arada?
Ramazan diyorlar, sabahtan akşama aç duruyorlar.
E görüyorum, gün boyu aşkla doyuyorlar, ne anladım öyle oruçtan…
Biraz üzülsem her şey yoluna girecek sanki.
Biraz da rüzgâr esse keşke… Ben hazırım uçmaya.
Ben hazırım da… Yanlış uçağa mı bindim acaba?
Havalanmak yerine bir okyanus dibinde
Bulmayalım kendimizi, bu yaz gecesi.
Evet, evet, birazcık üzülsem her şey düzelecek sanki.
Saklandım ama sobelenmeye hazırım,
Hadi bulsan ya beni.
Bak şimdi! Zorlama! Hadi gitsene!
Gelme gözümün içine içine,
Git!
Yoksa ben tutamam kendimi
‘nasılsın’ diye sorarım, maazallah.
İnan ki sorarım, kaybol hadi.
İstanbul böyledir
İstanbul böyledir.
“Yaşanmaz burada” der, çeker gidersin;
üç gün geçmeden özlersin…
Huzursuz Bacak- Mustafa Kutlu
“Yaşanmaz burada” der, çeker gidersin;
üç gün geçmeden özlersin…
Huzursuz Bacak- Mustafa Kutlu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






