02 Mart 2013

Sadece Sevmek İstiyorum Seni

Canım yanlızca sevmek istiyor seni..öncesini ve sonrasını düşünerek değil, alışılmış bir tören gibi hiç değil ..Dokunmadan , gözlerine bile bakmadan .. konuşmadan .

Unutup , tekrar hatırladığım ve çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalara ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi .. Sevmek istiyorum seni ..

Saçlarını yüzünden ayırıp
Gözlerini kirpiklerinden
Ellerini bileklerinden
İsmini bedeninden ayırıp
Ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi ..Keşfeder gibi.
Sevmek istiyorum seni..

İlk kez merakla ve hayranlıkla , kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi..

Sevdiğim hiçbir eşyayı yanıma almadan çıkar gibi
Süregelen bir sevgiyle değil !
Öğretilmemiş bilmediğimiz biçimlerde .
Kuşların kanatlarını açıp özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle..
İçimden geldiği gibi canım.
Sadece sevmek istiyorum seni ..


Bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi..anlatamadığın ama bırakmak istemediğin bitmesini hiç istemediğin bir hisle..

Canım yanlızca sevmek istiyor seni..Ne umut etmek , Ne beklemek hiç birşey.
Sadece Sevmek istiyorum seni...

Sunay Akın

Ekinoks

yazı orda geçirdik kışa gerek kalmadı
safça acemice şarkılar söylendi oyunlar oynandı
sözde sevinçler haline getirildi yıllanmış hüzünler
aşklar unutuldu ve bazılarına yeniden başlandı

"insan yaşlandıkça kurtulur" demiş birisi
korkudan belki yılgınlıktan ve başka bir şeylerden

oysa yaşlandıkça bulunur mavinin en iyisi
akasya çürür tren hızlanır eller ufalır gibi
kim yitirir sözgelimi bir başkasının bulduğunu
evet kim yitirir kim bulur
herhangi bir akşam alacası değil ki bu

şimdi ey kış diyorum seni de orada geçirseydik
kim düşünecekti bir kumsalda
sabahın tanıksız kendi kendine olduğunu

"oysa" diyordu birisi
"sabah yeniden hatırlamadır yaşamayı"
bana kalırsa "oysa" diyenlerden hep korkmalı
"oysa ölüm var" da diyebilir aynı kişi

oysa ölüm yakın olmamalı
süzgün ve uzun şeylerden de korkmalı bana kalırsa
uzun süren devrimlerden süzgün aşklardan
ve bunlara benzeyen başka şeylerden
akasya hemen çürümeli tren birden hızlanmalı
şimdi ey kış diyorum
ne kadar sürersen sür
yaz güzeldi ve sapsarıydı
herkes doydu ve eğlendi oyunlar oynandı
oteller ve sokaklar da sapsarıydı
kimler ne konuştu ne yitirdi ne kazandı

ama bir şey vardı eksilen ya da çoğalan
kumun altında mı denizin üstünde mi masallar da mı

"dünya bir sanrıdır" diyor birisi
"belki bir sancı"

ne bırakmıştım orda sahi
mor gibi soylu bir şey mi
bir eziklik mi yoksa

herkes ne kadar da mutluydu "oysa"

ne bıraktıysam o kadar kaldı orda

Turgut Uyar

kavak ile söylediğimdir

kavak ile…

söylediğimdir:

senden sonra göğe sürmedim ellerimi
değmedim karanlık örtüsüne zamanın
dibindeyim suların ve mağaraların
acıdan boğuluyorum ah sevgilim!
ah aşkım! sen bunu bilmiyorsun…
her yanı tutan suyu görmüyorsun.
elimi göğsüne koyuyorum ıslak değilsin
bense dibindeyim suların ve mağaraların…

kavak ağacının söylediğidir:

ardına bakmadan uzaklaştı sığırcık
dallarım boşluğa düşüyor işte
yer çekiyor, yer altı istiyor gövdemi
menendi yok bir kavak ağacıyım
gölgemi yok saysınlar yine de
güzün alnında vurduğum o damga…

söylediğimdir:

senden sonra kestim avludaki ağacı
dalları eğilmesin orada geçen günlere
çocuksu bir telaş benimki, ucu yırtılan yaşam…
bırakıyorum kendimi karmaşanın ortasına
tanıdık değil bu yangın, acıların çarpık yüzü
uzatılmış da bu avluya bırakılmış sanki
açıyorum peçesini, tuhaflık aynadaki ben!
ah! solgunluğun güzel kafiyesi…

kavak ağacının söylediğidir:

buradayım, içimden geçen bu gök de olmasa
bir gün vuracağım boylu boyunca kendimi,
fısıltılı sonbahar alıp götürmese yapraklarımı
akıtacağım kanımı yol üstlerine zul niyetine
yol da değişir yolcusunu sırtından atınca
atların sağrısında duruyor ağrıyan o ses

söylediğimdir:

vurdum sonunda kendim diye o ağacı
kökleri yürümesin mağara içlerine sinsice
sarhoş sanıyordu sonbaharı, sığırcıkları
menendi yok bir kavak ağacı serildi avluya
elimi koydum köklerine ıslak değildi
atlı gelmedi at yok, yol boyu bekleyiş
çimenlere basmanın tatlı heyecanı yok
çürüdü içimde her şey zamanın sesiyle…

kavak ağacının söylediğidir:

sonunda geldiğim yere döndüm
yapraklarımı ve kökümü dünyaya bırakıp
toprağa yasladım ak boynumu
incecik dallarım sürgün vermeyecek
salınmayacak rüzgârda tazecik gövdem
menendim yok, ak bir kavak ağacıyım…

Cevahir Bedel


Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Her yer olabilecek bir kuytulukta
Bir kadın vardı bir balkonda
Sesinde yaralı bir gül olan

Hayat ve mevsimler aynı şeydi
Uyku kadar derin bir suda boğulurken
İlkbahar kekeleyerek geldi
Kırık çocuk gülüşlerinden

Deniz oracıktaydı ve buğusu
Eriyorken havada sesler
Her şeyin bir büyü oluşturduğu
Gizemli kokular ve gülüşler

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Annem olan bir sessizlikte
Belki de onun kalbidir açan
Derin bir gülün içinde

Ataol Behramoğlu

Teşekkürler Hayat (Gracias a la vida)

teşekkürler hayat, bütün verdiklerin için
iki göz verdin bana, her açtığımda onları
kusursuzca ayırt edebiliyorum siyahı beyazdan,
ve cennetin yıldızlı görüntüsünü,
ve de kalabalıklar içerisinde sevdiğim adamı.

teşekkürler hayat, bütün verdiklerin için
bana ses ve harfleri verdin,
ve onlarla haykırıp, düşünebildiğim kelimeler,
anne, arkadaş,kardeş ve yanan ışık,
bir de sevda, duygularıma yol gösteren.

teşekkürler hayat, bütün verdiklerin için
sesi verdin, bütün şiddetiyle hayatı içeren
gece gündüz cırcırböceklerini ve kanaryaları kaydeden,
çekiç seslerini, motorları, köpek havlamalarını, fırtınaları da,
ve sevdiğimin yumuşak sesini de.

teşekkürler hayat, bütün verdiklerin için
yorgun ayaklarımın adımlarını verdin
onlarla şehirleri ve gölcükleri gezdiğim
ve kumsalları ve çölleri, dağlar ve ovaları
ve yürüdüğüm, senin evin, senin cadden, ve senin avlunu.

teşekkürler hayat, bütün verdiklerin için
bana gülüşü, gözyaşlarını verdin
böylece yıkıntılardan iyi şansı ayırdığım
şarkımı yapan iki maddeyi
ve benim olan hepinizin şarkısını.

teşekkürler hayat, bütün verdiklerin için…

Violeta Parra

Kimseyi değiştiremezsin hayatta

Kimseyi değiştiremezsin hayatta.
Ve kimse için de değişmemelisin.
Kimliğini kaybettiğin an, yaşamını çöpe attın demektir.
İstemediğin sürece, hiçbir şey için ödün vermeyeceksin.
Çünkü gün gelir, verecek hiçbir şeyin kalmaz.
Her şeyi sen istediğin için yapacaksın,
başkası senden istediği için değil.
Ve sen, sen olarak kaldığın sürece senin yanında olanlar
da mutlu olacaktır.
Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle.

Yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil.
Herkesin gidebileceği bir yol vardır.
Sen yeter ki, yanında yer almayı bil.
Ne sen kimse için mecburi istikametsin,
ne de bir başkası senin için...
Seninle gelmek isteyenleri yanına al.
Belki beraber daha çok şey katabilirsiniz bu hayata.
Yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında, zorlama kendini.
Hayat rahat ve anlayışlı insanlarla
Ve hayat hak ettiği gibi yaşandığında güzel...

Ve unutma; aynı dili konuşanlar değil
aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir...

Charles Bukowski

Toprak Yanlış Yapmaz

Allah uzak değildir
Zaman hızlı geçer yalnızca


Unutulanlar vardır
Dünya biterken telaşla hastanelere uğrayıp
Hayata açılmayan bir sokağın adresini sorarlar
Işıksız ve şarkısız bir yürüyüş başlar sonra
Ateş söner ikinci zaman iner yüzlere


Kalpler suçlanamaz
Yoktur kendi kalbini yaratan kimse


Güzel bir soru olarak geçiyorken dünyadan
Allah’ın anlamıyla gülümseyen bir bahçeye düştüm
Sabahla dokunmuş pelerinini attı omuzlarıma
Uçurumlar dalgınlaşıp çiçeğe dönüşürken
Buldum cevabını esrarım kalmadı


Her şeyi eksiltir gecikmek acıdan başka
Allah uzak değildir zaman hızlı geçer toprak yanlış yapmaz

Mevlana İdris