çok basit bir şey arıyor: senin beni aramanı,
itirazım yok, sürdürecek bana itirazını,
senin aradığın gibi aramıyorum, ben, seni,
aradığım, beni, istediğim şekilde arıyor.
çok basit, ben, bunu bana, sen göstereceksin,
aradığın gibi aradıkça bekleyeceğim, seni,
gelen neyse, götürüp göster, beni,
aradığım yerde, beni, bulup döneceğim.
çok basit, aradığım saf, sende yok, değilsin bende,
sen gel, bul beni, uykudayım ben, sende,
uykumda uyutuyordun, beni, benden,
gel benim uykumda uyu, sen, beni arıyorsun.
çok basit, senin uykunu, uyutacak, bana,
kime olduğunu bilmeden aşık oluyorum sana,
aradığını anlamadı, biri, beni,
uyut onu, gösterme, tekrar herkese.
tekrar başa dönmek istiyorum,
yat, unutmak istiyorsan, yat, öyleyse, unut,
yanında, bilen, bilebilen var mı senin,
uyuyorsun sen, beni, artık unut.
tekrar, tekrar, tekrar,
baştan başlamak istiyorum.
tekrar, tekrar, tekrar,
dursun, durmayan.
tekrar, tekrar, tekrar,
kaçıp, kovalayan.
Ahmet Güntan
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
09 Mart 2013
Sayım
Ayışığında oturduk
Bileğinden öptüm seni
Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni
Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni
Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni
Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni
Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni
En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni
Cemal Süreya
Bileğinden öptüm seni
Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni
Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni
Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni
Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni
Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni
En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni
Cemal Süreya
Türküler Dolusu
Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar.
Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Binbir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez.
Yerliyim yerli olmasına
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuç tiftik
Bir çimdik çavdar
Bir tutam şile bezi gibi
Dişimden tırnağıma kadar
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından sürüp gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım.
Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
Eğri büğrü, kör topal kabulüm
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.
Hey hey, yine de hey hey
Salınsın türküler bir uçtan bir uca
Evelallah hepsinde varım
Onlar kadar sahici
Onlar kadar gerçek
insancasına, erkekçesine
"Bana bir bardak su" dercesine
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.
Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
Ben türkülerden aldım haberi.
Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıcak.
Ah bu türküler, köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.
Ah bu türküler, köy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
Kan damlar ucundan, mürekkep değil
işte söz, işte ses, işte biçim:
"Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar"
iliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var.
Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen...
Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar.
Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Binbir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez.
Yerliyim yerli olmasına
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuç tiftik
Bir çimdik çavdar
Bir tutam şile bezi gibi
Dişimden tırnağıma kadar
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından sürüp gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım.
Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
Eğri büğrü, kör topal kabulüm
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.
Hey hey, yine de hey hey
Salınsın türküler bir uçtan bir uca
Evelallah hepsinde varım
Onlar kadar sahici
Onlar kadar gerçek
insancasına, erkekçesine
"Bana bir bardak su" dercesine
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.
Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
Ben türkülerden aldım haberi.
Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıcak.
Ah bu türküler, köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.
Ah bu türküler, köy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
Kan damlar ucundan, mürekkep değil
işte söz, işte ses, işte biçim:
"Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar"
iliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var.
Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen...
Bedri Rahmi Eyüpoğlu
aklımın buzulları
susarlar,
sustular mı konuşmazlar bir daha,
ses, yırtıcı bir hayvan olur, dağından iner,
vurur pençesini üzerlerine. o yüzden
kırgındırlar,
yorulmuş düşüncenin ağırlığından.
güneşin ışığını ararlar, öyle sıradan,
herkesi ısıtan, ama bulamazlar. artık ondan
çay içerler,
çay saatleri durma saatleridir.
bir yazı sayfasının kenarında düşünürler:
düşünmek durarak damıtmak mıdır? kımıldamadan
bir şehirde yaşarlar,
şeytanın evinde kiracıdırlar.
düşlerinden çözülen ince dekorda,
bir başka dünyaya bakar gözleri. vakti gelince
severler,
ateşli bir silah patlar sevince, ses vurulur.
yazlık elbiseler giyerler; bürünüp beyazlara
şeytanın bir adım önünde dans ederler. belki şimdi
o başka dünyada hâlâ...
Ahmet Güntan
sustular mı konuşmazlar bir daha,
ses, yırtıcı bir hayvan olur, dağından iner,
vurur pençesini üzerlerine. o yüzden
kırgındırlar,
yorulmuş düşüncenin ağırlığından.
güneşin ışığını ararlar, öyle sıradan,
herkesi ısıtan, ama bulamazlar. artık ondan
çay içerler,
çay saatleri durma saatleridir.
bir yazı sayfasının kenarında düşünürler:
düşünmek durarak damıtmak mıdır? kımıldamadan
bir şehirde yaşarlar,
şeytanın evinde kiracıdırlar.
düşlerinden çözülen ince dekorda,
bir başka dünyaya bakar gözleri. vakti gelince
severler,
ateşli bir silah patlar sevince, ses vurulur.
yazlık elbiseler giyerler; bürünüp beyazlara
şeytanın bir adım önünde dans ederler. belki şimdi
o başka dünyada hâlâ...
Ahmet Güntan
08 Mart 2013
Kalbim İçin Harita
rehin kalmaya geldim, kalbim için
böylesi gerekti; uyumak ve sonra
kalbim için...
her insanın kıyıya vurduğu bir yer
vardır, duygu buna götürüyor çelimsiz
hayatımızı, noktadan sonra şişirilmiş
harflerle başlanır tümceye örneğjn
seyreltilmiş, ruhu alınmış kurallar dizgesi
geceleri yatmadan önce, önlem olarak
süt içilir, aynada suret seyredilir, olsun!
rehin kalmaya geldjm kendi ellerimle
rehinim artık kalbinizde
mutsuzluk, dünyada durulan yerin adıdır
demişti içimizi oyup duran ses, o sese
kulak vermeli, ki sokaktan sokağa geçerken
değişen koku
geceleri öpüştüğümüz karanlık
sabahları öpüştüğümüz karanlık
evden işe işten eve ulaşan gıybet hattı
bir şehre patlayan şeyler atılması ve
o şehrin ruhunda belirmeye başlayan
yalnızlık, bizim kalbimizi burkan
akşamlarda gizli
annem de biriken kaygu hep
bununla ilgili
gideceğim yolu gözüm seçmiyor
buğulu bir şarkı içinden geçtiğim
haritam yırtık, rüzgârı göstermiyor
fikrim karıştı, kalbim için
başka bir mevsim gerekli
Sinan Oruçoğlu
böylesi gerekti; uyumak ve sonra
kalbim için...
her insanın kıyıya vurduğu bir yer
vardır, duygu buna götürüyor çelimsiz
hayatımızı, noktadan sonra şişirilmiş
harflerle başlanır tümceye örneğjn
seyreltilmiş, ruhu alınmış kurallar dizgesi
geceleri yatmadan önce, önlem olarak
süt içilir, aynada suret seyredilir, olsun!
rehin kalmaya geldjm kendi ellerimle
rehinim artık kalbinizde
mutsuzluk, dünyada durulan yerin adıdır
demişti içimizi oyup duran ses, o sese
kulak vermeli, ki sokaktan sokağa geçerken
değişen koku
geceleri öpüştüğümüz karanlık
sabahları öpüştüğümüz karanlık
evden işe işten eve ulaşan gıybet hattı
bir şehre patlayan şeyler atılması ve
o şehrin ruhunda belirmeye başlayan
yalnızlık, bizim kalbimizi burkan
akşamlarda gizli
annem de biriken kaygu hep
bununla ilgili
gideceğim yolu gözüm seçmiyor
buğulu bir şarkı içinden geçtiğim
haritam yırtık, rüzgârı göstermiyor
fikrim karıştı, kalbim için
başka bir mevsim gerekli
Sinan Oruçoğlu
beyazlık
Dağdan indi bu sis
bembeyaz kapattı ağır ağır
yukarı mahallenin
damlarını
doluştu sokaklarına
aşağı mahallenin
Şimdi geziniyor
limanın üstünde
sokuluyor mendireğe
Birazdan yitecek kasaba
yitecek dünya
sokul bana.
Güven Turan
bembeyaz kapattı ağır ağır
yukarı mahallenin
damlarını
doluştu sokaklarına
aşağı mahallenin
Şimdi geziniyor
limanın üstünde
sokuluyor mendireğe
Birazdan yitecek kasaba
yitecek dünya
sokul bana.
Güven Turan
şimdi bütün sevinçler
Aşklar öyküleriyle güzeldi eskiden, şimdi
her aşk bir öykü arıyor kendine;
ah benim uman bulunmayan umarsızlığım!
Kadının biri ısınma umuduyla dolaştırıyor
koynunda ellerini, adam apış arasında
arıyor güneşli günleri. Çile yurdu ömrüm
benim, komşudan soruyor adresini!...
Hüsn ile Nesli, Aragon ile Elsa: Ve gözleri
şehla aşkımız olmasaydı on para etmezdi
bu bendeki iyilik. Kuşlar kaçıverdiğinde
kentlerden -açları doyuramasam bile-
cıvıltılarını toplayıp getiriyorum geriye.
Duvarın önündeki gözleri bağlı adamım,
dilimde sevda türküleri.
Biliyorum, yalnızlığa umar değil söz,
her gün biraz daha alışıyorum kendime;
soluduğunu duyuyorum dünyanın. Kadınlar
ki, yeni sürülmüş toprak kokuyor tenleri.
Eski aşklara çağdaş öyküler yazıyorum
ve habire damarına giriyorum mermerin
sevda ile keski ile murç ile...
Kışı böyle böyle geçirdim ve sıkıntıları
doldurdum ceplerime... 'Yürü ya kulum'
sözüyle başladığını öğrendik devinim
tarihinin, utanç kılavuzumuzdu! Sarısabır
çiçekleri daha da sarardı yol boyunca
kayıverdi çocukların cebinden bilyeler,
şimdi bütün sevinçler cüce!...
Hüseyin Atabaş
her aşk bir öykü arıyor kendine;
ah benim uman bulunmayan umarsızlığım!
Kadının biri ısınma umuduyla dolaştırıyor
koynunda ellerini, adam apış arasında
arıyor güneşli günleri. Çile yurdu ömrüm
benim, komşudan soruyor adresini!...
Hüsn ile Nesli, Aragon ile Elsa: Ve gözleri
şehla aşkımız olmasaydı on para etmezdi
bu bendeki iyilik. Kuşlar kaçıverdiğinde
kentlerden -açları doyuramasam bile-
cıvıltılarını toplayıp getiriyorum geriye.
Duvarın önündeki gözleri bağlı adamım,
dilimde sevda türküleri.
Biliyorum, yalnızlığa umar değil söz,
her gün biraz daha alışıyorum kendime;
soluduğunu duyuyorum dünyanın. Kadınlar
ki, yeni sürülmüş toprak kokuyor tenleri.
Eski aşklara çağdaş öyküler yazıyorum
ve habire damarına giriyorum mermerin
sevda ile keski ile murç ile...
Kışı böyle böyle geçirdim ve sıkıntıları
doldurdum ceplerime... 'Yürü ya kulum'
sözüyle başladığını öğrendik devinim
tarihinin, utanç kılavuzumuzdu! Sarısabır
çiçekleri daha da sarardı yol boyunca
kayıverdi çocukların cebinden bilyeler,
şimdi bütün sevinçler cüce!...
Hüseyin Atabaş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






