bir şey yapılması gerektiğini ve de hemen yapılması gerektiğini
çoktan biliyoruz
ama daha erken olduğunu bir şey yapmak için
ama artık geç olduğunu bir şey daha yapmak için
çoktan biliyoruz
ve işlerimizin yolunda olduğunu
ve bunun böyle süreceğini
ve bunun anlamı olmadığını
çoktan biliyoruz
ve suçlu olduğumuzu
ve suçlu oluşumuzda bir suçumuz olmadığını
ve elimizden bir şey gelmeyişinde suçlu olduğumuzu
ve bunun bize yettiğini de
çoktan biliyoruz
ve belki de ağzımızı tutmanın daha iyi olacağını
ve ağzımızı tutmayacağımızı
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
ve kimseye yardım edemiyeceğimizi
ve bize kimsenin yardım etmeyeceğini
çoktan biliyoruz
ve yetenekli olduğumuzu
ve hiç ve gene hiç arasında seçme yapabileceğimizi
ve bu sorunu temelden incelememiz gerektiğini
ve çaya iki tane şeker attığımızı
çoktan biliyoruz
ve baskıya karşı olduğumuzu
ve sigaraların pahalılaştığını
çoktan biliyoruz
ve her seferinde bir şeyin olacağını önceden kestirdiğimizi
ve her seferinde haklı çıkacağımızı
ve bundan bir şey çıkmayacağını
çoktan biliyoruz
ve her şeyin yalan olduğunu
ve bir şeyi atlatmanın her şey değil de hiçbir şey olduğunu
ve bizim bunu atlatacağımızı
çoktan biliyoruz
ve bütün bunların yeni olmadığını
ve yaşamanın güzel olduğunu
ve bunun her şey olduğunu
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
çoktan biliyoruz
ve bunu çoktan bildiğimizi
çoktan biliyoruz.
Hans Magnus Enzensberger
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
12 Mart 2013
Cennetle Müjdelenen 11. Kişi - Aksi İspat Olunana Kadar- Benim
Ne zaman tıraş olmaya başlasam- sakal tıraşı- Napolyon’un askerdeyken taburumuza söylediği “ tıraşınızı sabahları olun” cümlesi gelir aklıma…
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Ne zaman tırnaklarımı kesmeye başlasam, bir dostumun sevgilisinden söz ederken kullandığı – ki ben sevgili sözcüğüne hiç alışmış saymam kendimi. Çünkü ben karakalpliyim.- “ Beni o kadar çok seviyor ki tırnaklarımı bile kesiyor” cümlesi aklıma gelir.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Gökyüzüne bakıp durma sevgilim. İnan orada bile kelimelerden başka bir şey yok!
-
Ama anlatacaklarımın da bununla bir ilgisi yok.
Pazardan 4’e bölünmüş narlar alıyorum her hafta. Narcı öyle satıyor onları. Bazen onlardan değil de bölünmemiş olanlardan almamı, onların vitrin olduğunu söylüyor ve ben bölünmemiş olanlardan almıyorum.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Tam pasajın kapısını açıyorum ki arkamdan bir çocuk sesi kulaklarımı boyluyor: “Aaa anne okuldaki adam!” Beni göstererek. Böyle diyor ufacık bir ufaklık. Bıraktım kahkaham benden önce girsin pasaja.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
“Beni seviyor musun” der adam. “Hayır” der kadın. “Beni seviyor musun” der adam. “Hayır” der kadın. “Beni sevmediğini duymak istiyorum” der adam. “Seni sevmiyorum” der kadın. Adam tekrar bunu duymak ister. “Seni sevmiyorum” der kadın. “Beni seviyor musun?” “Seni sevmiyorum.” “Beni seviyor musun?” “Seni sevmiyorum.” Ve bir zaman sonra adam kadının kendisini sevdiğini bildiği için seni sevmiyorumları seni seviyorumdan daha çok sevmeye ve daha mutlu dinlemeye başlar.
“Beni sevmiyor musun” der adam. “Seni sevmiyorum” der kadın.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Kendisini korkuları üzerinden ifade etmeye başladı. Bu da bir yok oluş meselesidir. Meselidir. Mahvolduğuna inanmaya başladı. Bana yazdığı mektup şöyle bitiyor: “ Ben, mutsuzken de Allah’ın varlığını iliklerime kadar duymak istiyorum”. “Mahvolduğuna inan ve kaldığın yerde yaşamaya devam et” dedim.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok
Akıllı tarafı deliliğine, deli tarafı akıllı tarafına isyan eden iki kişilik bir adamdan söz ettim kendime. Deliliği aklının, aklı deliliğinin ölesiye farkında. Istırap budur! Ve mütemadiyen yaşanan geçişler ve mütemadiyen yaşanan geçişler…
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Cennetle müjdelenen 11. kişi olmam, cennetle müjdelenen 11. kişi olduğum anlamına gelmez. Türkçenin dindar bir sokağına rahmet yağarsa ve Türk şiirinde bir akşam vakti adında bir şiir yazarsam ve kullanırsam “püskürtmek” ve “mülkiyet” kelimelerini o şiirde ve annemin yüzüne aydınlık bakabilirsem, üç çocuk İsra suresi…
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok
Her şeyin sebebi müziktir.
Her şeyin sebebi müziktir.
Her şeyin sebebi müziktir.
Ellerimi nereye koysam ikinci yenidir. Yunus Emre’ye hak vermek için yaşıyoruzdur. Soğuk hava yoktur, yoksulluk vardır. Limonata içenler de hüzünlü olabilir.
– Burada piyano sesleri olacak.
Süleyman Unutmaz
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Ne zaman tırnaklarımı kesmeye başlasam, bir dostumun sevgilisinden söz ederken kullandığı – ki ben sevgili sözcüğüne hiç alışmış saymam kendimi. Çünkü ben karakalpliyim.- “ Beni o kadar çok seviyor ki tırnaklarımı bile kesiyor” cümlesi aklıma gelir.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Gökyüzüne bakıp durma sevgilim. İnan orada bile kelimelerden başka bir şey yok!
-
Ama anlatacaklarımın da bununla bir ilgisi yok.
Pazardan 4’e bölünmüş narlar alıyorum her hafta. Narcı öyle satıyor onları. Bazen onlardan değil de bölünmemiş olanlardan almamı, onların vitrin olduğunu söylüyor ve ben bölünmemiş olanlardan almıyorum.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Tam pasajın kapısını açıyorum ki arkamdan bir çocuk sesi kulaklarımı boyluyor: “Aaa anne okuldaki adam!” Beni göstererek. Böyle diyor ufacık bir ufaklık. Bıraktım kahkaham benden önce girsin pasaja.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
“Beni seviyor musun” der adam. “Hayır” der kadın. “Beni seviyor musun” der adam. “Hayır” der kadın. “Beni sevmediğini duymak istiyorum” der adam. “Seni sevmiyorum” der kadın. Adam tekrar bunu duymak ister. “Seni sevmiyorum” der kadın. “Beni seviyor musun?” “Seni sevmiyorum.” “Beni seviyor musun?” “Seni sevmiyorum.” Ve bir zaman sonra adam kadının kendisini sevdiğini bildiği için seni sevmiyorumları seni seviyorumdan daha çok sevmeye ve daha mutlu dinlemeye başlar.
“Beni sevmiyor musun” der adam. “Seni sevmiyorum” der kadın.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Kendisini korkuları üzerinden ifade etmeye başladı. Bu da bir yok oluş meselesidir. Meselidir. Mahvolduğuna inanmaya başladı. Bana yazdığı mektup şöyle bitiyor: “ Ben, mutsuzken de Allah’ın varlığını iliklerime kadar duymak istiyorum”. “Mahvolduğuna inan ve kaldığın yerde yaşamaya devam et” dedim.
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok
Akıllı tarafı deliliğine, deli tarafı akıllı tarafına isyan eden iki kişilik bir adamdan söz ettim kendime. Deliliği aklının, aklı deliliğinin ölesiye farkında. Istırap budur! Ve mütemadiyen yaşanan geçişler ve mütemadiyen yaşanan geçişler…
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.
Cennetle müjdelenen 11. kişi olmam, cennetle müjdelenen 11. kişi olduğum anlamına gelmez. Türkçenin dindar bir sokağına rahmet yağarsa ve Türk şiirinde bir akşam vakti adında bir şiir yazarsam ve kullanırsam “püskürtmek” ve “mülkiyet” kelimelerini o şiirde ve annemin yüzüne aydınlık bakabilirsem, üç çocuk İsra suresi…
-
Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok
Her şeyin sebebi müziktir.
Her şeyin sebebi müziktir.
Her şeyin sebebi müziktir.
Ellerimi nereye koysam ikinci yenidir. Yunus Emre’ye hak vermek için yaşıyoruzdur. Soğuk hava yoktur, yoksulluk vardır. Limonata içenler de hüzünlü olabilir.
– Burada piyano sesleri olacak.
Süleyman Unutmaz
hatıra ormanı
bir masal zamanından yazıyorum
bu şiiri sana
istersen yanmış bir ormandan
hatıra diye sakla
sirklere düşmüş deniz kızlarını düşünür
bacağından vurulan atlı karıncaları
bir tanrıdır sıkılır gider kendi göğünden
her yalnızlıkta yaslı bir anlam var
yeşil mürekkeple yazar mektubunu
bir selanikli gibi uzanıp öper rüzgar
uyur portakal ağaçlaının göğsünde
içimde kederle yanan bir şey var
üsküpte biri çamaşır assa sakız kokan
burnunun kemiği sızlar burada Tatyos’un
derinden çalar şarkım kimse dinlemez
kolumdaki aşı lekesinde gizli bir çiçek var
yaşamadım diye yazıyorum
bu şiiri sana
kıyabilirsen bir ormanı yak da
benden hatıra diye sakla
Onur Caymaz
bu şiiri sana
istersen yanmış bir ormandan
hatıra diye sakla
sirklere düşmüş deniz kızlarını düşünür
bacağından vurulan atlı karıncaları
bir tanrıdır sıkılır gider kendi göğünden
her yalnızlıkta yaslı bir anlam var
yeşil mürekkeple yazar mektubunu
bir selanikli gibi uzanıp öper rüzgar
uyur portakal ağaçlaının göğsünde
içimde kederle yanan bir şey var
üsküpte biri çamaşır assa sakız kokan
burnunun kemiği sızlar burada Tatyos’un
derinden çalar şarkım kimse dinlemez
kolumdaki aşı lekesinde gizli bir çiçek var
yaşamadım diye yazıyorum
bu şiiri sana
kıyabilirsen bir ormanı yak da
benden hatıra diye sakla
Onur Caymaz
iki kere gelmiş geçmiş ola
I.
Taşları eriterek önümüze döşüyor, yürüyüp gidiyoruz
“_ Son oyalanmasını göstermeyi kim keşfetmiş ilkin?
_ Çok köke inen bir soru bu, binayı çökertir, kovun bunu…”
Demek ki ben, sesimi asıp can çekiştirmeye yazgılıyım.
Çünkü başıyla oynanmış bazımızın, eti yavaş yavaş kelle olmuş
Büyüdüğü doğru ağaçların ama doğru değil çocukların
Büyümek istedikleri...
Susacak ne çok şey var…
II.
Kendime taziyem odur ki görüşeceğiz sanırım
Kendime vasiyetim o ki gelme benimle
Kendime salık veririm uzak durma benden
Kendime daha ne deyim ne gelir elden
Kendime aldım bunu kalacak sana
Kendime ayırdım desem de artmadı bana
Kendime geldim diyemem misafirinim ey dizlerim
Kendime konuşasım var sana ne diyeyim
Kendime baktım da şöyle bir babamım
Kendime baktım da şöyle bir babayım.
Susacak ne çok şey var
Gemiler ayrılacaklarını bilmiyor kıyıdan
Susacak ne çok şey var
Kıyı duruyor hep ayrılıyor gemiler.
Gemiler denizin üstünde
Etin üstünde jilet gibi.
Celal Fedai
Taşları eriterek önümüze döşüyor, yürüyüp gidiyoruz
“_ Son oyalanmasını göstermeyi kim keşfetmiş ilkin?
_ Çok köke inen bir soru bu, binayı çökertir, kovun bunu…”
Demek ki ben, sesimi asıp can çekiştirmeye yazgılıyım.
Çünkü başıyla oynanmış bazımızın, eti yavaş yavaş kelle olmuş
Büyüdüğü doğru ağaçların ama doğru değil çocukların
Büyümek istedikleri...
Susacak ne çok şey var…
II.
Kendime taziyem odur ki görüşeceğiz sanırım
Kendime vasiyetim o ki gelme benimle
Kendime salık veririm uzak durma benden
Kendime daha ne deyim ne gelir elden
Kendime aldım bunu kalacak sana
Kendime ayırdım desem de artmadı bana
Kendime geldim diyemem misafirinim ey dizlerim
Kendime konuşasım var sana ne diyeyim
Kendime baktım da şöyle bir babamım
Kendime baktım da şöyle bir babayım.
Susacak ne çok şey var
Gemiler ayrılacaklarını bilmiyor kıyıdan
Susacak ne çok şey var
Kıyı duruyor hep ayrılıyor gemiler.
Gemiler denizin üstünde
Etin üstünde jilet gibi.
Celal Fedai
bir gül bir mektup
Askeriyeden ayrıldım Alâeddin Abi
Dalına küsen bir yaprak gibi / kapı aralandı ve çıktım
Görülmüştür damgası silindi yakamda
Ne karakolda nöbetim, ne de suya atılacak mektuplarım var
Şu sıra seni özlüyorum
Karanfilden Balıkesir’e akan bir sokakta
Bu dünyada öleceğin Kerem’in
Öbür dünyada da sevebileceğin bir kalbin vardı senin
Yaraları yarayla saran gözlerin
Bulutlara saklı çeyizin
Kalbimin üstünde kalbin vardı senin
Yalnızlığımız gide gide Alâeddin Abi
Sırlı odalara sığındık
Telefonlarımız cevapsız
Yarimiz kalbiyle çarpmıyor toprağımıza
Düşlerime giriyor, kitaplarına bahçıvan Ramo
Hani Afife Ablası olan, Muhayyer hikâyeler yazan kardeşimiz
Yani o derin karanlıklardaki tebessüm
Babacığı, narin Ayşe Rikkatin
Senin gülün karşı tepelerdeydi,
Benimse sığınaklarda Alâeddin Abi
Senin gülün pastanelere taşındı,
Benim gülümün üstünde hâki gölgeler sayıldı
Senin sarışın denizlerin oldu
Islana, ıslana geçtin kalplerden
Bense, ağıtlara bulana bulana geçtim
İkimizi kucaklayan rüzgârlı bir ırmakta.
Cafer Turaç
Dalına küsen bir yaprak gibi / kapı aralandı ve çıktım
Görülmüştür damgası silindi yakamda
Ne karakolda nöbetim, ne de suya atılacak mektuplarım var
Şu sıra seni özlüyorum
Karanfilden Balıkesir’e akan bir sokakta
Bu dünyada öleceğin Kerem’in
Öbür dünyada da sevebileceğin bir kalbin vardı senin
Yaraları yarayla saran gözlerin
Bulutlara saklı çeyizin
Kalbimin üstünde kalbin vardı senin
Yalnızlığımız gide gide Alâeddin Abi
Sırlı odalara sığındık
Telefonlarımız cevapsız
Yarimiz kalbiyle çarpmıyor toprağımıza
Düşlerime giriyor, kitaplarına bahçıvan Ramo
Hani Afife Ablası olan, Muhayyer hikâyeler yazan kardeşimiz
Yani o derin karanlıklardaki tebessüm
Babacığı, narin Ayşe Rikkatin
Senin gülün karşı tepelerdeydi,
Benimse sığınaklarda Alâeddin Abi
Senin gülün pastanelere taşındı,
Benim gülümün üstünde hâki gölgeler sayıldı
Senin sarışın denizlerin oldu
Islana, ıslana geçtin kalplerden
Bense, ağıtlara bulana bulana geçtim
İkimizi kucaklayan rüzgârlı bir ırmakta.
Cafer Turaç
Sevgili
bir uçurtmaya tutunup gitmiştin buradan
belki de ben gitmiştim
kimsenin Fatiha bilmediği bir köyde ölmüştüm
“benim var olmadığımı” söyleyen hasta bakıcıyı
elindeki nehirle boğmaya çalışmıştın sen de
galiba biz seninle hiç karşılaşmadık
halbuki her soluk aldığımda genzimi yakıyordun
elimi cebime soktuğumda el ele tutuşuyorduk
çocukluğunu çekmede saklıyordun sen
acayip şeyler biriktiriyordun sonra
yolunu kaybetmiş bir kum fırtınası gizliydi saçlarında
göz altlarında kahverengi şiirler vardı
“neden hiç karşılaşmadık ki biz?” diye bağırmıştın bana
tren garlarındaki valizleri aramıştın beni bulmak için
beni kaç kez öpmüştün
keşke tanışsaydık sevgilim
Ayşe Sevim
belki de ben gitmiştim
kimsenin Fatiha bilmediği bir köyde ölmüştüm
“benim var olmadığımı” söyleyen hasta bakıcıyı
elindeki nehirle boğmaya çalışmıştın sen de
galiba biz seninle hiç karşılaşmadık
halbuki her soluk aldığımda genzimi yakıyordun
elimi cebime soktuğumda el ele tutuşuyorduk
çocukluğunu çekmede saklıyordun sen
acayip şeyler biriktiriyordun sonra
yolunu kaybetmiş bir kum fırtınası gizliydi saçlarında
göz altlarında kahverengi şiirler vardı
“neden hiç karşılaşmadık ki biz?” diye bağırmıştın bana
tren garlarındaki valizleri aramıştın beni bulmak için
beni kaç kez öpmüştün
keşke tanışsaydık sevgilim
Ayşe Sevim
Bir kadının erkeği olmak istedim
Bir kadının erkeği olmak istemiştim, ömür boyu.
Ama öyle sıradan bir kadının değil,
Özel bir kadının erkeği olmak.
Sadece güzellikle işim olmaz,
Ön yargılarla da.
Kim demiş ki
Erkekler aptal kadın ister diye,
Ben çok zeki bir kadının
Erkeği olmak istedim,
O kadar zeki olsun ki hem,
Neyi niçin yaptığımı da
O kendiliğinden anlasın istedim,
"Vallahi billahi" ile başlayan
açıklamalar yapmak zorunda
Kalmayacağım bir kadının
Erkeği olmak istedim
O kadar zeki olsun ki
Benimle oynadığı oyunlarda
beni yensin istedim.
Bazı kadınlar anlatırlar ya
Tavlada eşlerini nasıl yendiklerini,
işte o da güzeldir ama,
Tavla zar işi...
Ben öyle bir kadın istedimki
Satranç tahtasını bana dar etsin,
Fillerimi, atlarımı
Önüne katıp kovalasın istedim,
Beni o kadın mat etsin istedim...
Ben öyle özel bir kadın istedim ki,
Sığınmasın,
Ağlaşmasın,
Benden minnet beklemesin,
Hepsini söke söke
kendi yapsın istedim,
Kim demiş ki,
Erkekler sığınacakları bir kadın istemez,
Ben omzunda ağlayacağım bir kadın istedim.
Ama beni buna pişman etmeyecek,
O göz yaşlarının zayıflık değil,
Duygu seli olduğunu bilen
ve "Göz yaşına kurban olurum senin"
diyebilecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Hamarat olsun istedim tabi ki,
Benide ateşlesin,
Yapmadığım ötelediğim işleri
bana yaptırsın istedim,
Ama öyle
klasik kadın yöntemi ile
kafamın etini yiyerek,
dırdır ederek değil,
Bana örnek olarak,
Beni utandırarak yapsın istedim bunu...
Yetenekli bir kadın olsun istedim,
Gerektiğinde hani,
Benim elim bir türlü değmemişse
bozuk prize,
eline tornavidayı alabilecek
bir kadın olsun istedim.
Yardımsever bir kadın olsun istedim,
Kendi parasınıda kazanan
bir kadın olsun ama..
Benim verdiğim paralardan da
zulaya atsın bir şeyler,
fakat o paralarla
mesela birilerine yardım etsin,
Sonra da bunu bana anlatsın istedim..
ki böylece, benimde zengin gönlümüm
yardımseverliğimin değerinide anlayabilecek
bir kadın olsun istedim.
O ay bütçede verdiğim açığın sebebi için
kafamın etini yemesin
birine el uzattığımı anlasın istedim...
Delikanlı bir kadının erkeği olmak istedim,
Hani,
Koy yüz erkeğin içine
Kızoğlan kız çıkanından...
Sokakta biri laf attığında,
Çantayı kafasına geçireninden olsun istedim.
Şöyle gözüpek bir kadın.
Kadınsı bir kadın istedim,
Delikanlılık kalbinde olsun ama...
Kendisi çok afilli bir kadın olsun istedim,
Albenisi yüksek bir kadın yani,
Çok bakımlı,
Vücuduna saygısı olan,
Kendine özen gösteren
bir kadının erkeği olmak istedim,
Bir gören ,
Gördüğü anda şöyle yamulup kalsın yani..
İşte öyle bir kadın olsun İstedim,
Kıskançlıkta yapabilirim bu durumda tabi ki,
İşte bunu da hoş görecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Bana şiriler, öyküler yazdıracak kadar
Ruhumda fırtınalar koparacak,
Şiirlerimi ezberleyecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Sinirli olduğumda üstüme gelmeyecek,
Ama sonradan canıma okuyacak
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben kendi falına baktırmak için
Elinde fincanla dolaşan değil,
Benim kahve falıma bakacak,
Falımda bana bir kadın çıkarıp
Sonra da...
"Kim bu kadın bakayım" diye
Şakadan hesap soracak
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Kapris yapmayanı olurmu demeyin,
Ben vallahi kapris yapmayacak
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben,
Kanaatkar, tok gözlü, bir kadının
Erkeği olmak istedim,
Öyle bana,
"Ayşe hanımın kocası ne almış biliyormusun"
Demeyecek bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben zenginliğide tatmış
Ama günü geldiğinde bütün o serveti
Elinin tersi ile itmiş,
Gerçekten soğan ekmek yenecek günlerde de
Bana destek olabilecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Ben derdimi anlatmak istemediğimde
Beni deşebilecek...
Ama bunu,
Beni sıkmadan yapabilecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Ben,
Onurum için mesela,
Rütbe ve makamlarımı terk etmek istediğimde,
"Ama biz ne olacağız, nasıl geçineceğiz" demeyen,
"Aslanım benim seninle gurur duyuyorum"
Diyebilecek bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben bir eşi, ya da sevgiliyi
Sadece geleceğinin garantisi,
Huzur ve güvenin timsali olarak görmeyen,
Aşkın kıymetini bilen bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben,
Kural tanımayan,
Toplum kurallarının aşkı zehirlediğini bilen..
Aşkı için hani tahtını da bırakabilecek,
Her şeyi ve herkesi,
Elinin tersi ile itebilecek
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben cilveli, işveli bir kadının
Erkeği olmak istedim,
Sokakta ve bir mecliste tam bir hanımefendi,
Geceleri ise...
Koynumda bir yosma olabilecek
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben,
Sır tutabilecek bir kadının,
Ben,
Halden anlayacak bir kadının
Erkeği olmak istedim...
Şefkatli olsun istedim ben o kadını,
Yeri geldiğinde anne gibi olabilecek,
Mesela,
Ben uyurken üstümü örtecek bir kadın olsun istedim,
ve örtüp gitmesin hemen,
Birde uykumda yanağımdan öpsün istedim..
Ben,
Bir söylüyorsam sevdiğimi,
İki defa söyleyen olsun istedim.
Durup durup sarılan,
Yanağımdan makas alan bir kadın istedim.
Ben yıldızları birlikte seyredebileceğim...
Dizine yatabileceğim
ve o sırada saçımı okşayacak
Bir kadının erkeği olmak istedim
Ben sofrada mum yakabilecek,
Şarkımız çaldığında
Gözümün içine bakıp gülümseyecek,
Yatmadan önce her gece
Beni dansa kaldırabilecek
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben böyle istedim işte dostlar
Ben de böyleyim,
Var biliyorum...
Siz ne olur
Yerini söyleyin....
Muzaffer Alper
Ama öyle sıradan bir kadının değil,
Özel bir kadının erkeği olmak.
Sadece güzellikle işim olmaz,
Ön yargılarla da.
Kim demiş ki
Erkekler aptal kadın ister diye,
Ben çok zeki bir kadının
Erkeği olmak istedim,
O kadar zeki olsun ki hem,
Neyi niçin yaptığımı da
O kendiliğinden anlasın istedim,
"Vallahi billahi" ile başlayan
açıklamalar yapmak zorunda
Kalmayacağım bir kadının
Erkeği olmak istedim
O kadar zeki olsun ki
Benimle oynadığı oyunlarda
beni yensin istedim.
Bazı kadınlar anlatırlar ya
Tavlada eşlerini nasıl yendiklerini,
işte o da güzeldir ama,
Tavla zar işi...
Ben öyle bir kadın istedimki
Satranç tahtasını bana dar etsin,
Fillerimi, atlarımı
Önüne katıp kovalasın istedim,
Beni o kadın mat etsin istedim...
Ben öyle özel bir kadın istedim ki,
Sığınmasın,
Ağlaşmasın,
Benden minnet beklemesin,
Hepsini söke söke
kendi yapsın istedim,
Kim demiş ki,
Erkekler sığınacakları bir kadın istemez,
Ben omzunda ağlayacağım bir kadın istedim.
Ama beni buna pişman etmeyecek,
O göz yaşlarının zayıflık değil,
Duygu seli olduğunu bilen
ve "Göz yaşına kurban olurum senin"
diyebilecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Hamarat olsun istedim tabi ki,
Benide ateşlesin,
Yapmadığım ötelediğim işleri
bana yaptırsın istedim,
Ama öyle
klasik kadın yöntemi ile
kafamın etini yiyerek,
dırdır ederek değil,
Bana örnek olarak,
Beni utandırarak yapsın istedim bunu...
Yetenekli bir kadın olsun istedim,
Gerektiğinde hani,
Benim elim bir türlü değmemişse
bozuk prize,
eline tornavidayı alabilecek
bir kadın olsun istedim.
Yardımsever bir kadın olsun istedim,
Kendi parasınıda kazanan
bir kadın olsun ama..
Benim verdiğim paralardan da
zulaya atsın bir şeyler,
fakat o paralarla
mesela birilerine yardım etsin,
Sonra da bunu bana anlatsın istedim..
ki böylece, benimde zengin gönlümüm
yardımseverliğimin değerinide anlayabilecek
bir kadın olsun istedim.
O ay bütçede verdiğim açığın sebebi için
kafamın etini yemesin
birine el uzattığımı anlasın istedim...
Delikanlı bir kadının erkeği olmak istedim,
Hani,
Koy yüz erkeğin içine
Kızoğlan kız çıkanından...
Sokakta biri laf attığında,
Çantayı kafasına geçireninden olsun istedim.
Şöyle gözüpek bir kadın.
Kadınsı bir kadın istedim,
Delikanlılık kalbinde olsun ama...
Kendisi çok afilli bir kadın olsun istedim,
Albenisi yüksek bir kadın yani,
Çok bakımlı,
Vücuduna saygısı olan,
Kendine özen gösteren
bir kadının erkeği olmak istedim,
Bir gören ,
Gördüğü anda şöyle yamulup kalsın yani..
İşte öyle bir kadın olsun İstedim,
Kıskançlıkta yapabilirim bu durumda tabi ki,
İşte bunu da hoş görecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Bana şiriler, öyküler yazdıracak kadar
Ruhumda fırtınalar koparacak,
Şiirlerimi ezberleyecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Sinirli olduğumda üstüme gelmeyecek,
Ama sonradan canıma okuyacak
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben kendi falına baktırmak için
Elinde fincanla dolaşan değil,
Benim kahve falıma bakacak,
Falımda bana bir kadın çıkarıp
Sonra da...
"Kim bu kadın bakayım" diye
Şakadan hesap soracak
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Kapris yapmayanı olurmu demeyin,
Ben vallahi kapris yapmayacak
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben,
Kanaatkar, tok gözlü, bir kadının
Erkeği olmak istedim,
Öyle bana,
"Ayşe hanımın kocası ne almış biliyormusun"
Demeyecek bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben zenginliğide tatmış
Ama günü geldiğinde bütün o serveti
Elinin tersi ile itmiş,
Gerçekten soğan ekmek yenecek günlerde de
Bana destek olabilecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Ben derdimi anlatmak istemediğimde
Beni deşebilecek...
Ama bunu,
Beni sıkmadan yapabilecek bir kadının
Erkeği olmak istedim.
Ben,
Onurum için mesela,
Rütbe ve makamlarımı terk etmek istediğimde,
"Ama biz ne olacağız, nasıl geçineceğiz" demeyen,
"Aslanım benim seninle gurur duyuyorum"
Diyebilecek bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben bir eşi, ya da sevgiliyi
Sadece geleceğinin garantisi,
Huzur ve güvenin timsali olarak görmeyen,
Aşkın kıymetini bilen bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben,
Kural tanımayan,
Toplum kurallarının aşkı zehirlediğini bilen..
Aşkı için hani tahtını da bırakabilecek,
Her şeyi ve herkesi,
Elinin tersi ile itebilecek
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben cilveli, işveli bir kadının
Erkeği olmak istedim,
Sokakta ve bir mecliste tam bir hanımefendi,
Geceleri ise...
Koynumda bir yosma olabilecek
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben,
Sır tutabilecek bir kadının,
Ben,
Halden anlayacak bir kadının
Erkeği olmak istedim...
Şefkatli olsun istedim ben o kadını,
Yeri geldiğinde anne gibi olabilecek,
Mesela,
Ben uyurken üstümü örtecek bir kadın olsun istedim,
ve örtüp gitmesin hemen,
Birde uykumda yanağımdan öpsün istedim..
Ben,
Bir söylüyorsam sevdiğimi,
İki defa söyleyen olsun istedim.
Durup durup sarılan,
Yanağımdan makas alan bir kadın istedim.
Ben yıldızları birlikte seyredebileceğim...
Dizine yatabileceğim
ve o sırada saçımı okşayacak
Bir kadının erkeği olmak istedim
Ben sofrada mum yakabilecek,
Şarkımız çaldığında
Gözümün içine bakıp gülümseyecek,
Yatmadan önce her gece
Beni dansa kaldırabilecek
Bir kadının erkeği olmak istedim.
Ben böyle istedim işte dostlar
Ben de böyleyim,
Var biliyorum...
Siz ne olur
Yerini söyleyin....
Muzaffer Alper
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






