1
geldi üç yara ile:
aşk yarası,
ölüm yarası,
hayat yarası.
gelir üç yara ile:
hayat yarası,
aşk yarası,
ölüm yarası.
benim var üç yaram:
hayat yarası,
ölüm yarası,
aşk yarası.
yazdım kumlar üstüne
ben bu üç adı:
hayat, aşk, ölüm.
bir dalga geldi denizden,
köpüklü, kocaman.
hepsini sildi süpürdü.
2
zorbalığın ağızları
pusuya yatmış gözler.
hırlayan köpekler.
köpekler, köpekler.
sonra ne oldu,
hep kurudu.
cesetler ve tarlalar.
cesetler ve cesetler.
öf, yollar ne pis,
yollar küllü küllü.
bir yüreğin senin
körpecik, verimli.
Miguel Hernandez
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
06 Mayıs 2013
Bayılırım Kır Zambaklarına
Bayılırım kır zambaklarına, uzak,
çaresiz hep birini bekleyip duran;
ve kızlara, saçlarına çiçek takarak
ıssız pınarların orda düşler kuran;
Ve güneşte şakıyan çocuklara,
yıldızlara bakıp bakıp da şaşan;
bana şarkılar getiren günlere sonra;
ve gecelere, çiçeklerle dolup taşan.
Rainer Maria Rilke
Çeviri: A. Turan Oflazoğlu
çaresiz hep birini bekleyip duran;
ve kızlara, saçlarına çiçek takarak
ıssız pınarların orda düşler kuran;
Ve güneşte şakıyan çocuklara,
yıldızlara bakıp bakıp da şaşan;
bana şarkılar getiren günlere sonra;
ve gecelere, çiçeklerle dolup taşan.
Rainer Maria Rilke
Çeviri: A. Turan Oflazoğlu
Yaprak
Annem yaşlanırken,
Büyürdüm ben de..
Kahvesini çekerdim el değirmeninde,
İpliğini
İğnesine geçirirdim,
Saat Kaç sularında
Söylerdim,
Gözlüğünü bulurdum
Koyduğu yerde,
Su küpünü Suyla doldururdum,
Öperdim ellerinden..
Teyzelerine gördüm böyle işleri..
Annemin dargın
Yaprağıydım ben…
Arif Damar
Büyürdüm ben de..
Kahvesini çekerdim el değirmeninde,
İpliğini
İğnesine geçirirdim,
Saat Kaç sularında
Söylerdim,
Gözlüğünü bulurdum
Koyduğu yerde,
Su küpünü Suyla doldururdum,
Öperdim ellerinden..
Teyzelerine gördüm böyle işleri..
Annemin dargın
Yaprağıydım ben…
Arif Damar
Ağaçlar Ayakta Ölür
Ağaçlar soyunurken birer-ikişer
Tam kalbinin üstüne bir yaprak düşer.
Tut ki şairsin, duramazsın kaskatı;
İmdada çağırır sevdiğin san’atı,
Bildiğin şiirleri belki yüz kerre
Söylersin, ağlarsın; sonra eskilere,
Deli çağlarına dönersin, ümitle…
Bu mevsime yaraşan en hoş beyitle:
Zamana ‘dur’ demek, ‘dur’ diyebilmek var,
Ağdıkça üstüne tedirgin bulutlar.
Bir yasak cennete benzetip her yanı,
Yine kendin çoğaltırsın iç dünyanı.
İşte dal, işte yaprak seninle eğik,
Çiğnenen gazellerce yüreğin ezik.
Daha gün ağarmadan yüzüne güler,
Tatlı hayalleri süpürür çöpçüler
Tarak vururcasına sarı saçlara.
Teslim bayrağını çekmeden burçlara.
Söylenecek son söze en güzel örnek;
Ağaçlara benzeyip, ayakta ölmek…
Gültekin Sâmanoğlu
Tam kalbinin üstüne bir yaprak düşer.
Tut ki şairsin, duramazsın kaskatı;
İmdada çağırır sevdiğin san’atı,
Bildiğin şiirleri belki yüz kerre
Söylersin, ağlarsın; sonra eskilere,
Deli çağlarına dönersin, ümitle…
Bu mevsime yaraşan en hoş beyitle:
Zamana ‘dur’ demek, ‘dur’ diyebilmek var,
Ağdıkça üstüne tedirgin bulutlar.
Bir yasak cennete benzetip her yanı,
Yine kendin çoğaltırsın iç dünyanı.
İşte dal, işte yaprak seninle eğik,
Çiğnenen gazellerce yüreğin ezik.
Daha gün ağarmadan yüzüne güler,
Tatlı hayalleri süpürür çöpçüler
Tarak vururcasına sarı saçlara.
Teslim bayrağını çekmeden burçlara.
Söylenecek son söze en güzel örnek;
Ağaçlara benzeyip, ayakta ölmek…
Gültekin Sâmanoğlu
Yalnızlık Hülyaları
I
Sen çocuktun ve o şehir küçüktü.
Vişne dallarında arzularımız,
Alnımıza konan bir öpücüktü.
Rüyasını bile göremediğim
Bahçelerin yıkık duvarlarından
Eğildiğin sular, köpük köpüktü.
II
Bilmem böyle mahzun düşündüğüm ne?
Gurbet akşamları kirpiklerime
Bulutlar dokunup geçiyor gibi.
O zümrüt masalı unutmuşum ben.
Gözlerinin garip güzelliğinden
Sular çalıvermiş güzelliğini.
III
Bu tenha yolların beklediği kim?
Bir şeyler getirir gibi her mevsim
Unuttuğum şehrin bahçelerinden.
Elbet hatırlarsın garipliğimi
Sesimi duyarsan bir akşamüstü
Yetim İstanbul'un kubbelerinden.
IV
Çiçekler söylüyor son şarkımızı.
Arzular vişneler kadar kırmızı,
Umutlar dalların yeşilliğinde.
Seslerden, renklerden ve kokulardan,
Bir dönüş gibisin eski yollardan
Sonbaharın altın serinliğinde.
Nurettin Özdemir
Sen çocuktun ve o şehir küçüktü.
Vişne dallarında arzularımız,
Alnımıza konan bir öpücüktü.
Rüyasını bile göremediğim
Bahçelerin yıkık duvarlarından
Eğildiğin sular, köpük köpüktü.
II
Bilmem böyle mahzun düşündüğüm ne?
Gurbet akşamları kirpiklerime
Bulutlar dokunup geçiyor gibi.
O zümrüt masalı unutmuşum ben.
Gözlerinin garip güzelliğinden
Sular çalıvermiş güzelliğini.
III
Bu tenha yolların beklediği kim?
Bir şeyler getirir gibi her mevsim
Unuttuğum şehrin bahçelerinden.
Elbet hatırlarsın garipliğimi
Sesimi duyarsan bir akşamüstü
Yetim İstanbul'un kubbelerinden.
IV
Çiçekler söylüyor son şarkımızı.
Arzular vişneler kadar kırmızı,
Umutlar dalların yeşilliğinde.
Seslerden, renklerden ve kokulardan,
Bir dönüş gibisin eski yollardan
Sonbaharın altın serinliğinde.
Nurettin Özdemir
İstanbul Bildiğin Gibi
'Sevilen daima düşünülür.'
I
İstanbul bildiğin gibi,
'Boğaz' maviliğine mavi,
Dalgalar hürlüğüne hür...
Kıyılar yorgun amma,
Sular gene hovarda.
Gene bahçeli kahvede
Bizim plaklar çalınır.
'Aznif' oynayan çocuklar,
Her nağmeden efkarlanır.
Her nağme hüzün taşır.
Her nağme hasret dolu.
Her nağmedeki hasret
Kırar kanadı-kolu.
Taşlar unutulur elde
Ve bir şarkı dillerde:
'Turna gelmez diyardan.
Haber çıkmadı yardan.'
Partiler gider gelir,
Plaklar tazelenir,
Ve sırasıyla o yerde,
Bizim şarkılar söylenir.
Beni de efkar basar;
Ben de mahzunlaşırım.
El-alem bilmese de
Sen iyi bilirsin ki;
Bu küçücük yürekte,
Ben de bir dert taşırım.
Bir dert, düşmandan uzak!
Bir dert, Allah'a yakın!
Bir dert perişan eder beni.
Bir dert ki; 'Kara gözlüm,
Ne haldeyim, gör beni! '
II
İstanbul bildiğin gibi;
'Boğaz' maviliğine mavi,
Dalgalar hürlüğüne hür...
Gemiler hasret götürür.
Gemiler memnun halinden.
Yolculuk böyle, her giden
Bir şarkı yerleştirir,
Solan dudaklarına:
'Yolculuk var yarına,
Sevenler diyarına.'
Yalnız mahzun benim gönlüm.
Dilimde aynı makamlar,
Aynı plaklar kahvede;
Aşk, ıstırap, gurbet, ölüm...
Ve bir iki yeni mısra
Tutturmuş söyler boyuna:
'Dalım, yaprağım, çiçeğim.
Seni sevdim, seveceğim.'
III
İstanbul bildiğin gibi;
'Boğaz' maviliğine mavi,
Dalgalar hürlüğüne hür,
Dalgalar hırçın görünür,
Dalgalar kızgın bu akşam...
Gene içkili yerlerde,
Bizim şarkılar berdevam.
Bizim şarkılarda sevda,
Bizim şarkılarda hasret,
Ve bizim şarkılarda,
Bitip tükenmez ayrılık
Durmadan tekrarlanır:
'Ne fena talihim var.
Kimi sevsem, el alır.'
Kadehler gelir gider;
Kafalar dumanlanır
Ve her dönen plakta,
Bir hatıra canlanır.
Sesler yayılır koya:
'Derdimi anlatırım,
Issız geceler ay'a.'
Sen şarkılarda yaşarsın.
Şarkılar seni söylerken güzel.
Evde, sokakta, bahçede,
Dalda, yaprakta, çiçekte,
Sanki cümle güzellikte,
Cümle hayatta sen varsın.
Ve ben teselli bulurum,
Şarkıları dinleyerek:
'Severim her güzeli,
Senden eserdir diyerek.'
Nurettin Özdemir
I
İstanbul bildiğin gibi,
'Boğaz' maviliğine mavi,
Dalgalar hürlüğüne hür...
Kıyılar yorgun amma,
Sular gene hovarda.
Gene bahçeli kahvede
Bizim plaklar çalınır.
'Aznif' oynayan çocuklar,
Her nağmeden efkarlanır.
Her nağme hüzün taşır.
Her nağme hasret dolu.
Her nağmedeki hasret
Kırar kanadı-kolu.
Taşlar unutulur elde
Ve bir şarkı dillerde:
'Turna gelmez diyardan.
Haber çıkmadı yardan.'
Partiler gider gelir,
Plaklar tazelenir,
Ve sırasıyla o yerde,
Bizim şarkılar söylenir.
Beni de efkar basar;
Ben de mahzunlaşırım.
El-alem bilmese de
Sen iyi bilirsin ki;
Bu küçücük yürekte,
Ben de bir dert taşırım.
Bir dert, düşmandan uzak!
Bir dert, Allah'a yakın!
Bir dert perişan eder beni.
Bir dert ki; 'Kara gözlüm,
Ne haldeyim, gör beni! '
II
İstanbul bildiğin gibi;
'Boğaz' maviliğine mavi,
Dalgalar hürlüğüne hür...
Gemiler hasret götürür.
Gemiler memnun halinden.
Yolculuk böyle, her giden
Bir şarkı yerleştirir,
Solan dudaklarına:
'Yolculuk var yarına,
Sevenler diyarına.'
Yalnız mahzun benim gönlüm.
Dilimde aynı makamlar,
Aynı plaklar kahvede;
Aşk, ıstırap, gurbet, ölüm...
Ve bir iki yeni mısra
Tutturmuş söyler boyuna:
'Dalım, yaprağım, çiçeğim.
Seni sevdim, seveceğim.'
III
İstanbul bildiğin gibi;
'Boğaz' maviliğine mavi,
Dalgalar hürlüğüne hür,
Dalgalar hırçın görünür,
Dalgalar kızgın bu akşam...
Gene içkili yerlerde,
Bizim şarkılar berdevam.
Bizim şarkılarda sevda,
Bizim şarkılarda hasret,
Ve bizim şarkılarda,
Bitip tükenmez ayrılık
Durmadan tekrarlanır:
'Ne fena talihim var.
Kimi sevsem, el alır.'
Kadehler gelir gider;
Kafalar dumanlanır
Ve her dönen plakta,
Bir hatıra canlanır.
Sesler yayılır koya:
'Derdimi anlatırım,
Issız geceler ay'a.'
Sen şarkılarda yaşarsın.
Şarkılar seni söylerken güzel.
Evde, sokakta, bahçede,
Dalda, yaprakta, çiçekte,
Sanki cümle güzellikte,
Cümle hayatta sen varsın.
Ve ben teselli bulurum,
Şarkıları dinleyerek:
'Severim her güzeli,
Senden eserdir diyerek.'
Nurettin Özdemir
Sevginin Yalnızlığı
Yalnızlık gider bir yere.
Bir yerden gelir çaresizliğim.
Bizi mesafeler ayırdı çocuk!
Ben de mesafeler gibiyim.
İstesen kalkıp gelemem,
Uzaklık başka güzel.
Sen hayal gibisin çocuk!
Gelebilirsen, kalk gel!
Nurettin Özdemir
Bir yerden gelir çaresizliğim.
Bizi mesafeler ayırdı çocuk!
Ben de mesafeler gibiyim.
İstesen kalkıp gelemem,
Uzaklık başka güzel.
Sen hayal gibisin çocuk!
Gelebilirsen, kalk gel!
Nurettin Özdemir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






