kara gözlerindeki umut
siyah saçları kadar karamsardı
ve kadere küsmüştü o, bir kere
sevgiyi öldürdü diye...
sanki ona uzanan ellerde
keskin bir bıçak
ha vurdu ha vuracak
bu, benim karanlıklarım,
bu benim sırlarım diyor hep
bir gün gelecek
şefkatle kollarına saracaklar...
asılsız sevgilerdi onu yıkan aslında
umutları umduğu gibi çıkmamaış
beklentileri hep korkuları olmuş
sanki bütün hayatı,
kupkuru bir odadaymış kopamadıklarıyla..
gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az
her nefeste biraz daha kısalırken
bütün beklentileri
duman duman uçuyorlardı.
kurallar koymak isterken dostluklarına,
kuralları bozduğunun farkında değildi aslında...
şimdi o gözlerde,
vakitsiz yağan yağmurlar var,
hasat mevsimi bitmiş bahçelere
sağnak sağnak yağacaklar.,
belki gönlünde gökkuşağı açacak
ama, altından çocuklar geçmeyecekler.
su yerine zehir akacak ırmaklarından,
hiç kimse içmeyecek...
ya ben,
şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde,
üzümlerim gazap üzümü
şaraplarımsa gözyaşları...
sen güz güneşinde,sanki kanadı kırık bir kuş,
konmuştu bahçeme,
ona şefkatle eğilirken
pır diye uçtu birden
kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik,
ve, inancımla birlikte.
Ahmet Muhip Dıranas
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
03 Temmuz 2013
de gülüm
de gülüm! de ki: ela bir günde geleceğim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatin!
de gülüm! de ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!
göreceksin gülüm! bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
iste o vakit bana-doğrudur!-
sair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! bekle! göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!
Küçük İskender
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatin!
de gülüm! de ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!
göreceksin gülüm! bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
iste o vakit bana-doğrudur!-
sair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! bekle! göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!
Küçük İskender
02 Temmuz 2013
Babasız Kızlar Balosu
Bu davette topuğunuzun ya da kanadınızın,
biri kırık olmalı.
Bu şartı yerine getirmeyenler,
kırık ön dişler ya da deşik ciğerlerle de katılabilirler.
Uzun hazırlıklardan geçtik biz,
uzak diyarlara uçtuk başka çaremiz yoktu!
Babasız kızlar korosu:
Babamız bizi sevmedi!
Çirkiniz! Çirkiniz!
Zır deliyiz.
Güzeller güzeli şüphe,
kır kalbimi, alışığım ben!
Yeşil gözleri babamın:
Gözleri zehirli yosunlardandır,
ince ince proje dokur, gürcü soğuk ve mağrur,
babamı hiç görmedim - ki onca yıldır…
"Bu baloya davetli kızlar, babalarının cenazesinde bulunmayacaklar."
Niye seveyim seni?
Babalarının terk ettiği kızlar, kötülüklerinde cömert,
aşkların da hazin ve güvenilmezdirler.
Babasız kızlar korosu:
Babamız bizi sevmedi!
Öyle bir şey koptu ki içimizde,
bütün kötü kadınlar bizden sorulur,
kaçmayı biliriz biz en iyi…
Ey cesur!
Ey sevgili!
Sıkıysa bak gözlerime,
taşa çeviririm seni, mum gibi eritirim,
çocukluk acıları pazılarımdır benim,
ah ben ne güçlü ne unutkanım bilemezsin!
"Balomuz gece yarısını geçe başlayıp, canımız isteyince biter."
Kandır dur arabalarıyla dolanmayız biz,
cam kırıklarında dans etmek varken…
Babasız kızlar korosu:
Küfredip kavga çıkarırız
Çirkiniz! Çirkiniz! Çirkiniz!
Babamız bizi sevmedi,
cümlenizin hakkından geliriz.
Yaralarımıza şap dökerek büyüttük kendimizi…
Göçebeyiz; talan eder tüyeriz.
Hayat, baskınımıza mazur bir davet yeridir,
arka kapıları tekmeler içeri gireriz,
yaklaşma yakarım, dumanını üflediğim gibi,
keyfime bakarım…
Ön kapıdan ve sırayla,
buyurun kibar hanımlar beyler…
Babanız sizi sevdi de ne oldu?
Perihan Mağden
biri kırık olmalı.
Bu şartı yerine getirmeyenler,
kırık ön dişler ya da deşik ciğerlerle de katılabilirler.
Uzun hazırlıklardan geçtik biz,
uzak diyarlara uçtuk başka çaremiz yoktu!
Babasız kızlar korosu:
Babamız bizi sevmedi!
Çirkiniz! Çirkiniz!
Zır deliyiz.
Güzeller güzeli şüphe,
kır kalbimi, alışığım ben!
Yeşil gözleri babamın:
Gözleri zehirli yosunlardandır,
ince ince proje dokur, gürcü soğuk ve mağrur,
babamı hiç görmedim - ki onca yıldır…
"Bu baloya davetli kızlar, babalarının cenazesinde bulunmayacaklar."
Niye seveyim seni?
Babalarının terk ettiği kızlar, kötülüklerinde cömert,
aşkların da hazin ve güvenilmezdirler.
Babasız kızlar korosu:
Babamız bizi sevmedi!
Öyle bir şey koptu ki içimizde,
bütün kötü kadınlar bizden sorulur,
kaçmayı biliriz biz en iyi…
Ey cesur!
Ey sevgili!
Sıkıysa bak gözlerime,
taşa çeviririm seni, mum gibi eritirim,
çocukluk acıları pazılarımdır benim,
ah ben ne güçlü ne unutkanım bilemezsin!
"Balomuz gece yarısını geçe başlayıp, canımız isteyince biter."
Kandır dur arabalarıyla dolanmayız biz,
cam kırıklarında dans etmek varken…
Babasız kızlar korosu:
Küfredip kavga çıkarırız
Çirkiniz! Çirkiniz! Çirkiniz!
Babamız bizi sevmedi,
cümlenizin hakkından geliriz.
Yaralarımıza şap dökerek büyüttük kendimizi…
Göçebeyiz; talan eder tüyeriz.
Hayat, baskınımıza mazur bir davet yeridir,
arka kapıları tekmeler içeri gireriz,
yaklaşma yakarım, dumanını üflediğim gibi,
keyfime bakarım…
Ön kapıdan ve sırayla,
buyurun kibar hanımlar beyler…
Babanız sizi sevdi de ne oldu?
Perihan Mağden
Uzak Yakınlık
Soruyordun
Ilkyaz işte
Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
Tenhalık böyle
Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
Beklesem hemen gelecek olduğun
Tam öyle olduğun
Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
Kırık dökük de olsa yanımda
Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
Ikimizdik, iki kişi değildik
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
Sanki bir bakıma ayrılık böyle.
Karşılıklı otursak da ne zaman
Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
Ayak bileklerimizden gerisin geriye
Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
Gereksiz ama yalnızlık böyle.
Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
Çıkarsak toplamak yerine
Her hüzün başka türlü olurdu
Ne yaparsan yap saati kurma
Öyle dağıldık ki hepimiz
Her günün geçmesi bir gerçek oluyor
Seninle her uzaklık gibi böyle..
Edip Cansever
Ilkyaz işte
Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
Tenhalık böyle
Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
Beklesem hemen gelecek olduğun
Tam öyle olduğun
Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
Kırık dökük de olsa yanımda
Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
Ikimizdik, iki kişi değildik
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
Sanki bir bakıma ayrılık böyle.
Karşılıklı otursak da ne zaman
Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
Ayak bileklerimizden gerisin geriye
Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
Gereksiz ama yalnızlık böyle.
Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
Çıkarsak toplamak yerine
Her hüzün başka türlü olurdu
Ne yaparsan yap saati kurma
Öyle dağıldık ki hepimiz
Her günün geçmesi bir gerçek oluyor
Seninle her uzaklık gibi böyle..
Edip Cansever
Umut
Usul usul geceleyin
Sirenler duyarsan derin
Kapını gökyüzüne dayayıp da bekle
Yolunu şaşırmış bir yıldız düşer belki üstüne
Başını yastığa göm
Yüreğini ayışığına ayarla
Yorganına sıkıca sarın
Derin bir nefes al
Ve sakın ağlama.
Sirenler duyarsan derin
Kapını gökyüzüne dayayıp da bekle
Yolunu şaşırmış bir yıldız düşer belki üstüne
Başını yastığa göm
Yüreğini ayışığına ayarla
Yorganına sıkıca sarın
Derin bir nefes al
Ve sakın ağlama.
Ölüm Bile
Ölüm bile geç kaldıktan sonra
Bütün ilkleri sona bırakmanın belki de tam zamanı
Ben her şey bir ırmaktır sanırdım
Bunun için günlükler tutmaya kalktım
Ve tarihleri karıştırdım nasıl da
Aldım şapkamı gidiyorum şimdi
İniyorum kentin çekirdeğine
kendime yeni dalgınlıklar buldum son günlerde
Dev yapılar ufuk çizgisinin önünde birer parmaklık gibi
Kırmaya kalksam çocuklar uyanacak
Ben odama döneyim en iyisi
Öyleyse nice yağmur
Niye bir kız saçı gibi sokaklarda
Aynaya baksam kalbim görünür
Aklımda gitgide büyüyen yara
Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra
Bütün ilkleri sona bırakmanın belki de tam zamanı
Ben her şey bir ırmaktır sanırdım
Bunun için günlükler tutmaya kalktım
Ve tarihleri karıştırdım nasıl da
Aldım şapkamı gidiyorum şimdi
İniyorum kentin çekirdeğine
kendime yeni dalgınlıklar buldum son günlerde
Dev yapılar ufuk çizgisinin önünde birer parmaklık gibi
Kırmaya kalksam çocuklar uyanacak
Ben odama döneyim en iyisi
Öyleyse nice yağmur
Niye bir kız saçı gibi sokaklarda
Aynaya baksam kalbim görünür
Aklımda gitgide büyüyen yara
Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra
Yağmurda Ölürüm
Yağmurda ölürüm, su çeker bedenim
Bir yeraltı ırmağı olur gömülünce
Ben bu dünyada bir tek hayat’ı Sevdim
Karşılıksız aşkların lümpenliğince
Yağmurda öleyim, su çeksin bedenim
Sokağın ortasında serseri bir ağaç gibi
Anlasan, sen anlardın kalbim
Göğün toprağa akıttığı o şehveti
Yağmurda ölürüm, kağıda yine zam gelir
Ben uzun uzun üşürüm ıslaklığımdan
Su ve kan! Görüp göreceğim budur
Rivayet olunur kim, suyun kanı yıkadığından
Yağmurda öleyim, su çeksin bedenim
Kan! En dayanıklı tüketim malımızdır, onu kimse yıkamaz
Dolar, Mark, İMKB, Altın, Hisse Senedi...
Kalbim, kanla yıkananlar bir daha onmaz.
Bir yeraltı ırmağı olur gömülünce
Ben bu dünyada bir tek hayat’ı Sevdim
Karşılıksız aşkların lümpenliğince
Yağmurda öleyim, su çeksin bedenim
Sokağın ortasında serseri bir ağaç gibi
Anlasan, sen anlardın kalbim
Göğün toprağa akıttığı o şehveti
Yağmurda ölürüm, kağıda yine zam gelir
Ben uzun uzun üşürüm ıslaklığımdan
Su ve kan! Görüp göreceğim budur
Rivayet olunur kim, suyun kanı yıkadığından
Yağmurda öleyim, su çeksin bedenim
Kan! En dayanıklı tüketim malımızdır, onu kimse yıkamaz
Dolar, Mark, İMKB, Altın, Hisse Senedi...
Kalbim, kanla yıkananlar bir daha onmaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






