05 Temmuz 2013

Ayna

Bana aynadan bir suret göründü
benden baskası
bilmem memleket-i çînden midir
ya mâçînden mi?

Sordum kimsin diye
bir kahkaha atıp
ben çîn padişahının kızı
çoktandır âşıkınım
dedi.

Dedim çık
o aynadan
hayalimi çalan
hayalim olmazsa olmasın
yalnız
var olduguna inanmak için
ellerim sana dokunsun.

Bana çîn padişahının kızı
gelemem
dedi.

Ancak bir gün
hayalin gibi seni de
bu aynanın içine alıp
kaybolacağım.

Asaf Hâlet Çelebi

Yüzümü Size Çeviriyorum

Yüzümü size çeviriyorum, siz misiniz?
Elimi suya uzatıyorum, siz misiniz?
Siz misiniz, belki de hiç konuşmuyorum
Belki de kim diye sorsalar beni
Güneşe, çarşıya, kadehe uzatacağım ellerimi
Belki de alıp başımı gideceğim
Biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin
Nereye, ama nereye olursa gitmenin
Hüzünle karışık bir ağrısı

Edip Cansever

özgeçmiş

hüznümün anahtarlarını
neden istiyorsun benden?
hüznüm ki, bülbülün hüznü gibi
sevinçli bir hüzün…
ben böyleyim…elli yıldır
çılgınlığımın bir kıyısı yok
ne de bunalımımın bir sınırı.


ben böyleyim…
hüznümün otelleri arasında gidip geliyorum
denizler ne kadar çiğnedi
gök gürültüleri ne kadar da tükürdü beni
neden
tenimin değişmesini istiyorsun?
tenimin değişmesi
uzak bir ihtimal
sesimin değişmesi
uzak bir ihtimal…


ne kadar çok bana tapanlar sarsa beni
o kadar hissediyorum kendimi
yalnız bir ilah olarak..
ne kadar aşıklarım sarsa beni
kendimi o kadar bir ikilemde hissediyorum
ne ben biliyorum ne istediğimi
ne de şiir…
2
neden arzularımıza bakmaya çalışıyoruz
kendimi aptalca hissedeyim diye mi..
seni seviyorum deyince…
kelimeler sana ne katıyor?
aşkın gezegeninde yok
yeni bir şey…


3
neden..
konuşma sanatını icra ediyoruz yatağın üzerinde?
ayvaya benzeyen göğüslerinden sonra..
sözlerin yararı yok..
neden
uğraşıyoruz bilgilenmeyle?
perdeler, gökyüzü
ve yeryüzü altımda sallanırken


4
neden
öğretmen rolü oynuyorum..
karar saatinde-söyle
ne kollarım cam.. ne de dudaklarım buz..
teninin gözenekleri açık..
göğüslerin..soluklanmak için dışarı çıkıyor arı havayı..
biraz sonra..geri dönüyor.
ne yararı var aristo’nun..lorca’nın..kafka’nın..tagora’nın
kan kaynayıp..damarlar uluduğunda..
bu şarabın kültürü..
ne ilgilendirir ki bu parçaları?
ve vücudun eşsiz bir parça..eşsiz..

Nizar Kabbani
Çeviri: Musa Aggun

04 Temmuz 2013

Bağbozumu

yerin üzgünlükle kırışan yüzündeyiz

unuttuk ihtiraslı bükülüşünü dudakların
dışına düştük ırmakların: kurak ve ayaz

ince çizgiler çektik kentlerle mağaralara:
kalbimize iliştirdiğimiz solgun papatya,
şimdi sınırsız ölümler kadar beyaz

kıta alçalıyor, yükseliyor okyanus
bu yepyeni bir veda düşlere, tutkulara
geçiyor bağbozumu, su sızdırıyor küp
parmaklar yetişmiyor güneşe uzanmaya

bozuk sesler içinde birkaç zavallı ezgi
kırılıyor ince çizgi, çitler devriliyor: fırtına
siyah sular ıslatıyor renksiz çiçekleri


anlaşıldı, zaman yok nesneleri sevmeye
güneşin kalbine girmeye zaman yok

buymuş yeni mevsimlerin öğreteceği

Baki Ayhan T.

Derin Gürültüsüzlük

sakin olmayı öğrendim senden
duru sulara bakmayı
bir ermiş gibi pas tutmuş kapıların ardında
kendimle buluşmayı

sessiz kalmayı öğrendim senden
sevinçlerde ve büyük acılarda
yerine ulaşmayan bir mektup gibi
kendime dönmeyi

soruları cevapsız bırakmayı öğrendim senden
bir budala gururuyla dolaşmayı anılarda
yeri unutulmuş,
hiç umulmayan bir yerde bulunmuş
yanlış ağaçlarda bitmiş yapraklar gibi
yabancılaşmayı

zamanı hissetmemeyi öğrendim senden
küçük hırçınlıklarına yenilirken insanlar
sessizce girdim ve öyle çıktım içinden
ateşler içindeyken
susuzluğumda yangınları içerken

bu derin gürültüsüzlük
senden

Baki Aytan T.

Aynadaki Görüntüye Tepki

bütün savaşlardan yenik çıktık ve yorgun

yolculuk gibi sürdürdük ömrü: günden geceye
bir sarmaşığa sarılıp kaldık sonunda: tutkun

yangınına su taşıdığımız gergin üçgenler
boşluğa eklenen aceleci ve tedirgin bedenler
sığdırıldı iki düş arasındaki keskin nefeslere

biriktikçe birikti lekeler: yenilgi ve yanılgılar
ateşe sığınmanın modası geçti, su zaten eski
bir tepkiydi yaşamak aynadaki görüntümüze
sesler uğultulu uçurumlarda birbirini kesti

hayat: çocukluktaki oyunları unutma süreci
kötülük ve iyilik, aşk ve nefret, dost ve düşman
hepsi aynı bu savaşta: aldatanla aldanan

silinmeyecek ne kadar çabalasak da boşluktan
kalbimize yakıştırdığımız bu derin sessizlik

bütün savaşlardan yorgun çıkacağız ve yenik

Baki Ayhan T.


Kendine Yolcu

1.
maviye kesen bir özlemi büründü
içtenlikle güne dökülüveren güz
dinlendi buluta yaslanıp güneş
bulut alabildiğince deniz
olabildiğince rüzgâr göçmen kuşlar
ilkeleriyle var olan telaşlı martı
dillendirdi günü içsel kasırgasında
örtüsü güzdü sarındıkça bulutsu şalına
sınırsızlığı arıyor, kendinden göçebe...
- gülümseme gözlü küçük çocuk
pipnanlığı yüklenip uzaklaştığın gemi
yağmurlara nokta koyan hangi limanda demirli?-


2.
zehirlermiş insanı
kınında pas tutmuş bıçak yarası
erguvan bir yoksunlukmuş
beni bana el yapıp
bir dervişe uzak günler adına
sabrın ipek dokulu yeleğini giydiren...

3.
yıldız fenerleriyle boy atan
ıssız özlem ağacı büyür
uzağı bürünmüş umarsızlık
kendimi yadsıdığım günlerde
avuçlarım zemheri, gözlerim
ararım yitirdiğim ben'imi
karda şiirin ayak sesini...
- özlemeyi özleyip zamanı sürüklemek
alıp gitti çok şeyi / geriye ne kaldı ki?-



4.
pembeleşen denizin yakasında
çiğ düşmüş karanfildir gün
geri dönmez oysa gül kokulu zaman
kaç kuşağın umutları denli yorgun
ben, mecrasında sessizce akan...

5.
iç sesimdi yiten günün karmaşasında
günü umarsız bitirmenin hüznü hazırlıyor
her yeni güne umutla uyanış!...
çocukların renkli seslerinde
Işıltılı gözlerinde sürüyor yaşam...

- özlemi tuza banıp doyuruyorum günleri-

6.
ey zamanın ayıklandığı yabanıl orman
selamsız bir gitmeyim şimdi
her an kendine yolcu
dolanırken saçlarımda fısıltılı yağmurlar
yanar uzaklarda bir deniz feneri.

Neriman Calap