28 Ocak 2014

Kişi Yurdundan Uzak Kaldığında

Kişi yurdundan uzun süre uzak kaldığında,
dili sadeleşir, saflaşır,
hiç yağmur yağdırmayan bulutlar,
mavi gökteki berrak yaz bulutları gibi.

Bir zamanlar âşık olanlar
bazen yine böyle konuşurlar aşkın dilini -
kısır, her şeyden azade, değişmeyen,
hiçbir karşılık uyandırmayan.

Ama burada durmuş bekleyen ben, ağzım
ve dudaklarım ve dilim kirli. Sözcüklerimde
ruhun çöplüğü, şehvetin döküntüsü
ve toz ve ter. Bu çorak toprakta, arzunun
çığlıkları ve mırıltıları arasında içtiğim su bile
karmaşık bir boruda işlemden geçirilip
bana dönen sidiktir.

Yehuda Amihay
Çeviren: Onur Behramoğlu

Başka Dünyaların Haikuları'ndan

hem sımsıkı giyinmiş
hem de uzatmış dilini
kar tanesi yakalıyor

Raj K. Bose


27 Ocak 2014

Sana bir sığınak yapabileceğimi ummuştum

26 Ekim 1976


Canım Winnie,

Burada, böyle bir başıma, aileme duyduğum özlemi sakladığım bir maske takınmakta gayet başarılıyım, mektuplar için birisi adımı çağırıncaya kadar hiç acele etmeden beklemekte. Ayrıca ziyaretlerden sonra da hiç salmıyorum kendimi, hemen eski halime dönüyorum, her ne kadar bazen kendini buna zorlamak çok canımı acıtsa da. Duygularımı bastırmak için sürekli mücadele veriyorum; tıpkı bu mektubu yazarken yaptığım gibi.

Sen gözaltına alındığından beri yalnızca bir mektup aldım, 22 Ağustos tarihli. Ailenin durumu hakkında hiçbir şey bilmiyorum, mesela kira nasıl ödeniyor ya da telefon faturaları, çocuklarla kim ilgileniyor, masrafları nasıl karşılanıyor, çıktığında iş bulabilecek misin, hiç bilmiyorum. Senden haber alamadığım sürece burada endişe içinde kupkuru bekleyeceğim, tıpkı bir çöl gibi.

Kaç kez içinden geçtiğim Karo Çölü geliyor aklıma. Sonra Afrika’ya gidiş gelişlerimde, Botswana’da da gördüm çölü; sonsuz kum engebeleri ve tek damla su yok. Senden mektup gelmedi. Bir çöl gibi hissediyorum kendimi.

Senden ve aileden gelen mektuplar yaz yağmurlarının düşüşü gibi, bahar gibiler; hayatımı canlandırıyor ve yaşanabilir kılıyorlar.

Sana ne zaman yazsam, bana bütün sıkıntılarımı unutturan bir fiziksel yakınlığın içinde buluyorum kendimi. Aşkla doluyorum.




26 Haziran 1977


Canım Winnie,

Kızlarımız zorluklar içinde yetişti ve büyüyüp birer kadın oldular bugün. Büyüğünün artık kendi evi var, kendi ailesi için çabalıyor.

Dileklerimizi yerine getiremedik, planladığımız gibi, bir oğlumuz olmadı. Sana bir sığınak yapabileceğimi ummuştum, küçücük bile olsa bir sığınak, böylece acılı ve zorlu günler gelmeden önce birlikte dinlenebileceğimiz, güç toplayabileceğimiz bir yerimiz olacaktı,. Ben başarısız oldum ve bu şeyleri yapmayı beceremedim. Havaya şatolar inşa eden biri gibiyim.



Kaynak: http://newalaqasaba.wordpress.com/2013/07/18/nelson-mandela-iki-mektup/

26 Ocak 2014

Sevgilimsin

Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak işleri düşünmekten
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden

Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim
Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru
Kanatların yoruluyor, ter içinde kalıyorsun
Gece yanı başımda bağırarak uyanıyorsun
Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

Sevgilimsin, arasına bir kâğıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana

Ataol Behramoğlu

İnsan Kendisinin Rüyasıdır

İnsan kendisinin rüyasıdır
Geçerken bir uçtan bir uca ömrünü
Yaşanılanlar anıya dönüştü mü
Geriye bir rüyadan izler kalır

Kimdi o çocuk ben dediğim
O delikanlı ben miydim gerçekten
Şimdi bir tren penceresinden
Başka yaşamlara bakar gibiyim

Zamanı eksilten saniyelerden
Sevinçlerden, üzüntülerden
Hangisi düş, hangisi gerçek

Sonunda sanki her şey eşitlendi
Geriye şiirler kalacak belki
Rüyanın gerçekliğine tanıklık edecek

Ataol Behramoğlu

Bir Kenti Bırakırken

Bir kenti bırakırken anımsanan
Daha çok küçük şeylerdir
Bakkalın borcu ödenir
Ve uzak bir tanıdığa rastlanır son anda

Bir kent nedir ve bir insana
Bıraktığı şey nedir bir kentin
Uzayıp giden tozlu yollar
Sonuçlanır yassı dağlarla

Bir kenti bırakırken, alışılmış–
Bir şeydir bırakmak bir kadını da
Yürürdün koruluklara
Yüzünü taşıyarak onun

Ve çayların akışında her zaman
Eskiyi anımsatan bir şey vardı
Bulanık olduklarından mı
Yoksa yaz mı eskirdi usulca

Yazlar kentler ve kadınlar
Bir aşkı bırakmanın buruk tadı
Bütün çocukların ve bütün
Şairlerin hep yaşadığı

Ataol Behramoğlu

Yazdım Yeryüzünün Kalbine

Gece sessiz. Sızıyor balkondan odaya usul kalp atışları şehrin
unutulup gidecek yaşanan bu an´da zamanın bulanık sularında.

Ey! Dünden bugüne taşınmış
eşsiz kederiyle kabul gören geçmiş.
Yazdım, harf harf yazdım yeryüzünün kalbine,
acıdı kalbim.

Her veda kaybedilmiş bir topraktı bedenimden ve aşk
titreyen kandilleriyle sonsuz gökyüzü.

Kapısı sert çekilmiş odalarda
kendine terk edilen aşklardan döndüm,
sonu aşka varmayan yollardan

tekrar tekrar kendimden döndüm, ardımda yüzleri silik,
soluk kalabalık… Sevdiler beni, sevdiklerim oldu,
bir yerlerde çarpan bir pencere, dağılan kalabalık.

Gece sessiz. Sızıyor balkondan odaya usul kalp atışları şehrin
unutulup gidecek yaşanan bu an´da zamanın bulanık sularında.


Oya Uysal
-Uzak Olan Sendin-