11 Mart 2014

lavinia

“Nasılsın?”


Haftalardır bakmadığı e-postalarını kontrol etmek için oturdu PC nin başına.. Banka haberleri , gereksiz ürün tanıtımları, bunu dağıtmazsan hayatın cehenneme döner türünden safsatalarla dolu aptal mailler arasında uzun zamandır görmediği bir isim fark etti.. Yüzünden bir gökkuşağı geçti.. Mesajı açtı.. Mesaj.. Bir tek kelimeden ibaret sayfalar dolusu bir mesaj.. “NASILSIN?”
Bir tek kelime ile ne kadar da çok soru sormuştu.. Zaten hiç uzun uzun konuşmamışlardı ki.... Herkesle saatlerce sohbet edebilen kadın ,bir tek Onunla sohbet edememişti..O hep uzakta durandı.. Esprilerine sadece tebessüm eden,sorularını birkaç kelimeyle geçiştiren...Şimdi de sadece “nasılsın” diyordu.. Aylardır biriktirdiği onlarca soruyu zavallı bir “nasılsın”ın sırtına yüklemişti.. Gülümsedi kadın..
……..


Şehir:İstanbul
Mekan:Önemsiz


Yaklaşık otuz –otuzbeş kişilik bir grup, o gece kadın için orda toplanmışı.. Gidiyordu kadın.. Ayaklarını sürüye sürüye belki ..Ama gidiyordu işte..


Mekanın kocaman pencerelerinden sevdalısı olduğu şehir arz-ı endam ediyordu yine.. Mavi boynuna taktığı ışık ışık kolyesi göz kırpıp duruyordu kadına.. Kadın, gözlerin kaçırıyordu yine.. Bakamıyordu.. Bakarsa gidememekten korkuyordu..


Gece, Onun gecesiydi.. Masaları geziyordu tek tek.. Her zaman olduğu gibi, kahkahalar patlıyordu oturduğu masada.. En güzel maskesini takmıştı bu gece.. Bu gece kimse gözlerindeki hüznü görmeyecekti.İstanbul bile..


-Deli misin sen? Ne işin var taa oralarda..
- Tebdil-i mekânda ferahlık vardır..
-Saçmalıyorsun..
-Niye ki? Ohh, kafamı dinlerim mis gibi.. Trafik yok, iş yok .. En güzeli siz yoksunuz..
(dil çıkarır karşısındaki kadına) Bıktım sizden yaa.. Düşün yakamdan ..Siz sefiller, ay kapamalarında perişan olurken, ben organik domates işine başlayacağım hem..Size de yollarım ,canım benim..
-Salaksın sen..
-Iı ıhh. Solağım.. Tamam kabul, iğrenç espriydi..


Konuştuğu kadının yanında oturuyordu O.. Mekan ,rum müzikleriyle inliyordu.. Bir saniyeliğine göz göze geldiler.. Duyamadığı bir sesle fısıldayıvermişti.. Dudaklarını okudu kadın.. GİTME.. Ne yana bakacağını bilemedi..Başını eğdi ,önündeki rakı kadehine uzun uzun baktı..İçinden ne geçridi bilinmez.. Kadehini pencereye doğru uzattı.. “Senin şerefine sevgili…”


Sonra usulca kalktı masadan.. Lavaboya koştu... Kimse görmemeliydi güzlerindeki bulutu.. Aynaya bile bakmadı..Gözlerini kendisinden bile sakladı..Derin derin nefes aldı..Yüzünü yıkadı.. Maskesini kontrol etti.. “Fena değil”diye geçirdi içinden..Bu geceyi kazasız belâsız atlatabileceğine emin olunca, tuvaletten çıktı..


Kapının karşısındaki duvara yaslanmış duruyordu.. “N’olur bir şey söyleme” dercesine baktı kadın.. Yaslandığı duvarın altında kaldı adam..GİTME dedi bir kez daha… Tam , kadına doğru bir adım atacaktı ki, birileri seslendi kadına.. Kadın önce kalabalığa, sonra Ona baktı.. Omuzlarını çekti küçük bir çocuk gibi.. “Hayat işte” dercesine buruk bir gülümsemeyle geçti adamın yanından.. Bir el tuttu kolunu, döndü.. “Ben…” dedi adam.. “Sus” dedi kadın..Kolu tutan el gevşedi.. Kadın, kaçarcasına döndü kalabalığın arasına..
Adamın cümlesini bilmedi..
Bilmek istemedi…


….

“Nasılsın?”


Aylar sonra yine tek bir kelime ile gelmişti adam.. Nasılsın diyordu..
Nasıl olduğunu anlatamazdı kadın ,bunu biliyordu..
Yine kaçırdı gözlerini..
Kaçamak bir cevapla yanıtladı adamın sorusunu, bir tek kelime ile..
Kadın sadece “SEN?” dedi…


Üryan



Ali

Namluya dayanır yola dalarsın
Duruşun bakışın yaman be Ali!
Boşuna tetiği ne kurcalarsın?
Var daha ateşe zaman be Ali!

Yıllanmış bir çınar pusuluk yerin,
Neredeyse gelecek beklediklerin.
Var iki adımlık canı kaderin
Desene işleri duman be, Ali!

O’nu sen büyüt de söğüt boyunca
Kendini ellere versin o gonca.
Sözüme kanmadın bunu duyunca,
Gönlündü gözünü yuman be Ali!

Geldiler beklenen çiftler ormana,
Duruyor iki genç ne hoş yanyana
Bir kurşun kadına, bir de çobana,
Çınlasın yıllarca orman be Ali!

Görünce uzanmış yar kucağına,
Boynunu dolamış zülfü bağına,
Kurşunu kahpeye atacağına
Kendine çevirdin... Aman, be Ali! 

Faruk Nafiz Çamlıbel

Gece Derin Karanlıktır

Bir telefon bekler
Bir kafede
Bir rastlantı bekler

İstanbul'da
Büyük aşkların yaşanacağı
Geceleri vardır
Eylül'dedir bu
Rüyalara inanır
Kahve falına inanır
Akasya falına inanır
Önce akasya yaprakları
Sararır
Bir rastlantı
Her zaman vardır
Bir mucizeye inanır

Çağrışımlar
Yalnızlığı anımsatır
Aşklar
Büyük yalnızlıkla başlar
Gece derin karanlıktır
Hava aydınlandığında
Yalnızlıklar gider
Aşklar
Başka bir mucizeye
Kalır


Atilla Birkiye


Yüreğim Senden Yana

Bir şiiri arıyorum
Hiç yazılmamış bir şiiri
Odamda yalnızım
Gecenin koyu karanlığı adın
yanıbaşımda

Gözlerini arıyorum
Öpülmemiş gözlerini
Çıplaklığını arıyorum
Dokunamadığım çıplaklığını
Hiç ağlamadım teninin esmerliğine
Gözyaşlarım acıtmaz narin bedenini
kederli ama samimi

Bir kez ellerin
Biten günün mutlu sesi
yine sonbahar yine benimleydi
Bakışlarını arıyorum
Doğu rüzgârı bakışlarını
kurak ama samimi
Kışın sıkıntısını yaşıyorum
Yüzün uzaklarda
Sabrım ancak son bulabilir
dudaklarında
Dudakların hayal mi

Susuzluğunu yaşıyorum
Adına bir çöl prensesi
Adını haykırıyorum
koyu karanlığa
Yalnızca kar tanecikleri
duyan sesimi

Güzelliğini saçlarının ardına
saklama

Hani nasıl denir
Sizin oralarda
Yüreğim senden yana


Atilla Birkiye

İki Damla Gözyaşı

Aşk şarkıları uçuşuyor karanlıkta
Bir adam elinde rakı kadehi
Bir kadını beklemeyi yudumluyor
Islak kirpikleriyle gelmesini
                                       yudumluyor
Belleğine düşmüş bir kere
Yüreğine de

Adam içiyor, içiyor
Kadın gelmiyor, gelmiyor
Gözleri içeri süzülen
Kapının solgun ışığında
Kadın parlak günışığı oysa
Kadın saatlerce yok ortada
Uzun kızıl saçlarıysa hiç yok

Adam kadının gözyaşlarını siliyor
İki damla masaya düşüyor
Kadının ellerini tutuyor, tutuyor
Dudaklarından öpüyor, öpüyor
Yok bu, o gece değil
Çünkü kadın gelmeyecek

Gelmeyen kadın sensin
Rakılı adam ben
Aşk şarkıları uçuşuyor karanlıkta
Eşlik ediyorum oldum bittim
                                       uyumsuzca
Söylemiştim diyeceksin
Yine gelmeyeceksin
Belki yarın gece, sonra belki
Adam rakısını yudumluyor
Kadının dudaklarını yudumluyor
Masada hâlâ, iki damla gözyaşı
                                                  Duruyor

Atilla Birkiye
Kaynak: http://www.atillabirkiye.com/icerik-iki-damla-gozyasi.html

08 Mart 2014

zatürre

bana o yirmi bir günden geriye
boşalmış ampuller, blisterler
aynı cepheden fotoğrafları kalıyor
duman olmuş ciğerlerimin
iki büklüm koridorlar ve fıtık
müşahede odaları: sarı kırmızı yeşil
doktorun aksanlı sesi sırtımda:
-sol taraftaki hırıltıyı hiç beğenmedim


aramıyorsun...
ciğerlerim koparcasına öksürüyorum
beni aramıyorsun
saçlarım yapış yapış ter içindeyim
sen o yirmi bir günün on yedisinde de...
beni aramıyorsun ve başıma ne geliyorsa
…………………………………… değil
kollarım yeterince uzun olmadığı için geliyor
uzanıp tutmak/ tutup çekmek/ çekip almak/ seni
havlumu sırtıma tek başıma koyamadığım için
telaşla yastığa dolanan nefes
gece üç: su diye inlemeler
kollarım uzun upuzun olmadığı için
nolur gel ve sımsıkı sarıl
moraran tırnaklarımdan geçeceğiz


ben o on yedi gün boyunca solgun yüzüme bakıp
demode bir nakarattan kestiğim solgun yüzüm’e
bakıp bakıp; ohooo ne kahırlar böyle yattığım yerde
-ayıpsa ayıp-
dünya yıkılıyordu be cancağızım
yedi milyar insan içinde ben
benim nefes alamamam ne ki
dünya diyorum
beni aramıyorsun
dünya neden umurumda olsun ki

oysa tam zamanıydı
yumruk gibi bir şiir bile mümkündü
çünkü doğru zaman doğru zemin ve ben
yani mısır’da bombalar
vahşet vahşet fotoğraflar suriye’den
ambargoda çocuklar ölüyordu
yâ leytenî küntü turâbâ
iştahlı ağızlar bıkıp utanmadan:
neden şimdi / bakalım gerçek mi / kaç kişi
ağızlar cancağızım kocaman boş boş
açılıp kapanıyordu
sanki dünyayı yutsalar doyacakmış gibi


yumruğumu sıkmış yatak döşek
avucunu bekliyordum bu defa
biz ikimiz... inatla…
daha büyük bir yumruğumuz olsun diye…
sesin odanın ortasına -tam da şimdi- düşsün diye
her gün her saat başı on dakikada bir
alt yazı geçiyordum hali pür melalimden
öyle bir geldin
incecik bir oku göğsünden gerip bana fırlattın
bir baba ve oğul
bir oğul; babasının uykusunu kemiren
geriye iyiliklerini bir de fena susuşunu…

rakamlara bu kadar takılma
diyelim ki on yedinci gün
ve hâlâ aramıyorsun. saat: sıfır iki sıfır altı



Dilek Kartal
İtibar Dergisi Mart 2014

Anaflaksi: Allerjik Şok

ANAFLAKSİ: ALLERJİK ŞOK

TANIM:
Alerjinin en korkulan, en ağır ve tehlikeli şekli olan anaflaksi, vücudun tümünü ilgilendiren yaygın alerjik reaksiyonlara bağlı olarak gelişir. Anaflaksi, alerjik şok ismiyle de bilinir; erken tanınıp acil olarak tedavi edilmediğinde kişiyi şok ya da ölüme kadar götürebilir. Gazetelerde okuduğumuz Penisilin iğnesi yapıldı, yaşamını yitirdi veya Arı sokmasından öldü... gibi olayların nedeni hep anaflaksidir. Ülkemizde her yıl ortalama olarak 100 kişinin anaflaksiden dolayı yaşamlarını yitirdikleri söylenebilir.

ANAFLAKSİNİN SEBEPLERİ:
Anaflaksiye sebep olabilen pek çok madde vardır:

İlaçlar (penisilin, sefalosporin ve diğer antibiyotikler; aspirin, ağrı kesici ve romatizma ilaçları, lokal anestezikler, röntgen çekilirken kullanılan kontrast maddeler...)

Serumlar ve aşılar

Kan ve kan ürünleri

Yiyecekler (Yumurta, süt, domates, fıstık, deniz ürünleri...)

Yiyeceklere konan katkı maddeleri

Bozulmayı önleyici maddeler (Sülfitler)

Renklendiriciler (Tartrazin)

Tat vericiler (Glutamat)

Fiziksel etkenler: Egzersiz, soğuk

Çeşitli maddeler: Lateks, sperm

ANAFLAKSİNİN BELİRTİLERİ:
Anaflaksi, kişinin duyarlılığına ve alınan alerjenin miktarına göre değişik tablolara neden olur. Başta deri, alt ve üst solunum yolları, dolaşım ve sindirim sistemi olmak üzere pek çok organ sistemine ait belirtiler ortaya çıkar.
Anaflaksi, çok ani olarak ortaya çıkan bir durum olduğu için sadece doktorlar tarafından değil, herkesçe bilinmesi, tanınması ve ilk acil müdahalenin hemen yapılması, hastanın yaşamının kurtarılması bakımından çok önemlidir. Alerjenin alım yolu ve vücuda giriş hızı da anaflaksinin ağırlığını belirleyen önemli faktörlerdir. Mesela, penisilin iğnesi penisilin hapına göre çok daha ağır bir anaflaksiye yol açar!
Anaflaksi belirtileri, alerjenle karşılaşıldıktan hemen birkaç dakika sonra başlar, 15-20 dakikada zirveye çıkar ve 1 saat içinde de azalmaya yüz tutar. Anaflaksi, bazı kişilerde belirtiler tamamen kaybolduktan 8-24 saat sonra tekrarlayabilir. Bu nedenle, anaflaksi saptanan bir kişinin en azından 24 saat süreyle doktor gözetimi altında kalması gerekir.

ANAFAKSİNİN GELİŞİMİ VE TEHLİKE SİNYALLERİ:
Anaflakside, solunum ve dolaşım sistemini ilgilendiren belirtiler ciddi bir krizin işaretleridir.
Solunum sistemi belirtileri: Burunla ilgili olarak kaşıntı, su gibi akıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı... gibi belirtiler vardır. Ses tellerinin şişmesi (gırtlak ödemi), ses kısıklığı ve konuşma güçlüğü yaratabileceği gibi, bu darlığın çok fazla olması nefes alıp vermeyi güçleştirir, hatta tamamen imkansız kılar ve ölüme neden olur.
Bazı hastalarda ise astımlılarda olduğu gibi inatçı öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı gelişir.Dolaşım sistemi belirtileri: Çarpıntı, düzensiz ve hızlı kalp atışları, göğüs ağrısı, baş dönmesi.. vardır. Kan basıncının düşmeye başlaması ciddi bir anaflaksinin habercisidir. Yaşlı hastalar kalp krizi de geçirebilirler.
Sindirim sistemi belirtileri: Karında kramp tarzında ağrılar, bulantı, kusma, karında şişkinlik ve gerginlik, ishal ortaya çıkar.
Diğer belirtiler: Bu sistemlere ait belirtilerden başka birçok hastada, terleme, idrar kaçırma, baş ağrısı, şuur bozukluğu, halüsinasyon.. görülür.
Anaflakside ölüm: Anaflakside ölüm nedeni gırtlak ödemi veya inatçı tansiyon düşüklüğü veya kalp krizidir.

ANAFLAKSİ TEDAVİSİ:
Anaflaksi çok acil bir durumdur. Kişiye hemen girişimde bulunulmadığı zaman kısa zamanda ölüme sebep olabilir. Bu sebeple, anaflaksi belirtileri saptanır saptanmaz bir taraftan en yakın doktor veya hastaneye ulaşılmaya çalışılırken, diğer taraftan yapılması gereken bazı işlemler vardır.

Alerjenin vücuda girdiği yer belli ise (Arı sokmasında olduğu gibi!), o bölgeye hemen turnike yapılarak zehirin kana karışması engellenir. Varsa, arının iğnesi çıkartılır.

Kişi sırtüstü yatırılır ve bacakları yukarı kaldırılır. Bu sayede beyin ve kalp gibi önemli organlara daha fazla kan gitmesi sağlanır.

Hasta sıcak tutulur.

Mümkünse oksijen verilir.

Anaflakside yaşam kurtarıcı ilaç ADRENALİNdir. 1:1000lik adrenalin, 0,3-0,5 ml dozunda 20 dakika arayla cilt altına zerk edilir.

Anaflaksi tedavisinde yararlanılan diğer ilaçlar kortizon ve antihistaminiklerdir. Astım krizi belirtileri olan hastalara bronş spazmını azaltan nefes açıcı ilaçlar da verilmelidir.

Kan basıncı düşük olan hastalara hem kan basıncını yükselten ilaçlar (vazopressörler) hem de damar yoluyla sıvı uygulanır.

Gırtlak ödemi nedeniyle asfiksi (boğulma) belirtileri gösteren hastalara nefes alabilmeleri için acil trakeostomi (ana nefes borusuna dışarıdan delik açılması) gerekir.

ANAFLAKSİDEN KORUNMA:
Daha önce anaflaksi geçirmiş olanlar, durumlarını bildiren bir kart veya künye taşımalıdırlar.

Anaflaksi nedeniyle ölüm tehlikesi atlatanların yanlarında sürekli olarak adrenalin bulundurmaları gerekir. Bu kişilere adrenalini hangi durumda, nasıl uygulayacakları da öğretilmelidir.

Anaflaksiye neden olan etkenlerden (ilaç, yiyecek...) uzak kalınmalıdır.

Anaflaksi tanımlayan hastalara iğne şeklindeki ilaçlardan çok hap veya şurup verilmelidir.

Anaflaksi tanımlayan hastalara ß-bloker sınıfı ilaçlar verilmemelidir.

En azından 24 saat süreyle doktor gözetimi altında kalması gerekir.


Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta


Her yaşta olabilir
Ani başlangıçlı ve hızlı seyirlidir.
Tüm sistemleri etkileyebilir. Şiddeti : hafif ve kendini sınırlayıcı olabildiği gibi hızla ölüme yol açabilir


Çoğu hastalık için hekimin düşünme, tahlil isteme, sonuçlarını görme ve karar verme şansı bulunurken; anafilaksi söz konusu ise bunlar önemini yitirir.


Genellikle tetikleyici etkenle karşılaştıktan sonra 5-30 dk içinde gelişir.
Ağız yolu ile alınan bir etken ise bu süre 2 saate kadar uzayabilir.


Alerjik Aciller-Reçete Günleri
Olgularla

Prof. Dr. Aytül Z. Sin
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı
Alerji ve İmmünoloji BD

https://docs.google.com/presentation/d/1wTmyWbaEMMbAQDXOtnZY6sXJ2VAx8lnenzcrbMQnNBQ/edit?usp=sharing

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal S...