06 Ekim 2014

Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu

Ey aşk! Ateştir senin nesebin...
Niteliğin dumandır kaynağın ise rüzgar 
Su tufana dönüştü toprak da küle 
Senin kokunla ateş rüzgara karıştı 
Şirin’siz her saray bisütûn gibi viranedir 
Ferhat’sız her dağ bir saman çöpüdür rüzgarda 
Yedi nesil öteye tüm atalarımız gâmdı 
Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu 
Rüzgar esince toprağımızdan senin kokun geliyor 
Sadece Sen kalacaksın; biz hepimiz gidince.


Kayser Eminpur

Kıyam'et

zemheride kalan güllere ithaftır...


bismillah
aşk bizi kıyama mühürledi

yüzümü kanamalı bir düşten soyup
durdum divana
aşk'ul ekber
aşk'ul ekber
adım adına meczeylenen ayet

de ki:
acıya, verdiği biçime
ve şiire andolsun;
su, ezelden ebede eksilmeyen huzur
du!rma
taşarken bahçelerimden ayışığı
kırılsın kaderin kedere aşina yazgısı

ömrüne yeni baştan isim biçen terzi
göğsümü uyuturken sende
ör beni sonsuza uzanan ellerinle

varlığım: mülkü sen olan hurufât
şerhi kaburgana düşülmüş biat

süzdüm ruhumu: nefs ve akrep'ten tasvir
ismin; göğümün üstünde, göğsüm avlusunda zikir.


Sümeyye Şeker

Ah Kuşu

Ah bir kuş ismidir kalbimizde yaşar

Kardan bir çocuk ellerinde yoğrulmuş
eriyen o değil sesimdir dilim gittikçe peltek
ömrümün kaç günü dizlerinin dibi
benim hatıra diye biriktirdiğim sevgilim
büyük harflerle konuşuyor dünya
sakla beni hırkana kendine topla


Sümeyye Şeker

Söyle Peki Sen Hiç

Peki
bir kiraz çiçeğini durup dinledin mi hiç
sevgiliye şarkılar söylerken dinledin mi…
Garip bir derviş gibi yanıp inledin mi hiç
acıyı gönülde bal
eylerken inledin mi…
 
Peki
bir hayatın kışında kürek salladın mı hiç
kayalıklar içinden güneşli yollar açan…
Kalbini uzaklara söyle yolladın mı hiç
tılsımlı yağmurlarda
kelebek olup uçan…
 
Peki
bir yaz günü yağmurda söyle ıslandın mı hiç
kucağında bir şimşek ile yeşil kırlarda…
Gökkuşağını görüp mutluluk sandın mı hiç
gülüşün ağlayışın
sel oldu mu art arda…
 
Peki
güneşi ellerinle göğünden aldın mı hiç
kalbinde aydınlığı her an taşımak için…
Ömrünü ağıt gibi acıya saldın mı hiç
neler feda ettin ki
söyle yaşamak için…
 
Peki
ateşten deli dolu rüzgarın oldu mu hiç
sığdı mı yüreğine o kocaman kâinat…
Takvimlerin soldukça dün yarın oldu mu hiç
sevindin mi hiç söyle
onca acıya inat…


Teodora Doni




Boynun Issız Bir Yurt Gibi

suyum yok ey gecenin meleği nice susadım
- sus yazıcı ırmak senin içinde
yüreğinden çok su içtin kanmadın


sesim yok ey ulular ulusu konuşmayı özledim
- ey sözünü boğan dilsiz
yeryüzünü sustun ıssız yurda çevirdin


ışığım yok ey boşluğun bekçisi çok acıyor gözlerim
- kendi kandilini göremeyen kör
içine yanan mumlara pervane oldun


bedenim yok ey ay yapıcısı kadınıma gideyim
- unut seni dirilten yasak sevişmeleri
bundan geri suya dönüştü tenin


şiirim yok ey güzel harf defterime yazayım
- var git oğlan sürgün ol kalp ülkesine
kalemi boynuna kırmışlar senin


Haydar Ergülen

Serin Oluyor Artık Akşamlar

Aynadaki yüzümle gittim bırakıp hüznümü aynada
şimdi kendini seyrediyor herkes hüznün aynasında.

İşte güz! Vakit dar
giderek eksilirken içimde bir şeyler, baktım eskimiş
yalnızlık da.

Ey zamana hükmü geçen şaman!
Güller deren yazlardan geçtim güzü bağışla bana,
bana bağışla güzü, sürdür,
güzü örseleyen rüzgârı beklet, kışı ertele, vakit dar.

Giderek eksilirken içimde bir şeyler, baktım eskimiş
yalnızlık da
serin oluyor artık akşamlar.

Aynadaki yüzümle gittim bırakıp hüznümü aynada
şimdi kendini seyrediyor herkes hüznün aynasında.


Oya Uysal

Güzelleme

kim dokunduysa
güzel büyümüş

bir ince çizgiyle
bir güzel çizmiş

havada su sesleri
sarı yıldızları

kim sulamışsa
bakır kumruları

duru su kokusunu
dudakları vapurları

kim öptüyse
güzel öpmüş

bu kadar güzel
pes pembe

ten rengiyle
ne güzel öpmüş


Halim Yazıcı