42
aşk daha yoğundur unutuştan
daha ince hatırlayıştan
daha seyrek ıslak bir dalgadan
daha sık becerememekten
odur en çılgın ve aysı
ve daha az olmayacaktır
tüm denizlerden, ancak o
daha derindir denizlerden
aşk daha az süreklidir başarıdan
daha az hiçtir canlı olandan
daha az büyükçe ilk başlayıştan
daha az küçükçe bağışlamaktan
odur en sağlıklı ve güneşsi
ve daha çok nasıl ölsün o
tüm göklerden, yalnız odur
göklerden daha yüksek olan
e. e. cummings
Çev: Suphi Aytimur
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
31 Ekim 2014
Tahmîs-i Gazel-i Nevres (Hüznî)
Fevvare-i derûndan dil intibâh olaydı
Tesir-i sûz-ı âha âdil güvah olaydı
Aşkın mezakına hem zerre âgâh olaydı
Sinemde ger mü'essir bir dûd-ı âh olaydı
Ruhsârını yakardım ger gökte mâh olaydı
Cismimde tab olaydı başka kârı niderdim
Ferhad u Kays’dan evvel aşk katarın yiderdim
Sultân-ı aşka kadar ifşâ-yı raz ederdim
Evvel senin elinden şekvâya ben giderdim
Âlemde âşıkana bir dâd-hâh olaydı
Tatar-ı aşk u sevdâ her taraftan gelirmiş
Nakdine-i şu’urun yağma eder alırmış
Vadi-i aşkta müdam hayran olup kalırmış
Zülfün görenlerin hep bahtı siyâh olurmuş
Tek zülfünü göreydim bahtım siyâh olaydı
Feryadı arşa sütün kılmakla tali-i dun
Gayet zebun-ı gerdun vahdette hal diğer gûn
Çeşm-i alude-i hun dal oldu kadd-i mevzun
Olmazdı kalb-i mahzûn tâ böyle zâr-ı Mecnûn
Çeşmin kılaydı efzûn zülfün penâh olaydı
Mecnûnu sebkat ettim aklın tetebbu’undan
Ferhadı mağlub ettim tişe tereffu’ından
Lütfun bana gerekmez geçtim tecemmu’undan
El çektim ey vefâsız vaslın temettu’undan
Ruyına bari bende tab-ı nigâh olaydı
Kasd eylemek rakîbe kûyunda pek günehmiş
Ben hasmım öldüreydim koy bir günah olaydı
Leşker-i dûd-ı âhla üftâde verse varın
Ebruyu şâh-ı merdân çekseydi zülfikarın
Müjgânımız alaydı sâlâr-ı ceyş kararın
Hattın Habeş kuluyla alsaydı Fes diyarın
Zülfün sevad-ı Çîn’e tek pâdişah olaydı
Hân-ı semahatından zerre ata göreydim
Bir nim nigâh tebessüm yâ merhaba göreydim
Sâye-i lütfunuzda bir an sefâ göreydim
Ömrüm içinde senden ger bir vefâ göreydim
Razı idim gamınla ömrüm tebâh olaydı
Müşkil hezara eyvâh düşmek cüda gülünden
Mecnûn olan bırakmaz Leylâ’sını dilinden
Hüznî visâl haberin bekler cânân ilinden
Güçmüş murada ermek Nevres vefâ yolundan
Ey kâş kûy-i yâre bir başka râh olaydı
Osman Nevres
Tesir-i sûz-ı âha âdil güvah olaydı
Aşkın mezakına hem zerre âgâh olaydı
Sinemde ger mü'essir bir dûd-ı âh olaydı
Ruhsârını yakardım ger gökte mâh olaydı
Cismimde tab olaydı başka kârı niderdim
Ferhad u Kays’dan evvel aşk katarın yiderdim
Sultân-ı aşka kadar ifşâ-yı raz ederdim
Evvel senin elinden şekvâya ben giderdim
Âlemde âşıkana bir dâd-hâh olaydı
Tatar-ı aşk u sevdâ her taraftan gelirmiş
Nakdine-i şu’urun yağma eder alırmış
Vadi-i aşkta müdam hayran olup kalırmış
Zülfün görenlerin hep bahtı siyâh olurmuş
Tek zülfünü göreydim bahtım siyâh olaydı
Feryadı arşa sütün kılmakla tali-i dun
Gayet zebun-ı gerdun vahdette hal diğer gûn
Çeşm-i alude-i hun dal oldu kadd-i mevzun
Olmazdı kalb-i mahzûn tâ böyle zâr-ı Mecnûn
Çeşmin kılaydı efzûn zülfün penâh olaydı
Mecnûnu sebkat ettim aklın tetebbu’undan
Ferhadı mağlub ettim tişe tereffu’ından
Lütfun bana gerekmez geçtim tecemmu’undan
El çektim ey vefâsız vaslın temettu’undan
Ruyına bari bende tab-ı nigâh olaydı
Kasd eylemek rakîbe kûyunda pek günehmiş
Ben hasmım öldüreydim koy bir günah olaydı
Leşker-i dûd-ı âhla üftâde verse varın
Ebruyu şâh-ı merdân çekseydi zülfikarın
Müjgânımız alaydı sâlâr-ı ceyş kararın
Hattın Habeş kuluyla alsaydı Fes diyarın
Zülfün sevad-ı Çîn’e tek pâdişah olaydı
Hân-ı semahatından zerre ata göreydim
Bir nim nigâh tebessüm yâ merhaba göreydim
Sâye-i lütfunuzda bir an sefâ göreydim
Ömrüm içinde senden ger bir vefâ göreydim
Razı idim gamınla ömrüm tebâh olaydı
Müşkil hezara eyvâh düşmek cüda gülünden
Mecnûn olan bırakmaz Leylâ’sını dilinden
Hüznî visâl haberin bekler cânân ilinden
Güçmüş murada ermek Nevres vefâ yolundan
Ey kâş kûy-i yâre bir başka râh olaydı
Osman Nevres
Vazgeçmedim
Ben, yine de vazgeçmedim seni sevmekten.
Eskisi gibi değil ama.
Biraz buruk, biraz küs, biraz sitemkâr seviyorum artık seni...
Dudaklarımı ısırıyorum artık adın geçince.
Kavga falan çıkarıyorum.
Eskisi gibi sakin değilim ama olsun...
Eskisi gibi değil ama.
Biraz buruk, biraz küs, biraz sitemkâr seviyorum artık seni...
Dudaklarımı ısırıyorum artık adın geçince.
Kavga falan çıkarıyorum.
Eskisi gibi sakin değilim ama olsun...
Cezmi Ersöz
Seni seven âşıkların
Seni seven âşıkların
Gözü yaşı dinmez imiş
Seni maksud edinenler
Dünya ahret anmaz imiş
Gönlün sana verenlerin
Eli sana erenlerin
Gözü seni görenlerin
Devranları dönmez imiş
Ölmez imiş âşık canı
Hiç çürümez imiş teni
Aşk her kimi kıldı fâni
Ana zeval ermez imiş
Aşkına düşen canların
Yolun’ ateş verenlerin
Aşka bülbül olanların
Kimse dilin bilmez imiş
Aşkın ile bilişenler
Senin ile buluşanlar
Sen maşuka erişenler
Ezel ebed olmaz imiş
Eşrefoğlu Rumî senin
Yansın aşkın odun canın
Aşk oduna yanmıyanın
Kalbi sâfî olmaz imiş
Gözü yaşı dinmez imiş
Seni maksud edinenler
Dünya ahret anmaz imiş
Gönlün sana verenlerin
Eli sana erenlerin
Gözü seni görenlerin
Devranları dönmez imiş
Ölmez imiş âşık canı
Hiç çürümez imiş teni
Aşk her kimi kıldı fâni
Ana zeval ermez imiş
Aşkına düşen canların
Yolun’ ateş verenlerin
Aşka bülbül olanların
Kimse dilin bilmez imiş
Aşkın ile bilişenler
Senin ile buluşanlar
Sen maşuka erişenler
Ezel ebed olmaz imiş
Eşrefoğlu Rumî senin
Yansın aşkın odun canın
Aşk oduna yanmıyanın
Kalbi sâfî olmaz imiş
Eşrefoğlu Rûmî
İstanbul'un Fethini Gören İstanbul
Üsküdar, bir ulu rü'yâyı görenler şehri!
Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri,
Hepsi der: "Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?
Bizim İstanbul'u fethettiğimiz mutlu günü!"
Elli üç gün ne mehâbetli temâşâ idi o!
Sanki halkın uyanık gördüğü rü'yâ idi o!
Şimdi beşyüz sene geçmiş o büyük hâtıradan;
Elli üç günde o hengâme görülmüş buradan;
Canlanır levhası hâlâ beşer ettikçe hayâl;
O zaman ortada, her sâniye, gerçek bir hâl.
Gürlemiş Topkapı' dan bir yeni şiddetle daha
Şanlı nâmıyle "Büyük Top" denilen ejderha.
Sarfedilmiş nice kol kuvveti gündüz ve gece,
Karadan sevkedilen yüz gemi geçmiş Halic'e;
Son günün cengi olurken, ne şafakmış o şafak,
Üsküdar, gözleri dolmuş, tepelerden bakarak,
Görmüş İstanbul'a yüzbin meleğin uçtuğunu;
Saklamış durmuş, asırlarca, hayâlinde bunu.
Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri,
Hepsi der: "Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?
Bizim İstanbul'u fethettiğimiz mutlu günü!"
Elli üç gün ne mehâbetli temâşâ idi o!
Sanki halkın uyanık gördüğü rü'yâ idi o!
Şimdi beşyüz sene geçmiş o büyük hâtıradan;
Elli üç günde o hengâme görülmüş buradan;
Canlanır levhası hâlâ beşer ettikçe hayâl;
O zaman ortada, her sâniye, gerçek bir hâl.
Gürlemiş Topkapı' dan bir yeni şiddetle daha
Şanlı nâmıyle "Büyük Top" denilen ejderha.
Sarfedilmiş nice kol kuvveti gündüz ve gece,
Karadan sevkedilen yüz gemi geçmiş Halic'e;
Son günün cengi olurken, ne şafakmış o şafak,
Üsküdar, gözleri dolmuş, tepelerden bakarak,
Görmüş İstanbul'a yüzbin meleğin uçtuğunu;
Saklamış durmuş, asırlarca, hayâlinde bunu.
29 Ekim 2014
Resmim İçin
Ne saâdet, hani ondan bile mahrûmum ben.
Daha bir müddet eminim ki hayâtın yükünü,
Dizlerim titreyerek çekmeye mahkûmum ben.
Çöz de artık yükümün kördüğüm olmuş bağını
Bana çok görme, İlahî, bir avuç toprağını!...
Mehmet Akif
Gürültülü Şiir
sakin olun bayım
bakın ölüyor herkes
sessiz olun lütfen
bakın hep yarım kalıyor gürültünüz
yavaş sevin bayım
bir gelincik çiçeği okşar gibi
usul essin içinizdeki rüzgâr
mağlup olmayı öğrenin bayım
ne kadar yenilseniz
o kadar hazır olursunuz büyük yenilgiye
sakin ölün bayım
bakın ölüyor herkes
sessiz olun lütfen
bakın hep yarım kalıyor gürültünüz
yavaş sevin bayım
bir gelincik çiçeği okşar gibi
usul essin içinizdeki rüzgâr
mağlup olmayı öğrenin bayım
ne kadar yenilseniz
o kadar hazır olursunuz büyük yenilgiye
sakin ölün bayım
Dinçer Ateş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






