27 Haziran 2015

İhvaniye

Seyyid Hasan Hüseyn'ı'ye

Niçin akıl sahiplerine öğüt verelim?
Gelin aşktan söz edelim.

Bütün ibadetlerimiz alışkanlıktır
Ah, alışkansızlığa alışabilesem

Ne olur her namazdan sonra
Bir çiçek için iki rekât kılalım

Niyet ederken namaza
Gelincik çiçeğine yakınlık dileyelim

Ne olur her kunut duasında
Biraz da "dinle neyden" söz edelim

Ne olur aynalarda
Allah'ın güzelliğini ziyaret edelim

Ayrı mı yoksa dalga denizden
Niçin "tek"e "çok" hükmü verelim?

Çokluğun sonucudur dağınıklık
Gelin birlik alıştırması yapalım

Tıpkı "mahiyet" gibidir senin "varlık"ın
Niçin yeniden "asalet"ten söz edelim?

Eğer bizzat aşksa asıl sebep
Niçin "sebep olan" ile "sebep"i tartışalım?

Gel, duygu ve düşüncenin cebini
Sevgi ve şefkat çereziyle dolduralım

Gülşen-i Raz'la, Akl-i Sorh'le
Kimya-yı Saadet'le dolduralım

Geliniz, tıpkı Aynu'l-Kuzat gibi
Akıl ile din arasında hakemlik edelim

Onun geleneği ise yenilikçilik
Geleneğe yeniden göz atalım

Eskidi deme, "elest" ahdi
Geliniz, biatimizi yenileyelim

Kardeş, ne oldu kardeşlik geleneğine
Gel, kardeşlik ahdini yâd edelim

Kafiye zayıftır ya da hatalıdır de
Yeter bize, gel sade sohbet edelim

Allah'ım aydınlık bir gönül ver ki
Çiçek bahçelerini muhafaza edelim

Riayet et şöyle diyen aşığa:
"Gel, âşıklığa riayet edelim"


Kayser Eminpur
Çeviri: Prof. Dr. Ali Güzelyüz

Demavend Yayınları
İstanbul / 2013

Aşk Dilinin Grameri

Uzak dursun gönlün eteğinden aşkın eli!
Gönle hüküm vermek mümkün mü ki?

Denize hükmedebilir misin
Ki gönlün anmasın hiç sahili?

Mümkün mü "Dur" demek dalgalara,
Ya da durmasını emretmek rüzgâra?

"Özne"mize kim koyduysa "yüklem"siz
Şu aşk dilinin gramerini

İyi biliyordu elbette, keskin kılıcın,
Bir sarhoşun eline verilmeyeceğini.


Kayser Eminpur
Çeviren: Ali Güzelyüz

Tanıdık Rüya

Hayal keskisiyle yonttum ben seni
Yaptığım her heykelde gördüm ben seni

Gökten kucağıma mı düştü güneş?
Yoksa Allah'ın cennetinden çiçek gibi mi derdim ben seni?

Her çiçek kendine özgü renk ve kokuyla yeşerir bağda
Bütün çiçeklerden kokladım ben seni

Ömrümün gece ve gündüzünün tanıdık rüyası!
Çocukluğumun rüyalarında gördüm ben seni

Her açıdan gönlümün beğenisisin sen
Hem görerek hem görmeyerek beğendim ben seni

Güzelliğe tapması boşuna değil gönlümün
Zira bu sebepten taptım ben sana

Sessizlik dışında cevabın olmasa da
Her soruda herkese sordum seni

Şiirden, istiareden, teşbihten üstünsün sen
Senden başka kimseyle tartmadım seni


Kayser Eminpur
Ali Güzelyüz

Söylenmemiş Şiir

Hayır!
Aşkla işim yok benim!
Hiçbir şeyi, hiç kimseyi
    Sevmiyorum artık,
    Bu aralar.

Sanki
Tahammülü yok bu feleğin
     Bir gün dahi
     Seni ve beni
     Mutlu ve dertsiz görmeye.

Çünkü
     Neyi ve kimi daha çok seversen
Hatta bir sigarayı,
     Ya da zıkkımın kökünü bile
Esirger senden...

Öyleyse
Bütün varlığımla ben
                             Ölüme terk ettim kendimi
Ki felek,
Uğraşmasın benimle artık.
Bu yeni şiiri de
                              Söylenmemiş bırakıyorum...
Ki bir koku almasın felek...

Dedim ki
Aşkla işim yok benim!


Kayser Eminpur
Çeviri: Prof. Dr. Ali Güzelyüz

Demavend Yayınları
İstanbul / 2013

Kayser Eminpur

bir menekşeye gönülden baş sağlığı dileyelim
güvercinin yas törenine uğrayalım bir

Kayser Eminpur

Yağmurlu Şarkı 1

Uğradı gönle yeniden bir çocukluk üzüntüsü
Yavaşça süzülüyor bu üzüntüden bir şarkı

Pencerenin ardında çocukluğum gibi yağmur
Ağlamak istiyorum, bir bahane, Allah'ım!

Kayser Eminpur

26 Haziran 2015

Akşam Güneşi

Bakın, akşam güneşinin sıcağıyla evrim
Yeşiller içindeki kulübeleri nasıl parlatıyor!
O giderek çekilirken, Gün kurtuluyor,
Bize inip kaybolurken bile hayat veriyor.
Ah! Bir kanat yerden beni kaldırmıyor,
Ki ardından, hep peşinden yetişeyim!
Seziyorum sonsuz Akşam ışığında,
Issız alemi ayaklarımın altında,
Tutuşmuş tüm tepeler, yatışmış her dere,
Gümüş Çınar altın ırmaklara akıyor habire.
Yok, durduramadı ulvi bahtı engeliyle
Azgın Dağ tüm uçurum ve geçitleriyle;
Çoktan Deniz ısınmış koylarıyla birlikte
Aniden açıldı hayretle bakışların önünde.
Tanrıça artık tamamen batmaya yeltendi;
Yalnız, körpe sürgün birden irkildi,
Acele koştum, ezeli nurundan içmeye,
Önümde Gün silkindi, arkamda Gece,
Alem üzerimde altımda dalgalar.
Güzel bir rüya derken, o esnada o sıvıştı gizlice!
Aman, ruhun kanatlarına kolayca
Beden kanatı yoldaş olamayacak galiba.
Tabi herkese doğuştan verilir bu his,
Duygularıyla yukarı ve ileri dalınası,
Gökyüzünde, mavi semada kaybolmuş,
Şakıyan türküsünü Çayırkuşu gibi ötesi,
Dik çamların tepelerinin üzerinde
Kartal hayli açılmış hürce süzülürken
Ve hasretle tarlaların, göllerin üstünde
Turna vatanına ulaşmaya can atarken.


Johann Wolfgang von Goethe